Bu haber kez okundu.

MEB\'DEN YÖNETİCİLERE MİSKET BOMBASI!



Milli Eğitim Bakanlığı eğitim kurumu yöneticileri değerlendirme sonuçları açıklandı. Bize ulaşan bilgilere göre binlerce yönetici 75 puan altında kalarak yöneticilik haklarından mahrum kaldılar.

Değerlendirme şu şekilde yapıldı:

Müdürlerin kaderini belirleyecek olan Ek-1 Değerlendirme formu.

Bu formdaki puan ağırlıkları:

İlçe müdürü 25 puan

İnsan Kaynaklarından sorumlu Şube müdürü 20 puan

O eğitim kurumundan sorumlu şube müdürü 15 puan

En kıdemli öğretmen ile en kıdemsiz öğretmenin puanlarının ortalaması 10 puan

Kurulca seçilecek 2 öğretmenin puanlarının ortalaması 10 puan

Aile birliği başkan ve yardımcısının ortalaması 10

Meclis başkanı 10 puan

Tek tek değerlendirmek gerekirse:

İlçe Milli Eğitim Müdürü

Bilindiği üzere 14 Mart 2014 itibariyle ülke genelinde tüm ilçe milli eğitim müdürleri görevden alındı ve yerlerine yeni ilçe milli eğitim müdürleri geçici olarak görevlendirildi. Bu görevlendirilen ilçe milli eğitim müdürlerinin de hemen tamamı EBS yöneticisi ya da etkin üyesi. Yetersiz puan alan yöneticiler 60 günlük yasal süre içerisinde mahkemeye başvurduklarında bu ilçe milli eğitim müdürlerinin değerlendirmesinin hukuki olmadığı gerekçesiyle davalarını kesin olarak kazanacaklardır. Nitekim aynı yönetmelik, yöneticiyi değerlendirecek öğretmenlerin o kurumda en az 6 (altı) ay çalışmasını ön görürken bu, ilçe milli eğitim müdürü için geçerli olmamıştır.

Şube Müdürleri

Aynı durum şube müdürleri için de geçerlidir. Bu değerlendirme sürecinden hemen önce yapılan rotasyonla tüm şube müdürlerinin yerleri değiştirilmiştir. Dolayısıyla yine 6 aydan daha az süre çalışan şube müdürünün –yönetmeliğin ruhuna! göre- yöneticiyi tanımasına imkan yoktur.

Öğretmenler

Burada en az eleştirilecek husus öğretmenlerin değerlendirme sürecine katılmalarıdır. Ancak sayısız Danıştay içtihadına göre belge ve kanıt olmaksızın sadece ‘kişisel kanaatle’ yapılan böyle bir değerlendirme yine hukuki değildir.

Okul Aile Birliği Başkanı

Değerlendirenler arasında en anlamsızı bu maddedir. Okul müdürüyle okul aile birliği başkanı arasında iki tür ilişki vardır. Ya ilişkiler çok iyidir ve başkan müdüre: ‘Müdürüm ayıp ediyorsun sen doldur benim yerime’ der; ya da bir sebepten sorunludurlar ve başkan müdürden intikam almanın fırsatını bulmuş olur. Ayrıca kamu görevlisi olmayan ve yöneticiyle herhangi bir ast üst ilişkisi olmayan birinin eğitim yöneticisini değerlendirmesi aklımıza gelen her türlü yazılı düzenlemeye aykırıdır.

Öğrenci

Her ne kadar demokratik görünse de reşit olmayan ve seçme- seçilme yeterliliğinde olmayan birinin böyle önemli bir değerlendirmede bulunması yine hukuki değildir.

Şimdi Ne olur?

Ne olacak; düşmanlıklar olur, kutuplaşma olur, boş verme olur, kinlenme olur. Eğitimciler arasında: ‘Ne yaparsak yapalım yetkili sendikaya hoş görünmezsek göreve gelemeyiz.’ düşüncesi gelişir.

Burada bir kesimi tebrik etmeden geçmek istemiyorum. Tanıdığım bazı yönetici arkadaşlar olacakları önceden görüp zamanında bastılar istifayı ve ‘Böyle bir değerlendirme sürecine alet olmak istemiyorum.’ dediler.

Elenen Yöneticilerin yapması gerekenler:

Hiçbir şekilde endişelenmeye gerek yok. Bu ülkede iğne ucu kadar hukuk kırıntısı kaldıysa (şüpheliyim) görevden alınan yöneticiler kesinlikle açacakları davayı kazanırlar. Yöneticiler açacakları davanın ekine kesinlikle son 3 yıl içerisinde geçirdikleri denetimlerde düzenlenen tutanak, rapor ve değerlendirmeleri eklesinler. Bunu yapmadan önce tabi ki Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde kendileriyle ilgili yapılan değerlendirmeyi detaylı olarak istesinler. Kimin neye ne değerlendirme yaptığını detaylı olarak istesinler.

Yalnız burada bir sorun var. Bilindiği gibi 6528 sayılı MEB kanununa göre tüm eğitim kurumu yöneticilikleri görevlendirmeye dönüştü. Burada asıl AYM’nin iptal kararını beklemek lazımdır. Şöyle ki: hali hazırda yürütülen işlem görevlendirme olduğu için bu değerlendirme sonuçları ne olursa olsun valilik istediği anda bu görevlendirmeyi sonlandırabilir. Yöneticiler mahkemeye verip kazansalar bile valilik istemezse bu kişileri görevlendirmeyebilir.

Duyumlarımıza göre Anayasa Mahkemesi hem dershanelerin durumunu hem taşra yöneticilerinin durumunu hem de eğitim kurumu yöneticilerinin durumlarını eylül ayında görüşüp karara bağlayacak.

Şahsi kanaatim her üç hususta da iptal kararının verilecek olduğudur.

Yönetici değerlendirmelerinde yaşanan absürtlükler eğitim camiasında infiale yol açmıştır. Keyfi, sübjektif ve talimatla birçok yöneticinin görevlerinin sona erdirilmesi kabul edilemezdir.

Denilebilir ki “Bazı yöneticilerin görevden alınması iyi oldu.” Bu açıklama kesinlikle durumu kurtarmaz. Bir kişi bile bu durumdan mağdur olmuşsa tüm işlemin iptali gereklidir.

Bu aralar sadece MEB’de değil tüm kamu kurumlarında ‘acayip’ şeyler oluyor. Bu normal bir hukuk süreci değil. Cumhuriyet döneminde görülmemiş keyfilikler gırla gidiyor. Hacimli olmasından dolayı en ses getiren kıyım da MEB’de oluyor haliyle. Tabi MEB’den itirazlar da cılızlaşıyor. Koncuk geçenlerde –kendince haklı olarak- tahammül edemedi ve ‘Gönlümüzden geçenler hepinize yeter’ gibi –anlayana- çok ağır ifadeler kullandı. Eğitim İş, Eğitim Sen ve Aktif Eğitim Sen de ülke genelinde eylemlerle yapılan bu fahiş hukuksuzluğa tepki gösterdi.

Dikkat ederseniz yukarıda sayılan sendikalar arasında EBS yok! EBS yönetimi bu hukuksuzluğun baş mimarıdır da ondan. Zaten görevlendirme çalışan ilçe milli eğitim müdürlerinin tamamına yakını EBS yöneticileridir ve o görevlere tetikçilik yapmak için gelmişlerdir.

Şube müdürleri de karışık. Yeni atananların ne olacakları belli değil, rotasyoncuların da görevlendirme vb. beklentilerle EBS’ye şirin görünmek zorunda olduklarını biliyoruz. Şimdiden bazı şube müdürlerinin sırf yaranmak için ‘güç’e yağcılık yapmaya başlamalarını da ibretle izliyoruz.

Eğitim barışı bozulmuştur. İnsanlar artık alenen birbirlerine buğz eder hale gelmiştir.

Bir başka husus da şu ki, kendilerine ‘eğitim sitesi’ diyen bazı platformlar bu gelişmeler üzerine sinsi bir sessizliğe büründüler. Çıkarı için değerlerini pazarlayanlardan olmaktan Allah’a sığınırım!

MEB yöneticileri makro siyasetin gazıyla öyle bir girdabın içine girdiler ki ben bir eğitimci olarak şaşkınlıkla izliyorum. Bu tür yazıların sonlarında genellikle çözüm önerileri de sıralamak usuldür, ama inanın bu kaosa bir çözüm de yoktur.

Siz asıl kaosu AYM’nin atom bombası etkisindeki kararından sonra görün!

 

Metin KOÇER

Personelmebhaber.net






BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber