MEB Müsteşarı: Evrim teorisi ilkokul ve ortaokul çocuklarına anlatılacak bir teori değil!

Biyoloji derslerinden evrim teorisini neden çıkardınız? Biyoloji öğretmenleri “Evrim teorisi olmadan kalıtımı, canlıların çeşitliliğini nasıl anlatacağız. Suriye ve Ürdün dahil, evrim teorisi tüm dünyada işleniyor” diye itiraz ediyor...

Tersini düşünen, bilimselliği tartışmalı olan bu teorinin ilkokul ve ortaokuldaki çocuklara anlatılmasını doğru bulmayanlar da var. Çalıştığımız akademisyenler içinde bu karara karşı olan da katılan da vardı. Doğa tarihiyle ilgili olan kısımlar farklı bir formatla ele alındı. “Dünyada bütün ülkelerde okutuluyor” eleştirisine katılmı­yorum, öyle olsa geri adım atmazdık. Akademik düzeyde bu teorilerin anlatıl­ması doğaldır ama ilkokul ve ortaokul düze­yinde binlerce bilimsel teoriden hangilerini anlatıyoruz ki evrim teorisini de anlatalım?

Açık konuşalım, evrim teorisini İslami kaygılarla mı çıkardınız?

Hayır, dini gerekçeler göz önünde bulun­durulsaydı, evrim teorisine karşı olanların yaratılışla ilgili önerileri konulurdu. Asıl, evrim teorisinin geçmişte hangi ideolojik gerek­çelerle müfredata konulduğu tartışılmalı.

İyi ama bunun ideolojik değil bilimsel bir tercih olduğu söyleniyor.

Ben evrim teorisinin bilimselliğini tartış­mıyorum, o konuda yetkin de değilim. Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı olarak şunu söy­lüyorum; evrim teorisi, bizim eğitim verdiği­miz çocukların düzeyinde konuşulacak ve anlatılacak bir teori değildir. Çocuklarımız o teoriyi yükseköğrenimde öğrenebilirler.

Tepkileri dikkate alarak müfredata yeniden koyma ihtimaliniz var mı?

Hayır, ihtimal dahilinde görmüyorum.

"Müfredatı hafiflettik ezberciliği azalttık"

Darwin, Freud, Marks ve İbn-i Rüşd gibi düşü­nürlere yer verilmemiş. Çocuğun kuşkuculuğunu, yaratıcılığını besleyen nok­taların çıkarıldığı ve pozi­tivizm karşıtı bir anlayışla hazırlandığı eleştirisi var...

Kesinlikle yanlış. Yaratıcı­lığı ya da analitik düşünmeyi çıkarmaya değil tam tersi onu geliştirmeye çalışıyo­ruz. Bu eleştirilerin hiç birine itibar etmiyorum. Tam ter­sine, bence Darwin’in ya da Freud’un olmamasını eleştiren kişi ideolojik yaklaşıyor. Ünite sayısını azalt­tık çünkü bütün derslerdeki müfredatı hafif­lettik. Ezberciliği azaltmaya çalışıyoruz.

"Yeni müfredatla PISA'da sıçrayacağız"

Uluslararası Öğrenci Değerlen­dirme Programı PISA testlerinde Türki­ye’nin notları hiç iç açıcı değil. Bakanlık olarak bir şeyler yapacak mısınız?

İşte, hem bunları söyleyip sonra da “Niye müfredatı değiştiriyorsunuz?” dememek lazım. PISA, çocuklarımızın öğrendikleri şeyi gündelik hayatta kullanma becerilerini ölçüyor. Maalesef mevcut müfredatımızın bu konuda çocuklarımıza herhangi bir katkısı yok. Tamamen ezberleme, hafızada tutma ve karşına test sorusu çıktığında cevaplayabilme üzerine kurgulanmış. İşte şimdi yaptığımız değişiklikle PISA’da ciddi bir sıçrama gerçekleştireceğimize inanıyorum. Ama önümüzdeki PISA için yetişmez.

Türkiye’nin en gözde 170 lisesini proje okul ilan ederek öğretmen kadrolarını değiştirmeniz de velilerin tepkisine neden oldu. Vefa Lisesi, Kabataş Lisesi gibi köklü bir geleneğe sahip olan liselerdeki öğretmenlerin yerini neden değiştiriyorsunuz?

Proje okul meselesine tıpkı alanında uzmanlaşan meslek liseleri gibi yaklaştık. Örneğin normal sistemde bir spor lisesinde futbol üzerine uzmanlaşan bir öğretmenin görev süresi dolduğunda yerine başka bir beden eğitimi öğretmeni geliyor. Gelen öğretmen voleybol ya da basketbol alanında uzmansa, futbol ile ilgili proje yarım kalıyor. Buna karşılık “proje okul” kavramını geliştirdik ve “Bir okulda bir proje başladıysa ona uygun öğretmen istihdam edelim” dedik. Proje okulların büyük çoğunluğu spor lisesi, meslek lisesi ve imam hatip lisesi. Bahsettiğiniz köklü liselerde ise 25-30 yıldır aynı yerde görev yapan öğretmenler var. Akademik ve bilimsel anlamda heyecanları kalmamış. Ben diyorum ki her okulda her öğretmen eşit sürede görev yapsın.

Köklü liselerdeki geleneği bozmaz mı bu?

Hayır bozmaz. Kabataş gibi liselerin okul niteliğine göre proje hazırlamasını istedik. Örneğin fen bilimlerinde uzmanlaşmak istiyorlarsa üniversitelerdeki akademisyenlerden destek alabilirler. Binlerce yüksek lisans-doktora yapmış öğretmenimiz var. Yürütülen projenin niteliğine göre öğretmen kalitesini artıralım dedik. Milli Eğitim müsteşarı olarak biz Kabataş gibi liselerin niteliğini neden düşürmek isteyelim? Gelen öğretmenlerin niteliğine bakın, anlarsınız zaten...

"Özel okullar ve devlet okulları arasındaki başarı birbirine denk"

Sizin Çocuklarınız devlet okulunda mı okudular yoksa özel okulda mı?

Bir kısmı devlet okulunda, bir kısmı özel okulda okudu.

Büyük şehirlerde ister muhafazakâr olsun ister seküler, orta sınıf çocuğunu koleje gönderecek para bulursa devlet okuluna göndermiyor. Devlet okullarının kötü olduğu algısının oluşmasından dolayı Milli Eğitim Bakanlığı sorumluluk hissediyor mu?

Devlet okullarında kalite algısı düşmedi. Sadece adresten dolayı istediği devlet okuluna çocuğunu gönderemeyenler özel okula gönderiyor. Özel okullar ve devlet okulları arasındaki başarı birbirine çok denk. Çok nitelikli özel okullarımız olduğu gibi, çok nitelikli devlet okullarımız da var. Vatandaşımız ücretsiz olanın kalitesiz olduğunu varsayıyor. Eğer öyle olsaydı özel okullar devlet okullarındaki öğretmenlerimize transfer teklifinde bulunmazdı. Özel okullar hizmet sattıkları için devlet okullarından daha başarılı olmak zorundalar ve bunu vatandaşa ispatlamak zorundalar.


Kaynak: Habertürk

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Eğitim ve Ögretim Eğitim ve Ögretim