Bu haber kez okundu.

Mutlu Çalışanların Olduğu Bir Okul Mutlu Bir Okuldur
 Fazladan bir hafta okul tatili, okulu 17.30′da kapatmak ya da etüt saatlerini iptal etmek, düşünceli müdürlerin öğretmenlerin sırtındaki yükü azaltmak için başvurduğu yöntemlerden sadece birkaçı.
Çalışanların mutlu olması, okulun da mutlu olması demektir. Londra’daki Three Bridges İlkokulunun müdür yardımcısı Jeremy Hannay bu konuda bir adım öne çıkabilir. Jeremy Hannay, Kanada’dan İngiltere’ye geldiğinde gördüklerine inanamamış. “İngiltere’ye gelmeden önce her şeye not verildiğini hiç görmemiştim. Ontario’daki öğretmenler öğrencilerin çalışmalarını yazılı mı yoksa sözlü mü değerlendirecekleri ya da akran değerlendirmesine mi başvuracakları konusunda serbesttiler” diyor Hannay.

“Burada da yazılı geribildirimi çok azalttık ama genel olarak geribildirim oranı arttı çünkü öğretmenler artık sözlü geribildirimde bulunuyor ya da öğrencileri ne kadar iyi olduklarını düşünmeleri konusunda yönlendiriyor, dahası akran akrana geribildirimi de destekliyoruz.”



Artık öğretmenler, okuyup not verecekleri bir defter yığınıyla eve gitmedikleri gibi, öğrencilerin başarı düzeyi de arttı. “Bence bu hesap verme ve denetleme sistemi, öğretmenlerin en fazla yüzde 10′luk bir kısmının kendini geliştirmesine olanak tanırken geri kalanını boğuyor. Bu şekilde öğretmenler özerkliklerini ve yaratıcılıklarını kaybediyor, biz de en iyi öğretmenlerimizi kaçırmış oluyoruz. Artık bizim öğretmenlerimiz öğrencileriyle ayrı ayrı ilgilenmek için daha fazla zaman ayırabiliyorlar.”

İlkokulun bu yeni geribildirim sistemine geçmesinden sonra kendi yaş grubunun ya da üst grubun seviyesinde başarı gösteren çocukların oranı 2011 yılında yüzde 67′den, yüzde 87′ye çıktı.

İş-hayat dengesini kurmak için bir haftalık fazladan tatil de aynı okulun ortaokul müdürünün girişimi. “Öğretmenlerimiz bir yıl boyunca çok yoğun çalıştıkları için tatile bir hafta önceden çıkıyoruz, böylece öğretmenlerimiz daha ucuz tatil seçeneklerinden de yararlanabiliyorlar” diyor Hannay.

Bir başka okul olan Huntington Okulunun müdürü John Tomsett de “ne kadar az, o kadar iyi” felsefesini savunuyor. 2010 yılında Genel Orta Öğretim Diploma Sınavlarında (GCSE) iyi notlar alan okul öğrencilerinin oranı yüzde 60′dan yüzde 55′e düşünce Tomsett büyük bir hayal kırıklığı yaşamış. “Sağanak yağmur arabanın çatısını döverken arabamda öylece oturdum, ağladım. Kendimi dünya üzerindeki en yalnız insan gibi hissediyordum” diyor Tomsett.

Ertesi gün kendini toplayıp, bu başarısızlığın sebeplerine bakmış. “O yıl İngilizce ve matematik için tam on bir iyileştirme planı yapmıştık, çok yoğun bir yıldı. Her tür stratejiyi denemiştik ve aslında çocukların üzerinden sorumluluklarını alarak öğrenilmiş çaresizliği destekliyorduk. Bunun üzerine müdahalelerimize son verdim, kişisel gelişime ağırlık verdim ve personelime kendi kişisel yargılarına göre hareket etmeleri konusunda güvendim, onlar da bunu başarıyla yerine getirdiler.”

Tomsett, öğretmenlere artık onlardan GCSE’ye hazırlanmaları için öğrencilerle etüt çalışması yapmasını istemediğini çünkü bunun belirgin bir fark yaratmadığını söylemiş. Tomsett, öğrenciler, hem kendileri hem de öğretmenleri bu kadar yorgunken, son 18 aydaki yetersiz çalışmalarının bir saatlik 10 etüt çalışmasıyla telafi edileceğini neden düşünsün diye soruyor.

Ve bir başka okul… St Mary Catholic İlkokulunun müdürü Lucie Stephenson’a göre, okulu 17.30′da paydos etmek, çalışanlarla yapılan günlük toplantılar ve bilinçli farkındalık çalışmaları, 472 öğrencili okulun mutlu bir yer olmasını sağlıyor. “Bakanlıktan gelen pek çok son dakika kararı, çeşitli değişiklik ve talepler, öğretmenlerin kendilerini huzursuz ve güvensiz hissetmelerine neden oluyor.”

“Ben de öğretmenlik yaptığım dönemde akşamları ödevleri okuyup değerlendirmek için eve 60 ya da 90 defterle giderdim. Şimdi okulumuzda öğretmenlerimizin çok ender olarak eve elleri kolları defterlerle dolu gittiklerini görürsünüz çünkü öğretmenler ve öğretmen yardımcıları derslerde öğrencilerle birebir ilgilenerek geribildirim veriyorlar” diyor Stephenson. Okul, çalışanlarının stres ve kaygı yönetimine yardımcı olmak için 10 haftalık bir bilinçli farkındalık programı düzenlemiş. Lucie Stephenson, “Burada bir aradayız, hiçbirimiz diğerinden daha önemli değil ve öğretmenlerin takdir edilmeye ihtiyaçları var” diyor.

St Michael’s Catholic Lisesinin müdürü Edward Conway de eğitim politikasında sürekli değişiklik yapılmasının öğretmenliği zorlaştırdığını söylüyor.

“Müfredatta, ölçme değerlendirmede ve sınavlarda yapılan değişiklikler bir araya geldiğinde hem iş yükünü artırıyor hem de öğretmenlerin kafasını karıştırıyor” diyor Conway. “Bütün bu değişikliklerin yanı sıra, veli toplantıları ve okul yararına yapılacak diğer tüm işleri de gözetmek durumundayız çünkü tüm çalışanların elle tutulabilir, sene sonunda havaya uçup gitmeyecek şeylere ihtiyacı var.”

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber