Bu haber kez okundu.

Ne Tür Ödevler Daha Etkili Olabilir?

Eğer bu başlık dikkatinizi çektiyse, muhtemelen bir öğrenci, ilgili bir ebeveyn, bir öğretmen ya da benim gibi geçmişteki ödev zaferlerinin keyfini çıkaran ve ödev yapmaktan zevk alan nostaljik bir “inek öğrenci” olabilirsiniz.

Kim olursanız olun, eminim siz de Amerika’daki ya da kendi ülkenizdeki öğrencilerin ödevlerinin yoğunluğu karşısında bitkin düşmek ve gerginlik yaşamak konusunda haklı olup olmadıklarına dair yıllardır süregelen yüksek sesli tartışmalara bir açıklık getirmeyi umuyorsunuz. Üstelik birçok uluslararası karşılaştırma, Amerikalı öğrencilerin ortalama öğrenciler olduğunu düşünüyor olsa da.

Ödev konusunda size rehberlik edeceğini düşündüğüm, araştırmaya dayalı altı önemli konuyu sizlerle detaylı olarak paylaşmak istiyorum.

Amerika’daki öğrenciler ne kadar ödev yapıyor?

En iyi cevap Amerika’daki Eğitimin İlerlemesi Ulusal Değerlendirmesi’nden (NAEP) geliyor. 2012 yapılan bir çalışmaya göre, 3 farklı yaş grubundan 9-13-17 yaş aralığındaki öğrencilere, “Dün ödevini yapmak için ne kadar zaman harcadın?” sorusu soruldu. 9 yaşındakilerin büyük çoğunluğu(%79’u), 13 yaşındakilerin %65’i ve 17 yaşındakilerin %53’ü bir gün önce yaptıkları ödev için 1 saat ya da daha az zaman ayırdıklarını söylediler.

Yine Amerika’da bulunan Eğitim İstatistikleri Milli Merkezi’nin yaptığı bir çalışmada da, lise öğrencilerinin okul dışında yaptıkları ödevin ortalama olarak haftada 7 saat sürdüğü bulundu.

Günde 1 saat veya 1 saatten de az… Peki, neden bu kadar çok korku hikayesi duyuyoruz?

Geçek şu ki bazı öğrencilerin gerçekten tonlarca ödev yapması gerekiyor. Lisedeki öğrenciler arasında bir çeşit farklılık olduğunu görüyoruz. Bu öğrenciler arasında seçmeli dersleri daha az sıkı ve zorlayan derslerden seçenler olduğu gibi, daha ileri derslerden seçenler de mevcut. İkinci gruptaki öğrenciler daha fazla ödev yapıyorlar. 2012’de yapılan NAEP araştırmasına göre, 17 yaş öğrencilerinin %13’ü bir gece önce 2 saatten fazla ödev yaptıklarını bildiriyor. Çok fazla sayıda öğrenciden bahsetmiyoruz belki ama çok açık ki bu çocuklar daha fazla ödev yapıyorlar.

2007 yılında yapılan ünlü bir araştırmada ebeveynlere çocuklarının ödev yükü hakkında ne düşündükleri soruldu. Ebeveynlerin %60’ı ödev miktarını normal bulduklarını, %25’i ödevleri az bulduklarını ve %15’i ise çocuklarının çok ödev yaptıklarını belirtti.

Bu araştırma aynı zamanda en fazla ödevi yapan öğrenciler arasında ortak olan bir şey daha olduğunu iddia ediyor: Gelir seviyesi. Wheelock Üniversitesi insan gelişimi profesörü Janine Bempechat şöyle diyor: “Ödev üzerine yapılan tartışmaların bazı yönlerden bir sosyal sınıf sorunu olduğunu düşünüyorum. Hiç şüphesiz varlıklı kesimlerden gelen çocuklara gerçekten aşırı fazla ödev yükleniyor.”

Başka ülkedeki öğrencilerin ne kadar ödev yaptıkları hakkında ne biliyoruz?

Eğitim sistemleri ve ödevin ne olup olmadığına yönelik algılar dünyada son derece büyük farklılık gösterebilir. Bu yüzden yapacağınız herhangi bir karşılaştırma, neredeyse elmayla armutu kıyaslamak gibidir. OECD’nin (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) 2012 raporuna göre Amerika’da 15 yaşındaki öğrencilerin haftada ortalama 6 saat ödev yükü bulunuyor. Bu, araştırmanın ortalamasının üzerinde bir süre. Raporda Hong Kong’daki öğrencilerin de haftada 6 saat ödev yaptığı belirtiliyor. Avrupa’nın birçok ülkesinde ödeve ayrılan süre ise haftada 4-5 saat arasında. Ödev süreleri, Japonya’da haftada 4 saat ve sıralamada neredeyse en altta yer alan Kore’de ise 3 saat.

Ne kadar ödev çok fazla?

Daha önemlisi, ne kadar ödev en doğrusu? Duke Üniversitesi’nden Harris Cooper ödev üzerine en iyi çalışmaları yapanlardan birisi. Cooper ve ekibi, 1987 ve 2003 arsındaki sayısız çalışmayı gözden geçirerek, neyin işe yaradığı ve neyin işe yaramadığı üzerinde fikir birliğine varmaya çalıştılar. “Dikkat çeken en genel ortak kural, 10 dakika kuralı” diyor Cooper. “Çocuğun okuduğu sınıfı 10 ile çarpın. Bu durumda birinci sınıf öğrencisi, günde kabaca 10 dakika ödev yapmalı. Bir dördüncü sınıf öğrencisi ise 40 dakika. Lise son sınıflar için bu süre en fazla 2 saate çıkıyor. Çok sayıda okul bunu kullanıyor. Hatta PTA (Öğretmen-Aile derneği) bunu onayladı.”

Ödevler belirgin bir şekilde öğrenci performansını geliştiriyor, değil mi?

Mutlaka geliştiriyor diyemeyiz. Bu öğrencinin yaşına bağlı. Araştırmalara bakarsak, ödevin ilkokulda başarıyı artırdığına dair neredeyse hiçbir kanıt yok. Ayrıca konuştuğum birçok uzman da aynı şeyi söyledi: İlkokulda verilen ödevlerin amacı tamamen akademik değil. Ödevlerin genellikle zaman yönetimi ve kendi kendini yönetmek gibi beceriler öğretmek gibi amaçları var.

Fakat liseye gelindiğinde bilimsel veriler değişiyor. Harris Cooper’ın yaptığı büyük bir çalışmanın sonuçlarına göre, ortaokul ve lisede, ödev ile öğrencinin ünite testlerindeki başarısı arasında olumlu bir ilişki bulunuyor. Ödev yardımcı oluyor gibi görünüyor. Cooper, öğrencinin yaşına ve konuya bağlı olarak azalan bir verim yasası olduğuna işaret ediyor. Ve yine 10 dakika kuralını öneriyor.

Ne tür ödevler en etkili olanı?

İşte, durumun gerçekten ilginç bir hal aldığı yer tam da burası. Çünkü ödev öğrenmeyle ilgili olmalı, değil mi? Ne tür ödevlerin çocukların öğrenmelerine yardımcı olduğunu anlamak için, gerçekten hafıza ve beyin hakkında konuşmamız gerekiyor.

“Spacing effect” adı verilen bir şeyden bahsetmemiz gerekiyor önce. Diyelim ki bir çocuğun bir kelime çalışması yapması gerekiyor. Bir sonraki hafta, ona farklı kelimelerden oluşan yeni bir çalışma kağıdı veriliyor ve bu böyle devam ediyor. Araştırmalar gösteriyor ki, düzenli olarak tekrarlandığında beyin daha iyi hatırlıyor. Ayrıca uzun saatler çalıştığımızda değil, zamanı parçalara bölerek çalıştığımızda. Her gece biraz kelime çalışması yapın ve aynı kelimeleri her gece tekrarlayın.

Benzer şekilde, Washington Üniversitesi profesörlerinden Henry “Roddy” Roediger III, öğretmenlerin öğrencilere zaman zaman küçük sınavlar yapmalarını öneriyor, çünkü bunun beynin hatırlama becerisini güçlendirdiğini söylüyor. Üzülmeyin. Bunlar sınav kadar not kaygılı olmayabilir, hatta hiç not vermeyebilirsiniz, çünkü önemli olan sürekli hatırlama ve tekrarlama. Ayrıca kendisinin ödev konusunda önerdiği yöntem, ders notlarını ya da metinleri yeniden okumak yerine, öğrencilerin kendilerini test etmeyi denemeleri.

Matematik ödevleri konusunda da büyük tartışmalar var. Birçoğumuz – kendim de dâhil – matematiği bir seferde tek bir konu üzerine odaklanarak, o konu hakkında pratik yapmak için çalışma kağıdı yaparak öğrendik ve sonra diğer konuya geçtik.

Ancak bilimsel araştırmalara göre problemleri çözerken ödev çocuklardan pek çok strateji arasından – yeni ve eski – seçim yapmalarını istiyorsa, öğrenciler daha iyi öğreniyorlar. Bir başka deyişle, çocuklar sadece o gün sınıfta öğrendiklerinden değil, o hafta, o ay, o yıl öğrendiklerinden bir şeyler aldıklarında daha iyi öğreniyorlar.

Son bir not: Uzmanlar, ödevlerin, öğrencinin sınıfta öğrendiklerini genel olarak pekiştiren nitelikte olması gerektiği konusunda hemfikirler. Bu, özellikle matematik için geçerli. Ama bazen ödevler yeni bir materyali tanıtmak için de kullanılabilir ve kullanılmalıdır. İşte bu, bütün bu korku hikayelerinin başladığı yerdir.

Eski öğretmenlerden Tom Loveless’ın şöyle bir tavsiyesi var: “Bence öğretmenler, yeni bir materyali eve göndererek asla veliyi öğretmen durumuna sokmamalı. Bu bir felaket olur. Benim kendi felsefem şöyleydi: En iyi ödev, onunla ilgili temel yönerge okulda alındıktan sonra evde daha fazla pratik yapmayı gerektiren ödevdir.”

İşin özü ise şu: “Yardımsız yapılamayan ödev iyi ödev değildir.”

 

Çeviri: Özlem Öztürk

http://ww2.kqed.org/mindshift/2015/09/22/what-kinds-of-homework-seem-to-be-most-effective/

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber