Bu haber kez okundu.

Montessori Eğitimi: Kavramaya, Yaşamaya, Merak Etmeye Dayalı Bir Eğitim

ANKARA (ANKA) -Öğrenci için yaşam becerileri ile akademik eğitimi birleştiren bir eğitim sistemi olan Montessori eğitiminin, bugüne kadar alışkın olunan okul konseptinin dışında olduğunu ifade eden Ümitköy Koleji’nin kurucusu Süreyya Nas, bu sistemde çocuğun doğasında var olan öğrenme ve merak duygusunun köreltilmediğini, öğrencilerin okulda vakit geçirmekten zevk aldığını, öğrenmeyi yaşamdan ayrı bir faaliyet olarak görmediğini söyledi.

Ümitköy Koleji’nde öğrenciler aldıkları akademik eğitimi yaşamla birleştirerek ve bu eğitimin yaşamdan kopuk olmadığını kavrayarak öğreniyorlar. Öğretmen, öğretici pozisyonunda değil, kavramasına yardım edecek bir rehber konumunda bulunuyor.

-“SADECE ÖĞRENMEK İSTİYORLAR”-

Okulun kurucusu olan Süreyya Nas, çocukların büyük bir çabayla öğrenmek istediklerini dile getiriyor. Nas, bu sisteme ilişkin “Montessori’nin asıl amacı bu, çocuklardaki öğrenme isteği ve merakı tetikleyemezseniz, siz önüne ne araç- gereç verirseniz verin, öğretemezsiniz. Daha üç hafta olmasına rağmen yeni gelen öğrencilerimiz bile öğrenmenin derdinde. Akıllarında not ya da yazılı gelmiyor. Sadece öğrenmek istiyorlar” dedi.

İlkokul ve Ortaokul öğrencilerine eğitim veren kolejde, Mostessori sistemiyle çocukların bilgiyi ezberlemeden, uygulayarak öğrenmelerini ve kavramalarını sağlayacak araçlarla ders anlatımı yapılıyor. Eğitim öncelikli olarak duygusal ve sosyal gelişimine duyulan ilgi ve saygıyla başlıyor. Akademik bilgiyi öğrencinin en basit şekliyle anlamasını sağlayacak araçlarla sunan ve “yaparak, yaşayarak öğrenme”  anlayışıyla eğitim veren okulda, sınıflar da uygulamalı eğitime imkan verecek şekilde düzenlenmiş.  Böylelikle öğrenciler derste yüksek konsantrasyon, eğlence, kapsamlı bilgi edinme ve araştırma faaliyetlerini aynı anda ders içinde yürütebiliyorlar.

-“DERS SÜRELERİ 90 DAKİKA AMA ÖĞRENCİLER HİÇ SIKILMIYOR”-

Bu okulda ders sürelerinin 90-100 dakika arasında olduğunu belirten Nas, öğrencilerin bu sürenin farkında bile olmadıklarını ve bir gün kendisi açıkladığında çocukların bu duruma çok şaşırdığını söyledi. Derste eğitim araç-gereci kullanmanın da çocukların sıkılmamasında etkili olduğunu söyleyen Nas, merak duygusu bastırılmamış bir öğrencinin, bilgiye aç olduğunun ve öğrenmekten son derece keyif aldığının altını çizdi. Nas, “Eller insanın öğrenme araçlarıdır. Okulumuzda tüm öğrenciler bir müzik aleti, özellikle piyano çalmayı öğreniyor. Her öğrencinin bir ekme-biçme alanı var. Kendi yetiştirdikleri meyve ve sebzeleri yiyorlar. Amacımız akademik yönden gelişen ve yaşamsal beceriler açısından tam donanımlı bireyler yetiştirmek” diye konuştu.

Çocukların ders sürelerinin uzunluğu sebebiyle eğitim aracı kullanmadıkları zamanlarda, soru çözme saatlerinde dikkat sürelerinin çok uzun olduğunu kaydeden Nas, çocukların bu eğitimle hem yaşam becerileri açısından geliştiğini hem de sınav zorunluluğunun farkında olan ve bunu kolaylıkla çözebilecek, bilgi ve beceriye sahibi bireyler haline geldiklerini ifade etti.

-“BİR KASABA ORTAMINDA NE YAŞANIYORSA BURADA DA ÖYLE YAŞIYORUZ”-

Ümitköy Koleji Genel Koordinatörü Elif Oğuz ise, kolejdeki eğitimin nasıl olduğunu şu sözlerle açıkladı:

“Öğrenciler küçük kuzularımıza biberonla süt içiriyorlar. Tavuklara darı atıyorlar. Her gün kümesten yumurta alıyorlar, onlarla da ikindide kek yapılıyor, onu yiyorlar. Kedileri besliyorlar. Bir kasaba ortamında ne yaşanıyorsa burada da öyle yaşıyoruz. Yapay bir ortam sunmuyoruz, burada her şey doğal. Disiplin de yapay değil. Kızdığımız, izin vermediğimiz şeyleri çocuklar açık ve net olarak biliyorlar. Bunlara uymazlarsa, nedeniyle anlatıyoruz. Sonra kuralları suistimal etmek isteyen öğrenci de diğer öğrencilerle birlikte uyum sağlıyor.”

Çocukların en zor kaynaklarla sınav yapıldığını söyleyen Oğuz, “Fakat çocuklar çok kısa sürede ciddi bir fark yaratıyor ve o sorular zor gelmiyor. Çocuklar bilgi ediniyor ve bunu mutlu olarak yapıyor. Montessori’nin mantığında sınavla ölçme yok ama mecburen günün şartlarına uymak için ölçme sınavları yapılıyor. Fakat bunu bir yarış ortamına çevirerek yapmıyoruz. Öğrenciler, aralarında rekabet yaşansa da bu sınavların amacının değerlendirmek değil kendilerine yol haritası çıkarmak amacıyla yapıldığını biliyorlar” dedi.

Bu sistemin öğrenci için büyük avantajları olduğunu dile getiren Oğuz, sistemi yanlış uygulayan kurumlara ise gerekirse yardım edebileceklerini ancak bu sistemin doğru uygulanması gerektiğini söyledi. Yeni neslin daha donanımlı bireyler olması için çalıştıklarını belirten Oğuz, bu işin gönüllülük olmadan yapılamayacağının da altını çizdi. (ANKA)

(HND/ORH)

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber