Bu haber kez okundu.

“Ödevsiz” öğretmen ve öğrenci olur mu?

Yazımıza konu edindiğimiz ödev; hemen hepimizin ilk aklına gelen, fakat Türk Dil Kurumu Sözlüğündeki ikinci anlam olarak yer alan “Öğretmenin öğrencilere okul dışında yapmaları için verdiği çalışma” şeklinde açıklanan anlamdaki kelimedir. Özellikle okula yeni başlayan mini mini birinci sınıf öğrencisi velilerin evlerinde “ödev” önemli bir sorun teşkil ederek, maalesef uzunca bir eğitim öğretim dönemi velilerin gündeminde kalmaktadır.

Okul öncesi dönemden sonra eğitim öğretim hayatının merdivenlerini tırmanmaya başlayan birinci sınıf öğrencisi ödev ile tanışmaya başlar. Ne hikmetse birinci sınıf velileri öğrencisinin bir an önce okumaya başlamasını arzu etmektedir. Öğrencisi ne kadar önce okuma yazma öğrenirse anne baba olarak ebeveynler o kadar tatmin olmakta; öğrencisinin bu ilk başarıları O’nun zekâsı ile yan yana yükseldiği yönünde bir hava oluşmaktadır. Velilerin bu galeyanına sınıf öğretmeni de kendini kaptırdığında sonuç eve gelen ödevler; her akşam bir elin parmaklarını zorlayan fotokopilerin tekraren yazılması şekline dönüşebilmektedir. Öğrenci okulda verilen harf, hece, kelime, cümle şeklindeki öğrendiklerini evde tekrar etmekten bıkıp usanmaktadır. Ebeveynler de aynı yarışta geri kalmamak için öğrencisi ile birlikte ödevleri tamamlamaya çalışmakta, aile düzeni bozulmakta; sonuçta ödevli, fırtınalı hayat baş göstermektedir.

Öğrenciniz klasik tabirle “Ders derste öğrenilir.” teorisi ile hareket eden öğretmenlerden birine denk gelmiş ise; eve ödev nerede ise hiç verilmemektedir. Çünkü o öğrencinin boyunu fersah fersah aşan proje ödevlerini velilerin hangi gayretlerle hangi özveri ile tamamladıklarını öğretmenimiz de çok iyi bilmektedir. İlk zamanlar bu modern eğitim sistemi olarak velilerin de hoşuna gider. Fakat öğrencinin evde hiç ödev yapmaması; anne baba “Yavrum dersini çalış.” dedikçe, öğrencin “Öğretmen ödev vermedi.” cevabı ister istemez anne babayı psikolojik olarak etkilemektedir. Bu sefer eve ödev vermesi için veliler öğretmene baskı yapmaya başlamaktadırlar.

Eve  ödev vermeyen, veliden binbir güçlüklerle ede edilebilecek performans ödevi istemeyen, öğrencinin boyunu kat kat aşan test ve yardımcı kitaplarla ekstra çalışma yaptırmayan öğretmen maalesef ebeveynler tarafından başarısız, çalışmayan öğretmen gibi görünmektedir. Dağ gibi listeleri, ev ödevlerini öğrencinin önüne (Aslında velinin gözüne) koyan öğretmen başta mırın kırın da edilse veli tarafından çalışan, başarılı öğretmen gibi görünmektedir.

Farkındayım Nasrettin Hoca gibi eve çok ödev veren öğretmeni de ilk girişte eleştirdik. Devamında eve ödev veren öğretmeni de vermeyeni de eleştirdik. “Ey sevgili okur; sen de haklısın.” deyip geçmeyeceğiz tabii ki.

Çünkü bazıları gibi ödevsiz eğitim veya tam tersi ödevlerle eğitim gibi bir anlayışta değiliz. Tabiri caiz ise işin mutfağından geliyoruz; saçlarımıza düşen bu akları eskilerin tabiri ile değirmende ağartmadık.

Konuya devam ederken son zamanlarda gündeme gelen çok güncel bir konuya da kısa bir parantez açmak isterim. Başka bir yazı konusu olarak ele almamız gerekse de; iletişim teknolojisinin gelişmesi, internet, tablet, akıllı tahtaların yaygınlaşması öğretmensiz bir eğitimi de bazılarının gündemine almıştır. Öğrenci okuma yazma öğrendikten sonra internetten oturduğu yerden işlenecek konuyu en iyi anlatan öğretmenden bulup izleyebilmekte, öğrenebilmektedir denilmektedir. Noktayı koymadan öğretmen olmadan eğitim öğretim olamaz diyor ve konumuza devam ediyoruz.

Ödev öğretmenin, öğrencinin ve velinin hayatında yer almalıdır. Okulda öğrenilen konular tekrar edilmediği takdirde pekiştirilememekte, çok kısa bir süre sonra da unutulabilmektedir. Sayfalar dolusu ödevi dikte etme yerine; öğrenciye öğretmen tarafından verilen ödevler okulda öğrenilen konuların kısa tekrarları şeklinde olmalıdır. Zaten ebeveyn gözetiminde bu ödevler belli süre takip edilerek yerine getirildiğinde; öğrencimiz sürekli ve düzenli çalışma alışkanlığını edinecektir.

Bu güzel beceri kazanıldığında zaten öğretmenin ödev vermesine, anne babanın “Yavrum dersini çalıştın mı? Ödevini bitirdin m?” ikazlarına gerek kalmayacaktır. Öğretmene de öğrenciye de, veliye de kararınca ödev şart. Kalın sağlıcakla. (16.12.2015)

www.facebook.com/ekrem.aytar.9                                                   

www.twitter.com/ekremaytar

 

Kaynak: memurhaber.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber