Bu haber kez okundu.

Müstafi hükümet 8 bin 400 müdürün hakkını vermiyor

Müstafi hükümet 8 bin 400 okul müdürünün hakkını vermiyor

Anayasa Mahkemesi'nin dershanelerle ilgili özgürlükçü kararını tanımayan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Danıştay'ın okul müdürlerinin göreve iadesine yönelik kararını da çiğnediğini itiraf etti.

Şanlıurfa'da görevden alınan bir müdürün açtığı davada 2. İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurdu. İl milli eğitim, bakanlığa ne yapılması gerektiğini sordu. MEB'in cevabi yazısında “Yürütmenin durdurulması kararı, geçici nitelikli olmasının dışında sonuçları bakımından iptal kararı ile benzerlik gösterir. Yani her ikisinin etkisi de geriye yürür, dava edilen işlemden önceki hukuki durumu işlem hiç yapılmamış gibi geri getirir.” ifadeleriyle yargı kararlarının geriye işlemesi gerektiği belirtildi. Yazının sonunda ise “İdarece yapılacak bir düzenlemenin beklenilmesi uygun olacaktır.” değerlendirmesiyle göreve iade engellendi. İdare hukukçusu Prof. Dr. E. Ethem Atay, “Bakanlık karara itiraz etse bile o kararı 30 gün içinde uygulamak zorunda. Bakanlığın gerekçeleri hukuki değil.” diye konuştu. Eğitim Sen Başkanı Kamuran Karaca,  “Bakanlıktan, konunun etrafında dolanacak düzenleme değil hak kaybının sahiplerine iadesini  bekliyoruz.” dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), yargı kararlarını hiçe saymaya devam ediyor. Anayasa Mahkemesi'nin dershanelerin kanun zoruyla kapatılmasına engel olan özgürlükçü kararını kanunsuz yönetmelik ve genelge ile çiğneyen bakanlık, idare mahkemeleri ve Danıştay'ın 8 bin okul müdürünün göreve dönmesiyle ilgili kararına da direniyor. Okul müdürleriyle ilgili MEB'in Şanlıurfa Valiliği'ne gönderdiği yazı, hukuk tanımazlığı gözler önüne serdi. Görevden alınan bir okul müdürüyle ilgili Şanlıurfa 2. Bölge İdare Mahkemesi, yürütmeyi durdurma kararı verdi. Bunun üzerine İl Milli Eğitim Müdürlüğü, 19 Haziran'da MEB'e bir yazı göndererek, görevden alınan müdür hakkında ne yapılması gerektiği konusunda görüş talep etti. Bakanlık da 1 Temmuz'da cevaben yazı gönderdi. Tavsiye yazısında "Yürütmenin durdurulması kararı geçici nitelikli olmasının dışında sonuçları bakımından iptal kararı ile benzerlik gösterir. Yani her ikisinin etkisi de geriye yürür, dava edilen işlemden önceki hukuki durumu işlem hiç yapılmamış gibi geri getirir." denilerek mahkeme kararlarının geriye işlemesi gerektiği belirtildi. Ancak MEB, yazının son bölümünde büyük bir çelişkiye düşerek, göreve iade için yapılacak düzenlemenin beklenmesini istedi: "Mahkeme kararının uygulanması yönünde bir işlem için idare yapılacak bir düzenlemenin beklenilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir." Böylece okul müdürünün göreve iadesi engellendi.

Hak gasbı son bulsun

Bölge idare mahkemesinin vermiş olduğu kararın 30 gün içerisinde uygulanması gerekirken milli eğitimin yargıyı hiçe sayması, hukukçular ve eğitimcilerin tepkisini çekti. Karara tepkiler özetle şöyle:

Prof. Dr. Ender Ethem Atay (İdare Hukukçusu): Yürütmenin durdurulması kararı en geç 30 gün içerisinde uygulamak zorunda. Bakanlık karara itiraz etmiş olsa bile o kararı uygulamak zorunda. İtiraz sonucunda idare lehine bir karar çıktığında gerekli tasarrufu yapabilir. MEB'in kararı uygulamamak için ileri sürdüğü gerekçeler hukuki gerekçeler değildir. Hukuk devletinin gereği, yargının bağımsızlığıdır. Yargı bağımsızlığı, yargı kararlarına uymak suretiyle yerine getirilir. Yargı bağımsız deyip de yargının vermiş olduğu kararları uygulamaktan imtina ederseniz yargı işlevsiz hale gelir. İşlevsiz hale geldiği zaman hukuk devleti işlevsiz hale gelir.

Kamuran Karaca (Eğitim Sen Genel Başkanı): Bu yazı, MEB'in açmazını gösteren bir yazı. Mahkeme kararları, geriye doğru işleyeceğini kabul ediyor. Fakat ‘Bu konuda bir adım atamayız. Yeni bir düzenleme lazım' diyerek insanları oyalıyorlar. Bugüne kadar bir düzenleme yapmayan bakanlığın dershane konusunda olduğu gibi müdürlerin göreve iadesini sağlayacak bir düzenleme değil bu konunun etrafında dolanacak bir düzenleme yapacaktır. Hak kayıplarını, hak sahiplerine iade etmesini bekliyoruz.

Cansel Güven (Anadolu Eğitim Sendikası Genel Başkanı): Hukuku bir kere çiğneyen kişi bunu alışkanlık haline getirip bunu yapmaya devam ediyor. Bazen idare mahkemelerinin vermiş olduğu iptal kararları doğrultusunda yasal bir boşluk oluşur, bununla ilgili düzenleme yapılması gerekir. Bakanlık, bu tür düzenlemeleri yapmayarak yasal dayanağı olmayacak şekilde atamalar ya da mevcut işleri boşlukta yürütme yetkisini buluyor kendisinde. Bakanlık maalesef ‘ister beğenin ister beğenmeyin' şeklinde hareketler yapıyor. Bakanlık şu an emanetçi. Bu tür kararlar veremez. Bakanlığın gereğini yerine getirmesi lazım.

Osman Bahçe (Aktif Eğitimciler Sendikası Genel Başkanı): Bizim bakanlığımız şu an doğru olanı yapma değil de 'Bana göre doğru olanı yaparım' mantığını güttüğü için, mahkemeler ne karar verirse versin onlar bildiklerini okumaya devam ediyor. Aslında ne yapmaları gerektiğini bal gibi biliyorlar. Müdürlere haksızlık yaptıklarını, dershanelerin kapatılmasında hukuka aykırı davrandıklarını biliyorlar ama mahkemelerin iptal kararlarına rağmen bildiklerini okumaya devam ediyorlar. Bu kararı uygulamayan kişiler hukuku takmama, anayasa ve yasayı dikkate almama gibi ciddi bir suçun da altına imza atmış oluyorlar. Eğitimle alakalı siyasi kararlar veriliyor. Aksi kararlar verildiğin de ise uygulanmıyor.

Kaynak: zaman

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber