Bu haber kez okundu.

Kalabalık Sınıflarda Sınıf Yönetimi
 Bir devlet ortaokulunun sosyal bilgiler öğretmeniyle yapılan bir konuşmada, öğretmen bu seneki sınıfının neredeyse 40 kişiyi bulduğunu açıkladı. Durumu kabullenmiş görünen öğretmen, derslerini grup çalışması şeklinde yaptığını da sözlerine ekledi.

Sizin de bu yıl sınıfınızda öğrenci sayınız fazla mı? Ülkedeki kötü eğitim bütçesi sebebiyle sınıfların nüfusu maalesef ki artıyor. Elbette ki bu da sizin yürütmeye çalıştığınız öğrenme sürecinizi kötü etkiliyor. Peki, daha kalabalık bir sınıfla karşılaşırsanız ya da bu bunaltıcı ve zor durumu anlamaya çalışan mesleğe yeni atılmış bir öğretmenseniz ne yapmalısınız? İşte sizin için yararlı olabilecek bazı öneriler:

1. Ortak çalışmaya dayalı gruplandırma sisteminden vazgeçmeyin.

Öğrenciler, derslerde öğrendiklerini birbirleriyle paylaşmalı, karşılıklı sorular sormalı, birbirlerine yol gösterip fikir alış verişinde bulunmalıdır. Ve bunu kalabalık sınıflarda yapabilmek çok daha önemlidir. Ancak sınıfınız boyutları size 3 ya da 4’lü gruplar yapma olanağı sağlamazsa bu durumda ‘sıra arkadaşlığı’ yöntemini kullanın. (Yan yana maksimum iki öğrenci oturtun). Bunu sık aralıklarla yapın. Bildiğimiz üzere sayıca fazla olan sınıflarda sessiz ve sakin yapıları olan öğrenciler, çok daha içlerine kapanabilir, konuşmaya daha az meyilli olabilirler. Öğrencilerle bireysel olarak ilgilenmeye zaman bulamayabilirsiniz, bu yüzden bütün sınıfı konuşturmaya ve birbirlerini dinlettirmeye çalışın. Her öğrenciye konuşması için yaklaşık 30 saniye verin ve sonra diğer öğrenciye geçin. Başlangıçta kısa gelebilir ancak emin olun ki bu yarım dakikada çok fazla şey keşfedilebilir, paylaşılabilir ve öğrenilenler pekiştirilebilir.


2. Bazı Şeylerin Zaman Alabileceğini Peşinen Kabullenin.

Eskiden o küçük sınıflarda bile bir konuyu öğretmenin ve tartışmanın 20 dakika alabildiğini hatırlayın. Belki de kalabalık bir sınıf ortamında bu süre iki katına çıkabilir. Ayrıca ileride sınıfa bir an önce girip her öğrenciyle ya da grupla çok az kaliteli zaman geçireceğiniz ya da acil ve sağlam bir destek arayacağınız zamanlardan dolayı yakınabilirsiniz. Ne yazık ki bunu şimdi sınıftaki 35 kişi ya da daha fazlasıyla yaparsanız günlük öğrenme hedeflerinizi tamamlamaya zaman bulamazsınız.

 

Konu öğrencilerin dersi anlayıp anlamadığını kontrol etmeye gelince bazı yöntemler bulunmaktadır. El kaldırarak onay vermek, öğrencilerin konuyu ne kadar iyi anladıklarını öğrenmek için 1-3 arası parmak kaldırmalarını istemek (3 dersi ve konuyu çok iyi anladığını gösterir.) gibi yöntemler etkili olabilir. Bunun yanında ek değerlendirme olarak dersin sonunda öğrencilerin dersi anlayıp anlamadıklarını ölçmek için o günün konusuyla ilgili stratejik birkaç soru sorup yazılı olarak cevapları toplayabilirsiniz. Bunu konusuna göre tek bir soru ile bile anlamak mümkündür.

3.Öğrencileri Tanıma Konusunda Kendinize Yeni Yollar Bulun.

Ne yazık ki sınıflar kalabalıklaştıkça, kaçınılmaz olarak, öğrenciyle öğretmen arasındaki ilişki de zayıflıyor. Haftada bir ya da iki kez öğrencilerin bir sadece numaralarla cevaplandırabileceği anketler yapın ya da kendiniz ve dersiniz hakkında onlardan değerlendirme yapmalarını isteyin. Öğrencilerden öğrendikleri, zorlandıkları ve ilgili oldukları konular hakkında mektup yazmalarını isteyin. Bu mektupları okuyup küçük geribildirimlerde bulunun.

 

Odak noktanızı birkaç günde bir 5 ya da 6 farklı öğrenciye çevirebilirsiniz. Bu planlama sayesinde kimseyi gözden kaçırmamış olursunuz. Genellikle kalabalık sınıflarda çok konuşan hareketli öğrenci öğretmenin vaktini en fazla alandır. Düzenli olarak ‘yeterli’(zeki) olan öğrencilerinizi kontrol ettiğinizden emin olun ve sınıfta bu yetenekli(zeki) çocuklar için farklı ödevler oluşturmaya devam edin.

4.Gürültüye Aldırmayın, Bırakın Olsun.

Şu düşünceyi sürekli zihninizde tekrar edin: “Gürültülü olması öğrenmedikleri anlamına gelmez, gürültülü olması öğrenmedikleri …” Genellikle sessizliği daha derin düşünmeyle ve böylece daha iyi anlamayla ilişkilendiririz. Ancak bilinmelidir ki bu, genellikler uysal çocukların gösterdiği bir belirtidir. Gürültüye aldırmayın. Öğrencilerinizi gruplara ayırın. Her gruba zor konular ve materyaller verin. Bırakın gürültü yapsınlar. Gruptan gruba bağırsınlar.

Koyuvermekten bahsetmişken hala kağıtları dağıtmakla, materyalleri toplamakla ve ev ödevlerini kontrol etmekle uğraşıyorsanız bir an önce bırakın. Bu görevi öğrencilere verin. Bu tip görevleri onlara vererek kendiniz için ekstra zaman yaratmış olacaksınız ve yoklama listesinde kimin daha çok devamsızlık yaptığını görüp bu öğrenciye ceza olarak ödev verin, sınıfta diğer öğrencilerle pek konuşmayan sessiz çocuğa arada sırada takılın şakalar yapın. Tüm sınıfa şaşıracakları bir soru sorarak ilgiyi üzerinizde tutun.

Bu önerileri çoğaltmak, şekil ve uygulanışlarını değiştirmek sizlerin elinde… Ve pes etmemek, akışına bırakıp umutsuzluğa kapılmamak da sizlerin elinde…

 

 




BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber