Öğretmen Diyarı

Meclis ÖSYM'yi araştırsın önerisi!

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Mahmut Özer’in “Son 10 yılda yapılan sınav sonuçlarına yönelik detaylı incelemeler yapmak üzere birim kurduk. Bir adayın yerine başka birinin sınava girip girmediği tespit edebilecek" açıklamasını değerlendiren Ali Şeker, “Fetö, ÖSYM üzerinden soru çalma hattı  kurdu. Soruları çaldı, soruları dağıttı, sınavları geçti ve devlete yerleşti. Yüzbinlerce gencimizin, vatandaşımızın hakkını yedi. Mahkemelerde bunu tespit etti, bazı sınavları iptal etti. 15 yılda, ülkenin en güvenilmez kurumlarından biri haline gelen ÖSYM, şimdi kendi kurduğu birimle bu sınavları araştırmaya kalkıyor. Savcılar ne güne duruyor sınavlar için neden geniş çaplı soruşturma açılmıyor ” dedi.
 
Meclis ÖSYM’nin Son 15 Yılını Araştırmalıdır
 
TBMM’ye 1 ay önce sunduğu araştırma önergesini hatırlatan Dr. Ali Şeker, “Bizim TBMM’ye araştırma önergesi vermemizin ardından ÖSYM’nin böyle bir açıklama yapması konunun sulandırılmasına yönelik bir girişimdir. ÖSYM  Türkiye’nin akademik, bürokratik ve yönetsel kadrolarının seçilmesini sağlayan sınavları gerçekleştiren önemli ve özerk bir kurumdur. Ancak, son 15 yılda ÖSYM’nin sınav sorularını çaldırdığı mahkeme kararıyla tescillidir. Beceriksizlikleri ile kamuoyu önünde güvenilirlikleri ortadan kalkmıştır. Yarattığı mağduriyetler ortadadır. Böyle bir  kurum kendi içinde neyi sağlıklı olarak araştırabilir ki?” ifadelerini kullandı.
 
 
ÖSYM’nin araştırma açıklamasını, Paradise Papers belgelerinde çocuklarının Malta’daki şirketleri ortaya çıkan Binali Yıldırım’ın, “gizlimiz saklımız yok, her türlü araştırma yapılmalıdır” açıklamasının ertesi günü, mecliste konu hakkında verilen araştırma önergesinin AKP oylarıyla reddedilmesine benzeten Şeker, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“Bizim önergemiz, aslında ÖSYM’ye itibar kazandıracak bir önergedir. Uzun yıllardır yapılan birçok sınavda usulsüzlüklerin yapıldığı, sınav sorularının çalındığı, belirli gruplara sınavdan önce soruların ve cevaplarının verildiği, kopya çekildiği gibi iddialar vardır ve bunların bir kısmı mahkemelerce tescillenmiştir. Bu hukuksuzlukların ciddi bir örgütlenme olmadan yapılması mümkün değildir. Bu örgütlenmenin başta Fetö tarafından yapıldığı da bilinmektedir. Bizim önergemiz ÖSYM içerisindeki yapılanmayı ortaya çıkartması için bir fırsattır. Çalınan sorulara aynı cevapları veren şebeke üyelerinin cevap anahtarları geçmişe yönelik analiz edildiğinde suçlulara parmak izinden ulaşılabildiği şekliyle emek hırsızı şebeke üyelerinin kimlikleri de ortaya çıkarılabilir. Fetö ile mücadele ettiğini söyleyen iktidarın,  önergemize destek vermesi gerekir. Bizim önergemizden verilmesinden sonra ÖSYM’nin bir birim kurarak sınavları araştırıyoruz demesi ise gerçeklerin gerçek manada soruşturulmasını, ortaya çıkarılmasını önlemeyi amaçlayan bir girişimdir. ÖSYM kendi suçunu soruşturamaz. Tıpkı önergemizin gerekçelerinde belirttiğimiz gibi, ÖSYM kurumuna güvenin sarsılmasına neden olan bütün bu iddiaların doğruluğunun araştırılması, yapılan yanlış ve hataların belirlenerek sorumluların tespit edilmesi, eğitim ve kamu personel sistemindeki ilerlemenin ve yükselmenin önemli kurumlarından olan ÖSYM’nin güvenilirliğinin yeniden tesis edilebilmesi için, ÖSYM’nin 15 yılını TBMM’nin araştırması ayrıca savcıların da detaylı inceleme, soruşturma ve dava sürecini başlatması gerekir.”


 
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

 
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) başta Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS), Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı (ALES), Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (YDS), Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) ve Lisans Yerleştirme Sınavları (LYS) gibi merkezi olarak yapılan hemen hemen tüm sınavların sorumlusu olan mali ve idari özerkliğe sahip bir kurumdur.
Uzun yıllardır yapılan birçok sınavda usulsüzlüklerin yapıldığı, sınav sorularının çalındığı, belirli gruplara sınavdan önce soruların ve cevaplarının verildiği, kopya çekildiği gibi iddialar öne sürülmektedir. ÖSYM kurumuna güvenin sarsılmasına neden olan bütün bu iddiaların doğruluğunun araştırılması, yapılan yanlış ve hataların belirlenerek sorumluların tespit edilmesi, eğitim ve kamu personel sistemindeki ilerlemenin ve yükselmenin önemli kurumlarından olan ÖSYM’nin güvenilirliğinin yeniden tesis edilebilmesi için TBMM İçtüzüğü’nün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.
 
 
Dr. Ali ŞEKER
İstanbul Milletvekili

GEREKÇE

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı idari ve mali özerkliğe sahip, kendine özel bütçesi ve uzmanlığa dayalı personel rejimi olan bir kamu kurumdur. ÖSYM’nin sorumluluğu altında olan sınavlarda söz konusu kurumun görevleri kanuna göre şöyle sıralanmaktadır:

Sınavların yürütülmesinde gerekli kılavuz, açıklama ve belgeleri onaylamak.

Yükseköğretim Kurulunun öngördüğü sınavları aksatmayacak biçimde diğer kurumlardan gelen talepleri karşılamak üzere, Başkanlığın yıllık iş programını oluşturmak.

Sınav, ölçme, değerlendirme ve yerleştirme faaliyetlerine yönelik olarak adaylardan veya kurumlardan alınacak hizmet bedellerini ve bedel alınmayacak hizmetleri, kişi, kurum ve kuruluş itibarıyla tespit etmek.

Gerekli hâllerde sınavların kısmen veya tamamen iptaline, ertelenmesine, adayların eşdeğer sınavlara alınmasına veya aday işlemlerinin geçersiz sayılmasına ve sorumlular hakkında gerekli işlemlerin başlatılmasına karar vermek.

Sınav koordinatörlükleri ile buralarda görevlendirilenlerin görevlerini belirlemek.

Bakanlar Kuruluna sunulmak üzere, doğrudan merkeze bağlı olarak kurulacak temsilciliklerin yeri ve sayısı hakkında kararlar almak.

Başkanlığın görev alanına giren diğer konular arasından Başkan tarafından gündeme alınanları görüşüp karara bağlamak.

Başkanlığın sınav faaliyetleri ile ilgili olarak kuracağı veya iştirak edeceği şirketler için Bakanlar Kuruluna teklifte bulunmak.

Ortaöğretim kurumları ve üniversitelere yerleşecek öğrencilerin, kamu kurumlarına alınacak personelin kayırmacılık yapılmadan, liyakata uygun bir şekilde ve fırsat eşitliği ile seçilebilmesi için sağlıklı bir sınav sisteminin çalışması gerekir. ÖSYM’nin kurulma gerekçesi de budur.

Ancak, ÖSYM Başkanlığı’nın düzenlemiş olduğu 2010 KPSS sınavından sonra, sınav sorularının sınavdan önce dışarıya sızdırılmış olacağı iddiaları üzerine YÖK Denetleme Kurulu bir inceleme gerçekleştirmiştir. Yapılan incelemeden sonra 10-11 Temmuz 2010 tarihlerinde yapılan Kamu Personel Seçme Sınavı’nın (KPSS-Lisans) Eğitim Bilimleri Testi, ÖSYM Başkanlığı tarafından yapılan açıklama ile sınav sürecinde bazı usulsüzlüklerin meydana geldiği kanaatine varıldığından, telafisi mümkün olmayan zararların ortaya çıkmasını engellemek için iptal edilmiştir.Hazırlanan raporda 2010 yılında yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavı’nda Eğitim Bilimleri alanında yapılan sınavda sorulan 120 sorunun hepsine doğru cevap veren 350 adayın akrabalık ilişkilerine bakılması sonucunda; bu alanda 100 ve üzerinde doğru soru cevaplayan 3.227 adayın 579’unun birinci derece akraba olduğu ve bunların da 446’sının karı koca olduğu belirlenmiştir.

Sınava giren ve bu sınav sonucu mağdur edildiğini savunan bazı vatandaşlar, sınavın genel kültür ve genel yetenek bölümünün de yüzlerce kişiye servis edildiğini ve iptal edilmesi gerektiğini iddia ederek Ankara İdare Mahkemesi’ne dava açmıştır. Mahkeme davayı reddetmiş, ancak temyiz istemini görüşen Danıştay 12. Dairesi, İdare Mahkemesi’nin kararını bozmuştu. Bozma üzerine dosyayı tekrar görüşen Ankara 1. İdare Mahkemesi ise 2010 yılında yapılan yaklaşık olarak 1 milyonu geçkin adayın ter döktüğü Kamu Personeli Seçme Sınavı’nın genel kültür ve genel yetenek kısımlarını da oy birliği ile iptal etmiştir.

Ankara 1. İdare Mahkemesi'nin iptal kararında “Yükseköğretim Denetleme Kurulu'nun 8 Eylül 2010 tarihli raporu, 29 Aralık 2014 ve 9 Şubat 2015 tarihli TÜBİTAK raporları, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca matematikçi akademisyen bilirkişilere kitapçıklar üzerinde yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen rapor, eğitimde ölçme ve değerlendirme bilirkişilerine yaptırılan inceleme sonucu hazırlanan 18 Mart 2015 tarihli rapor ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca düzenlenen ve Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iddianamede yer alan veriler ışığında ve dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden gelinen noktada sınava ilişkin Genel Yetenek ve Genel Kültür sorularının da, iptal edilen Eğitim Bilimleri kısmı gibi sınavdan önce başka kişilerin eline geçtiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Buna göre, soruların sınavdan günler öncesinde sızdırıldığı, soruları alan kişilerin ikrar içeren ifadeleri ile teknik incelemeler sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarıyla sabit olduğundan 10 Temmuz 2010'da yapılan KPSS Genel Yetenek ve Genel Kültür kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır" denilmiştir. Yani ÖSYM Başkanlığı tarafından yapılan bir sınav hemen hemen birçok sınavda dillendirilen soruların çalındığı ve başkaları ile paylaşıldığı iddiası bir yargı kararı ile tescil edilmiştir.

Ayrıca şimdiye kadar ÖSYM Başkanlığı’nın yapmış olduğu sınavlarda başvuru ücretlerinin yüksekliği, sınavların başlama saatinin keyfi olarak değiştirildiği, sınav sorularının çalındığı, birçok sınavda kopya skandallarının yaşandığı, yanlış puanla yerleştirmelerin yapıldığı, müfredatta olmayan konularda soruların sorulduğu, sınav neticelerinin zamanında açıklanmadığı ve başkanlığın belirli bir görüşü temsil eden cemaatlerin kontrolüne bırakıldığı vb. sorunlar birçok kişi tarafından gündeme getirilmiştir.

Ülkemizde milyonlarca insanın kaderini doğrudan etkilemiş olan ve etkilemeye devam eden ÖSYM Başkanlığı’nca yapılan bu sınavlarda ortaya atılan bütün bu iddiaların ayrıntılı olarak araştırılması ve sağlıklı bir sınav sisteminin oluşturulması amacı ile mecliste bir araştırma komisyonun kurulması büyük önem arz etmektedir.

Yukarıda sıraladığımız gerekçeler ışığında TBMM İçtüzüğü’nün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

http://www.egitimajansi.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol