Bu haber kez okundu.

MEB Özel Kurs ve Temel Lise Sevdasından Vazgeçmelidir

MEB Özel Kurs ve Temel Lise Sevdasından Vazgeçmelidir

Paralı eğitimin yeni adresi, özel öğretim kursları ve temel liseler olacak. TÜİK Verilerinde yoksulların harcama kalemleri arasında eğitim giderleri %2,5,zenginlerin eğitim giderleri ise %69 olarak gösterilmektedir. TÜİK Verilerine bakarak özel okullar, temel liseler, etüt ve özel öğretim kurs merkezlerine hangi gelir grubundan insanların gideceğini tahmin etmek zor olmasa gerek. O nedenle eğitimi kamusal alan olmaktan çıkaran, içini boşaltan, piyasa ekonomisinin acımasız rekabet kuralları içinde ticarileştirerek eşitsizlikleri derinleştiren her türlü düzenleme ve uygulama kabul edilemez.

 

Dershane yasası Mart 2014’te kabul edilmişti. O günden bu yana yaşanan gelişmeleri Sayın Bakan katıldığı bir tv programında şöyle açıklıyor.”Dönüşümle ilgili 6528 Sayılı Kanunu çıkardığımız tarihte var olan dershane sayısı 3530’du. Bu kanun çıktıktan sonra 557 dershane kendi isteğiyle kapandı. Bu kanunun öngördüğü koşulları ben karşılayamam, dedi. Geri kalan dershanelerin 2286’sı dönüşüm programına müracaat etti. Bu müracaatlardan altyapısı, mali durumu uygun olan, 2270’ine senin kriterlerin dönüşüm için incelenmeye değer, sen çalışmaya başla, dedik. Sadece 16 tanesine senin şartların tutmuyor dedik. Ama bir de bu işe hiç başvurmayan, temelden karşı olan, biz dönüşmeyiz, diyen 687 dershane var. Bunların bir kısmı henüz yeterli şartları karşılayamadığı için müracaat etmemiş de olabilir, belki daha vakit var diye tarihi bekleyen de olabilir. Dönüşüm programına alınan 2270’ten 1117'si dönüştü. 6’sı okul öncesi kurum; 7’si özel ilkokul; 142’si özel ortaokul; 5’i özel Anadolu lisesi; 957’si temel  HYPERLINK "http://www.hurriyet.com.tr/index/lise/" o "lise" t "_blank" lise oldu.”

 

Sayın Bakan istediği kadar alt ve kenar süsleri içinde ambalajlayarak sunarsa sunsun kapananı, açılanı, açılacak olanı, dönüşeni dönüşmeyeni ile açılan bu kurumların tamamının adı “paralı özel öğretim merkezidir.” Sayın Bakan açılacak kursları “Sıkı kurs dönemi” diye tarifte etmektedir. Bunun anlamı kursların işleyiş, yönetim ve öğretim süreçlerinin daha sıkı bir denetime tabi tutulması belli kriterlere ve programa bağlanarak disiplin altına alınmasıdır.

 

Etüt merkezlerine getirilen 12 yaş sınırının kaldırılması ile birlikte açılacak kurs ve etüt merkezi sayısı on binleri bulacaktır. Bu rakamlara temel lise denilen özel liseleri de ekleyebiliriz. Bu durumda kapanan dershanelerin tekrar açılacağını öngörmek mümkündür. Yönetmeliğe göre ancak 3 dersten bir “özel öğretim kurs” merkezi açılabilecek. Bakanlık kurs açılabilecek ders sayısını 8 olarak belirlemiştir. Sonraki dönemlerde ”talep var” denerek din kültürü ve ahlak bilgisi dersi de bu 8 derse dahil edilecektir. Böylece her dershane en az 3 kurs şube merkezi açmış olacaktır.  Kurum sahibi 8 bilim alanından kurs açmak isterse her üç ders için bir şube açılması gerekecektir.

 

Çok basit bir hesaplama ile hesaplayacak olursak;2286 dönüşen ve dönüşmeyen dershane,557 kapanan,687 dönüşmemek ve kapanmamakta direnen dershane toplam 3530 yapıyor. Her biri hafta içi ve hafta sonu 3 bilim alanından kurs merkezi açtığında toplamda 10 bin 590 yapmaktadır. Bunlara ilk yıl içersinde açılması muhtemel olanları eklediğimizde sayı 15 bini bulacaktır.  2014-15 MEB İstatistiklerinde Yaygın Eğitim Genel Müdürlük bünyesinde 841 tüt merkezi,3430 motorlu taşıt sürücü kursu ile 2692 muhtelif meslek edindirme kursu toplamda 6963 özel kurs bulunmaktadır. Böylece çok kısa bir zaman aralığında ülkede mevcut ortaokul ve lise sayısının(26 bin )%60’na ulaşmış mevcut okullara alternatif “paralı özel öğretim kurs” merkezi eğitim ve öğretim sistemini bir parçası haline gelmiş olacaktır. Aslında devlet bir bakıma özel okulların yanı sıra kendi eliyle kamu okullarına paralel “çok özel okullar” yaratmış olmaktadır. 

 

Sayın Bakan “geçen yıl liseler ve halk eğitim merkezlerinde açılan takviye kurslarına 2,6 milyon öğrencinin katılım sağladığını, bunun dershanelere giden öğrenci sayısının iki katı olduğunu, 102 bin öğretmenin bu kurslarda ek ders ücreti karşılığında görev aldığını” açıkladı. Bu rakam geçen yıl lisede okuyan, liseyi bitirip herhangi bir yükseköğrenim programına yerleşmeyenlerin toplamının %40’nı oluşturmaktadır. Oranın yüksek olmasında dershanelerle ilgili tartışma ve belirsizliğin yaşanmasından kaynaklanmaktadır. Bu yıl “özel öğretim kurslarının” açılması ile birlikte bu rakamın hızla azalarak, velilerin takviye kursları yerine özel öğretim kurslarını tercih edeceğini soylayabiliriz.

 

Sonuç olarak, kamusal kaynaklar kamu okullarına ayrılmalı ve harcanmalıdır. Kamu kaynakları kullanılarak özel okulculuğun teşvik edilmesine son verilmelidir. Sıralamaya ve elemeye dayalı sınavlı sistem var olduğu sürece özel öğretim kursları, temel liseler, etüt ve takviye kursları; sınavlara hazırlama, hızlı soru çözme yöntemlerini öğretme, çocukta başarıyı rekabet güdülenmesine bağlama, kurslara katılanlara sınavlarda avantaj sağlama ve birbirlerinin rakibi olma duygusundan başka bir işlevi olmayacaktır. O nedenle sınavlı sistem terk edilmeli eğitim sisteminde yeni kamburlar oluşmasına izin verilmemelidir. Eğitimi ve bilimi, okulu, müfredatı merkeze alan yeni bir eğitim reformu yapılmalıdır. Gerçek manada bir reform yapılmadığı sürece yapılanlar tribünlere oynamaktan öteye geçmeyecektir. 

                                                                                               13.08.2015 alaaddin dinçer/eğitimci

 egitimajansi.com

 

 
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber