Bu haber kez okundu.

Öğretmen değil, ücretmen

 

Freire, Türkiye'deki eğitim sistemini inceleyebilseydi, öyle zannediyorum ‘Ezilenlerin Pedegojisi’ne birçok ek daha yapardı. Ya da reddettiği "bankacı eğitim modeli"nin Türk eğitim sisteminde bu kadar yoğun ve bu kadar sistematize bir şekilde işlevselleştiğini görse; insanların bağımlılaştırılması bir yana, ‘bankacı eğitim sistemi’nde tıpkı öğrencileri saydığı gibi öğretmenleri de pasif, edilgen, nesneleşmiş varlıklar olarak kabul ederdi. Çünkü bugün Türkiye'de eğitim sisteminin, öğrencileri olduğu gibi öğretmenleri de özne durumundan çıkarıp onları nesneleştirmesi bu durumu kuşkusuz açıklayıcı kılıyor. Öyle ki, piyasalaştırılan eğitim sisteminde, eğitim sürecine katılan herkesin piyasanın insafına bırakılmış halde olması kimseye pek de şaşırtıcı gelmiyor...

Yapısal sorunlardan kaynaklı işsizliği ve işsiz kalmanın korkusunu sürekli ve sabit tutarak, insanların genel olarak "düzleştirilmesi"ni sağlayan bir sistem, öğretmenleri öğreten durumundan çıkarıp onları ücretlendiren bir tıkanıklığı doğurmakta gecikmeyecektir. Elbette, salt bu tıkanıklığa bağlı olmamakla beraber; işsizliğin verdiği umutsuzluğun, değersizliğin ve sürekli depresif ruh halinin etkilerini ele almak da yine bu ‘bankacı eğitim sistemi’ ile birlikte değerlendirilmeyi gerekli kılıyor.

Ücretmen
Ücretli öğretmenlik; tarihsel süreçte vekil öğretmenlik, yedek öğretmenlik gibi kodlanmışsa da şimdiki adı daha da ilginç, daha da gerçekçi bir tanımdır.(!) Çünkü, kadrolu olarak çalıştırılmayan, iş güvencelerinden yoksun bırakılan, ve uzamsal açıdan hiç itibar edilmeyen, çalışma saatleri belirsiz, yalnızlaştırılmış ve ataması yapılmayan bir öğretmenin ismi konulurken; belirli bir ücret karşılığında çalıştırıldığında, ancak "ücretli" denilmesi gerekiyordu... (Dershanelerde, özel okullarda ya da özel ders verilen yerlerde çalışan öğretmenlere, Milli Eğitimdeki gibi ücretli öğretmen deniliyor mu bilemiyorum, fakat bence Milli Eğitim isim konusunda daha samimi...)

Kadınların üç çocuk doğurmasının siyasi irade tarafından sürekli öğütleniyor olması yine bu ‘bankacı eğitim sistemiyle’ ve bu sistemle ücretlendirilen öğretmenle ve belirli bir ücret karşılığında durağan, verili, tamamlanmış gerçeklikteki bilgiyi alması beklenen öğrenciyle ilişkili gözüküyor. Çünkü, önceleri kapitalist hiyerarşinin alt basamaklarında yer alan insanlar, eğitimle birlikte toplumsal hareketliliğe katılabildikleri zaman ya küçük burjuva olmayı hayalleyen bir öğretmen ya da sınırları çizili bir bürokrat olabiliyorlardı. Ne var ki; artık piyasa, ne kadrolu çalışan öğretmen ne de “referansı” olmayan bürokrat istiyor. Artık, sayıları yüz binleri bulan ataması yapılmayan öğretmenlerin, TÜİK'in belirlediği yoksulluk ve açlık sınırının altında bir ücretle çalışmaları ve yaşamaları, onlara öğretmen yerine ücretli öğretmen isminin verilmesi, onların borçlandırılması, kredi kartlarına mahkum edilmesi; ‘bankacı eğitim sisteminin’ uzantısıdır ve bu uzantının sonucu olan üç çocuk- üç öğrenci ile alakalı bir çelişkiyi ortaya çıkarmaktadır.

Öğretmen
Dünyanın başka bir yerinde herhangi bir örneğinin var olup olmadığını bilmiyorum, fakat: felsefe grubu öğretmenlerinin verdiği dersleri din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerinin verdiği, sınıf öğretmenlerinin yerine kadrolu olarak ziraat mühendislerinin çalıştığı, sınıf öğretmenlerinin zihinsel engelliler öğretmenlerinin boşluğunu doldurduğu, felsefe grubu öğretmenlerinin rehberlik ve psikolojik danışmanlık yaptığı, tarih öğretmenlerinin tapu kadastrolarda arşiv memuru olduğu, fizik ya da kimya öğretmenlerinin polislik yaptığı bir gerçek...Örnekleri çoğaltmak mümkün... Ancak, kendi işini yapamayan öğretmenler bir yana kendi işini yapmak isteyen öğretmenlerin durumu hakikaten korkutucu... Çünkü, ailenin ya da toplumun ‘sıkıntı geçmişleri’ni bir kenarda tutsak bile, öğretmenlerin; kendi başına bırakılma halleri, sürekli işsiz kalabilme korkuları, düşük ücret, düşük meslek doyumu ve iş doyumları, her an çokça katılaşacak ruhsal kötürümleşmeleri, birikmiş öfkeleri ve bunlarla ilgili olan her şeyi de beraberinde yanına almaları, elim sonuçlara gebedir.

Bu elim sonuçlara ve bu sonuçların ortaya çıkmasına sebep olan ‘eğitimin bankalaştırılmasına’, eğitimcilerin hiçleştirilmesine acaba kimse dikkat çekmeyecek mi?

 

http://haber.sol.org.tr

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
öğretmen değil ücretmen

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber