Bu haber kez okundu.

Niye hiç bayram havası yok gibi

Eskiden öğle miydi, hazırlıklar günler öncesinden başlar, heyecanla yol gözlerdik.

Her şey gibi bayramları da sıradanlaştırdık.

Bayram, eşittir tatil haline geldi.

Tatil dediysek, onların da tadı tuzu kalmadı...

Bunları ben demiyorum, kiminle konuşsanız hemen herkes benzer duygular içerisinde. Yetmedi sokağa çıkın. Bayram telaşı görürseniz bize de söyleyin. Kaçan kurbanlık boğalar, koçlar da yok ki ana haber bültenlerine haber olsun.

Ekranlar, vitrinler, sayfalar, caddeler, postalarda bile bayram heyecanı yok...

Gelen bayram tebrikleri bile birbirinin aynı.

En son kime bir bayram kartı attınız ya da kime, özel bir kaç satır yazdınız?

Klişe sözler, klişe temenniler, klişe kutlamalar...

 

Daha neler  değişecek?

Gelin isterseniz bugün bu konuya biraz kafa yoralım.

Dünden bugüne, bayram deyince hafızamızda neler kaldı, onları hatırlamaya çalışalım.

Daha da önemlisi, yarın, bugünleri de aramayalım.

Bayram dendiğinde, o da ne ki diyenler çıkarsa hiç şaşırmayalım...

Gençler, özellikle de öğrenciler ve çalışanlar için bayram eşittir tatil anlamına geldi.

Bayramdan önce ya da bayramdan sonra kavramları yerine artık, tatilden önce, tatilden sonra kavramını kullanıyorlar.

Bayramı da coşkuyla kutlamak için değil, tatil olduğu için bekliyor ve seviyorlar.

Yoğun tempoda çalışanlar için de durum farklı değil. Onlar için de bayramlar, öncelikle tatil demek...

İstisnalar yok mu, elbette var.

Ama nerede o eski bayramlar diye ah çekenlerin sayısı giderek artıyor...

 

Niye böyle olduk?

Manevi değerlerden bu kadar uzaklaşmanın herhalde onlarca sosyolojik nedeni vardır.

Üniversitelerimiz keşke bu konuyu da bir inceleseler. Bakalım ortaya neler çıkacak?

Aslında, kabahatli aramaya da hiç gerek yok, bu noktaya, adım adım ve hep birlikte geldik...

Dini bayramlar böyle de milli bayramlar farklı mı?

Geçen yılı hatırlayın, eski kutlamaları, demode bulup kaldırmadılar mı?

Bayrak ve Atatürk posteri asılmayacak, Atatürk ve Cumhuriyet anıtlarına çelenk konmayacak, kutlamalar yapılmayacak yönünde yasaklar getirilmedi mi, şehir efsanesi olarak dilden dile dolaşmadı mı, hatta uygulamaya konulmadı mı?..

Bir şeyi eleştirmek, kaldırmak çok kolay da yerine ne koyuyoruz?..

 

Dini bayramlar

Milli bayramlar gibi dini bayramlar da eski coşkusunda değil. Çocuklar neredeyse bayramı unuttu.

Gelinen nokta, kentleşmenin getirdiği bir modernleşme mi yoksa eski heyecanları yaşatacak hoşgörü ortamının giderek yok oluşu mu? Ya da sen benim bayramımı kutlamazsan ben de seninkini kutlamam inatlaşması mı?

Kafalar karmakarışık.

Oysa tüm bayramlar, onun ya da bunun değil, hepimizin.

Varoluş gerekçesi de bizleri kamplara bölmek değil, daha çok bütünleştirmektir..

İşte bu yüzden, tüm bayram mesajları hoşgörü, dostluk, birlik, barış, mutluluk dilekleriyle başlıyor, onlarla bitiyor.

Peki, o zaman, bu boş vermişlik, bu sıradanlık niye?..

 

Lokumu unuttuk

Eski bayramlardan aklımda kalan bonbon şekeri, lokum, badem şekeri, kolonya, kavurma, tepsi tepsi börekler, her el öpüşte daha da çoğalan harçlıklar ve ardı arkası kesilmeyen ziyaretler, misafirler, fener alayları, cumhuriyet baloları ve günün anlam ve önemine yönelik olarak ezberlenen şiirler...

Kurban etinden tattırılmadan gönderilmeyen konuklar, gün boyu kaynayan kavurma tencereleri ve çok daha önemlisi hiç bitmeyen ziyaretçiler...

İki bisküvi arasına yerleştirilen lokumlar.

Peki, şimdi geriye ne kaldı?

Elbirliğiyle o güzel geleneği ve anıları yok ettik.

Helal olsun hepimize...

 

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber