Bu haber kez okundu.

MEB’E BİR DAVA DA ALAN DEĞİŞİKLİĞİ MAĞDURLARINDAN!!!

Atanamayan öğretmenlere haksızlık olduğu iddia edildi: Bunun hukuken hiçbir geçerli tarafı yok. MEB, Atanamayan öğretmenlerin haklarını savunacağım diye atanmış öğretmenlerin kazanılmış haklarından kesinti yapma tasarrufuna sahip değildir. Aylardır yılan hikayesine dönen...

Atanamayan öğretmenlere haksızlık olduğu iddia edildi: Bunun hukuken hiçbir geçerli tarafı yok. MEB, Atanamayan öğretmenlerin haklarını savunacağım diye atanmış öğretmenlerin kazanılmış haklarından kesinti yapma tasarrufuna sahip değildir.

Aylardır yılan hikayesine dönen alan değişikliği konusunda, alan değişikliği hakkı tanınmayan öğretmenler kanun ve yönetmeliklerde sahip oldukları haklarını almak için yargı yoluna başvurmaya hazırlanıyorlar.

Öğretmenlerin dava sürecindeki gerekçeleri şunlar:

1) Yürürlükteki yönetmelik hiçe sayıldı: Öğretmen atama ve yer değiştirme yönetmeliğinin 44.maddesi hala yürürlükte iken meb alan değişikliği işlemlerini, bu maddeyi hiçe sayarak dayanaksız ve kılavuz dahi yayınlamadan sadece açıklama ile yapmıştır.

2) Takvime uyulmadı: Alan değişikliği kılavuzlarına konulması muhtemel ‘yıl içinde herhangi bir şekilde yer değiştiren öğretmenler başvuru yapamazlar’ maddesi yüzünden öğretmenler il içi ve özür grubu tayini dahi isteyemedi. Her öğretmenin en az bir yılı çalındı. Aylarca psikolojik baskı yaşandı ve konuyla ilgili bir açıklama dahi yapmaya tenezzül edilmedi. Dolayısıyla takvimin aksatılması bile öğretmenlere, açık bir şekilde sahip oldukları yer değiştirme haklarını kullanma imkanı da vermemiş oldu.

3) Sertifikaya var, diplomaya yok: Taraflı tarafsız herkesi hayrete düşüren bu uygulamayla yönetmelikte alan değişikliği hakkı olmayan kesime bu hak tanınırken, kanun ve yönetmeliklerle hakları belirlenmiş olan öğretmenlere ise bu hak tanınmadı.

4) Sınıf öğretmenliğine geri döndürülmeyenler de sertifika aldı ve alan değiştirdi: Yani mağdur olmadığı halde (2013 ocağında Danıştay kararıyla sınıf öğretmenliğine döndürülmeyenler) de bir kaç haftalık sertifika eğitiminden sonra alan değiştirdiler. Ama 2.üniversite bitirmiş öğretmenlere ve asıl alanına geçmek isteyen öğretmenlere başvuru dahi yapamazsınız denildi. Bu uygulama eşitlik ilkesine ve meb’in yargı kararı gerekçesine uymamaktadır. Hani meb son alan değişikliğini sadece yargı kararları doğrultusunda yapmıştı? Doğrusu en çok merak edilen konu, meb in bu durumu mahkemede nasıl izah edeceğidir. Yoksa meb ‘(birkaç haftalarını ayırıp!), sertifika eğitimine katılmışlar bir kere,mağdur olmasınlar diye onlara da bu hakkı tanıdık’ mı diyecek. Hem de yıllarca 2.üniversite okuyup mezun olan öğretmenlerin emeklerini görmezden gelirken.

5) 2.üniversite okuyanlar gelecekleri konusunda yanlış yönlendirildi, maddi ve manevi zarara uğratıldı. Alan değişikliği hakkı tanınmayarak bu öğretmenlerin yıllarca vermiş oldukları emekleriyle, umutlarıyla, yapmış oldukları eğitim harcamalarıyla, dolayısıyla kişilikleriyle dalga geçildi. Şu bir gerçek ki, alan değiştiremeyeceklerini bilselerdi öğretmenlerin hiçbiri ikinci bir üniversite okumazdı veya geleceklerine yön çizmek adına tercihlerini başka bölümlerden yana kullanırlardı. Bu, insanları gelecekleri konusunda yanlış yönlendirmekten başka bir şey olmayan ayrıca etik kurallara da hiç uymayan bir tavırdır.

6) Alan değişikliği hakkı verilmeyenlerin gelecekte istedikleri alanda öğretmenlik yapma ihtimali dahi yok, çünkü adaylığı kalkmış bir öğretmenin kpss ye girip yeniden atanma hakkı bulunmuyor. İnsanlara ömür boyu bu işi yapacaksın, başka branşta öğretmenlik yapma hakkın yok demek ne derece insanidir? Bu durum insan haklarına ve eşitlik ilkesine aykırıdır.

7) Atanamayan öğretmenlere haksızlık olduğu iddia edildi: Bunun hukuken hiçbir geçerli tarafı yok. O zaman kanunlar, yönetmelikler niye var ki? Keyfi bir uygulama olduğunun en açık ispatıdır bu gerekçe. İkgm, atanamayan öğretmenlerin değil, atanmış öğretmenlerin özlük haklarından sorumludur. Atanamayan öğretmenlerin haklarını savunacağım diye atanmış öğretmenlerin kazanılmış haklarından kesinti yapma tasarrufuna sahip değildir. Kendine yetkisi ve sorumlulukları dışında bir misyon üstlenmiş, gerçek hak sahiplerini mağdur etmiştir.

Neresinden bakarsanız bakın tutarsızlıklarla karşı karşıya olduğumuz ortadadır. Bütün bunlara karşılık meb, her zamanki gibi kamu yararı ve idarenin takdir hakkı gibi içini hiç bir şekilde dolduramayacağı gerekçelerle çıkacaktır hukukun önüne. Nitekim ne kamu yararları bireylerin mağduriyetleri üzerine tesis edilebilir ne de kurumları yöneten şahısların insiyatifleri ‘idarenin takdir hakkı’ kılıfı altında kanun ve yönetmeliklerin üstünde görülebilir.

Sonuç olarak, bundan sonra öğretmenler için haklarını hukuk yoluyla aramaktan başka seçenek kalmamıştır. Hukuk süreci sonunda hakların gerçek sahiplerine verilmesi ve mağduriyetlerin giderilmesi temennisiyle…

GERÇEK ALAN DEĞİŞİKLİĞİ MAĞDURU ÖĞRETMENLER

kamu.tv.tr

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber