Bu haber kez okundu.

MEB’ de Sessiz Devrim ve Yeni Dönem
 Milli Eğitim Bakanlığında personel sistemini değiştirecek olan Performans Değerlendirme konusu, anlaşılan o ki buz dağının görünün yüzüdür...
İlköğretim teftiş sisteminin kaldırılmasına bağlı olarak performans sisteminin getirilmesi hiç şüphesiz yeni bir dönemin başlangıcı demektir. Zira denetimsiz yönetimin olamayacağı gerçeğinden hareketle yeni bir denetim sisteminin kurulması,  uzun yıllar konuşulan performans sistemine geçilmesi ve doğal olarak müfettişlerin yetkilerinin okul müdürlerine devredilmesi gibi konular personel sisteminde çok ciddi yeniliklerin habercisidir.
 
Bilindiği üzere bu yıl ders yılı sonunda Milli Eğitim Bakanlığında devrim niteliğinde iki farklı uygulama aynı anda gerçekleşmiştir. Bunlardan birincisi ilköğretim teftiş sisteminin kaldırılması bir diğeri de öğretmenlerin performans değerlendirmesidir. Her ne kadar her ikisi farklı uygulamalar gibi görülse de tam aksine birbirini tamamlayan ve yeni dönemin de startını veren önemli bileşenlerdir.

Hatırlanacağı üzere MEB’de denetim sistemi Bakanlık Maarif Müfettişleri ve İlköğretim Müfettişleri olmak üzere iki şekilde yapılmakta idi. Merkez  Yönetimi, İl/İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri ve ortaöğretim kurumları Bakanlık Maarif Müfettişleri tarafından; okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve yaygın eğitim kurumları ise İlköğretim Maarif Müfettişleri tarafından denetlenmekte idi.

Bakanlık bu yıl yeni bir karar alarak 2015/2016 ders yılı sonundan geçerli olmak üzere ilköğretim maarif müfettişliğini kaldırdı ve eş zamanlı olarak okul müdürleri tarafından öğretmenlere ve müdür yardımcılarına performans değerlendirme sistemini uygulamaya koydu. Tartışmaları çok öncesine dayanan bu iki uygulama bundan sonra personel sistemini derinden etkileyecek ve çorap söküğü gibi bir dizi yeniliği beraberinde getirecek olan bütüncül bir “Personel Sistemi Değişikliğini” ortaya koymaktadır.
 
Teftiş sisteminin kaldırılmasından başlamak gerekirse her nekadar son yıllarda sistem üzerindeki etkisi kademeli olarak azaltılmış olsa da tamamen kaldırılmasının biraz sürpriz olduğunu söylemek mümkündür. Zira uzun yıllar müfettişlerin sisteme olan katkısı hem öğretmen camiası hem de sendikalar tarafından tartışılmış, öğretmenler üzerinde hata avcısı yahut demokles kılıcı olmaktan çıkarılıp, rehberlik odaklı sisteme pozitif katkı sağlayan bir yapıya dönüştürülmesi istenmiştir.  Nitekim Bakanlık da bu doğrultuda müfettişlere gerekli uyarıları yaparak teftiş sisteminin  bu doğrultudayapılması için gerekli çabayı göstermiştir. Ancak tamamen kaldırılması gibi keskin yaklaşımlar aslında bilimsel gerçeklerle de pek örtüşmediği için olsa gerek yalnızca öğretmenlerin duygusal refleksleri doğrultusunda yapılan eleştiriler olarak kalmış, ciddi manada karşılık bulamamış ve marjinal kalmıştır.

Nitekim hiçbir koşulda bir başkası tarafından denetlenmek istemeyen insan doğası müfettişleri reddetse de çürümenin önüne geçmek ve kurumu ayakta tutmak için aslında denetim sisteminin vazgeçilmez olduğu bilimsel bir gerçektir.

Hal böyleyken teftiş sisteminin hâlihazırda tamamen kaldırılmış olması sistemde yeni bir boşluk oluşturmuş ve denetim sisteminde yeniden yapılanmayı zorunlu kılmıştır. Zira bilindiği üzere yönetim bilimin ortaya koyduğu bilimsel gerçeklere göre denetim, yönetimin olmazsa olmazıdır. Denetimsiz yönetim olamaz, topal kalır. Dahası denetimin olmadığı yerde “entropi” terimi ile ifade edilen “çürüme” başlar. İşlenen suçlar ve kusurlar hasıraltı edilir, dinamizm yok olur, rehavet çöker, performans düşer ve nihayet kurum için sonun başlangıcı demektir.  

Yine bilindiği üze denetim, klasik anlamda kurum dışından uzmanlarca yapılan dış denetim ve kurumu yönetenlerce kurum içinden yapılan iç denetim olmak üzere iki şekilde yapılsa da yeni akademik yaklaşımlar sonuç odaklı olmaktan ziyade süreç odaklı denetim ve nihayet performans değerlendirmesi kavramları üzerinde yoğunlaşmaktadır.

İşte tam da bu noktada Milli Eğitim Bakanlığı’nın artık dış denetimden ve sonuç odaklı denetimden vazgeçerek süreç odaklı, performans değerlendirmeyi esas alan iç denetimde karar kıldığı anlaşılmaktadır.

Dolayısıyla bu yıl ders yılı sonunda  ilköğretim teftiş sisteminin kaldırılarak, aynı anda öğretmenlere yönelik okul müdürleri tarafından yapılan performans değerlendirmesi böylesi köklü bir dönüşümün resmen başladığını göstermektedir.

Bu nedenle sessiz bir devrimin startının verildiğini, yeni bir dönemin başladığını, bundan sonra personel yönetimi anlamında her şeyin eskisinden farklı olacağını, herkesin performansına ve kuruma olan katkısına göre değerlendirileceğini ve nihayet hem iç denetim yetkileri hem dış denetim yetkileri hem de performans değerlendirme yetkileri olmak üzere tüm yetkilerin de doğal olarak okul müdürlerinde birleşeceğini açıkça göstermektedir.

Her ne kadar şimdilik henüz başlangıç olması nedeniyle performans değerlendirmelerinin sonuçlarına dair herhangi bir düzenleme bulunmasa da uzun vadede öğretmenlerin özlük hakları noktasında belirleyici temel unsurun performans değerlendirmesi olacağını şimdiden öngörmek zor değildir.

Nitekim bu sessiz devrimin ayak sesleri hissedilmiş olacak ki bu yıl yapılan performans değerlendirmelerde okul müdürlerinin en yüksek puanları belki de hak etmeyenlere bile bol bol vermiş olmalarına rağmen, marjinal kampanyaların yönlendirmesi doğrultusunda yüz üzerinden seksen, doksan gibi çok yüksek puanlara bile itiraz edilmiş olması, aslında kendi performansından şüphe duyanların paniklemesinden başka bir şey değildir. Zira okul müdürleri büyük bir olgunluk içinde, sırf iş barışını düşünerek öğretmenlerin kendi öğrencilerine bile reva gördüğü yüksek notları vererek herkesi ödüllendirmişlerdir.

Tüm bunlar yaşanırken Bakanlığın sistemi sağlıklı işler hale getirecek nitelikte puanların sonuçlarını değerlendirmeye yönelik düzenleme yapmak yerine, önce performans sonuçlarını yalnızca ileriye dönük planlamada değerlendireceğiz “düşük puanlı olanlara bir şey yapmayacağız” şeklinde açıklama yapması, sonra da “itirazları değerlendirme komisyonları” kurması kamuoyunda bir geri adım işareti olarak algılanmış ve bana göre sistemin kararlılığına da gölge düşürmüştür.

Oysa zaten yıllardan beri özlemle tartışılan performans sistemi, MEB’deki çürümeye ilaç olacağı gibi, okul müdürlerinin de elini rahatlatan ciddi bir yenilik olmuştur. Bu nedenle bu denli önemli bir sistem değişikliğini yavaşlatmak ve sekteye uğratmak yerine bu tür itirazların demokratik sistemin doğasında var olan “eleştiri hakkı” kapsamında değerlendirilerek eğitimin ve ülkenin yüksek yararı gereği yola devam edilmesi işin doğası gereğidir.

Zira bu performans meselesi yalnızca buz dağının görünen yüzü olup, MEB’deki personel sisteminde yapılacak olan devrim niteliğindeki yenilikler zincirinin ilk domino taşının hareket ettirilmesi meselesidir…güzel ülkemin aydınlık geleceği için hayırlı olsun.

Cafer GÜZEL
 

Kaynak: www.memursesi.com ([email protected])
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
ahmet 5 ay önce

bu yazıyı yazan kişiye sormak gerekiyor değerlendirme kriterlerini okudu mu acaba zira kriterlere göre puan veren müdür bir elin parmağını geçmez verilen puanlar da bu yazı gibi yanlı

Avatar
Mehmet Baki 5 ay önce

Yaziyi kaleme alan beyefendinin okul yoneticisi olduğu aşikar. Ne yazikki MEB birkez daha valtayi ayağına vurmustur. Takkiyrcilik ve yandasciligin ayyukaya çıktığı bu donemde, müdür kadrolarinin eğitim birsenlilerce doldurulduğu, ulkede biz ve ötekiler kamplasmasinin zirve yaptigi boylesi bir atmosferde okul yoneticilerinin objektifligi husunda kim veya hangi ilkeler bizi ikna edecek? Sınıf yönetemeyen kisilerin okul yöneticisi olarak tayin edildiği bir düzende ortaya yandaşın pekistirildigi, muhalifin ise dusuk puanla urkutuldugu adeletten uzak sonuclarin ortaya çıkması süpriz olmayacaktir. Sonuç olarak ogretmenlerin süreç odakli takip edilmesi hedefi isabetli olmakla beraber isin basiretsiz okul müdürlerine birakilmasi kaygi vericidir.

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber