Bu haber kez okundu.

Öğrencileriniz 21. Yüzyıla Ne Kadar Hazır?

Artık “çalışmayı”, iş sahibi olmakla aynı kefeye koyamayacağımız bir çağda yaşıyoruz. Dünya birbirine daha bağlı hale geldikçe şirketler de büyüyor, ama aynı şekilde her tür küçük ölçekli, niş ve serbest teşebbüsler için de yeni fırsatlar oluşuyor. Eski moda anlamda “işi” olmayan insanlar, online olarak iş teklifleri gönderiyor ya da alıyor. Elance gibi aracı oluşumlar, bir işin yapılmasına ihtiyaç duyan insanlar ile o işi yapmayı bilen insanları buluşturuyor. Elance’in bugün dokuz milyon freelance çalışanı ve dört milyon müşterisi bulunuyor. Yıllık iş hacmi bir milyar doları bulurken, bu oluşum her geçen gün büyümeye devam ediyor.

Eğitim, yetkinliğin ve eğilimin geliştirilmesi ve beslenmesidir. Bunu, içinde yaşayacakları dünyada çocukların başarılı olmaları için yapmalıyız. Onlara, gelişmelerine yardımcı olan şeyleri yapmayı ve bunları yapmayı sevmeyi öğretmeliyiz. On milyonlarca çocuğun hayatlarını kazanmak için neler yapacağını asla bilemeyeceğimiz için bu yetkinlikler ve eğilimler evrensel olmalı. Ama en önemlisi zamana uygun olmalı.

Okumak, çok açık bir şekilde tam da bu tür bir özellik. Okumayı öğrenmek her çocuğun hakkı. Aynı şekilde okuma sevgisi geliştirmekde öyle. PISA testlerine göre okumaya meyilli olmak, sadece okuma becerine sahip olmaktan çok daha güçlü bir yaşam başarısı göstergesi. Okuma sevgisi gözlerinizi yeni olasılıklara açar. Hayatınızı kazanmanın yeni yollarına mesela. Ancak pek çok çocuğun okuma sevgisi, yanlış eğitim yüzünden ölür maalesef.

Kendi kendinizin öğretmeni olmak da önemli bir özellik. Kendiniz için öğrenme etkinlikleri ve deneyimleri tasarlayabilmelisiniz. İster tek başınıza, ister başkalarıyla işbirliği yaparak. Genç insanlara hayatlarının geri kalanında nazik ve deneyimli öğretmenleri eşlik etmeyecek. Bu yüzden tüm öğrenciler “İhtiyaç duyacağım bilgiyi ve becerileri kazanmanın en iyi yolu nedir?” diye düşünme konusunda ustalaşmalılar. Eğer öğrenme, sizin için her zaman öğretmenleriniz tarafından tasarlanıyorsa bunu asla öğrenemezsiniz.

Beklentileriniz altüst olduğunda ve yeni cevaplar gerektiğinde herkesin önünde doğaçlama bir şekilde düşünebilme beceriniz olmalı. Yarının dünyasında “öğrenenler”, “bilenlerden” çok daha fazla rağbette olacak. Ancak geleneksel eğitim, beklenmeyenle baş etme kapasitesini geliştirmiyor. Genç insanları, anlamanın çok iyi prova edilmiş performanslarıyla doldurmaya çalışıyor sadece. Bu asla aynı şey değil. Ve bu performanslar tek tek disiplinlerle sınırlandırılıyor. Oysa gerçek dünya (ve iş dünyası) “konular” arasındaki sınırlara saygı göstermez.

Bir başka önemli beceri de dikkatini yönetmek. Bir reklamın, yanıp sönen bir bağlantının, o sırada gelen bir tweet’in ya da e-mail’in merhametine kalmaktansa değerli olduğunu düşündüğünüz şeylere dikkatinizi vermeyi öğrenmek, 21′inci yüzyılın en büyük zorluklarından biri. Bu, günümüzde birçok insanın yaşadığı bir sorun. Konsantrasyon ve idrak, pratikle güçlenen zihinsel kaslardır. Ancak bu güçlenme, her şeyin mükemmel bir şekilde sessiz ve düzenli olduğu bir sınıfta olmayacaktır. Oysa odaklanma becerisi; işiniz ya da kişisel memnuniyetiniz adına bir işi bitirmek için çok büyük önem taşır.

Peki ya şüphecilik? “Konu” bilgisine dayalı eğitim, o konuyu eleştirel bir gözle detaylı olarak incelemeyi de beraberinde getirir mi? Pek çok

 

Kaynak: Eğitimpedia.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber