Bu haber kez okundu.

Öğrenim özrünün bir gerekliliktir. MEB bunu bilip gerekli adımı atmalıdır

 Ülkemizdeki eğitimin yürütülmesi, planlanması ve işleyişi ile ilgili her türlü mevzudan birinci derece sorumlu bulunan Milli Eğitim Bakanlığı ne yazıktır ki öğretmenlerinin eğitim hakkını engellemeye devam etmektedir. Ne acıdır ki kendini mesleki anlamda ilerletmek isteyen eğitimcilerimiz, bu eğitim haklarından mahrum kalmaktadır. Oysa ki hukuk devleti ilkelerinin uygulandığı bir ülkede hiçbir mevzuat ve düzenleme anayasaya aykırı olamaz, olmamalı. Lakin Anayasamızın 42. Maddesinde belirtildiği üzere “Kimse, eğitim ve öğretim haklarından yoksun bırakılamaz” cümlesi çok net bir şekilde açık olmasına rağmen MEB tarafından bu hak öğretmenler için verilmemekte,bu sorun acil çözüm beklemektedir.Bunun için gerekli düzenlemeleri yapmak MEB’in görevidir. Ayrıca söz konusu mağduriyet diğer özür grubu tayinlerde de yaşanmaktadır. Bu işin çözümü Anayasal bir hakkı engellemek değil, öğretmenlerimizin bu hakkıyla ilgili mağduriyetini önleyecek şekilde gerekli düzenlemeleri yapmak olmalıdır. Adında “Eğitim” kelimesinin geçtiği bir Bakanlığın “Eğitim-Öğrenim Hakkı” vermemesi hukuk devleti ilkelerine uymamaktadır. Sözde konuyla ilgili beyanlarda bulunan sendikaların bu konuda işbirliği yaparak hukuki mücadele vermemelerinin gerekçesi öğrenim özrü mağdurları tarafından merak edilmekte ve anlaşılmayı beklemektedir. Yine MEB, her şehirde üniversite bulunduğunu ve eğitimcilerin görev yaptıkları yerdeki üniversitede eğitim yapmalarını savunmaktadır. Fakat unutulmamalıdır ki, her bölüm her üniversitede yoktur. Ayrıca öğretmenimizin alanı ile ilgili bulunduğu şehirdeki üniversitenin lisansütü programı bazen bulunmamakta, bu savunmalar anayasal hak olan eğitim öğretim hakkında yaşanılan mağduriyetleri haklı kılmaya yetmemektedir.



Öğretmenlik mesleği süreç itibarıyla diğer mesleklerden biraz daha farkındalık içerir. Nitekim askeri, polisi, doktoru, savcıyı ve daha birçok mevki ve makamda bulunan kişileri ve hatta Cumhurbaşkanlığına kadar ki tüm makamları yetiştiren ama kendi hep aynı yerde sayan yegane bir meslektir, öğretmenlik. Hele bugünlerde tartışılan bir konu var ki, içler acısı bir durum... Bugüne kadar hiç kimse sözleşmeli polis, sözleşmeli doktor, sözleşmeli savcı vb. hiçbir meslek duymazken onları yetiştiren kutsal bir meslek olan öğretmenliğin sözleşmelisi gelmiştir ki ne acı bir durumdur...

Öğretmenlik mesleği gereği üç şeye sahip olmanız gerekir. Birincisi Genel Kültür birikimi, ikincisi formasyon bilgisi ve üçüncüsü alan bilgisi yani meslek bilgisidir. Bir Coğrafya Öğretmeninin Coğrafya ile ilgili ihtisas yapmasını yadırgamamak lazım ya da başka bir örnekle bir Matematik Öğretmeninin kendi alanıyla ilgili ihtisas yapmasını yadırgamamak gerekir. Hatta öğretmenimizin mevcut bilgi ile yetinmeyip kendini geliştirmesi yönünden bakınca mutlu bile olmalıyız, onu teşvik etmeliyiz. Fakat gelin görün ki, öğretmenin bu hakkı elinden alınmış durumdadır. 2013’den itibaren öğrenim özrü nedeniyle yapılacak tayinler kaldırılmıştır. Son 3-4 yıldır bu hak öğretmenlere verilmemektedir.

Anayasamızın 42. Maddesinde diyor ki: “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.” Peki eğitim-öğretim hakkından yoksun bırakılan eğitimcilerin suçu nedir? Akademik anlamda ilerleyerek kendini daha iyi yetiştirmek istemesi midir? Şuan açık ve net bir şekilde Anayasamızın 42. Maddesi ihlal edilmektedir. Özellikle 20 Nisan 2016 tarihinde yayımlanan Resmi Gazete ile kesinleşen Lisansüstü Eğitim Süre Sınırı ile ne yapılmak istendiği anlaşılamamıştır. Zaten öğrenim özrü nedeniyle tayin imkanı elimizden alınmış iken bir de üstüne yüksek lisans için en fazla 3 yıl, doktora için ise en fazla 6 yıl süre tanınması eğitimcilerin öğrenim hakkını iyiden iyiye baltalamıştır. Eylül itibarıyla bu süreler işlemeye başlamıştır. Bu yüzden öğretmenlerimizin eğitim hakkı iade edilerek Anayasaya riayet edilmelidir. Tezli yüksek lisans ve doktora çalışması yapanlara mevcut sürede eğitimlerini bitirmek suretiyle bu hakkın verilmesi gerekmektedir. Mevcut süre sınırı bu hakkın suistimal edilmesinin de önüne geçtiği için bu değişikliğin ivedi bir şekilde Şubat 2017 özür grubu tayinlere yetiştirilmesi gerekmektedir. Çünkü Eylül 2016 itibarıyla süre sınırı işlemeye başlamış ve şuan üniversitede kayıtlı olup da öğrenim özrü vermedikleri için eğitiminden yoksun kalan öğretmenlerimizin geleceğe ile oynanmaya başlanmıştır. Bu anlamda aşağıdaki maddelerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’ne eklenmesi gerekmektedir.

(1) Bu Yönetmelikle öngörülen zorunlu çalışma yükümlülüğünü tamamlayan öğretmenlerden; yurt içindeki yüksek öğretim kurumlarında bilimsel hazırlık, yabancı dil hazırlık ve tez dönemi dâhil tezli yüksek lisans veya doktora eğitimine kayıtlı olan öğretmenler, lisansüstü öğrenim gördükleri yükseköğretim kurumlarının bulunduğu yere görev yerlerinin değiştirilmesini isteyebilirler.

(2) Zorunlu çalışma yükümlüsü öğretmenlerden lisansüstü öğrenim hakkı kazananların lisansüstü öğrenim gördükleri yükseköğretim kurumunun bulunduğu ildeki zorunlu çalışma yükümlülüğü öngörülen hizmet alanlarına atanmayı kabul etmeleri durumunda bunlardan zorunlu çalışma yükümlülüklerini tamamlamış olma şartı aranmaz. Bunların yer değiştirme istekleri atanmak istedikleri yerlerdeki alanlarındaki norm kadro açığı ölçüsünde şubat ve ağustos ayı içinde değerlendirilir.

(3) Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsünde yüksek lisans öğrenimi hakkı kazananların, özel öğrenci statüsünde lisansüstü eğitim derslerine devam etmekte olanlar ve kayıtlarını bir yıl süreyle dondurmuş olanlar ile lisans düzeyinde bir yükseköğrenim programına kayıt hakkı kazanan öğretmenlerin yer değiştirme istekleri değerlendirmeye alınmaz. Yüksek lisans ya da doktora öğrenimi yaptıkları alanda ikinci kez lisansüstü öğrenim kazananlar ile bir defadan fazla yapılan yüksek lisans ya da doktora öğrenimleri yer değiştirmelerde dikkate alınmaz.

Ayrıca Eylül sürecinde başlayan yeni süreçle ilgili mağdur eğitimciler için MEB ile YÖK ara bir formül bularak Eylül 2016 itibarıyla başlamış olan süre sınırını eğitimcilerin mağdur olmaması için kaldırmalı yada eğitimcilere bununla ilgili normal sürenin dışında ek bir süre daha vermelidirler.

Mehmet GÜLEÇ
Eğitimci-Yazar



Kaynak: kamuajans.com
 

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber