Bu haber kez okundu.

MEB Mahkeme Kararlarını Uygulamıyor

 

Hakimlerin  verdikleri ve tamamen hukuka uygun kararlara neden uyulmadığı muamma. Ülkemizde mahkemelerin aldıkları kararları, kurumların uygulayıp uygulamadıklarını takip edecek bir denetleme sistemi şart.. Dolayısıyla en fazla Milli Eğitim olmak üzere diğer kurumların da kararlara uyup uymadıklarını incelemek gerekiyor.

Şube müdürlerinin sadece sözlü puana göre yapılan atamalarına ilişkin Danıştay 2.ve 5.Dairelerinin,İdari Dava Daireleri kurulunun ve 100 lerce Bölge ve İdare mahkemelerinin Yürütmeyi durdurma ve iptal kararları var.

Okul müdürlerinin mülakat ile seçilmesine dair 100 lerce yürütmeyi durdurma kararı var. Ancak atamaları yenilenmesi gereken şube müdürleri de yerinde duruyor, mülakat ile gelen müdürlerde.

MEB bu yargı kararlarının  sadece yönetmeliğe geldiğini,bu yönetmelikle yapılan atamaların iptal edilmesine gerek olmadığını,bu kararların bundan sonraki işlemleri bağlayacağı gibi hukuksuz garip bir içtihat oluşturmaktadır.Oysaki  Bir idari işlemin yargısal bir kararla iptali halinde, bu iptal kararlarının işlemin yapılması sırasında unsurlarında bulunan sakatlıkları saptadığı, işlemi yapıldığı andan başlayarak ortadan kaldırdığı, bu özelliği nedeniyle geriye yürüyen sonuçlar doğurduğu, başka bir anlatımla, işlemin tesis edildiği tarihten önceki hukuki durumun geçerliliğini sağladığı İdare Hukukunun bilinen ilkelerindendir. Yargı mercileri tarafından idari bir işlemle ilgili olarak verilen iptal kararının doğurduğu bu sonucun, verilen iptal kararı ister usul yönünden, isterse esas noktasından verilmiş olsun, hiçbir şekilde değişmeyeceği açıktır. Zira anılan İdare Hukuku ilkesinden dolayı idare, iptal kararının amaç ve kapsamına göre yeni bir işlem ya da işlemler yapmak, iptal edilen işlemden doğan sonuçları ortadan kaldırmak, işlemin hiç yapılmamış sayılmasının bir gereği olarak önceki hukuki durumun geçerliliğini sağlamakla yükümlü bulunmaktadır.

Kısaca; iptal kararları iptali istenilen idari işlemi ve ona bağlı işlemleri, tesis edildikleri tarihten itibaren ortadan kaldırarak, işlemin tesisinden önceki hukuki durumu tekrar ortaya koyarlar. İptal edilmiş işlemi hukuk ortamında hiç doğmamış hale getirirler. İptal davalarında verilen yürütmenin durdurulması kararlarının hukuki nitelikleri de aynıdır. Yani; yürütmenin durdurulması kararı verilince ortada henüz bir iptal kararı bulunmamasına rağmen, iptali istenilen idari işlemin yürürlüğü işlem iptal edilmiş gibi durur ve de söz konusu işlemin tesis ve icrasından önceki hukuki durumun yürürlüğü sağlanır.

Bu kural, yargısal içtihatlarla geliştirilmiştir. İdare mahkemelerince verilen iptal kararlarının geriye yürüdüğü, iptal edilen karar hiç alınmamış gibi eski durumun kendiliğinden geri geldiği genel bir hukuk kuralıdır.İptal davasına konu olan bir işlem ve karar Danıştay'ca iptal edildiği tarihten değil, idarece tesis edildiği tarihten itibaren ortadan kalkmış sayılır.

İdari Yargılama Usul Kanunun 28. Maddesinde “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak 30 günü geçemez." İYUK 52. madde "(Değişik: 3622 - 5.4.1990) Temyiz veya itiraz yoluna başvurulmuş olması, hâkim, mahkeme veya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz? DenilmektedirAncak sayın bakanlık yetkilileri atama dayanağı iptal edilen yönetmelikle yapılan ve hiç yapılmamış yok hükmünde olan 1709 atamayı iptal etmemekte ve yargı kararlarına karşı anlamsız bir şekilde direnç göstermektedir

Yeni yapılandırılan atama sistemi doğru ise neden mahkemelerden iptal üstüne iptal geliyor. Yok eğer atama sisteminde yanlışlıklar, eksiklikler var ise neden giderilmiyor. Bu davaların hepsi sendikalar aracılığı ile açılıyor. Sendikaların da bu mahkeme kararlarının uygulanıp uygulanmadığını iyi takip etmesi gerekiyor.

Ülkede hukuka itimat yitirilmişse, haksız olan hakkını nerede arayacak? Her ikisi de devletin öğesi olan resmi kurumlar ve mahkemeler aralarında anlaşamıyorsa, devletin sağlaması gereken güven ve adalet nasıl tesis edilecek? Milli Eğitim Bakanlığı’nın hukukçuları bürokratları uyarmıyor mu? Yarın bir gün bu hak kayıpları yüzünden ortaya çıkacak maddi ve manevi tazminatları kim, nasıl ödeyecek? Yazık değil mi? Sendikası ne olursa olsun, hangi devlet memuru Bakanlığın yayınladığı yönetmelikleri, genelgeleri uygulamıyor? Herkes aynı devletin memuru değil mi? Neden bazılarına güvenilmiyor?

MEB iyi yönetilmiyor. Ya danışmanlar bakanı yanlış yönlendiriyor; ya da üst yönetimin tamamı bu işi bilmiyor. Taşraları gezmeden eğitim sorunlarını anlayamazsınız. Okullardan ilçelere, ilçelerden illere ve illerden bakanlığa gönderilen raporların, istatistiklerin  tümü yanlış.

 

Gelin el birliği ile başta Şube Müdürlüğü ataması, yönetici atama ve rotasyon olmak üzere bu sorunları çözelim. Güzel ülkemizin geleceğini heba etmeyelim. Ülkemiz 2023 yılına müthiş bir ekonomi ile girebilir, sanayisi, tarımı, enerjisi müthiş bir atılım gösterebilir ancak, aynı türden bir atılımı Milli Eğitimin bu üst düzey kadrolarla  göstereceğine  kimse inanmıyor. Velisi de, öğrencisi de, öğretmeni de inanmıyor. Neden acaba?


BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber