Bu haber kez okundu.

MEB ATAMA KONTENJANLARINI NASIL BELİRLER


MEB ATAMA KONTENJANLARINI NASIL BELİRLER

Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmen ataması yapmasından önce kontenjanlarla ilgili beklentiler ve öneriler dile getirilir. Şu branşta şu kadar atama olsun istekleri dillendirilir. Ama elbet ki MEB’in atama kontenjanlarını belirlemesinde gözettiği hususlar var.

HAFTALIK DERS ÇİZELGELERİ

Hangi okulda, hangi sınıfların hangi dersleri kaç saat alacağını gösteren haftalık ders çizelgeleri bulunmaktadır. Bu ders çizelgeleri neredeyse her yıl az veya çok tadilattan geçer. Son on yıldaki değişiklikleri göz önüne aldığımızda şöyle bir durumla karşılaşıyoruz:

Bilim veya Felsefe derslerinin haftalık ders çizelgelerindeki zorunluluk saatinde azalma var. Buna karşın Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenlerinin girebilecekleri ders saatlerinde ciddi bir artış var. Bununla beraber Sosyal Etkinlik gibi seçmeli derslere girecek öğretmenlerin de kimler olacağı belirsizdir.

Hangi derslere hangi öğretmenlerin gireceğini belirleyen Talim Terbiye’nin 80 Sayılı Kararında, hangi derslere hangi alan mezunlarının girebileceği gösterilmiştir. Bu karar da sık sık değişikliğe uğrar. Örnek: 2011 yılına kadar İHL’lerdeki Arapça derslerine Arapça Öğretmenliği mezunları giriyorken 2011’den sonra durum değişmiştir. Meslek dersi statüsüne alınan Arapça derslerine Arapça öğretmenlerinin atanması engellenmiş, bunun yerine İlahiyat fakültesi mezunları Arapça derslerinin öğretmeni olarak belirlenmiştir.

Bir başka örneği de Beden Eğitimi, Müzik ver Resim gibi çok umursamadığımız dersler içinde söyleyebiliriz. Bu alanlardaki dersler önce birleştirilmiş, haftalık ders çizelgesindeki zorunluluk süreleri daraltılmıştır. Nihayetinde bu derslerin öğretmenlerine olan ihtiyaç azaltılmıştır.

Trajik örneklerden biri de Bilişim Teknoloji öğretmenleridir. 5-6 yıl öncesinde çok sayıda alım yapılmasına karşın bir anda bu alandaki derslerin Haftalık Ders Çizelgelerindeki zorunluluğunu yitirmesiyle Bilişim Teknolojileri öğretmenlerine olan ihtiyaç da çok azaldı.

OKUL TÜRLERİNİN DÖNÜŞTÜRÜLMESİ

Milli Eğitim Bakanlığı’nın Hüseyin Çelik döneminden beri benimsediği “okul türlerini azaltma” stratejisi bulunmaktadır. Bu doğrultuda, okul türlerinin birçoğu dönüştürülme sonrasında ortadan kalkmıştır. 2014’te de öğretmen liseleri, sağlık meslek liseleri, endüstri meslek liseleri bir birçok okul türü dönüştürülmüştür.

Mesleki ve teknik liselerde daha önceki yıllardaki bölümler bu yıl da pek değişmemiştir. Dolayısıyla bu okulların öğretmen ihtiyacı çok fazla farklılaşmamıştır. Ancak öğretmen liselerinin önemli bir kısmı dönüştürülme sırasında imam hatip liseleri bünyesi alınmış ve dolayısıyla bu okulların ihtiyacı farklılaştırılmıştır. Hatta bundan sonraki yıllarda bu okulların öğretmenlerinin bazıları kademeli olarak norm fazlasına dönüşecektir. Örneğin, bu okullarda Almanca öğretmenine veya fazla sayıda İngilizce öğretmenine ihtiyaç kalmayacaktır.

İDARECİ ATAMALARI                                                                                                                    

Öğretmen ihtiyacını belirleyen bir başka husus da idareci atamalarıdır. Ak Parti iktidarı boyunca asaleten veya vekaleten idarecilik koltuğuna oturanların branşlarına baktığımızda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Türk Dili ve Edebiyatı gibi alanların öne çıktığını görmekteyiz. Bu durumun bir sebebi, yöneticilik sınavlarının sözel alanlardaki öğretmenleri daha şanslı yapmasıdır; diğer bir sebebi de siyaseten tercihlerdir.

İdareci olan öğretmenlerin boşalttıkları normlarına da yeniden öğretmen ataması yapıldığından, yukarıda saydığımız branşlara alımların fazlalaşmasının bir sebebi de bu olmuştur.

4+4+4 REFORMU

Eğitim sistemimizde birçok şeyi köklü biçimde değiştiren 4+4+4 uygulaması da öğretmen ihtiyacını tümüyle değiştirmiştir.  Geçtiğimiz yıllarda özellikle sınıf öğretmenleri açısından kaosun yaşanmasının birinci sebebidir.

Bu değişim de ortaokul alan öğretmenleri ile imam hatip liseleri meslek dersi öğretmenlerine olan ihtiyacı artırmıştır.

SEÇMEN YETİŞTİRME ve SEÇMENİ İHYA ETME ÇABASI

AK Parti’nin eğitim stratejilerinin pek çoğu siyasal kaygılar taşımaktadır. Bu siyasal kaygıların vardığı nokta “seçmen yetiştir ve seçmenini ihya et” prensibidir.

Bu prensibi benimseyen MEB, her fırsatta imam hatip liselerinin sayısını ve kontenjanını artırma çabasındadır. Bu söylediğimize tepki gösterenlerin ilk sözü de “28 Şubat’ta İHL’ler kapatıldı” klasiğidir. Halbuki sayılar bize gösteriyor ki 28 Şubat öncesinden çok daha fazla imam hatip lisesi var ve bu liselerde çok daha fazla öğrenci bulunmaktadır.

İşin ilginç yanı, imam hatip liselerinde eğitimini sürdüren öğrencilerin ne kadar dindar olacakları ya da din hakkında ne kadar bilgi sahibi olacakları çok da umursanmamaktadır. Çünkü İHL’lerin sayı ve kontenjanları arttıkça nitelikleri düşmektedir. Maalesef ki imam hatip liseleri, sorunlu okullar listesinde diğer meslek liselerinin yanına düşürülmektedir.

Demek ki meseleye bakışın odağında “muhafazakar sağ parti seçmeni olma olasılığı yüksek” bireylerin yetiştirilmesi amacı bulunmaktadır.

İmam Hatip liselerinin sayıca artması da İlahiyat gibi alanlardaki öğretmenlerin atanma sayılarını artırmaktadır. Bu bir yandan da “AK Parti seçmeni olma olasılığı yüksek” bireylerin atanması anlamına da gelmektedir.

SONUÇ

Öğretmen atama kontenjanlarını belirleyen sebeplerden bazılarını kısaca açıklamaya çalıştık. Vardığımız noktada şu sonuçlar ortaya çıkıyor ki:

- Zorunlulukları bir kenara koyarsak, MEB siyasal anlayışına uygun ölçüde öğretmen atamaları gerçekleştirmektedir ve bundan sonraki yıllarda da bunu sürdürecek stratejiler geliştirmektedir.

- MEB’in Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, İmam Hatip Meslek dersleri gibi alanlardaki öğretmen atama sayılarını yüksek tutacak çözümleri var. Ancak diğer alanlardaki öğretmen ihtiyaçları sıklıkla değişebilir ve bu ihtiyaç değişimi, üniversite tercihi yaparken öğretmen olmak amacındakileri, sonraki yıllarda hüsrana uğratabilir.

- Mesleki eğitimin önemi yıllardır dile getirilse de mesleki ve teknik derslerin öğretmenlerinin atama kontenjanları aynı ölçüde önemli görülmemektedir.

- Bilim, sanat, spor, felsefe gibi alanların ders saatleri artırılmadığı sürece bu alanların öğretmenlerine ihtiyaç sınırlı kalacaktır. Bunun en vahim sonucu da üretemeyen, düşünemeyen; estetik ve spor becerileriyle başarı kazanamayan bir Türkiye olacaktır.

 

Kağan YÜCEL

Personelmeb.net

 

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber