Bu haber kez okundu.

Öğrencilerin Duygusal Sorunlarının Şifresini Çözmek

Her eğitimci öğrencilerin yaşadığı duygusal problemlerin şifresini çözmek ister. Yenilgi duygularını, bilişsel ve duygusal tükenmişliği ve belirgin düşmanlık hislerini pozitif bir şeye dönüştürebilmek için çocukların neye ihtiyaç duyduklarını anlamak ister. Eğitimciler kronik bir şekilde sürekli stres tepkileri veren öğrencilerle bağ kurmak isterler. Öğrencilerin, genetik durumlarından ya da geçmişte yaşadıklarından çok daha fazlası olduklarını bilmelerini isterler. En kırılgan öğrencileriyle, geçmişte yaşadıkları travmaların zihinlerini ve kalplerini katılaştırmak yerine güçlendirebileceğini onlarla paylaşmak isterler. Hiç kimse sürekli çatışma ve üzüntü içinde yaşamak istemez.
Negatif Davranışları Yorumlamak
Beyin, savunmasız ve alışkanlıklar üzerine kurulu bir organ olduğu için üzüntü yaşayan insanlar başka insanlara da üzüntü yaşatır. Öğrenciler kendilerini tehdit edilmiş hissettiklerinde, ne yapıp edip her şekilde kendilerini korurlar. Yalan söylerler, manipüle ederler ve akranları onlarla kurdukları ilişkileri güvensiz ve öngörülemez olarak algılamaya başladıkları zaman ilişkilerini bitirirler. Bu tür davranışlar iletişimin bir şekli olarak algılanabilir. Ancak eğitimciler bu istenmeyen davranışların altında yatanları görmeye ve her karşı gelme ve “yaramazlık” eyleminin altındaki gücü fark etmeye başlar. Ve öğretmenler en savunmasız çocuklara bu gücü aynalamaya ve en tipik soru olan “Bu çocuğun nesi var?” yerine “Yanlış giden ne?” sorusunu sorarak, nerede güçlü olduklarını onlara göstermeye başlayabilirler.
Öğrenciler ve Öğretmenler Kendilerini Sıkışmış Hissettiklerinde Nereden Başlamalı?
Aşağıdaki sorular, öğrencilerin bakış açılarını, duygularını ve düşüncelerini ortaya çıkarmayı sağlayan sohbetler için mükemmel bir başlangıç sağlarlar. Aksi halde öğrenciler bunları açığa vurmaya asla gönüllü olmayabilirler.
Ne istiyorsun?
Bir planın var mı?
Sana nasıl yardım edebilirim?
Sana yardımcı olacak kaynakların neler?
Sana zor gelen nedir?
Mümkün olan en iyi sonuç ne olabilir?
Olabilecek en kötü şey nedir?
Senin yorumun gerçekten doğru mu?
Bunu nereden biliyorsun?
Bu durumu düzeltmek için ilk adım ne olabilir?
Eğitimciler açık ve duyarlı bir zihinle karşılarındakini dinlerlerse, bir öğrencinin tepkilerinin yersiz olup olmadığını daha net bir şekilde anlarlar. Bu sohbetler, öğrencilerin anlattıklarını kabul etmek ve onların yanında olduğunuzu göstermek için de iyi bir fırsattır.
Beklentileri Yeniden Belirlemek
Akademik, duygusal ya da sosyal bir zorlukla karşılaştıklarında öğrencilerin beklentilerini yeniden belirlemeleri ve sonuçlarını yeniden düşünmeleri için üç önemli süreç vardır:
1. Öğrencilerin Beynini Değişime Açmak
Öğrenciler duygularını ve düşüncelerini paylaştığında, anahtar kelimelerden oluşan listeler yapıp çeşitli notlar alabilirler. Bu listeler, öğrencilerin bir sanat çalışması olarak düzenlediği bir hikayeye dönüştürülebilir. Öğrencilerin kendi hayatlarının uzmanının kendileri olduklarını algılamalarını sağlamak, eğitimcilerin en önemli hedeflerinden birdir. Öğrencilerin duygularını ve düşüncelerini resimledikleri bir şema ya da zihin haritası oluşturmalarına yardım edebiliriz. Böylece yeni seçenekleri ve fırsatları görmelerini ve yaşadıkları zorlukları alt edilebilecek şeyler olarak algılamalarını sağlayabiliriz. Beyinlerimiz değişime “ayarlanmıştır” ve her yeni deneyimle, düşünceyle ve ilişkiyle yeniden şekillenebilirler. Bu yaşayan bir sistemin muhteşem mucizesidir.
2. Duygulardan Öğrenmek
21′inci yüzyılın beyin araştırmalarının sonuçlarını öğrencileriyle paylaşmak her eğitimcinin sorumluluğudur. 1990′lardaki sinir sisteminin anatomisi ile ilgili keşifler, beynin metabolik süreçlerinin aktif görüntülerini gözlemlememizi sağladı. Bir beyin bir direktife ya da bir görsele tepki verdiğinde, duygu ve bilişsel lobları da harekete geçiyor. Artık duyguların, bakış açılarının ve stresin beynin işleyişi ve öğrenme üzerindeki etkisini anlayabiliyoruz. Bu bilgiyi öğrencilerimizle paylaşmak, kendilerini değerlendirmeleri konusunda onları güçlendirirken uyaranlar karşısındaki tepkilerini geliştirecek ve onlara ne kadar etkin olabileceklerini hissettirecektir.
3. Öğretmenin Ruh Sağlığı
Öğretmen öğrenci ilişkisinde eğitimcinin kişisel farkındalığı ve kendi ruh sağlığına değer vermesi kadar önemli bir şey yoktur. Duygusal zihnimiz (sözel olmayan etkimiz) öğrencilerimizle ilişkimize sızar. Hissettiğimiz ve deneyimlediğimiz şeyler, öğrencilerimiz tarafından yakından ve hızlıca algılanır ve aynalanır. Beynin bulaşıcı durumları yadsınamaz. Ben negatif bulaşıcılığa karşı koymak için keyif aldığım aktiviteler yapıyorum: Yoga, kitap okuma ve doğada yürüyüş gibi… Her gün, beni duygusal olarak besleyen, öğrencilerimle ilişkimi geliştiren bir ya da iki aktiviteye – ne kadar küçük olursa olsun – zaman ayırıyorum. Öğrencilerin sorunlarından uzaklaştığım zamanlar kendi ruh sağlığım için oldukça önemli ve gerekli.
Şair Mary Oliver’ın dediği gibi “Kurtarabileceğin tek hayat kendi hayatındır!” Bu yüzden kendinize derin bir sevgiyle ve şefkatle davranmayı unutmayın.

 
 
 
 
Kaynak: www.merakedencocuk.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber