Bu haber kez okundu.

Lüzumsuz ders var mıdır?

İster öğrenci olun, ister öğretmen, ister ise veli; zaman zaman aklımıza okullarımızda okutulan bazı derslerin lüzumsuz olup olmadığı sorusu gelip takılıverir. Ey sevgili okur; sence lüzumsuz dersler hangileridir? Şimdilerde ismi ‘Görsel Sanatlar’ olan ‘Resim’ dersi mi? Yoksa öğrencilerin en sevdiği ‘Beden Eğitimi’ dersi mi? Ya da anne ve babalar olarak ebeveynlerin ödev yapmaktan usandıkları ‘Teknoloji Tasarım’ dersi mi? Veya da çoğumuzun kabiliyet gerektiğine inandığımız ‘Müzik’ dersi mi?

Bu satırları okuyan bir çoğumuzun aklına sorunun cevabı olarak ilk düşecek dersler, bizim satırlarımıza da bu şekilde yansıdı. Bu derslerin öğretmenlerine teker teker sorsak hiçbir öğretmenimiz dersinin lüzumsuz olduğu yönünde kanaat belirtmeyecektir. Hoş bizler de aynı kanaatteyiz. Lüzumsuz ders yoktur. Fakat kamuoyunda yukarıda saydığımız dersler başta olmak üzere; zaman zaman bazı derslerin lüzumsuz olduğu yönünde bir algı oluşabilmektedir.

Aslında konuşulması gereken bu derslerin lüzumsuz olduğu değil; belki zorunlu dersler ve notla değerlendirilen dersler arasından çıkarılması gerekliliği olmalıdır. Böyle bir uygulamaya da niye ihtiyaç vardır? Kamuoyunda bazı derslerin lüzumsuz olduğu yönünde oluşan algı, ister istemez öğrencilere de yansımaktadır. Bu algı sonucu olarak öğrenci sayısal dersleri daha fazla önemsemekte, sözel dersleri daha kolay öğrenebileceğini farz etmekte, beceri gerektiren dersleri ise kamuoyunda oluşan yanlış algı sonucu pek fazla önemsememektedir. Bunun sonucu olarak da öğretmen sınıfta ders işlerken bu ilgisiz öğrencilerin derse katılımını, gerekli malzemeleri getirmesini, müfredatın gereği yerine getirilmesi gereken çalışmaları öğrencilere gerektiği şekliyle yaptıramamaktadır. Çok nadir de olsa bazı öğretmenler yaptırım için bu ilgisiz öğrencilere düşük notlar vererek derse ilgiyi arttırmaya, dersi gerektiği şekilde önemsemeyi öğrenci bazında bu şekilde sağlamaya çalışmaktadır.

İşte bu noktada veli, öğrenci, okul üçgeninde sorunlar hemen gün yüzüne çıkmaktadır. Veli kendi açısından baktığında öğrencisinin bu beceri derslerinden düşük not almasına anlam verememekte, direkt olarak dersin öğretmeninde kusur arama yönüne gitmektedir. Öğretmen ise her türlü toleransı göstermesine rağmen öğrenciye bırakın çalışma yaptırmayı, yıl boyu dersin malzemelerini bile getirtemediğini okul idaresine bildirmekte, bunun sonucu da haklı olarak öğrenciye yetersiz puan/not verdiğini ifade etmektedir. İşte burada konunun intikal ettiği okul idaresi, Nasrettin Hoca’mızın fıkrasından ödünç alarak; taraflara ‘Sen de haklısın.’ demekten başka bir şey söyleyememektedir. Olayın tarafları ise sonuç alınamadığını kimin haklı, kimin haksız olduğunun belli olmadığını söylemektedirler.

Tarafsız bir gözle baktığımızda, sonuç olarak burada herkes haklıdır. Madalyonun diğer tarafından baktığımızda ise herkes haksızdır. Biz ise öncelikle beceri derslerinin seçmeli dersler kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söylüyoruz. Notla değerlendirme konusu bundan sonra ele alınmalıdır. Seçmeli dersler de laf olsun torba dolsun, kabilinden değil de; gerçekten öğrencinin kabiliyetlerini ortaya çıkarabilecek bir çalışmadan sonra ortaya konulmalıdır.

Benim de bu beceri derslerimin lise yıllarıma kadar nerede ise tamamına yakınına farklı branş öğretmenlerim girdi. Resim dersinde matematik, kitap okuma; müzik dersimde ise güzel şarkı/türkü söyleyenleri dinleme, beden derslerimde ise istisnasız bir topun peşinden bütün sınıf koşma gibi… etkinlikleri gerçekleştirdik. Ne zaman ki lise yıllarımızda müzik dersimize müzik branş öğretmeni, resim dersimize resim branş öğretmeni gelmeye başladı işin rengi değişti. Müzik öğretmenimizle yıldızlarımız bir türlü barışmadı. Çünkü ne nota, ne de en basitinden bir müzik aleti çalma kabiliyetimiz vardı. Resim dersine ise el yordamı daha bir ısınmıştık. Bunda resim öğretmenimizin sıcak, sevecen yaklaşımı da çok etkilidir. Öğretmenimiz bize haydi defterlerinizi çıkarın, sonbahar resmi yapın gibi bir direktif vermezdi. O hafta/dönem hangi malzeme (Sulu boya, kara kalem, pastel, yağlı boya…) onu söyler ve derste kendisi de bizimle birlikte o malzemelerle bizlerin hayranlıkla seyrettiğimiz eserler ortaya koyardı. Bu nedenle bizler resim dersinde kabiliyetimiz yoksa bile malzemelerimizi getirir, hocamız gibi resimler yapmaya çalışırdık.

Bu hocamızın kabiliyetlerini ortaya çıkardığı arkadaşlarımız her yıl profesyonellere taş çıkartırcasına şirin ilçemizin en mutena mekanlarında resim sergilerini açtılar. Şimdi aralarında resim öğretmeni veya çok farklı alanlarda uzmanlar da olsa hobi olarak resim çalışan arkadaşlarım bir hayli vardır. Ben de öğretmenimizin farkında olmadan karikatür çalışmalarından karikatüre merak salmış, uzun süre mizah dergilerine karikatür çalışmalarımı yollamıştım. Laf aramızda bir çoğu yayınlanmış ve usta karikatürcüler tarafından şöyle çalış gibi teşvikler almıştı.

Gelelim beceri derslerin lüzumsuz olup olmadığı sorusuna. Sevgili okur, bu dersler kesinlikle lüzumsuz değildir. İnsanın gelişmesinde çok büyük öneme sahip olan derslerdir. Fakat öğretim sisteminde, atölye çalışmalarının yapılabileceği ortamların hazırlanmasında, bu dersleri yetkin branş öğretmenlerinin vermesi, seçmeli şekilde ayarlanması… gibi konularda düzenlemelerin yapılması şartı da vardır. Burada son noktayı koyalım ve kararı sizlere bırakalım. Kalın sağlıcakla. (21.11.2014)     

www.facebook.com/ekrem.aytar.9                                                    

www.twitter.com/ekremaytar

memurhaber.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
Lüzumsuz Ders Var Mıdır?

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber