Bu haber kez okundu.

Nabi Avcı Atanamayan öğretmen ifadesi yanlış

Milli Eğitim Bakanı Avcı, TEOG sisteminde hiç tercih etmediği halde imam hatip okullarına yerleştirilenlerin sayısının 45 olduğunu bildirdi.

ANKARA

Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası’na konuk olan Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Kemal Öztürk ile editörler, bölge müdürleri ve dünyanın çeşitli merkezlerindeki muhabirlerin eğitim gündemine ilişkin sorularını yanıtladı.

Avcı, torba yasa tabir edilen yasayla 40 bin yeni öğretmen adayının atamasının yapılacağını söyledi. Atamaların gelecek hafta cuma gününden itibaren yapılacağını ifade eden Avcı, atamaların gecikmesinde, yasanın Meclis’teki görüşmelerinde yaşanan gecikmenin neden olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk onayladığı yasayla Milli Eğitim Bakanlığında 40 bin öğretmenatamasının gerçekleşmesinin kendileri için de ayrı bir mutluluk olduğunu ifade eden ve Erdoğan’a teşekkür eden Avcı, “Bizim yönetmeliğimize göre Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra 5 iş günü boyunca adaylardan tercih almamız gerekiyor. Biz kontenjanlarımızı açıkladık, ne kadar öğretmen adayı alacağımızı açıkladık. O liste üzerinden adaylar tercihlerini yapacaklar. Bugünden başlandığı zaman önümüzdeki perşembe akşamı tercihler tamamlanmış olacak, cuma gününden itibaren de herkes hangi okula atandığını öğrenmiş olacak’ dedi.

Atamaların 109 ayrı branştan yapılacağını, ihtiyaçlara göre oranlamayı yaptıktan sonra bunu branşlara uyarladıklarını anlatan Avcı, şöyle devam etti:

“Çok sayıda ama her halükarda onlara da ihtiyacımız olan branşlar var. Uçak Gövde Bakım bölümüne ilk atamada 3 kişi, İspanyolca’ya 1 kişi alınacak. Bizim asıl büyük rakamlarımız beden eğitiminde bin 613 kişi alınacak. Bunlar en örgütlü gruplardan bir tanesidir. Bilişim Teknolojileri Bölümü, benim en çok sıkıştırıldığım alan. ‘Siz de iletişim hocasısınız, niye bize 10 bin kadro ayırmıyorsunuz’ diye eleştirildiğim alanda bin 100. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi’nde 3 bin 405. Bu çok speküle edilen bir konu, ‘din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni çok alınıyor’ diye. Çok açığımız var bu konuda. İmam Hatip Ortaokullarının açılması bir yandan, diğer yandan seçmeli derslerin artırılması, Kuranı Kerim ve siyer dersleri en çok seçilen dersler. Mevcut din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerimizle bu işi götüremiyoruz. Fen Bilimleri ve Fen Teknolojileri, bin 375, İlköğretim Matematik öğretmenliği için 2 bin 426, İngilizce 3 bin 931, Matematik bin 290, ilköğretim matematikle toplanınca en yüksek bu oluyor. Okul öncesi bin 939, özel eğitim, en çok ihtiyaç duyulan alanlardan bir tanesi, bin 945. Rehberlik bölümüne 2 bin 902, sınıf öğretmenliği en yüksek 6 bin 152, Türk Dili ve Edebiyatı bin 125, Türkçe bin 772 gibi; neticede 40 bin. Bunların 39 bin 440’ı ilk atama olarak atayacağız.”

Nabi Avcı, açıktan atama ve kurumlararası atamalar da yapacaklarını belirterek, açıktan atamanın kamuoyunda yanlış anlaşıldığını, bu durumdaki atamanın daha önce öğretmenlik yapmış, asaleti tasdik edildikten sonra meslekten ayrılan ve tekrar dönüş yapmak isteyen kişilere yönelik olduğunu, eğitim durumları uygun 160 milli sporcunun da beden eğitimi öğretmeni olarak atamasının gerçekleştirileceğini söyledi.

“Atanamayan öğretmen’ ifadesi yanlış”

Bakan Avcı, konuşmalarında ” öğretmen adayı” ifadesini özellikle kullandığını, “atanamayan öğretmen” kavramının da yanlış bir ifade olduğunu dile getirerek, “Atandığınız zamanöğretmen adayı oluyorsunuz, şimdi atayacaklarımız ‘ öğretmen adayı’ oluyor, 1 yıl sonra asaleti tasdik ediliyor, eğer tasdik edilmezse 1 yıl daha tanıyoruz. 2 yıl içinde asaleti tasdik edildikten sonraöğretmen olunuyor. Öğretmen atamayla olunan bir şey değil, adaylık sürecini başarıyla tamamladıktan sonra öğretmen oluyorsunuz” diye konuştu.

Milli Eğitim Bakanlığına başvuran herkesin kendisini hemen “atanamayan öğretmen” kategorisine soktuğunu ve bunun yanlış olduğunu vurgulayan Avcı, formasyon almış her fakülte mezununun kendisiniöğretmen olarak görmesinin yanlış olduğunu, bunun “öğretmen adayı” olarak adlandırılması gerektiğini belirtti.

Bir öğretmen adayının atama sürecinin Talim Terbiye Kurulu’nun hangi derslerin okutulacağına karar vermesiyle başladığını, Kurulun “gizli anayasası” gibi görülen 80 sayılı kararı uyarınca hangi dersin öğretmeninin hangi kaynaklardan sağlanacağına karar verdiğini anlatan Avcı, şunları kaydetti:

“Gençler mezun olduklarında o listeye baktıklarında, İspanyolca bölümü mezunu olan genç ‘İspanyolca öğretmeni olabilirim’ diye düşünüyor, ama gazeteci de olabilir, Dışişleri Bakanlığına da girebilirsin, İspanyolca bölümü mezunu olarak yapabileceği çok farklı işler vardır. Ama kendini orada görünce hemen kendine ‘atanamayan öğretmen’ diyor. İspanyolca 1 kişi alınıyor, şimdi bölüm mezunları ayaklanabilir, ama bizim ihtiyacımız bu kadar, belki ihtiyacımız daha fazla, ama bu bir bütçe imkanı meselesi. 1 sene geriden gelen öğrenciler de var, bütün kadroları doldurduk o zaman yeni mezunlara ne yapacağız? 2 barajın yapımından vazgeçtik, kaynakları buraya aktardık, doldurduk kadroları, ama bunlar emekli olana kadar yeni mezunları ne yapacağız? Dolayısıyla biz her sene yeni mezun olanlardan, onların sınavlarda en üstte olanlardan alarak bu sirkülasyonu sağlıklı şekilde yürütmeye çalışıyoruz.”

Avcı, bir soru üzerine MEB’in öğretmen açığının yapılacak 40 bin atamayla 105 bine düştüğünü söyledi. Avcı, “Kaç kişi öğretmen olmak istiyor?” sorusuna da “Onu tam ölçemiyoruz, bütün fakülte mezunları Talim Terbiye Kurulu’nun 80 sayılı kararındaki öğretmen kategorilerinden birinde kendini potansiyel aday olarak görebilir. Özellikle eğitim fakültesinden mezun 400 bini buluyor, bu daha da artabilir” dedi.

Fakülte mezunlarının tek istihdam olanağının Milli Eğitim Bakanlığı olmadığını vurgulayan Avcı, İspanyolca mezunları örneğinden hareketle o bölüm mezunu kişilerin başka kurumlarda da istihdam edilebileceklerini söyledi.

Avcı, 6 ay kadar önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Uzman Meslek Edindirme Kursları adıyla istihdam garantili sertifika programı yaptıklarını anımsatarak, bu kursları alan kişilerin farklı alanlarda iş ve kariyer sahibi olabileceğini, olanların da bulunduğunu kaydetti.

Öğretmen yetiştirmek üzere kurulan, Türkiye genelinde açılan, 298 Anadolu öğretmen lisesinin kapatıldığını ifade eden Avcı, “İhtiyacımızla talebi, taleple arzı bir şekilde buluşturmamız lazım. Anadolu öğretmenlisesinden mezun olan öğrencilerimizin neredeyse tamamı farklı alanlara yöneliyorlar. Buralardan iyi puanlarla üniversiteyi kazanıyorlar ve genellikle katsayı takviyesi kalktıktan sonra tıp ve mühendislik fakültesine gidiyorlar. Orada okuyanlar daha sonra bu okulların fen lisesi olması için ciddi talepte bulunuyorlardı” diye konuştu.

Nabi Avcı, geçen yıl Arapgir’de bir işadamının yaptırdığı liseyi ziyaret ettiğini, mevzuat koşullarıyla Anadolu Öğretmen Lisesi olarak yaptırılan bu okulun, imkanlarıyla, laboratuvarlarıyla üniversite olabilecek bir yapıya sahip bulunduğunu anlatarak, oradaki öğrencilerin okullarının statüsünün Fen Lisesine çevrilmesini istediklerini, bu tür öğretmen okullarında okuyan birçok öğrencinin, öğretmen değil, farklı mesleklere yönelmek istediklerini belirtti.

Lise yerleştirmeleri

Bakan Avcı, “Lise yerleştirmelerde 1 milyon 136 bin 546 öğrenci tercih yaptı. Bunların bir milyon 57 bin 799’u 15 tercihinden birine yerleşti. Sorunsuz. Yüzde 93’ü listedeki tercihlerinden birine yerleşti. Bir milyon 57 bin öğrencinin, yarıdan fazlası, 550 bini ilk 3 tercihten birine yerleşti. Bu müthiş bir başarı. 15 tercihininden birine yerleşememiş öğrencilerimiz de 78 bin 477 kişi bunlardan B grubuna yerleşti. Onda da sorun yok.”

“Dersler Kürtçe okutulabilir ama resmi dil Türkçe’dir”

Diyarbakır’da Kürtçe eğitim verecek özel okulların açılması yönünde talepler ve buna ilişkin eylemler olduğu hatırlatılarak, görüşü sorulan Avcı, anadilde eğitimin herkesin en tabii insan hakkı olduğunu belirtti.

Türkiye’de anadili öğrenmek bir yana konuşma üzerinde yıllardır süren çok ağır yasakların, insanlık dışı uygulamaların iktidarları döneminde kaldırıldığını ifade eden Avcı, “Eskiden insanların sadece anadillerinde anneleriyle konuştukları için eziyet gördüğü bir Türkiye vardı. Bugün, özellikle anadili Kürtçe olan çocuklarımızın anadillerini gereği gibi öğrenmek istiyorlarsa ki istemeleri tabii bir haktır, istemeleri gerekir, bunların önündeki imkanı açacak düzenlemeleri yapmaya başladık” diye konuştu.

Avcı, 2 yıldan beri Kırmançi ve Zazaki seçmeli dersler olduğunu anımsatarak, bütün seçmeli derslerde olduğu gibi bunlarla ilgili de sınıf açılabilmesi için en az 10 öğrencinin bulunması gerektiğini anlattı.

Ancak ders seçildikten sonra kaç öğrencinin katılacağının görüldüğünü ve bu nedenle önceden norm kadro oluşturulamadığını dile getiren Avcı, 2 yıllık geriye doğru bakarak hangi okullarda bu sene Kürtçe dersini kaç öğrencinin seçeceğini tahmin edebildiklerini ve bu yıl ilk defa norm kadroya 18 tane Kürtçe öğretmenliği kadrosu koyduklarını belirtti.

Anadilde öğrenimin dışında, anadilini bilenlere anadilinde eğitim vermenin de mümkün olduğunu ifade eden Avcı, hem devlet okullarında hem özel okullarda bazı derslerin farklı dilde okutulabildiğini aktardı.

Bakan Avcı, şöyle devam etti:

“Türkçe’den başka hangi dillerin eğitim öğretimde kullanılabileceği konusunda karar verme yetkisi Bakanlar Kurulunda. Dolayısıyla Bakanlar Kurulu diyorki, ‘evet Çince eğitim yapılabilir okullarda, Kürtçe eğitim yapabilir, Rusça eğitim yapabilir, Boşnakça yapabilir’ o zaman bu tür özel okullar açılabilir, o özel okullarda belli dersler Kürtçe de okutulabilir ama resmi dil Türkçe’dir. Milli Eğitim Bakanlığı olarak görevimiz her çocuğumuza önce resmi dil olan Türkçe’yi öğretmek zorundayız. Biz Türkçe’yi öğretiriz, o okullarda da öğretiriz, öğretmemiz de gerekir.

Belli hazırlıklar olduğunu biliyorum bazı girişimcilerin, Milli Eğitim Bakanlığına tıpkı İngilizce kolej gibi, Fransızca kolej gibi bazı dersleri Kürtçe okutacak bir özel okul açma girişimi içinde olduklarını gayriresmi olarak biliyorum. Ama bu Lice’deki olaydan söz etmiyorum. Hakkari’de bir grup bir hazırlık içindeydi. Hakkari ziyaretimde ‘böyle bir şey yapabilir miyiz, yasal mevzuat müsait mi’, evet müsait. Yapabilirsiniz. Valiliğe müracaat edeceksiniz. Valilik onu Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğüne gönderecek. Biz bakacağız, ‘bu okul, şu müfredatla, şu öğretmen kadrosuyla, şu dersliklerde, şu okul standartlarında bir yer ve böyle bir müfredat uygulamak istiyor. Bizce yasal sakınca yok, yapabiliriz. Ama siz diyorsanız ‘Ben Milli Eğitim Bakanlığını, valiliği tanımıyorum, hiçbir standardını da kaale almıyorum, istediğim binada, istediğim gibi, istediğim müfredatla, istediğim öğretmenle zorunlu eğitim çağındaki çocukları kaydederek orada, böyle bir okul açıyorum’, bunun adı bir defa okul olmaz. Bunun yasal bir dayanağı olmaz.”

Üniversiteye giriş sistemi

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, üniversiteye giriş sistemine ilişkin “Bilişim teknolojisindeki gelişmeler nedeniyle 3 sene sonra 5 sene sonra, biz hem sınıf içi etkinliklerimizi hem bütün bir lise boyunca çocuklarımızın performanslarının ölçümlerini çok daha yakından, bireysel özelliklerini göz ardı etmeyecek kadar derinlemesine takip edilebilir duruma geleceğiz. O zaman belki bugün bildiğimiz anlamda bir sınava ihtiyaç olmayabilir” dedi.

Avcı, “Üniversiteler de dahil olmak üzere milli eğitim sistemi neden sürekli tartışma konusu, niye sürekli eleştiriliyor, niye sürekli sistem, yöntem, model değiştiriyoruz?” şeklindeki soru üzerine Avcı, milli sporlarımızdan birinin “Biz adam olmayız” şeklindeki muhabbet olduğunu, buna yeni bir ulusal spor daha eklendiğini, bunun da “Eğitim yaz-boz tahtasına döndü” şeklindeki klişenin eklendiğini söyledi.

Joseph Goebbels’in, “Kültür lafını duyunca elim tabancama gidiyor” sözünü dile getiren Avcı, kültür sözünün çok suyunun çıkarıldığını ifade etti. Avcı, şöyle devam etti:

“(Eğitim yaz-boz tahtasına döndü) lafı da biraz suyu çıkarılmış klişelerden bir tanesi. Burada çok basit bir mantık hatası var. Soru bir. Eğitim sistemimiz iyi mi memnun muyuz? Soruyorum. İyi bir eğitim sistemimiz var hepimiz memnunuz her şey çok güzel diyecek kimse var mı? Yok.

O zaman bu memnun olmadıklarımızı değiştirmek istemez misiniz? Memnun olmadığımız şeyler var demek ki milli eğitimde… Bu ne demek, bazı şeylerin değişmesi gerekiyor demek. Peki, değiştirdiğimiz zaman ‘yaz-boz tahtasına döndü’ diye bağırıyorsunuz. Ben bunu Meclis’te bu kadar böyle söylemedim ama aynı muhalefet partisinden bir arkadaşımız şikayet ediyor, ‘şunlar şunlar böyle olmaz’ ve bunların içinde bir çoğu da doğru. Tamam. Hemen arkasından aynı partiden bir milletvekili arkadaşımız çıkıp ‘her gün milli eğitimde bir şeyi değiştiriyorsunuz, yetti artık bırakın biraz da çocuklar nefes alsınlar, velileri yormayın’.E, güzel kardeşim bir karar verelim. Ya şikayet etmeyeceksiniz veya bunların gücümüzün yettiği kadarını değiştirmeye kalktığımız zaman yaz-boz tahtasına döndü klişesine sarılmayacaksınız.”

Üniversiteye giriş sınavında yapılacak değişiklikler

Avcı, bilişim sektöründeki gelişmelerden en çok etkilenmesi gerekenin, eğitim sektörü olduğunu ifade ederek, üniversiteye giriş sınavlarında daha önce açık uçlu soruların sorulduğunu, kendi döneminde ise test usulu sorulara geçildiğini aktardı.

Şu anda büyük kitleleri sınava alabilecekleri çok gelişmiş teknolojilerin bulunduğuna işaret eden Avcı, şöyle konuştu:

“Anlık sınav yapabilecek teknolojiler var. Yani şu anda herkes bilgisayarının başına otursun ve anlık olarak sınav yapabileceğimiz teknolojiler var. Hatta çocuklarınızdan veya yakınlarınızdan biliyorsunuzdur, bir öğrencinin ilkokuldaki, ortaokuldaki özellikle lisedeki başarısını, dersteki performansını bilgisayar üzerinden online kayıtlara bakarak ölçme şansınız var. Yani diyelim, matematik dersini öğretmen ödevini bilgisayar üzerinden aldığında, çocuğun nerelerde yanlış yaptığı, hangi konuyu anlamadığı, hangi konulara vakit ayırdığı gibi çocuğun çok bireysel özelliklerini bile takip edebilecek bir teknoloji geliyor önümüze. Bu teknolojiyle biz önümüzdeki yıllarda şöyle şeyler olabilir dediğim zaman, hemen ertesi gün gazetelerde ‘üniversiteye girişte yeni model’ başlıklarının atıldığını aktararak, “Bu örneği anlatırken, mesela TOEFL’daki teknoloji ileride bizde de kullanılabilir” dedim. Ertesi gün TOEFL geliyor denildi. Hayır öyle birşey söylemedim. TOEFL’ı ben farklı sınav yapma tekniklerinden birinin örneği olarak verdim.

Bilişim teknolojilerindeki gelişmeler nedeniyle, 3 sene sonra 5 sene sonra biz hem sınıf içi etkinliklerimizi, hem bütün lise boyunca öğrencilerimizin performanslarının ölçümlerini çok daha yakından ve bireysel özelliklerini gözardı etmeyecek kadar derinlemesine takip edebilir duruma geleceğiz. ‘O zaman bugün bildiğimiz anlamda bir sınava ihtiyaç olmayabilir’ dediğin anda ‘sınavlar kalkıyor’ deniyor. Hayır orada özellikle söylüyorum. Bunu artık öğrendim. Bugün bildiğimiz anlamda bir sınava ihtiyaç olmayabilir diyorum.”

Milli Eğitim Bakanı Avcı, teknolojinin sunduğu olanakların artışına dikkati çekerek, “Biz de Milli Eğitim Bakanlığı olarak nasıl başka bakanlıklar gelişen teknolojinin imkanlarından yararlanıyorsa, nasıl artık Ankara-Eskişehir arasında kömürle işleyen kara lokomotifler çalışmıyor, hızlı tren çalışıyorsa, nasıl artık her birimizin cebinde telefonlarımız, özel bilgisayarlarımız varsa, hiç kimse artık manyetolu telefon kullanmıyorsa, biz de artık manyetolu telefona mahkum değiliz. Teknolojilerimizi ona göre kullanmamız lazım. Bu da ister istemez hem yaptığımız sınavları hem müfredatı değiştirmemizi gerektiriyor hem öğretmenlerimizde aradığımız niteliklerin farklılaşmasını getiriyor. Yani eğitimin herşeyini bunlar belirliyor çoğalmasını gerektiriyor. Eğitimin herşeyini bunlar belirliyor. Bunları yapmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

“Provokasyon kokusunu hissetmemek mümkün değil”

“Hiçbir standart tanımıyorum” diyerek hareket edilemeyeceğini belirten Avcı, “Bütün bunların Lice’de çıkıyor olması, meşhur bir laf vardır, ‘Paranoyak olmanız takip edilmediğiniz anlamına gelmez.’ Çok fazla komplo teorileriyle kafayı bozmuş olmanız da komplo olmadığı anlamına gelmez. Çok kritik bir süreçten geçiyoruz. Bir yandan da uyuşturucuyla mücadelede yürüyor. Uyuşturucuyla mücadele programı ve bundan rahatsız olan kesimler, gruplar, örgütler vesaire ile olayların çıktığı yerler ve çıkış zamanlarını peşpeşe koyduğunuz zaman bir provokasyon kokusunu hissetmemek mümkün değil” dedi.

“Her yerde bu tespiti yaparız”

“Olay, örgüte yakın bazı ajansların haberlerinde çok farklı veriliyor” diyen Avcı, Bakanlıktan bir grubun oraya tespit için gittiğini belirtti. Avcı, şunları söyledi:

“Biz her yerde bu tespiti yaparız. Sizin burada ‘Anadolu Ajansı koleji kurduk, kendi çocuklarımızı kendimiz eğiteceğiz’ dediğinizi duysak buraya gelip burada da nasıl bir  şey yapıyorsunuz diye tespit tutanağı tutarız. Bunu yapmak zorundayız yasal olarak. Oradaki görevlinin de yaptığı anladığım kadarıyla o. Burada böyle bir şey yapılacağına dair bir şey söylenmiş, onlar da tutanak tutmaya gitmişler. Ama sanki binayı yıkmaya gidilmiş, orada büyük çatışmalar çıkmış gibi verilmeye çalışılıyor. Bu da işin Kürtçe eğitim, anadilde eğitim meselesi olmadığını, bunun arkasında başka bir rüzgar estirilmek istendiğini gösteriyor.

“Böyle bir gerginliği hak edecek hiçbir şey yok”

Kürtçe meselesinde son 3 senede yaşanan gelişmelere dikkati çeken Avcı,  “Yapılanlara baktığımızda, bundan sonra yapılabilecekler konusunda gerek hükümet programında gerek bizim açıklamalarımızda söylenenlere baktığımızda böyle bir gerginliği, böyle bir çatışmayı, böyle bir provokasyon hak edecek hiçbir şey yok. Ayıp” dedi.

Kürtçe dil kursları hakkında da bilgi veren Avcı, 14 tane Kürtçe dil eğitimi veren kurs açıldığını, bunlardan 5’inin faaliyetini sürdürdüğünü, 9’unun kapandığını söyledi.

Bonzai konusuyla ilgili yeni dönemde bir eylem planları olup olmadığı sorulan Avcı, “Okullarımızı ve çevrelerini bu insanlara dar edecek bir kampanya, bu eğitim öğretim yılından itibaren başlıyor” dedi.

“Bunun kaynağı paralel yapı, doğrudan söylüyorum”

Milli Eğitim Bakanı Avcı, belli yayın organlarınca, düzenli olarak Milli Eğitim Bakanlığı,Milli Eğitim Bakanı ve Bakanlığın icraatlarıyla ilgili, Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı, genel müdürleri, okul müdürleri ve il milli eğitim müdürleriyle ilgili çok dezenformatik yayınlar yapıldığını ifade ederek, “Birileri hem CHP’li, hem MHP’li milletvekiline yanlış bilgi notunu veriyor, sonra onları kendi kanalında aynı şekilde aynı banttan yayımlıyor. Bunun kaynağı paralel yapı, doğrudan söylüyorum” dedi.

Uyuşturu ile mücadele bu eğitim öğretim yılından itibaren başlıyor

Milli Eğitim Bakanı Avcı: (Bonzai ile mücadele) Okullarımızı ve çevrelerini bu insanlara dar edecek bir kampanya, bu eğitim öğretim yılından itibaren başlıyor.”

Nabi Avcı, Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçis (TEOG) sınavı ve yerleştirmelere ilişkin soru üzerine lise çağında 1 milyon 291 bin 851 öğrenci bulunduğunu söyledi.

Bu öğrencilerin büyük bir kısmının,  sosyal bilimler ve fen liselerini tercih ettiğini belirten Avcı, geçmiş yıllarda öğrencileri seçmek için yapılan Seviye Belirleme Sınavı’nın (SBS), okulun ikinci plana itilmesine neden olduğunu bu nedenle kaldırıldığını söyledi.

Okulu birinci plana alan bir düzenlemeyi hayata geçirdiklerine işaret eden Avcı, liseye geçiş başvurularını bu yıl bu sistem üzerinden aldıklarını anlattı.

Lise yerleştirmelerinde 1 milyon 291 bin 851 öğrenciden 134 bin 788’inin hiç tercih yapmadığını bildiren Avcı, bu öğrencilerin özel okula ya da açık liseye gitmek istediği veya yanlış kodlama yaptıkları için tercihlerinin sisteme girmediğini aktardı.

Avcı, bu öğrencilerin evlerine en yakın yerlerdeki boş kontenjanlara yerleştirildiklerini dile getirdi.

“Teşvik alma haklarını sınırlamamak için yerleştirmek zorundaydık” 

Eğitimin 12 yıl zorunlu olduğunu hatırlatan Avcı, herkesin bir eğitim kurumuna yerleşmesi gerektiğini söyledi.

Bu yıl özel okulu tercih edecen öğrencilere teşvik verildiğine dikkati çeken Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Teşviği alabilmesi için devlet okuluna kaydolması lazım. Dolayısıyla teşvik almak isteyenler olabilir. Teşvik olmasaydı bu sene ’15 tercihinden birine yerleşemezsen 4 okul türünü seç’in tercihinin yanına ‘özel okula veya özel yetenek sınavıyla alan bir liseye gideceğim, tercih yapmak istemiyorum’ butonunu koymuştuk. Eğer onu kaldırmamış olsaydık, bu 134 bin 788 öğrenci bir defa sistemin dışında olacaktı ve hiçbir problem yaşanmayacaktı. Sisteme giriş yapmayanların, teşvik alma haklarını sınırlamamak için bir de hangi nedenle sistemde görünmediklerini bilmediğimiz için bunları yerleştirmek zorundaydık.”

“Yarısından fazlası ilk 3 tercihine girdi”

Avcı, lise yerleştirmelerde 1 milyon 136 bin 546 öğrencinin tercih yaptığını, bunların bir milyon 57 bin 799’unun yani yüzde 93’ünün listedeki 15 tercihinden birine yerleştiğini bildirdi.

Bir milyon 57 bin öğrencinin, 550 bininin ilk 3 tercihinden birine yerleştiğine işaret eden Avcı, “Yarısından fazlası yani. Bu müthiş bir başarı” dedi.

Avcı, 78 bin 477 öğrencinin de B grubu tercihlerine yerleştirildiğini belirterek, bunların 16 bin 511’nin Anadolu imam hatip lisesine, 13 bin 306’sının Anadolu lisesine, 48 bin 921’inin ise Anadolu meslek lisesine yerleştiğini kaydetti.

“İstemediği halde imam hatipe giden 45 kişi”

Yerleştirildikleri okullardan memnun olanların kalacağını, memnun olmayanların bir kısmının özel okula gideceğini aktaran Avcı, şu ana kadar 30 bin öğrencinin özel okula geçtiğini, bu geçişlerin devam edeceğini söyledi.

Avcı, şunları kaydetti:

“İstemediğim halde, hiç tercih etmediğim beni imam hatibe gönderdiniz’ diyenlerin sayısı 209. Bu da imam hatip değil aslında. Bizim çok programlı liselerimizin içinde….İstemediği halde imam hatipe giden 45 kişi. Bu 45’in niye bu kadar gürültüsü çıkıyor? Bu 45’in içindekilerden bir tanesi  Hahambaşı’nın torunu, bir tanesi çok ünlü bir gazetecinin kızı, bir tanesi Ermeni asıllı bir vatandaşımız. Bunların 3’ü de aslında, bunun ne olduğunu biliyorlar. Gazetecimizin kızının eğer sisteme girmiş olsa, 15 tercihi yapmış olsa, Eyüp’te kendisine yakın bölgede 13 tane okula yerleşme şansı var. Ama sisteme girmemiş. Hamambaşı’nın torunu da gazetecimizin kızı da çok programlı liseye yerleştirilmiş. Bunların içinde imam hatip de var meslek programları da var. Bunlar 45 kişi. Hasan Pulur yazdı, arayacaktım ama evinde rahatsız dediler. ‘Hem istemedikleri halde insanları imam hatibe yerleştiriyorlar hem de buradan ayrılamazsın diyorlar’ Böyle bir şey yok.”

“Niye köpürtüldüğünü biliyorum”

Avcı, 45 öğrenciyle ilgili bir şey üzerinden bütün sistemin bir kargaşa, bir karışıklık, bir kaos olduğu duygusu uyandırılmak istendiğini belirterek, “Bunun niye bu kadar köpürtüldüğünü, bunun üzerinden Milli Eğitim Bakanlığının niye itibarsızlaştırılmak istendiğini biliyorum. Şu düzenleme büyük bir başarı” diye konuştu.

“Niye istemediği halde öğrencileri imam hatibe yönlendireyim”

Liselerde imam hatip kontenjanının 216 bin 190, 15 okul tercihinden biri imam hatip olan öğrenci sayısının ise 359 bin 114 olduğunu anlatan Avcı, bunların 159 bininin yerleştirildiğini ifade etti.

Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Diyelim ki çocuklar boşta kalmayayım diye bir tane de imam hatip yazdı. Birinci tercihi imam hatip olanlara bakalım. 93 bin öğrenci, A grubunda yani 15 okul tercihinde, birinci sırada imam hatip yazmış. Bunlardan kaçını biz yerleştirmişiz? 53 bin. Birinci tercihi imam hatip olduğu halde yerleşememiş 40 bin öğrenci var. Ben niye istemediği halde öğrencileri imam hatibe yönlendireyim? Zaten orayı birinci derecede isteyen o kadar öğrenci varken yerleşememiş. Ama bunun üzerinden çok spekülasyon yapılıyor bu doğru değil.”

“30 bin civarında boş kontenjan var”

TEOG’daki nakil kontenjanlarının bugün açıklanacağını anımsatan Avcı, “Bu akşam boş kontenjanları açıklayacağız ama son bilgiler şu an 30 bin civarında. Okullara, ‘okulların açıldığı ilk hafta nakil talebinde bulunan öğrencilerden devamsızlık tutmayacaksın’ dedik. Öğrenciler ve veliler rahat olsunlar. Bu öğrencilerin devamsızlığı sayılmayacak ” dedi.

“Bunların çakıştığını göreceksiniz”

Milli Eğitim Bakanlığına yönelik eleştirilerin hatırlatılması üzerine Avcı, “Dershanelerin dönüştürülme süreci ve süreçte hangi grupların ne tür çıkarlarının zedelendiğine bakın. Yani son bir yıldır bizim yaptığımız düzenlemeler, özellikle dershanelere ilişkin düzenlemelerde kim en çok şikayet etti? Bir de Hahambaşı’nın torunu zorla imam hatibe gönderiliyor propagandasını yapanlar kim? Bakın bunların çakıştığını göreceksiniz” diye konuştu.

Avcı, belli yayın organlarının, düzenli olarak Milli Eğitim Bakanlığı, icraatları, Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı, genel müdürleri, okul müdürleri ve il milli eğitim müdürleriyle ilgili çok dezenformatik yayınlar yaptığını belirtti.

Adana’da bir çocuğun okula yalın ayak başlangıç yaptığına ilişkin haberleri hatırlatan Avcı, söz konusu çocuğun kaymakamlıktan destek aldığını ve milli eğitim müdürlüğünce birebir takip edilerek ayakkabısının ve giysilerinin alındığını ancak annesinin o gün giydirmediğini söyledi. Avcı, basında yer alan fotoğraflarda da çocuğun elinde yeni alınan ayakkabının görüldüğünü aktardı.

Avcı, 4 yılını tamamlayan 16 bin okul müdürünün önceden belirlenen kriterlere göre değerlendirmeye alınmasının, “yüzbinlerce yönetici işinden oluyor” şeklinde haberlerleştirildiğini söyledi.

“Kaynağı paralel yapı, doğrudan söylüyorum”

CHP’li bir milletvekilinin basın toplantısında, “Milli Eğitim Bakanı’nın 40 bin müdürü sürdüğünü” söylediğini anlatan Avcı, şu ifadeleri kullandı:

“Aynı gün aynı yerde bir saat sonra falan ikinci bir muhalefet partisi MHP’li milletvekili çıkıyor aynı ifadelerle Milli Eğitim Bakanlığı ’40 bin müdürü sürdü, açığa aldı’. O akşam haberlerde, aynı gruba mensup iki ayrı kanalda bu iki basın toplantısı aynen veriliyor, ‘evet öyle oldu’ arka fon sesleriyle aynı bant kullanılarak. Bu ne demektir? Birileri hem CHP’li, hem MHP’li milletvekiline aynı bilgi notunu veriyor, aynı yanlış bilgileri veriyor, sonra onları kendi kanalında aynı şekilde aynı banttan yayımlıyor.

40 bin nereden çıktı? 40 bin öğretmen ataması var. Ben bunun neresini düzelteyim. 40 bin müdür değil öğretmen, görevden alma değil atama. Bu milletvekilleri bilmiyor muhtemelen ne olduğunu ellerine öyle bir bilgi verildiği zaman onlar bilir bilmez kullanmış olabilirler. Bunun kaynağı paralel yapı, doğrudan söylüyorum.”

AA Genel Müdürü Kemal Öztürk, Avcı’ya “Yarım Kalan Devrim, Mısır” ile “Abluka, Savaş, Direniş: Gazze” kitaplarını hediye etti.

Muhabir: Selma Kasap, Yıldız Aktaş, Ferdi Türkten, Kadir Karakuş

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber