Öğretmen Diyarı

MEB, BAKANIN SÖZÜNÜ ETTİĞİ ÖZGÜVENİ EĞİTİMLE ÇOCUKLARIMIZA NASIL KAZANDIRABİLİR?


Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, İstanbul’da benim de katıldığım eğitim editörleriyle düzenlenen basın toplantısında özgüven ile ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Evlatlarımız 21. yüzyıla özgüvenle girmeli. Eğitimin bir amacı özgüven kazandırmak. Kültürel, sportif etkinliklerin de amacı özgüven kazandırmak. Dolayısıyla bu millete yapılacak en güzel şey özgüvenini arttırmak. İşte biz bunu eğitimle sağlayacağız.” Peki, Sayın Bakan’ın bu kadar önemsediği ve bu millete yapılacak en güzel şey özgüvenini arttırmak dediği özgüven nedir, çocuklarımıza eğitim yoluyla nasıl kazandırılır?

Okul Öncesi ve Ergenlik Dönemi Kritik Önemdedir

Bakanın eğitim amaçlarından biri olarak gördüğü özgüven kazandırmak, çocukların eğitimindeki en önemli etkenlerden biridir. Özgüveni olmayan çocuk derslerinde de başarılı olamadığı gibi, kendisiyle barışık değildir ve yeteneklerine güvenmemektedir. Ve özgüven eksikliği beraberinde sosyal-duygusal-ruhsal pek çok problemi getirmektedir. Ama Sayın Bakan’ın da ifade ettiği gibi özgüven geliştirilebilir ve sonradan öğrenilebilir bir şey olduğu için eğitim aracılığıyla kazandırılabilir, arttırılabilir. Aile ve okula; yani eğitim sistemine bu konuda önemli görevler düşmektedir. Eğitim sistemi eğitimin bütün kademelerinde özgüveni etkileyen faktörleri göz ardı etmemelidir. Özgüvenin eğitim aracılığıyla kazanılmasında okul öncesi dönem ve ergenliğin yaşandığı ortaokul dönemi kritik bir öneme sahiptir.

Özgüveni Olmayan Öğrenci Öğrenme Zorluğu da Yaşar

Aile ve okul özellikle okul öncesi dönemde çocuğun tüm gelişim alanlarını en üst düzeyde desteklemelidir. Çünkü çocuğun özgüveninin ve benlik saygısının oluştuğu bir dönemdir, okul öncesi. Kişiliğin bedensel-sosyal-duygusal-dilsel ve bilişsel tüm temelleri bu dönemde atılır. Ailenin ve okulun bu dönemde çocukla olan iletişimi, davranışları, tepkileri onun bütün gelişimini etkiler. Daha önce de ifade ettiğimiz üzere özgüveni olmayan öğrenci öğrenme zorluğu da yaşar. Tam da bu dönemde çocuğun etrafındaki yetişkinlere (anne, baba, aile çevresi, öğretmen) büyük görevler düşer. Özgüveni yüksek bir çocuk ilerde mutlu ve başarılı bir yetişkin olacaktır.

Çocuk Anne-Baba ve Öğretmen Tarafından Benimsenmek İster

Kendini sevmenin, kendini tanımanın, kendine açık hedefler koymanın, pozitif düşünmenin, iletişim becerilerine sahip olmanın, kendini iyi ifade edebilmenin, kendini ortaya koyabilmenin ve duygularını kontrol edebilmenin bütünüdür, özgüven. Yani çocuk, öğrenci kendi yeteneklerini, duygularını tanıyorsa, kendini seviyorsa ve kendine güveniyorsa özgüvenlidir. Özgüveni yüksek olan kişi, iç özgüven boyutuyla kendisinden memnun, kendisiyle barışıktır ve bu konuda da dışarıya kendisinden emin olduğuna dair görüntü ve davranış sergiler. Anne, baba, öğretmen çocuğu sevmeli; benimsemelidir. Çocuk onları etkilemek ve onlar tarafından sevilmek ister. Bunun için çocuğa ilgi gösterilmelidir.

Anne Baba ve Öğretmenler Özgüven Konusunda Neler Yapabilirler?

Anne-baba ve öğretmenler çocuğun özgüven kazanması anlamında pek çok şey yapabilirler. Çocuğun karar vermesine yardımcı olunmalı, onların kendilerini ifade etmelerine yardımcı olunmalı, sorunları çözme yolları öğretilmeli,, duygu kontrollerine destek olunmalı, çocuklara örnek olunmalı, kendilerini önemsemelerine- gerektiğinde şikayet edebilmelerine- değişmeye hakları olduğuna işaret edilmeli, bağımsızlaşmalarına yardımcı olunmalı ve hayata hazırlamalı, yapıcı eleştiriler yaparak görüş alanlarını genişletmelerine yardımcı olunmalıdır.

Demokratik Tutuma Sahip Ebeveyn ve Öğretmenlerin Çocuklarının Özgüveni Yüksektir

Araştırmalar, demokratik ana baba tutumuna sahip ebeveynlerin ve öğretmenlerin çocuklarının özgüveninin yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Yani çocukların desteklendiği ama sınırların da konduğu, yetişkinle çocuk arasında sözel iletişim kanallarının açık olduğu, yetişkinlerin aktif dinleme yaptığı, denetim ve sevginin bir arada olduğu, koşulsuz sevginin ve empatinin ön plana çıktığı, uyulacak kuralların paylaşma ve işbirliği içinde birlikte belirlendiği, çocuğun da söz hakkının olduğu bir tutum. Anlıyoruz ki baskıcı, koruyucu ve ilgisiz ana-baba, öğretmen tutumları çocukların özgüven duygularını olumsuz yönde etkilemektedir. Yine eğitim ortamında öğretmenler düşük özgüven duygusuna sahip öğrencilerin sınıf içinde kendilerini daha fazla yeteneksel olarak sergileme ve ifade etme fırsatları sunmalıdırlar.

Kültürel ve Sportif Faaliyetlerin Amacı da Özgüven Kazandırmak Olmalıdır

İsmet Yılmaz’ın altını çizdiği özgüven önemli bir konudur. Özgüven eksikliği eğitim hayatında ve yaşamın diğer alanlarında çok farklı sorunlara yol açabilmektedir. Bu kişiler duygusal, sosyal ve akademik problemler yaşamaktadırlar. Eğitim öğretimin tüm kademelerinde özgüvenin kazandırılmasında anne babalara, öğretmenlere özellikle de rehber öğretmenlere büyük görevler düşmektedir. Bu sorunların aşılabilmesi için branş öğretmenlerine bireyi tanıma teknikleri konusunda hizmet içi seminerler verilmeli, eğitim kurumlarımıza özgüvenin kazandırılması bağlamında insan ilişkileri ve iletişim becerileri gibi dersler konulmalıdır. Bakan Bey konuşmasında kültürel ve sportif faaliyetlerin amacının da özgüven kazandırmak olduğundan bahsetmiştir. Bunun için okullardaki kültürel ve sportif alanlar arttırılmalıdır. MEB veli okul iletişimini arttırarak aileleri daha fazla eğitimin içine koymalıdır. Var mısınız, hep beraber anne-baba, öğretmen, akran grubu olarak, bu millete yapılacak en güzel şeyi yapmaya, tüm toplum kesimlerini kapsayacak şekilde bu milletin özgüvenini arttırmaya? Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin…
 

Şahin Aybek

Kaynak: Eğitimajansı.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol