Bu haber kez okundu.

MEB\'DEN GARİBAN ÖĞRENCİLERE DARBE!

PERSONELMEB.NET/ÖZEL HABER

II. Mahmut döneminde, 1838 yılında, çocukların “rüşt” (erginlik) yaşına kadar okuyabilmeleri için Ortaokul düzeyinde Rüştiyeler açıldı. Çocuklar rüşt yaşına kadar bu okullarda öğrenim gördüler. 16 Mart 1848 tarihinde Rüştiyelere öğretmen yetiştirmek üzere üç yıl süreli Darül Muallimin-i Rüşdi adını taşıyan bir okulun kurulduğunu görüyoruz. Bu tarih, öğretmen okullarının ilk kuruluş tarihi olarak kabul edilmektedir.

Cumhuriyet döneminde de köy enstitüleriyle başlayan süreç Anadolu Öğretmen Liseleriyle devam etti ve geçtiğimiz ay MEB tarafından sonlandırıldı.

Doğrusu Anadolu öğretmen liselerinin kapatılma nedeni anlaşılamadı. Okul çeşitliliğinin azaltılması gibi son derece istatistiki ve kuru bir gerekçe bunu açıklayamaz.

Biraz zihin yoralım neden kapatıldığıyla ilgili:

BİR: Anadolu öğretmen lisesi mezunlarına verilen ek puan adaletsizdi, puan kaldırılınca okulların doğal olarak önemi ortadan kalktı.

CEVAP: Ek puan adaletsiz değildi. Sınavla öğrenci alan ortaöğretim kurumları sınavlarına girerken öğrenciler, bu okullarda okuduklarında ve öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarını tercih edip kazandıklarında ek puan alacaklarını biliyorlardı.

Yani herkesin bildiği bir gerçekle ve öğretmenlik tercih edecekler arasından ve tercih edenlere verilen bir puan kesinlikle adaletsizlik değildi.

İKİ: Anadolu öğretmen liselerinden mezun olan öğrenciler başka bölümleri tercih ediyorlardı.

CEVAP:  Gerekçe buysa eğer MEB büyük bir çelişki içerisindedir. Yıllarca ‘İmam hatip liselerinden mezun olanlar sadece imam olsun’ diyenlere karşı çıkan iktidar anlayışını hepimiz biliyoruz. İmam hatip mezunlarının istedikleri her alana gitmesi gerektiği şiddetle savunulurken Anadolu öğretmen lisesi öğrencileri için bunu çok görmek ve hatta bu gerekçeyle okulları kapatmak izah-ı kabil değildir.

ÜÇ: Atama bekleyen çok sayıda  öğretmen var, öğretmen ihtiyacımız doygunluğa ulaştı o yüzden bu okulları kapattık.

CEVAP: Anadolu öğretmen liselerinin sayısının gereğinden fazla arttığı başından beri söylendi. 2005 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik bu okulların 200’de sınırlanacağını söylediğinde herkes memnun oldu. Ancak siyasi baskılar neticesinde neredeyse köylere kadar açılan okulların niteliği düştü ki bu okulların değil yönetenlerin hatasıdır. Yine köy ve kasabalara kadar –siyasi hesaplarla- eğitim fakültesi açıp ülkemizin pırıl pırıl çocuklarının hayalleriyle oynanmıştır ki bu da öğrencilerin değil yöneticilerin kusurudur.

Ülkesindeki öğrenci sayısı, bu sayının artış hızı, öğretmen ihtiyacı, yıllara göre artışı-azalışı gibi çok basit planlamaları yapamayıp 350 bin insanın hayatıyla kumar oynayan bir iradenin ‘Biz 2000 yıllık bir devlet geleneğinin devamıyız.’ Demeye hakkı var mıdır?

Böyle bir tablo üzerine en eski ve köklü okullar da dahil olmak üzere tüm Anadolu öğretmen liselerini kapatmak kusura bakmayın ama ‘Türk Çözümü’ oldu.



Eğitim fakültelerindeki hangi akademisyene sorarsanız şu cevabı alırsınız: 'Anadolu öğretmen lisesi mezunu öğrenciler her bakımdan kendilerini belli ediyorlar ve adeta öğretmenliğe kodlanmış ve hazır halde geliyorlar.’ Böyle bir kaynak kurutulmuştur.

İşin bir de çok önemli sosyolojik bir yönü vardır. Anadolu öğretmen lisesi öğrencileri büyük çoğunlukla köy ve kasabalardan geliyorlardı. Anadolu’nun bu saf çocukları; ülkemizin en büyük üniversitelerinden olan Boğaziçi, ODTÜ ve Hacettepe gibi üniversiteleri bu liseler sayesinde görüyorlardı. Bu ek puan ellerinden alındıktan sonra özel okullar, çok önemli devlet okulları ve Kolejler dışında bu okulların eğitim fakültelerine giriş imkansız hale gelecektir.

Garibanın çocuğu da Kırşehir’de doğup Yozgat’ta okuyup, Sivas’ta çalışmaya devam edecektir. Oy potansiyelinin büyük çoğunluğu olan kırsal insanının çocuklarına yapılanı bu açıdan değerlendirse, AKP üst yönetimi acaba farklı davranılmasını ister miydi?

Son ‘aylarda’ MEB’in yaptığı o kadar saç baş yolduracak icraat var ki koca Anadolu öğretmen liseleri arada kaynadı gitti.

ÖDTÜ, Boğaziçi, Hacettepe ve Marmara gibi üniversitelerin eğitim fakültelerinin otoparklarında artık bol bol öğrenci arabası görürüz. Adının baş harflerinden oluşan plakalı lüks araçlarıyla zengin bebeleri bu okulları işgal ederler.

Tebrikler MEB, helal olsun, var olun.

Garibanın bu okullarda ne işi var! Ter mer kokarlar da ortamı bozarlar!

Fatih KUL
personelmeb.net





 

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber