Bu haber kez okundu.

MEB Züppeyi Öğrencilere Öğretiyor (!)..

“Yeni ortaöğretime geçiş sistemini bir grup züppe hazırlayıp bakana mı sundu”

diye twit atmak suç sayılmış ve yapılan soruşturmada bir yıl kademe ilerlemesinin durdurulması ve

okul müdürlüğünden alma cezası verilmiştir. Müdürlük mesele değildi çünkü asli görev öğretmenliktir ve ,

hiçbir gerçek eğitimci de imtina etmez sınıfa girmekten.  Fakat haksızlık karşısında susmamak yani şeytan olmamaktır mesele.

 

Bu ceza verildi evet.

 

Üstelik;

 

-          Aynı twit te Türk Dil Kurulunun Züppe’nin karşılığı olan

“Giyinişte, söz söyleyişte, dilde, düşünüşte toplumun gülünç ve aykırı saydığı yapmacıklıklara ve

aşırılıklara kaçan” açıklaması da paylaşıldığı

 

-          Türk Dil Kurumu resmi yazıyla Züppe’nin hakaret olmadığını belirterek soruşturmada sunulduğu halde.

 

Bugünlerde Türkçe öğretmenlerinden gelen maillerde bakanlığın müfredatta Züppeye nasıl yaklaştığı bilgisi gelmektedir.

Konu itibariyle bugünlerde okullarda öğrenciler bakanlık eliyle Züppe’yi öğrenmektedirler.

 

İlköğretim 8.sınıf Türkçe Ö.K.kitabında aynen şu sayfa var.

 

Buradan da görüleceği üzere züppe Twit’te de paylaşılan TDK tanımında yer aldığı şekliyle kullanılıyor.

 

Bu kullanmanın sebebine de bir bakalım:

 

Bu kullanımın sebebi kitapta yer alan Nurullah Ataç’tan alınan Dinleme Metninde yer alması:

 

Bakanlığın onayından geçmiş devlet tarafından ücretsiz dağıtılan kitapta da yer alan ve tüm öğrencilere dinletilmesi,

anlatılması istenen metin de aynen şöyle:

 

SAYGI(Dinleme Metni)

 

 24 Nisan, Cuma

 

Otobüsteydim bugün. Bir adam bindi. Sarmısak yemiş, yanımda durmadı benim, uzağa gitti,

gene de duyuluyordu ağzının kokusu. Burnumu tıkadım.

Ben zaten inecektim ama gideceğim yere varmamış olsam da inerdim, çekilir şey değildi o koku.

 

Sarmısak yemesinler demiyorum. Ben sevmem o nesneyi ama bunca yüzyıldır insanoğlu yiyor onu,

demek bir tadı var, bir iyiliği de var. Yesinler, kimsenin zevkine karışacak değilim ama sarmısak yedikten sonra

dalmasınlar kalabalığın içine, düşünsünler biraz, düşünsünler de ötekini berikini rahatsız etmesinler.

Yalnız ben rahatsız olmuyorum, nice kimseler rahatsız oluyor.

Sarmısak yemeyi seveni gördüm ama kendisi yemeden sarmısak kokusundan hoşlananı görmedim.

Akşam yenmez mi bu? Çoluk çocuk akşam yemeğinde yersiniz o sarmısağı, sonra oturursunuz evinizde, olur biter.

 

Şu adama bir çatayım dedim içimden. Söylemeliydim düşündüklerimi.

Bir kavgadır çıkardı. Bilirim, otobüstekilerin çoğu da ondan yana olurdu.

Canı istemiş de sarmısak yemiş o adamcağız! Ne karışırmışım ben?

Belki bir de alaturkalık, alafrangalık tartışması açarlar, bana züppe derlerdi.

Göze alamadım. Ama almalı göze. Kavga etmeyi, tartışmayı, züppe sayılmayı almalı göze,

dayak yemeyi bile göze almalı. Kimsenin işine, keyfine karışmak değildir bu.

İnsanları biraz da ötekini berikini düşünmeye, şunu bunu rahatsız etmekten çekinmeye çağırmaktır.

Bana öyle geliyor ki bu da bir yurttaşın başlıca ödevlerindendir. Böyle kavgaları, tartışmaları,

bu uğurda dayak yemeyi göze almazsak bu ülke sarmısak kokusundan kurtulamaz.

Yani bu toplumun insanları yalnız kendilerini düşünüp başkalarına aldırmamaktan, bütün kötülüklerin anası olan bu huydan silkinemez.

 

Nurullah ATAÇ

 

Sayın ATAÇ ; Dilde yalınlaşma ve özleştirme savunucusu, Türkçe’deki yabancı sözcükleri kullanmayan bir şair ve yazar.

 

İşte sayın ATAÇ’ın da yazdığı bu cümleler bugün öğrencilerle paylaşılıyor.  Tabir yerindeyse öğrenciler Züppe’yi öğreniyorlar.

 

Parçanın en güzel ve ders verici yanı da;

 

“Belki bir de alaturkalık, alafrangalık tartışması açarlar, bana züppe derlerdi. Göze alamadım.

Ama almalı göze. Kavga etmeyi, tartışmayı, züppe sayılmayı almalı göze, dayak yemeyi bile göze almalı.

Kimsenin işine, keyfine karışmak değildir bu. İnsanları biraz da ötekini berikini düşünmeye,

şunu bunu rahatsız etmekten çekinmeye çağırmaktır. Bana öyle geliyor ki bu da bir yurttaşın başlıca ödevlerindendir.

Böyle kavgaları, tartışmaları, bu uğurda dayak yemeyi göze almazsak bu ülke sarmısak kokusundan kurtulamaz.

Yani bu toplumun insanları yalnız kendilerini düşünüp başkalarına aldırmamaktan, bütün kötülüklerin anası olan bu huydan silkinemez.”

 

Cümlelerinde saklı. Metnin başlığı da gerçekten manidar. “Saygı”

 

Aslında altını da çizdiğimiz bu cümleler her şeyi anlatıyor ve fazla söze gerek yoktur.

 

Bakanlığın öğrencilere Züppe kelimesini vererek kazandırmaya ve yazar bu kelimeyi kullanarak vurgulamaya çalıştığı anlam çok önemli aslında.

 

Biz de sözümüzü; doğrular uğruna göze almalı kavgayı da, soruşturmayı da cezalandırılmayı da diyor bizimle paylaşımda bulunan Türkçe Öğretmenleri İlker ALTUNCU ile Nihat PAMUKÇU ve diğer tüm öğretmenlere teşekkür ederek bitirelim.

 

Maksut BALMUK

 

 

mebpersonel.info.tr

 

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber