Bu haber kez okundu.

Öğrenciler hem mezunlarla hem sistemle yarışıyor!

LYS öncesi mevcut durumu değerlendiren Ünsal, lise son sınıf öğrencilerinin mezunlarla, hatta üniversite öğrencileri ile yarışta olduğuna dikkat çekti.

Üniversiteye giriş için her yıl talep gittikçe artıyor. Son iki yıldır ÖSYS’ye başvuran aday sayısı 2 milyon sınırının üstüne çıktı. 2014 yılında 2.086.115 olan başvuru sayısı 2015 yılında 2.126.684’e yükseldi. Bu artışta lise son sınıf düzeyindeki öğrenci sayısı artışının önemli bir payı var. Her ne kadar mezun düzeydeki adayların sınava başvurusunda bir gerileme yaşandığı görülse de, birkaç kez sınava girmesine rağmen istediği başarıyı yakalayamayan adaylar bir süre sonra artık bu talepten vazgeçiyor olsalar da, 2015 yılının verilerine baktığımızda tüm başvuranların % 56’sı mezun düzeydeki adaylardan oluştuğu bir durum söz konusu.


Bunların 599 bini daha önceden hiç üniversite deneyimi yaşamamış olan yani hiç yerleşmemiş olan adaylar. 401 bin aday ise halihazırda bir yükseköğretim kurumuna kayıtlı olanlar. 147 bin aday ise bir üniversiteyi bitirmiş ve ikinci bir üniversiteye yerleşmek isteyenler.


Özellikle mezun düzeyde olup da halihazırda bir üniversitede eğitim görmesine rağmen yeniden sınava başvuranların toplam başvurunun %19’na yakın olduğunu görüyoruz. Üç aşağı beş yukarı her yıl benzer bir oran yaşanıyor.


Salim+Unsal+01ÖNEMLİ BİR HAK İHLALİ!


Kültür Temel Liseleri Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Salim Ünsal, LYS öncesi mevcut durumu değerlendirerek, lise son sınıf öğrencilerinin mezunlarla, hatta üniversite öğrencileri ile yarışta olduğuna dikkat çekti.


Ünsal: “2015 yılı başvurularının % 56’sı mezun. Başvuran 401 bin aday hali hazırda bir yükseköğretim kurumuna kayıtlı. Bu oran Temmuz ayında yapılan tercihlerin aslında ne kadar hatalı yapıldığının da ipucunu veriyor bizlere. Bu durum hem yanlış programa yerleşen aday açısından bir sıkıntı, hem de onların yerleşmesi nedeniyle bir önceki yıl yerleşemeyip açıkta kalan adaylar açısından önemli bir hak ihlali” dedi.


YARIŞ REEL OLARAK 950 BİN ADAY ARASINDA!


Sistemin eleme sürecine ve erken pes eden öğrencilere de dikkat çeken Ünsal: “2 milyonun üzerinde aday sayısı ile başlayan bir yarışın aslında reel olarak 950 bin aday arasında yaşanıyor. Hem sınav sisteminin eleyici vasfı, hem de aday algısı ve otokontrolü bu sayıları daha rasyonel düzeylere indiriyor. Eleme bu kadar yüksek olunca son yıllarda artan kontenjanların beklenen oranda dolmadığını da gözlemliyoruz. Arz var, talep var ama bu iki değişkeni sistem bir araya getirme becerisini tam anlamıyla gösteremiyor”dedi.


 


Sınava talep bu kadar yoğun olmasına rağmen biraz sistemden kaynaklanan, biraz da adayların başarı algısına bağlı olan iki önemli sebeple pek çok aday daha işin başında sürecin dışında buluyor kendini. Örneğin bu yıl 139 bin aday sisteme başvuruda bulunmasına rağmen YGS’ye girmedi. Bu sayının 79 bini sınavsız geçiş yapacak meslek liseli adaylar. Bunların makul bir sebebi var ama 59 bin adayın daha işin başında havlu attığını görüyoruz.


757 BİN ADAY LYS AYAĞINA ERİŞMEDEN SİSTEM DIŞINDA KALIYOR!


Sistem ikinci seleksiyonunu YGS’deki barajlarla yapıyor. LYS’ye giriş için adayların YGS’nin 6 puanının herhangi birinden 180 ve üzerinde puan elde etmesi gerekiyor. Bunu da bu yıl ancak 1.369.147 aday başarabildi. Diğer bir deyişle sistem daha LYS ayağına erişmeden 757 bin adayı dışına itiyor. Çok mu zor barajı geçmek? Elbette değil. Soruların %20’sini yapabilenler bu baraja takılmadan 180 puanı tüm puanlarda geçebiliyorlar.


REEL OLARAK YARIŞ 950 BİN ADAY ARASINDA!


Teorikte bu sene 1 milyon 369 bin aday LYS’ye girecek. Ancak pratikte hiç böyle bir rakamla karşılaşmadık. Çünkü belirttiğimiz gibi bazı adaylar başarı algısına göre hareket edip barajı geçmelerine rağmen kendileri bu süreci devam ettirmekten vazgeçiyorlar. Örneğin geçtiğimiz yıl 1 milyon 423 bin aday LYS’ye başvuru hakkı elde etmesine rağmen bunlardan sadece 946 bini bu başvuruyu gerçekleştirdi. Tersten bakarsak 476 bin aday aslında kendi öznel dünyasında benden artık bir şey olmaz deyip bu süreci yürütmedi.


2 milyonun üzerinde aday sayısı ile başlayan bir yarış aslında reel olarak 950 bin aday arasında yaşanıyor. Hem sınav sisteminin eleyici vasfı, hem de aday algısı ve otokontrolü bu sayıları daha rasyonel düzeylere indiriyor. Eleme ve sıralamaya dayalı sınavların karakteristik özelliği de budur aslında. Yalnız biz bu işlemi sürecin ilk basamaklarında fazlaca yapıyoruz sanırım. Eleme bu kadar yüksek olunca son yıllarda artan kontenjanların beklenen oranda dolmadığını da gözlemliyoruz ne yazık ki. Arz var, talep var ama bu iki değişkeni sistem bir araya getirme becerisini tam anlamıyla gösteremiyor.


 


LYS’DE EN YÜKSEK KATILIM YİNE LYS-3 VE LYS-1’DE YAŞANIR!


Adaylara haziran ayında 5 oturumdan oluşan sınavlar yapılacak. Bu sınavların hangisine katılacaklarını adayların seçmek istedikleri yükseköğretim programları ve bu programların puan türleri belirleyecek. Bu açıdan bakıldığında en yüksek başvurunun Edebiyat-Coğrafya sınavı olarak adlandırılan LYS-3 ve Matematik-Geometri sınavı olarak adlandırılan LYS-1’e olduğunu görüyoruz. Örneğin geçen yıl tekil olarak LYS’ye başvuran 946 bin adayın 751 bini Edebiyat-Coğrafya sınavına, 744 bini de Matematik Geometri sınavına başvuruda bulundu. Bunları Sosyal Bilimler Sınavı takip etti. LYS-4 olarak adlandırılan Sosyal Bilimler sınavına geçen yıl 432 bin aday başvurdu. LYS-2 olarak adlandırılan Fen Bilimleri sınavına ise 388 bin aday başvurdu. Başvuruda en zayıf halkayı LYS-5 olarak tanımlanan Yabancı dil sınavı oluşturuyor. Ona başvuru da 70 bin civarındaydı.


Bu yıl da büyük olasılıkla bu değerlere yakın bir başvuru yapılacağını düşünüyorum. Azalma beklemiyorum zira YÖK’ün yatay geçiş yönetmeliğindeki değişiklik çocukları daha fazla sayıda sınava girmeye teşvik ediyor. Ayrıca, puanların rasyonel olarak hesaplanabilmesi için her testten sınava girmeyi gerektirmesi de bu başvuruları artırabilecektir.


Matematik ve Edebiyat sınavlarına katılımın bu kadar yüksek olması, farklılık sistemin bir özelliği. Fen ve Sosyal bilimler sınavları tek bir puan bloğunu etkilerken, Matematik ve Edebiyat sınavları iki puan blokunu etkiliyor. Örneğin Matematik sınavına katılan bir adayın bu sınavda yapacağı her doğru hem MF puanını, hem de TM puanını etkiliyor. Aynı durum Edebiyat Coğrafya için de geçerli. Örneğin bu testin her bir doğrusu da hem TM hem de TS puanını etkiliyor. Katılımın fazla olmasının sebebi iki puan blokundan seçim yapacak tüm öğrencileri kapsıyor olması.

 

sozcu.com.tr

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber