Bu haber kez okundu.

MÜDÜRLÜK MÜLAKATLARINDA SON CELSE

Memur sitelerinde, son zamanların en çok etiketlenen üç kelimesi ‘DANIŞTAY’, ‘MEB’ ve ‘AYM’ dersek abartmış olmayız. Ancak daha öncede belirttiğimiz gibi , Bakanlık yetkilileri bazı uygulamalarda yaptığı gibi, şube müdürlüğü ve müdür atamalarında da son noktayı , tüm katılımcılar ile ,  orta bir  yol izleyerek kendisi koyabilse idi bu üç kavram bu kadar sıklıkla bir araya gelmezdi.

Kamuoyunun yakından takip ettiği Şube Müdürlüğü Atamaları ve Sözlü Sınavları destan konusu olabilmenin yanında her yönü ile Guinness yolunda diyebiliriz. Sadece sözlü sınav puanları ile yapılan atamaların ardından verilmiş ve verilecek birçok mahkeme kararları…

 

Ve belkide bu kararlardan en önemlisi ve somut olanı Ankara Bölge İdare Mahkemesince 11/09/2014 tarihinde, mahkeme üyelerinin oybirliği ile verdiği yürütmeyi durdurma kararıdır. Bu yazımızda bu kararla ilgili, görüşlerimizi dile getireceğiz.

 

Öncelikle belirtmeliyiz ki, EĞİTİM –SEN in, bir üyesi için açtığı bu karar, Ankara 10. İdare Mahkemesince verilen yürütmeyi durdurmama kararına istinaden, Ankara Bölge İdare Mahkemesince yürütmeyi durdurma hususunda verilen ara karar olup yürütmeyi durdurma üzerine verilen son karardır.  Yani ; Bölge İdare Mahkemesi sadece yürütmeyi durdurma konusunda son kararı vermiş olup (yürütmeyi durdurmaya itiraz yolu kapanmıştır)    ,dava konusu esastan incelenmek üzere  Ankara 10. İdare Mahkemesine tekrardan gönderilmiş olmaktadır.

 

Karar metninde, istemin özetine baktığımızda, davacının 10/02/2014-28/02/2014 tarihleri arasında yapılan sözlü sınav işlemlerinin ve sözlü sınavda başarısız sayılması işlemlerinin iptali ve yürütmesinin durdurulmasını talep ettiği  görülmektedir . Yani davacı sadece kendi mülakatının değil ,tüm mülakat işlemlerinin iptalini istemektedir.

 

Yine karar metninde mahkemenin  yürütmeyi durdurmakla yetinmeyerek , şube müdürlüğü atamaları sonrasındaki gelişmelere atıfta bulunduğu ve yapılan sözlü sınav işlemleri hakkında da kanaatte bulunduğu görülmektedir. Zira her derece İdare Mahkemeleri  -davacı dava konusu yapsa da yapmasa da - idari işlemler hakkında ‘yetki , şekil , sebep , konu ve maksat’ yönlerinden ayrı ayrı hukuka uyarlılık incelemesini kendiliğinden yapmaktadır. Mahkemenin değindiği bu gelişmeler  nedir diye baktığımızda ; Danıştay 5. ve Danıştay 2. Dairelerinde alınan kararlar ve Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik olduğu ifadeleri yer almaktadır.Bu gelişmelerden Danıştay 5. Dairesi’nin aldığı kararda sözlü sınavın , yazılı sınavın tamamlayıcısı nitelikte olduğu ifadeleri dikkat çekmektedir.Aslında Danıştay bu ifade ile yeni bir dava konusu olabilecek bir konu, öncesinde kurumlara yol göstermektedir.Yani sözlü sınavın,ucu kapalı sorularla bir eleme metodu olarak kullanılması yerine adayın mesleğe uygunluğuna ve kültürel birikimine sahip olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor diyebiliriz.Diğer bir değişle genel yönetmelikte ifadesi geçen yazılı ve sözlü sınav puanlarının %50 si ile başarı sıralamasının yapılacak olmasının ,Danıştay tarafından kabul görmeyecek bir yöntem olacağı ifade edilmektedir.Şayet yazılı ve sözlü sınav puanlarının %50 si ile başarı sıralaması yapılacak olunması durumunda  Danıştay’ın bu uygulamayı iptal edeceğini söylemek zor olmasa gerek.Zira Danıştay kararında , yer alan ifadelerin ardından sözlü sınav işlemlerinin muğlaklığına değinilmiştir.

 

Diğer taraftan mahkemenin karar metninde , Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelikteki değişikliklerden bahsetmesi olağan olup, bu değişikliklerden bahsedilmiş olunması ,bu sözlü sınav puanlarının olası bir  değerlendirmede  kullanılabileceği anlamına gelmemektedir. Çünkü mahkeme, sözlü sınav işlemlerini ‘yetki , şekil , sebep , konu ve maksat’ yönünden incelediğinde  tüm sözlü sınav işlemlerinde hukuka uygunluk bulamamakla birlikte sözlü sınav işlemlerinin uygulanması halinde telafisi güç zarara yol açacağını belirtilmektedir.

 

Aslında dava metninde , değerlendirmenin yazılı sınavın esas alınarak yapılmasında kuşku bulunmadığı ifadeleri yer alıyor olsa da , birtakım çevrelerin ‘esas almak’ ifadesine yeni yorumlar yükleyerek , hukuka uyarlılık görülmeyen bu sözlü sınav uygulamasının da katılmak istendiği görülmektedir.Oysa dava metni biraz titizlikle incelendiğinde ‘esas almak’ ifadesinin  dava metninde birkaç kez geçtiği görülmektedir. Örneğin ikinci sayfa ve ikinci paragrafın sonunda yer alan ‘….  başarı listesisin oluşturulmasında sözlü sınavın esas alınmasıyla….’ ve  yine ikinci sayfa, beşinci paragrafın son cümlesinde geçen ‘ ….davacının sadece sözlü sınav puanı esas alınmak suretiyle  başarısız sayılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlılık bulunmamaktadır’  ifadelerinde esas almak kalıbının ,cümlelere ‘tek başına’ anlamı kattığı açıkca görülmektedir. Diğer bir değişle mahkeme, bu sözlü sınav değerlendirmelerinin, bu hali ile hiçbir şekilde kullanılmaması gerektiğini,yapılacak değerlendirmede tek başına yazılı sınav puanlarının kullanılması gerektiğini, ancak hukuka uyarlılığı bulunan yeni sözlü sınav değerlendirmelerinin , yeni başarı sıralamasında kullanılabileceğine işaret etmektedir.

 

Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi bu karar , yürütmeyi durdurmama üzerine verilmiş bir ara karar olup ,davayı esastan inceleyecek Ankara 10. İdare Mahkemesi, sözlü sınav işlemleri hususunda  ,Ankara Bölge İdare Mahkemesi ile aynı doğrultuda bir kanaatte bulunmayabilir. Bu durumda  ilgili sendikanın davayı ,  Danıştay’a  götürecek olması su götürmezdir ve  süreç biraz daha uzayacaktır. Bunların yanında , bu süreçte sözlü sınav uygulamalarını, 5 Mayıs 2014 tarihinde Danıştay’a taşıyan AKTİF-SEN in davasını önemsemekle birlikte, artan iş yükü nedeniyle  Mart 2015 den önce neticelenmeyeceğini düşünmekteyiz. Fakat öyle ki  Danıştay nezdinde açılan bu dava , konu ile ilgili Danıştay huzurunda açılan en erken dava olup , alınacak kararlar yönünden son karar,son dava ve son celse olacağını düşünmekteyiz. 

 

Davanın neticelenmesi her ne kadar uzun sürecek olsa da ,Danıştay’ın  10/02/2014-28/02/2014 tarihleri arasında yapılan sözlü sınav işlemlerini ‘yetki , şekil , sebep , konu ve maksat’ yönünden er veya geç  hukuka uyarlılık bulmayacağını düşünmekteyiz. Ayrıca  Ankara Bölge İdare Mahkemesi kararı gereği , idarenin yürütmeyi durdurma kararını 30 gün içinde uygulaması gerekmekte ve hukuka uygun bir şekilde yapılmayan 1700 şube müdürü atamasını  iptal etmesi gerekmektedir.Aksi taktirde, idare mağdur olan tüm adayların suç duyurularına ve tazminat davalarına muhatap kalabilecektir.

 

Son söz olarak , yargı kararları başka bir yargı kararı ile ortadan kaldırılmadıkça hukukun ve hayatın gerçeklerini belgeler. Dolayısıyla bu kararlar kanun hükmündedir,diyoruz.

 

Saygılar.

 

Sokak Savcısı

 

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber