NASA'nın zirvesindeki Türk 'Atatürk'ü işaret etti
O, NASA'da kadrolu olarak çalışan ilk ve tek Türk ‘Yüksek Uçak Mühendisi’... Patlayıcı ve roket üretimi yapan özel bir şirkette 15 yıl boyunca çalıştı ve bu süre içerisinde ABD Hava Kuvvetleri, Donanma ve NASA'nın birçok önemli projesinde uzman mühendis olarak görev aldı. 2008’den beri de Houston'daki Johnson Uzay Merkezinde, NASA'nın yeni projesi 'Orion' uzay aracının tüm piroteknik donanımlarından sorumlu sistem mühendisi olarak  çalışıyor. Oğuz, NASA'daki deneyimlerini, yeni projelerini, hobilerini Eğitim Ajansı’ndan Ayla Özdemir’e anlattı. Uzayla ilgili merak edilenlerin yanı sıra gençlere meslek seçiminde önemli tavsiyelerde de bulundu. Türkiye’nin bilimde geldiği noktayı değerlendirirken de ‘Atatürk’ü işaret etti.
 

İŞTE SİNOP’TAN NASA’YA UZANAN BİR BAŞARI HİKAYESİ:

- Sırrı Oğuz kimdir? Kısaca sizi tanıyabilir miyiz?
 
S.0.: Aslen Sinopluyum. Üniversite öncesi hayatımın tamamı Türkiye’nin en mutlu şehri Sinop’ta geçti. 1983’te İTÜ Uçak Mühendisliğine girme hakkı kazandım ve 1987’de bana yeni ufuklar açacak olan Uçak Mühendisliği diplomamı aldım. Daha sonra burs kazanarak 1988’de ABD’ye yüksek lisans eğitimi için gittim ve yaklaşık otuz yıldır hayatımı orada devam ettirmekteyim. Uçak ve makina mühendisliği masterlarımı bitirdikten sonra uzun yıllar Savunma ve Uzay Sanayii’nde özel bir şirkette piroteknik alanında uzman mühendis olarak çalıştım. Piroteknik nedir diye merak edenler için kısaca açıklayayım. Kısaca kontrollü patlayıcı ve ateşleyicilerle ilgilenen bir mühendislik dalı diyebiliriz. Arabaların hava yastığı ateşleyicilerinden tutunda, uzay araçlarının kapsül ayrılma mekanizmalarına kadar birçok alanda piroteknik malzemeler yaygın şekilde kullanılmaktadır. 2008 yılından beri de Houston’da NASA Johnson Uzay Merkezinde sistem yöneticisi olarak çalışmaktayım.
 
ÇOCUKLUK HAYALİMİ YAŞIYORUM
 
S.0.: Temel bilimlere ilginiz ne zaman başladı? Uçak Mühendisliğini seçmenizdeki en önemli etken ne oldu?
 
Aslında sadece temel bilimler değil tarihe de okul yıllarımda çok ilgim vardı. Ama ileride ne olmak istersin diye sorulduğunda hep mühendis olmak istediğimi söylerdim. Fen ve matematik benim için sadece ders değil öğrenirken sanki bir oyun gibi zevk aldığım konulardı. Uçak mühendisliğini seçmemdeki en büyük etken sıradanlık dışı bir alan olması ve ileride gerçekten zevkle yapabileceğim bir meslek olduğuna inanmamdı. Kısaca bana çok ilginç gelen bir konuydu ve ne kadar şanslıymışım ki bu seçimimden hala gayet memnunum.
 
BİR TÜRK MÜHENDİS OLARAK GURUR VERİCİ
 
-Dünyanın en prestijli kurumlarından biri olan NASA maceranız nasıl başladı? NASA’daki göreviniz ve üzerinde çalıştığınız projelerden bahseder misiniz? 
 
S.0.: NASA’daki asli görevim 2008’de başlamasına rağmen benim NASA ile olan ilk bağlarım mesleğe ilk başladığım 1994 yılına dayanır. O zamanlar çalıştığım şirket uzay mekiğinin tüm ateşleyici, patlayıcı ve ayrılma mekanizmalarının ana tedarikcisiydi ve benim de o projelerde çok katkım olmuştu. 2008’de NASA’nın yeni Orion projesinin hayata geçmesiyle NASA bünyesine alanında uzman olmuş yeni mühendisler ve bilim adamları katmaya karar verdi. Ben de piroteknikler konusunda uzman olarak Orion projesinde çalışmak için teklif aldım ve NASA’daki macerama o şekilde başlamış oldum. Orion uzay aracının tüm piroteknik sistemlerinin araca integrasyonu, testleri ve sertifikasyonundan sorumlu sistem mühendisi olarak yaklaşık dört yıl bu projede çalıştım.
 
2010’da uzay mekiği programının sona ermesiyle NASA uluslararası uzay istasyonuna astronot taşıma görevini özel şirketlere vermeye karar verdi. Commercial Crew adı verilen bu yeni projede NASA özel olarak seçtiği iki havacılık şirketi Space X ve Boeing’e NASA uzmanları gözetiminde uzay aracı ve roketi yapma yetkisi verdi. Ben de şu anda bu projede bu iki şirketin sistemlerini NASA adına denetleyen ve piroteknik sistemlerin sertifikasyonundan sorumlu sistem yöneticisi olarak görev yapmaktayım. Dragon ve CST-100 adındaki bu araçların yapımı ve testleri ABD’nin değişik eyaletlerinde tüm hızıyla devam ettiği için son yıllarda iş seyahatlerimde aşırı artış oldu. Yorucu da olsa bu devasa uzay araçlarının yapımı ve testlerine şahit olabilmek, o heyecanı yaşamak tabiiki paha biçilmez bir duygu. İki şirket de insanlı ilk test uçuşlarını 2018 yılı sonlarında gerçekleştirmeyi planlıyor.
 
Bana genelde Türkiye’ye geldiğimde en çok sorulan soru Mars’a insanlı yolculuğun ne zaman olacağı ve NASA’nın bu konuda ne gibi projeleri olduğu. Orion projesinin ana amaçlarından biri en erken 2030 yılına kadar kırmızı gezegene güvenli bir şekilde astronot göndermek ve yine güvenli bir şekilde dünyaya geri gelebilmek. Çalışmalarımız planlı bir şekilde devam ediyor ve NASA bu projeyi tüm insanlık adına bir misyon olarak kabul etmekte. Ben de bir Türk Mühendis olarak böyle bir projenin parçası olmaktan tabii ki gurur duyuyorum.

MARS’A GİDEN YOLDA BÜYÜK BİR ADIM 
 
- Uzayla ilgili bizimle paylaşabileceğiniz yeni bir gelişme var mı?
 
S.0.: Tabii ki Mars projesi en ilgi çeken ve merak edilen konu ama şu an benim heyecanla sonucunu beklediğim proje asteroit yönlendirme projesi. Bu projede amaç çok büyük bir asteroidi robotik tekniklerle yeniden yönlendirip ayın yörüngesine sokmak ve sonrada astronotları bu asteroide gönderip numune toplamak.
Asteroidlerin güneş sisteminin oluşumundan arta kalan malzemeler oldukları için hem güneş sistemimizin oluşumu hem de dünyamızdaki yaşamın başlangıcı hakkında daha önce hiç bilmediğimiz verileri bizlere sağlayabilmesi mümkün. Orion projesinin Mars’dan önceki ana misyonu böyle bir astreoide astronotları taşımak.
 
MÜZİK EN BÜYÜK HOBİM
 
- Yoğun bir tempo ve büyük bir sorumluluk, dinlenmeye, eğlenmeye vakit bulabiliyor musunuz? 
 
S.0.: NASA genel olarak iş ve sosyal hayat dengesine önem veren bir kurum ama yine de özellikle yönetici konumunda olanlar için bu denge balansını iyi yapmak biraz zor. Elimden geldiğince eve iş getirmemeye özen gösteriyom. İş dışında en büyük hobim ‘müzik’. Uzun yıllardır kendimce müzik editleme, remix ve DJ’lik yapıyorum. Artık eskisi kadar olmasa da festivallerde, Club’larda birçok kere DJ’lik yaptım. Vakit buldukça eşim Ziynet’le seyahat ediyoruz. Uzun iş seyahatlarinde Türk yazarlarının kitaplarını okumayı severim. Son zamanlarda Ayşe Kulin’i çok okuyorum.
 
ATATÜRK GİBİ BİLİMİ REHBER EDİNMİŞ LİDERLER LAZIM
 
- Atatürk,’’ Eğer bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse, bilimi seçin" der ve bilimi işaret eder. Bir asır önce bu şekilde düşünen bir lider ve bilim ve teknolojide bugün geldiğimiz noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? 
 
S.0.: Aslında bu konuda söylenecek o kadar çok şey var ki, nereden başlasam bilemiyorum. Bugün hala Atatürk gibi bilimi herşeyin önünde tutan devlet adamlarınca yönetiliyor olsak dünyadaki prestijimiz nerelerde olurdu acaba? Geçenlerde Türkiye’de genç mucitlere ilham olmak amacıyla yapılan bir bilim şenliğine katıldım. Tüm katılımcı gençlerin ve çocukların bilime ve teknolojiye susamış, hevesli ve pırıl pırıl beyinler olduğuna şahit oldum ama diğer yandan özellikle Türkiye’deki siyaseti temsil eden bazı konuşmacıların bilime yaklaşımı beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Bilimi küçük çocuklara sevdirmek amacıyla organize edilmiş böyle bir etkinlikte ‘’Bilimin imkanlarını sonuna kadar kullanın ve öğrenin ama bilimi ve teknolojiyi sevmenize gerek yok’’ diye öğüt veren politikacıyı ve bu düşüncenin bizleri bilimde ileriye taşıyacağını irdeleyen yerel yöneticileri görmek beni gerçekten umutsuzluğa düşürdü desem yeridir. Türkiye’deki kaderci ve aşırı muhazafakar düşünce etkin olduğu sürece ülkemizin bilim ve teknolojide hep bir adım geride kalması kaçınılmazdır. Bilim demek sorgulamak demektir, ilericilik demektir, bilinmeyeni bulma merakı demektir. Peki bunu bilim yuvası olması gereken üniversite ve bilimsel kurumların rektör ve yöneticilerinin bilimle ilgisi olmayan siyasilerce atanmasıyla mı başaracağız? Bunlar ne yazık ki artık Türkiye’de sorgulanmasından bile çekinilen konular olmuş durumda.
 
KIZ ÇOCUKLARI BİLİM KADINLARIMIZLA BULUŞTURULMALI
 
- Öğrencilerin bilime olan ilgisini artırmak ve kız çocuklarını daha fazla bilimin içine çekmek için neler yapılmalı?
 
S.0.: Öncelikle toplumun üzerine bir karabasan gibi çökmüş tutucu ve gerici düşünceden biran önce sıyrılmak gerekir. Bu da tabiiki sadece okulda fen, matematik dersleri öğretmekle olacak birşey değil. Okul dışında çocukları bilime özendirecek ve bunu sanki bir ders değil de oyun gibi çocuklara aktarmayı sağlayacak aktiviteler, bilim kulüpleri, görsel ve yazılı medyanın bilimi magazinleştirmeden gençlere aktarması aklıma hemen gelen birkaç örnek... Kız çocuklarını bilime özendirmek içinde en birinci şart, rol model olabilecek bilim kadınlarımızın ilk ve orta eğitim çağındaki kızlarımıza yol göstericilik yapması, başarılarını onlarla paylaşması onlara hem özgüven verecek hem de ufuklarını açacaktır. Mesela NASA’nın bayan astronotları okulları ziyaret ederek hem kız öğrencilere rol modellik yaparlar hem de NASA’nın ilginç projelerini birinci ağızdan ögrencilere anlatırlar. Buna benzer aktiviteler ülkemizde de yapılabilir.
 
HAYALLERİNİZE SADECE ’LYS’ YÖN VERMESİN

- Bilimin zirvesine adını yazdıran biri olarak üniversite adaylarına meslek seçiminde tavsiyeleriniz neler olacak? 
 
S.0.: Liselerde öğrencilerin meslek seçimlerinde yardımcı olacak danışman uzmanlar var bildiğim kadarıyla. Ama bu seçimde neyin kriter olacağı çok detaylı düşünülmesi gereken bir konu. Şimdi benim için burada sevdiğiniz ve yapmaktan zevk alacağınız bir alanı seçin diye tavsiyede bulunmak kolay ama bir de Türkiye gerçekleri var. İdealler mi yoksa hayatın gerçeklerine göre bir seçim mi daha öncelik olmalı? Ben yine de ilk adım olarak en ilgi duyduğunuz ve ideallerinize erişmenizi sağlayabilecek bir meslek seçmenizi tavsiye ederim. Hayat mücadelesinin daha en başında olan gençlerin sadece geçim kaygısıyla meslek seçimi yapması uzun vadede onları negatif etkileyecektir. Özellikle temel bilimler konusunda seçiminizi üniversite ayrımı yapmadan, ilgi duyduğunuz bilim alanına göre seçin derim. Sadece birkaç saatlik bir LYS sınavının hayallerinize yön veren tek etken olmasına izin vermeyin bence. Ben çalışkan ve zeki olup da sınavda heyecandan iyi puan alamayan birçok öğrenci gördüm. Mesela bilgisayar mühendisi olmak için Boğaziçi ya da İTÜ olmasa da Anadolu’nun daha düşük profilli bir üniversitesinde en azından size meslekte ilk adımı atmanızı sağlayacak şansı yakalayabilirsiniz.
 
BİLİMİ HAYATINIZIN EN TEMEL FAKTÖRÜ YAPIN
 
- Hayali NASA’da çalışmak olan öğrenciler nasıl bir yol izlemeli?
 
S.0.: NASA olur ya da olmaz, ama temel bilimler konusunda ileri seviyede bir kurumda çalışma imkanı elde etmenin birinci yolu tabii ki çok çalışmak. Ama bu çalışmadan kastım sadece derslerde iyi not almak değil. Seçtiğiniz alanda en iyi olabilmek sizin elinizde. Alanınızda dünyada neler olup bitiyor bunu takip etmek, bilimsel organizasyonlara katılmak, aktif bir şekilde konunuzun uzmanlarıyla iletişime girmek ve en önemlisi bilimi hayatınızın en temel faktorü haline getirmek yapabileceğiniz şeylerden bazıları. Bugün NASA’da çalışan hiçbir mühendis sınıflarının en çalıskan öğrencisi oldukları için orada çalışmıyorlar. Her biri kendilerini ötekilerden ayıran bir özellikleri olduğu için orada. Belki lisede yaptıkları çok basit ama yenilikçi bir deney, belki bir teknik makaleye karşı yazdıkları eleştiri yazısı, belki bir bilim kulübünde gönüllü çalışmaları onları özel kılan şeyler olabilir.
 
Türkiye’de uçak ve uzay eğitimi veren İTÜ ve ODTÜ gibi üniversiteler teorik olarak gerçekten bu alanda çok iyiler. Bu bölümlerde okuyan gençlere kesinlikle en azindan master yaparak uzmanlık alanlarını spesifik hale getirmelerini tavsiye ederim. Diğer çok önemli konuda ingilizceyi en iyi seviyeye getirmeleri. Temel bilimlerde dünya literatürünü takip edebilmek ve aynı zamanda kendi düşüncelerinizi dünya bilim topluluğuyla paylaşabilmeniz için onlarla ortak bir bilim diliniz olması
gerekiyor.

CUMHURİYET’İN İLK YILLARINDAKİ RUHU YAKALAMALIYIZ
 
- Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?
 
S.0.: Ülkesini seven bir Türk bilim insanı olarak en büyük dileğim, ülkemin üstündeki ölü toprağından biran önce kurtulması ve dünyada sadece bilimde değil her alanda örnek gösterilen bir toplum haline dönüşmesi. Ülkemizin her geçen gün batı medeniyetlerinden izole olduğunu görmek bana büyük üzüntü veriyor. Dünya basınını çok yakın takip eden birisi olarak Türkiye hakkında sadece negatif haberler görmek artık rutin hale geldi. Aslında reçeteyi Ulu Önder Atatürk bir asır önce yazıp Türk ulusunun önüne sunmuş. Bizim yapmamız gereken yine ‘Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki ruhu yakalamak ve Atatürk’ün gösterdiği yolda yürümeye devam etmek...
 
RÖPORTAJ: AYLA ÖZDEMİR


Eğitimajansı.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Eğitim ve Ögretim Eğitim ve Ögretim