Bu haber kez okundu.

MEB Bakanı Sayın Nabi Avcı'ya Çağrı


 Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'ya önemli çağrı.
Sayın Bakanım,

Cumhuriyetin başından beri Türkiye’de temel sıkıntı esas itibariyle toplumun gerçekliği, talep ve beklentileri ile devlet aygıtı arasındaki uyumsuzluktu. Devlet sistemli bir biçimde, sistemi ‘makbul vatandaş ‘ olarak tanımladığı kesimlere sonuna kadar açarken resmi ideolojinin dışında anlatısı olanları ‘sakıncalı’ addederek sistemin dışına itti. Devlet organizasyonu ile millet arasında sonuçları itibariyle bugünümüze dahi ipotek koyan çatlaklar oluştu. Sistemin ayrımcı karakteri bu ülkede hak, adalet ve özgürlükler için yapılan mücadelenin hem meşru bir gerekçesi hem de daha adil, özgürlükçü bir yapının tesisi için güçlü bir motivasyon oluşturdu.  

Türkiye’de siyasetin akışı da esasen bu kısa özetin kendisi ile hem içerik itibariyle hem de tematik açıdan uyum içindeydi. Ak Parti’yi mümkün kılan bu yönüyle de Ak Parti için de bir ödeve dönüşen mesele, sistemin kendisini birçok kesime kapatırken, ayrıcalıklı ve imtiyazlı kıldığı bir zümreye sürekli açık karakterini kurgu, mantık, bürokratik organizasyon ile yapılanan düzeneğini değiştirerek zemini adalet olacak şekilde toplum kesimlerine açmaktı. ‘Yeni Türkiye’ ufku ise bu yönüyle içinde bulunulan bir aralık değil istikameti devlet ve toplum arasındaki uyumsuzluğun tamamen ortadan kalktığı bir yarını müjdeliyordu. Çünkü değişim, sistemin siyasal arka planı, kemikleşmiş yapısal karakteri ve ortaya koyduğu direnç dikkate alındığında, anlık bir halin değil bir sürecin hâsılası olarak mümkündü.

Sayın Bakanım,

Türkiye’de toplumun beklentisine, son 10 yılı aşan bir sürede bu beklenti ve tercihleri ile mümkün kıldığı siyasi manzaraya, bu manzaranın neticesi olan değişim hamlelerine karşın kurumların işleyişleri bu hamlelere sabotaj niteliğinde örneklikler arz edebiliyor. Ak Parti’nin kendisini tanımladığı yer ile bürokratik işleyişin taammüden ortaya koyduğu pratik, tanımlanan yeri zeminden çürütme tehlikesi ile de karşı karşıya bırakıyor. Bir yanıyla toplumun adalet duygusunu zedelerken bir yanıyla da gelecek umutlarına kast eden girişimler söz konusu olan.

Sayın Bakanım,

Çok çarpıcı olması sebebiyle yukarıda sözünü ettiğimiz bir durumu bu konulardaki hassasiyetinize, kurum içindeki talimatlarınıza, gönderdiğiniz yazı ve genelgelere binaen paylaşmak istiyorum.

Numan Cengiz, Bolu Kıbrısçık İlçe Mili Eğitim Müdürlüğü’nde şube müdürü olarak görev yapmaktayken çocuğunun "Otizm rahatsızlığı" sebebiyle 18.09.2015 tarihli atama kararnamesi ile Ankara Yenimahalle İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne şube müdürü olarak atanmış. Fakat sonrasında yaşananlar en basit hukuk kaidelerinin bile nasıl ayaklar altına alındığının ibretlik bir örneği niteliğinde.

05.10.2015 tarihinde kendi kurumu ile ilişiğini kesen Numan Cengiz, 06.10.2015 tarihi ile görevine başlamak için Yenimahalle İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne gitmiş; lakin Ankara Yenimahale İlçe Mili Eğitim Müdürü Seyit Ahmet Kayhan tarafından göreve başlatılmamış. AnkaraYenimahalle İlçe Mili Eğitim Müdürü Seyit Ahmet Kayhan gerekçe olarak, görevlendirme ile çalışan şube müdürleri ile ilgili teknik bir-iki sıkıntının olduğunu, bir iki gün sonra göreve başlama işlemlerinin başlatılacağını söylemiş. Ancak ertesi gün Numan Cengiz, Mili Eğitim Bakanlığı Merkez Atama Daire Başkanlığı tarafından çağrılmış ve kendisine Yenimahalle İlçe Mili Eğitim Müdürü Seyit Ahmet Kayhan’ın kendisini istemediği söyleniyor. O tarihten bugüne kadar göreve başlaması engellenen, atama kararnamesine rağmen maaşı yapılmayarak ekonomik yönden de zor durumda bırakılan Numan Cengiz, ilgili mevzuat gereğince silsile yolu ile yaşadığı mağduriyeti ilk olarak Yenimahalle İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne ardından Ankara İl Mili Eğitim Müdürlüğü’ne bildirdiği halde sonuç alamıyor. Sağlık özrüne bağlı gerçekleşen bir atamada ve çocuğu okula başlamak durumunda olan Numan Cengiz’in Anayasa ve ilgili mevzuat dikkate alındığında göreve başlatılması yasal zorunluluk olduğu halde tamamen keyfi bir tasarrufla “görevini yapması engellenmiş” ve maaşı da bu yüzden yapılmadığı için “temel yaşam hakkı ve ekonomik özgürlüğü” gasp edilmiş. Çocukları okula başlayamadığı gibi söz konusu hukuksuzluk ile tüm bir aile fertleri de mağdur edilmiş.

Ankara Yenimahalle İlçe Mili Eğitim Müdürü’nün keyfi tasarrufları nedeniyle bir hukuksuzluk ile karşı karşıyayız. Bu keyfiliğin, hukuksuzluğun sistematik bir şekilde Bakanlığın Merkez Atama Daire Başkanlığı’na kadar silsile yolu ile devam etmesi işin vahametini bir kat daha arttırmaktadır.

Türkiye’nin adil, özgür ve hukuki nitelikleri artmış bir yapıya evrilmesi noktasında verilen mücadelenin, çabanın, gayretin en önemlisi hayati ihtiyacın açık olduğu bu vasatta bu tarz uygulamaların yaşam bulması vahimdir, vicdan yaralayıcıdır. Uğruna yıllardır mücadele verdiğimiz samimi bir çabanın, gayretin ihanete uğraması anlamına gelir.

Devletin kadrolu personelinin uğradığı, uğrayabildiği üstelik keyfi, hukuksuz ve aleni bir şekilde kayırmacılık motivasyonu olan muamele Milli Eğitim Bakanlığı’nın ve devletinin temel niteliğini tahrip edici bir niteliktedir.

Sistemin adil, eşitlikçi ve ehliyet-liyakat yapısının güçlendirilmesi, usul ve esasların yarattığı hukuksuzlukların giderilmesi mücadelesi ana gündem maddesi iken nitelikleri itibariyle bu amaca hizmet etmeyen mevcut usul ve esasların bile uygulanmaması ve Türkiye’ye adalet ve özgürlük ufkuyla bakan insanları bile eskinin yönetmeliklerine muhtaç hâle getirmesi, bu sebepten bu ve benzer olayların bizlere yaşattığı seviye kaybı affedilemez.

Sayın Bakanım,

 “Bir kişinin bile hakkını yersek bu makamlar bize haram olsun” diyen Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu başta olmak üzere, Batman Milli Eğitim Müdürü’ne ulaşamadığınız için “Bakanın ulaşamadığı bir Müdüre vatandaş nasıl ulaşır” diye hassasiyet gösterip müdürü görevden alan zatıâliniz; ahlakı, vicdanı bırakın her tarafı dökülen mevcut kanun ve yönetmeliklerin bile dikkate alınmadığı bu olay her yönüyle ilginize ve dikkatinize muhtaç durumdadır. Milli Eğitim Bakanlığı’na birkaç kilometre uzaklıkta olan bir yerde, adresi açık, failleri ortada olan bu hukuksuzluğa dur diyeceğinizi umuyorum.

Çünkü başta “Davamız siyasi ikbal davası değildir.” diyen Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu ve şahsınızın  “Fırat’ın kenarında bir kuzuyu kurt kapsa yarın adli ilahide Ömer’den sorulur” cümlesinde dile gelen hakikati sahipleneceğine inanıyorum.

Kuşkusuz hakikat, kurt sofrasında parça parça edilen kuzuların çığlıklarını duyarak, en temel hukuk kaidelerinin bile keyfi olarak ayaklar altına alınmasını mazur görmeyerek hakkıyla ayakta tutulabilir.

Bu sebeple çağrım sizedir!

Ali Aydın - milatgazetesi.com
[email protected]
twitter: @_aydinali

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber