Bu haber kez okundu.

MÜLAKATLA GÖREVLEDİRİLEN MÜDÜRLERE AÇIK MEKTUP

Sevgili müdürcüğüm,

 

Şu anki görevin, daha önce atanan müdürlerin görevinden çok farklı; bunu sen de ben de çok iyi biliyoruz. Atalar ne demişse doğru söylemiş: At, sahibine göre kişner! Hani olur da gaflete düşersen hazırladığım bu haber dosyası sana ışık olsun.

 

Sevgili müdürcüğüm; Yargıtay, mobbingle ilgili çok önemli bir karara imza attı. Bundan sonra mobbingden şikâyetçi olan çalışanın beyanı, Yargıtay’ ın hükmettiği şekilde ’’İşçinin mobbingle ilgili kuşku uyandıracak olguları ileri sürmesi yeterli’’ olacak. Daha da açarsak ’’Bu müdür bana mobbing uyguluyor!’’ diyen öğretmen arkadaşımız suçun sübûta ermesini ispat etme yükümlüsü değil. Okul müdürü bal gibi suçlu!

 

Mobbing, Türkiye’ de çok bilinen bir kavram olmamakla birlikte 1980’ li yıllardan sonra Alman asıllı İsveçli bilim adamı Dr. Heinz Leymann tarafından ortaya atıldı. ’’İş dünyasında psikolojik baskı’’ anlamına gelir. Bu sözcüğün Türkçesi ise ’’bezdiri’’dir, yani bezdirme…

 

Mobbing, kavram ve sorun olarak tanınmaya başladıkça dikkatleri üzerine çekmiş; iş hayatındaki sorunlar arttıkça daha anlaşılır olmaya başlamıştır. Mobbing, sadece kamu görevlilerini değil tüm çalışanları ilgilendiriyor. İş yerinde psikolojik tacize maruz kalan çalışandan verim beklenemez. Performansı amirlerin kişisel ihtiraslarına kurban edilmiş çalışan, hem ailesi hem de toplum açısından kayıptır.

 

Mülâkatla görevlendirilen değerli müdürcüğüm, 

 

177 maddeden oluşan 1982 Anayasası’ nın daha 10. maddesinde herkesin kanun önünde eşit olduğu vurgulanmıştır. Aynı şekilde İş Kanunu’ nun 5. maddesinde ’’İş ilişkisinde dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzer sebeplere dayalı ayrım yapılamaz. İşveren, işçilere farklı işlem yapamaz.’’ denilmekle birlikte mezkûr kanunda mobbingle ilgili çok sayıda madde bulunmaktadır.

 

Devlet memurlarının tabi olduğu 657 sayılı kanunun 10. maddesinde ’’Amir, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır.” denilmektedir. Aksi bir durumda  657 sayılı DMK’ nin 21. maddesinde ’’Devlet memurları kurumlarıyla ilgili resmî ve şahsî işlerinden dolayı müracaat, amirleri veya kurumları tarafından kendilerine uygulanan idarî eylem/işlemlerden dolayı şikâyet ve dava açma hakkına sahiptirler.” yer almaktadır.

 

Değerli müdürcüğüm,

 

Görüldüğü üzere mobbing, idarî değil adlî bir suçtur. Türk Ceza Kanunu’ nun 105. maddesinde ’’Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında mağdurun şikâyeti üzerine 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına hükmolunur. Bu fiiller; hiyerarşi, hizmet veya eğitim/öğretim ilişkisinden kaynaklanan nüfûz kötüye kullanılmak suretiyle ya da aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlendiği takdirde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza 1 yıldan az olamaz.’’ Aynı kanunun 109. maddesinde ’’Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir. Kişi; fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu suçun kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kamu görevinin sağladığı nüfûz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.’’ denilir ki mobbing de bu kategoride değerlendirilmektedir. Bu sebeple üzerinde dikkatle durulması gereken önemli bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Sevgili müdürcüğüm,

 

Mobbing, aynı zamanda görevi kötüye kullanmaktır. TCK’         nin ‘‘Görevi Kötüye Kullanma’’ başlıklı 257. maddesinde görevini kötüye kullananlara 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası biçilmiştir. Öğretmen arkadaşlarımızı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya zorlamak ise TCK’ ye göre şantajdır. TCK’ nin 107. maddesinde ‘‘Bir kimseyi bir şeyi yapmaya veya yapmamaya zorlayan kişi, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 5000 güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.’’ denilmektedir, ona göre!

 

Türk Ceza Kanunu’ nda mobbingle ilgili ağır maddeler bulunmaktadır. İşte bunlardan biri de

118. maddedir: ’’Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla cebir veya tehdit kullanan kişi, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi hâlinde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.’’ denilmektedir. Aynı yasanın 122. maddesi şöyledir: ’’Kişiler arasında dil, ırk, renk, cinsiyet, özürlülük, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım kimse hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.’’ Aynı kanunun 94. maddesinde ’’Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel/ruhsal yönden acı çekmesine, algılama/irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında 3 yıldan 12 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.’’ denilmektedir.

 

Mobbinge maruz kalmış kişiyi korumak ise anayasamıza göre yine devlete düşmektedir. Anayasanın 5. maddesinde ’’Kişilerin/toplumun refah, huzur, mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak/hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik, sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.’’ devletin temel görevi olarak gösterilmiştir. Bireysel çözüm arayışında olanlar ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi ALO 170’ i arayarak psikologlardan yardım almaktadırlar. Ancak yukarıda sayamadığım yaklaşık 50 kanun maddesiyle birlikte Kabahatler Kanunu’ nda, Türkiye’ nin taraf olduğu birçok uluslararası antlaşmada ve başbakanlığın İşyerlerinde Psikolojik Tacizin Önlenmesi genelgesine rağmen okullarda ve iş yerlerinde mobbing artık, üzülerek söylüyorum ki, iş dünyasının gerçeği haline gelmiştir. Mobbingi sineye çeken çok arkadaşımız olduğu gibi mobbingle mücadele eden de çok çalışan vardır. Örneğin 2010’ da Ankara 19. İş Mahkemesi çalıştığı kuruma top sakalla gittiği için mobbinge maruz kalan mağdurun şikâyetini haklı bulmuş ve kurumun mağdura tazminat ödemesine hükmetmiştir. Aynı şekilde Bursa’ da bir PTT müdürü Memur-Sen’ e bağlı Birlik Haber-Sen’ e üye çalışanını koruduğu ve aynı kurumda görev yapan Türk Haber-Sen ile Haber-Sen’ e üye personele ayrımcılık uyguladığı gerekçesiyle açılan davada Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesi suçlu müdüre 10 ay hapis cezası vermiştir.

 

Sevgili müdürcüğüm,

 

Mobbing sadece kişiye uygulanmaz, tüm çalışanlara dolayısıyla hizmet alan tüm millete uygulanır. Mobbinge maruz kalarak psikolojik sıkıntılar çeken özel sektör ya da kamu çalışanları ülkemize verimli olamaz. Bu yüzden mobbing aslında hepimize uygulanan adi bir suçtur. Mobbingin yaşanmadığı, tam çalışma barışının sağlandığı kurumlar; Türkiye’ nin aydınlık yüzüdür. Unutmayın ki ’’Mahkeme, kadıya mülk değildir!’’ Bu devran, bir gün değişir. Zulüm, ilelebet sürmez. İşte o zaman, iki kişi utanır: biri zulmü yaratanlar, diğeri de uygulayan kuklalar…

 

 

Yücel ÖNDER

Türk Eğitim-Sen

Esenler İlçe Başkanı

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber