Bu haber kez okundu.

Nabi Avcı: Şura Kararları Yanlış Değerlendiriliyor

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, TBMM TV MEB ve gündemdeki diğer konulara ilişkin sorulara yanıt verdi. Avcı, şura kararlarının da yanlış değerlendirildiğini ifade etti.

Bakan Avcı, konuşmasına Pakistan'da hayatını kaybeden Pakistanlı öğrencilere ve görevlilere Allah'tan rahmet dileyerek başladı.

 

Kamuoyunda şüra konusunda biraz daha netleşmeye ihtiyaç olduğunu belirten Bakan Avcı, Milli Eğitim Şürası'nın Cumhuriyetin ilk yıllarından beri önce maarif şüraları olarak başladığını ve dört yılda bir yapılan bu şüraların zaman zaman daha kısa sürelerle de yapıldığını hatırlattı.

 

Bakan Avcı şöyle devam etti:

 

"Bizim bu son yaptığımız Şüra 19. Milli Eğitim Şüra'sıydı. Milli Eğitim Şüraları, Milli Eğitim Bakanlığı'nın en yüksek danışma organıdır, şüra zaten adı üstünde danışma meclisi demektir. Dolayısıyla, Şüra'da alınan kararlar tavsiye niteliğindedir. Yani Şüra'da alınan her karar mutlaka uygulanacak ve alındığı şekilde uygulanacak talimatlardır gibi algılanması yanlıştır. Şüra'da muhtelif tavsiye kararları alınır. Bugüne kadar da şüralarda alınmıştır. bunların bir kısmı uygulanmıştır, bir kısmı uygulanamamıştır. Bu Şüra'da alınan kararlarda maalesef birkaç kararı, sanki Şüra'nın ana gündemiymiş gibi konuşuldu. Oysa şüralar bir yönetmeliğe dayalı olarak yapılır. O yönetmelikte bu şüralara kimlerin katılacağı belirtilmiştir. Bütün eski Milli Eğitim Bakanları davet edilir. Eski Milli Eğitim Müsteşarları, Talim Terbiye Kurulu Başkanları, mevcutları, ayrıca eğitim sendikaları, sivil toplum kuruluşları, öğrenciler, veliler, öğretmenler ve kamu kuruluşları ilgili kamu kuruluşları davet edilir. Milli Eğitim Komisyonu üyeleri, Milli Eğitim Gençlik, Kültür Gençlik Spor Komisyonu davet edilir. Konunun bütün paydaşları yani eğitim üzerine söz söyleyebilecek herkes bu şüralarda bir şekilde temsil edilir.

 

Şüra'da öğrencilere, öğretmenlere ve velilere oy hakkı

 

Son yaptığımız Şüra'nın bir farklı özelliği de yönetmelikte yapılan değişiklikle asıl hedef kitlemiz olan öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz ve velilerimizin oy hakkıyla Şüra'ya katılmalarıdır. Dolayısıyla, daha demokratik bir şüra yapısı oluşturmaya çalıştık. Şüra önce komisyonlar halinde toplanır, Şüra'nın önceden belirlenmiş bir gündemi olur. Her şüra böyledir. O gündem dışındaki konular şürada konuşulmaz çünkü eğitimin konuşulacak yüzlerce konusu vardır. Dolayısıyla, şüralarda serbest gündem konuşmaları yapıldığı takdirde günlerce, aylarca konuşmamız gerekir onun için 6 günlük bir şürada konuşulabilecek belli başlı gündem maddeleri önceden ilan edilir. Bu şürada da öyle olmuştur."

 

Komisyonlarda tartışılarak alınan kararların şüra kararı haline dönüşebilmesi için bütün Şüra katılımcılarının katıldığı Şüra Genel Kuruluna getirildiğini söyleyen Bakan Avcı, son yapılan Şüra'da da komisyonlarda tavsiye kararı alınan 179 karara, Genel Kurulda eklenen tavsiye kararlarıyla bu 185'e çıktığını belirtti.

 

Bu kararların içerisinden birkaç tanesinin biraz da eksik bilgilerle kamuoyunda tartışıldığını dile getiren Bakan Avcı, şöyle devam etti:

 

"Okul güvenliyle ilgili kararlarımız var. Öğretmen niteliğinin arttırılması, öğretmenlik mesleğinin, itibarının arttırılması, öğretmenlerin özlük haklarında iyileştirmeler yapılması, öğretmenlerimizin meslek içi eğitimlerinin pekiştirilmesi, eğitim yöneticilerinin hizmet içi eğitimlerinin pekiştirilmesi, okul güvenliğinin A'dan Z'ye elden geçirilmesi, mekanların düzenlenmesi, ders çizelgelerinde çok farklı ders önerileri." dedi.

 

Osmanlı Türkçesi

 

Şüra'da pek çok konunun tavsiye kararı olarak tartışılıp, konuşulup, kararlaştırıldığı halde kamuoyunda sadece Osmanlıca dersi önerisinin tartışıldığını söyleyen Bakan Avcı, Osmanlı Türkçesi konusunun da yanlış veya eksik bilgilerle tartışıldığını belirtti.

 

Osmanlı Türkçesi dersinin sosyal bilimler liselerinde 10 yıldır verildiğinin altını çizen Bakan Avcı, şöyle devam etti:

 

"Buradan o zamanın Milli Eğitim Bakanlığı Sayın Hüseyin Çelik'e bir kere daha teşekkür ediyorum. Kendi döneminde sosyal bilimler liselerini kurdu. Osmanlıca dersi de bu seçkin liselerimizin 10-11-12. yani lise 2, lise 3, lise 4 sınıflarında 8 seneden beri zaten zorunlu olarak okutuluyor. Şüra'da alınan karar nedir? Sosyal bilimler liselerinde 8 senedir zorunlu olarak okutulan ve çok başarılı da uygulamalar olduğunu gördüğümüz bu derslerin Anadolu imam hatip liselerinde de zorunlu olması. Anadolu imam hatip liselerimizde okuyan öğrencilerimiz zaten Kur'an-ı Kerim dersleri vesilesiyle, alfabeye bir aşinalık bir ön bilgi sahibi olmuş oluyorlar. Diğer liselerde de zaten bu dersler Osmanlıca Türkçesi dersleri seçimlik olarak zaten vardı, bugüne kadar uygulanıyordu. 10 öğrenci bir araya gelip biz Osmanlıca dersini öğrenmek istiyoruz, Osmanlı Türkçesi almak istiyoruz dedikleri zaman eğer okulun fiziki altyapısı bunu müsaitse, yani bir derslik sıkıntısı yoksa, öğretmenimizde varsa bu dersi okutabilecek nitelikte o okulda öğretmenimizde varsa zaten seçmeli olarak bu derslerimiz okutuluyordu. 1928'den önce yayınlanmış olan matbu bugün de klasiklerimiz arasında olan ama Latin harflerinden okuduğumuz kitaplardan bazılarını Osmanlı Türkçesi harfleriyle de okuyabilsinler derdimiz bu. Ondan sonrasını tabi öğrenci kendi yeteneğine göre, becerisine göre, ilgisine göre daha sonrasında daha ileride yapabilir, üniversitede yapar. "

 

Okul güvenliği

 

Öğretmen niteliğinin geliştirilmesi ve okul güvenliği konularının da 19. Milli Eğitim Şürası'nda konuşulduğuna dikkat çeken Bakan Avcı, okul güvenliğinin sadece fiziki bir mesele olmadığını, aynı zamanda okulların çevresinde ciddi bir uyuşturucu tehdidinin söz konusu olduğunun söyledi.

 

Uyuşturucuyla mücadele konusunda bir şüra düzenlendiğini hatırlatan Bakan Avcı, şöyle konuştu:

 

"Sayın Başbakanımızın Başkanlığında, Milli Eğitim Bakanı, Sağlık Bakanı, İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı, Gençlik ve Spor Bakanı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından oluşan bir koordinasyon kurulu oluşturduk. Bu müteaddit toplantılar yaptı, uyuşturucuyla mücadele için. Çocuklarımızı uyuşturucu tehdidine karşı nasıl koruyabiliriz, neler yapabiliriz diye. Narkotimler uygulaması buradan çıktı. Dolayısıyla, okul çevresi diye bir kavram geliştirdik. Ne demek okul çevresi? Nasıl bazı yerler, askeri bölge ve oralarda bazı şeyler yapmak yasaksa okul çevresi dediğimiz alanları da tanımlayalım ve buralarda rastgele öyle önüne gelenin ne olduğu belli olmayan birtakım işler yapmasına mani olabilelim. Bunun için çevre esnafını, okullarımızın çevresindeki vatandaşlarımızı, iş yerlerimizi, esnafımızı bilinçlendirelim. Onların da bu mücadeleye kaktı da bulunmasını sağlayacak tedbirler geliştirelim."

 

Takviye kurslarına katılan öğretmenlere teşekkür

 

Hafta sonlarında tüm öğrencilere ücretsiz açılan takviye kurslarının başladığını hatırlatan Bakan Avcı, 100 binin üzerinde öğretmenin düşük ek ücretine rağmen büyük bir fedakarlıkla bu kurslara sahip çıktığını söyledi. "Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum" diyen Bakan Avcı, takviye kursu veren öğretmenlerin ek ders ücretlerini iki katına çıkartmaya çalıştıklarını belirtti. Parasal karşılığının yine de yetersiz olduğunu belirten Bakan Avcı, bu kurslara katılan öğretmenlerin hizmet puanlarının bir şekilde değerlendireceğini belirtti.

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber