Bu haber kez okundu.

Öğrenciler Somurtarak Okula Gidiyor!

Türk eğitim sisteminin, çocukların yaşamdan tat almalarına katkı sunan, üreten ve yaşama doğrudan katılan bir gençlik yetiştirmesi gerektiğini söyleyen Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Başkanı Gürkan Avcı, “Çocuklarımız sabahın köründe somurta somurta okullarına gidiyor. Gün boyunca gerçeklerden, yaşam neşesinden ve çevreden izole ederek okullara, sınıflara tıkıyor ve beynine narkozlu bilgileri şırınga ediyoruz. Öğrencileri okul dediğimiz, ama sistem anarşisinin yaşam hapishanesine çevirdiği kafeslere hapsediyoruz” diye konuştu.

 

 Eğitim sisteminin bilimsel, demokratik, özgürlükçü, sivil ve tamamen parasız hale getirilmesi gerektiğini ve bunun için Milli Eğitim Bakanlığının eğitimde büyük devrim ve reformlara imza atması gerektiğini kaydeden Gürkan Avcı, şunları söyledi;

 

Türkiye, eğitim alanındaki başarısızlığı diğer alanlardaki başarılarla telafi etmeye çalışmak gibi büyük bir hataya düşmemelidir. Aksine eğitim alanındaki başarımız, diğer tüm alanlardaki başarısızlığı telafi edecek niteliktedir.

 

Eğitimin niteliğini yükseltmek, fırsat eşitliğini tesis etmek, eğitimde iller, bölgeler ve okullar arası kalite standardı oluşturmak konusunda zayıfız. Sağlıklı ve mutlu bireylerin yetiştirilmesi ancak çağdaş, demokratik eğitim ve öğretim programlarının hayata geçirilmesi ile olanaklıdır. Ülke olarak en büyük gayrimenkulümüz sahip olduğumuz gençliğimizdir.

 

Fakat eğitim sistemi yaşadığımız bilgi, teknolojik ve iletişim çağının gereklerine uygun değil ve dünyadaki hızlı değişimlere ayak uydurabilecek bir eğitim ordumuz yok. Günlük hayatta yararı olmayan kalıp bilgilerin çocuklarımızın beyinlerine, ezbercilikle ve sınav korkusuyla yerleştirildiği, eski dönemlerden evirilme bir eğitim sistemimiz var.

 

Koşulsuz kabul ettirilmeye çalışılan dogmalarla dolu bir eğitim felsefemiz var. Akılcılık, bilimsellik, verimlilik, öz eleştiri, öz denetim gibi esaslarla sorumlu bireyler yetiştiremiyoruz. Hurafe ve dogmalarla günü kurtarıyoruz.

 

Çocuklarımızın davranışlarını olumlu yönlendiren, çocuklarımıza değerlerimize uygun kişilik, tarihsel bilinç ve bilgi kazandıran, çocuklarımızın kendisini ve dünyayı tanımasını sağlayan bir eğitim sistemi kurmalıyız. Bizim eğitim sistemimiz bireyi kısıtlayan, dar bir çerçeveye hapseden, bakış açısını küçülten bir çekirdek mantığa sahiptir.

 

Türkiye’de eğitim açık konuşmak gerekirse bir beyin yıkama faaliyetidir. Eğer beyin yıkama hakkı tartışılacaksa bu devletin değil öncelikle anne babanın hakkıdır. Devlet vatandaşının çocuğuna istediği eğitimi vermesini sağlamalıdır. Siyasetçiler devlet maharetiyle çocuklara el koyuyor ve devlet aygıtıyla çocukları nasıl istiyorsa öyle yetiştiriyor. Çocuklar devletin değil anne babanındır. Dahası ne okuyacağına önce çocuğun kendisi karar vermeli, sistem yahut anne baba değil.

 

Herkesin, ilkokul mezunu vatandaşın bile üniversiteye gitme hakkı olmalı. Birçok üniversitenin liseden farkı yok. Tamamen siyasi nedenlerle ve oy kaygısıyla açılan niteliksiz, derme çatma üniversite ve fakülteler kapatılmalı. Müfredat çok ağır ve öğretmenlerimiz yetiştiremiyor. Çok tatil var. Okullar Cumartesi günü de açık olmalı ve ders işlenmeli.

egitimajansi.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber