Bu haber kez okundu.

“İyi Müdür” İşte Budur!

“İyi Müdür” İşte Budur!

 

Farkındayım; zor bir işe girişiyorum, “iyi müdürü” anlatmaya çalışacağım bu yazımda, ne kadar anlatsam da bir tarafı eksik kalacak yazımın, hakkıyla anlatmaya gücüm yetmeyecek belki de. Bugün her ne kadar birçok öğretmen müdür olmak için türlü çabalar içine giriyor, türlü taklalar atıyor olsa da okul müdürlüğü ağır bir yük, ciddi bir sorumluluk ve büyük bir vebal, zor bir iş aslında. Müdürler kadar okul müdürlerini puanlayanlar, görevlendirenler de bu yükün bu vebalin altındalar elbette…

İçinde bulunduğumuz şu günlerde eğitim camiası içerisinde tam bir “müdür fırtınası” kopuyor, ya da kopartılıyor. 7 binden fazla okul müdürü tasfiye edildi. 1 Eylül itibariyle okuluna dönen çoğu öğretmen haziranda bıraktığı okul müdürünü yerinde göremedi. Birçok öğretmen ise şimdiden okul müdürlüğü “kapmak” için türlü uğraşlar içine girmişler bile. Eğitim politikalarının başarıya ulaşması ve okul başarısı için okul müdürlerinin görev ve sorumlulukları oldukça ağır. Bu yüzden de okul müdürlüğü gerçekten ciddiye alınması gereken bir konu.  Velhasıl okul müdürlüğü zor bir iş hele de “iyi müdürlük” daha da zor.

Eskilerden kalma bir tez; müdür müdürdür, iyisi kötüsü olmaz! Eski bir tez bu, kimsenin de artık böyle bir tezi savunacağına ihtimal vermiyorum. Günümüzde herkes de biliyor ki “iyi”si de var “kötü”sü de okul müdürlerinin…

            Dışarıdan öyle gözükmese de eğitim - öğretim faaliyetleri aslında takım oyunu gerektiren bir ekip işidir. Hedefleri, belirli plan ve programları misyonu ve vizyonu olması gereken bir takımdır okul. Ya da her okulun bir takım olması gerekir, eğer kurumun başında liyakatli,  o koltukta ne amaçla bulunduğunu bilen iyi bir müdür varsa tabi.

            İyi müdür; okul içindeki bütün dinamiklere hâkim olmalı, kimin ne yaptığını, ne yapmadığını, kimin çalışıp kimin çalışmadığını hiç kimsenin yardım ve istihbaratı olmadan gözlemlemeli, gözlemleyebilmeli. Okuluna her yönden “hâkim”, okulunu tanıyan iyi analiz eden kişidir, “iyi müdür”. “Ben müdürüm” edalarıyla, küçük dağlarla rekabete giren, kendini eğitim öğretim faaliyetlerinden soyutlayan, öğrenci, veli ve çevresel şartları özümseyememiş, kendini formalitelere, gelen - giden yazılara veya sadece okulun fiziksel yapısına badana - boyasına kaptırmış kişiden “iyi müdür” olmaz. Çünkü formaliteler, fiziksel şartlar, tamir işleri işin sadece “kabuk” bölümüdür.

 İyi müdür, müdür yardımcısını okulun memuru olarak görmemeli öncelikle, birlikte çalıştığı müdür yardımcısı veya yardımcılarının gereksiz formalitelere kapılıp kendilerini eğitim - öğretim sürecinden soyutlamalarını engellemeli. Onları da kurum içindeki eğitim - öğretim faaliyetlerine dâhil edebilmeli ve onlar vasıtasıyla kurumu tepeden izleyebilmeli, gerek gördüğü yerde cesur kararlar verebilmeli.

            “İyi müdür”; okulunda yalakalık, dedikodu, fitne ve fesada fırsat vermez. Oysa kimi müdürler yağcılık ve yalakalık yapılmasından hoşlanır. Bu durum, müdürüne yağcılık - yalakalık yapmayan, yapmamayı prensip olarak edinmiş, belki de kişiliğinde olmayan, amirine karşı mesafeyi tercih eden çalışkan ve dürüst öğretmen için “haksız rekabet ortamı” doğurur. Hâlbuki iyi bir eğitim yöneticisinden beklenen; bütün personeline aynı mesafede olması, birini diğerinden ayırmaması, siyasi - dini görüş, ırk, cinsiyet gibi argümanları gözetmemesi,  bütün personelinin işini kolaylaştırıp, çalışanların önünü açması, çalışan - çalışmayan, işini yapan - yapmayan öğretmeni birbirinden ayrı tutması, öğretmenin her zaman yanında ve arkasında bulunması ve bunu onlara hissettirmesi, yeri ve zamanı geldiğinde öğretmeni için (kendini zora soksa bile) cesur adımlar atması, çalışanlarına vermek istediği mesajı herhangi bir aracı kullanmaksızın direkt olarak verebilmesi, kendisinin de nihayetinde bir öğretmen olduğunu unutmamasıdır.

Öğretmenini küçümseyen, “ben müdürüm, ben amirim” edalarıyla dolaşan, öğretmenine selam vermek şöyle dursun, öğretmenin selamını almayan, mesaisine uymayıp, gelmediği günlerde kendi ek dersini tam yazdırırken öğretmenin aldığı beş kuruşluk ek dersi kesmek için türlü bahaneler kollayan, kendinden fazla ek ders alan öğretmeni çekemeyen, kendi işini doğru dürüst yapmayıp, öğretmenin gecikmesini, hata yapmasını dört gözle bekleyen kişi olsa olsa müdürcüktür, müdür olamaz!

            Son yıllarda devlet okullarında özellikle il içi isteğe bağlı yer değiştirmelerinde çalışan, başarılı öğretmenler “iyi müdürlerin” olduğu okulları tercih ediyorlar. Öğretmenliği sadece bir devlet memurluğu - geçim kapısı olarak gören öğretmenler ise, kendilerinden performans bekleneceğini düşünerek, “iyi müdürlerin” bulunduğu okullarda çalışmak istemiyorlar. Bu da aslında etkili bir eğitim liderinin okul başarısı üzerindeki pek akla gelmeyen etkilerinden birisi olarak karşımıza çıkıyor. İşin özü; nasıl ki eğitim - öğretimde öğretmenin başarılı olması etkili liderlikten geçiyorsa, kapasiteli öğretmenlerin iyi bir lider olması, okulların başarılarını artırması ve her kesimce tercih edilen bir okul haline gelmesi de müdürün “iyi bir müdür” olmasıyla direkt bağlantılı.

 

“İyi Müdür” İşte Budur!

            Zor iştir “iyi müdür” olmak. Peki, nasıl olmalı “iyi müdür”, ne yapmalı, ne yapmamalı? “İyi müdür”;

*Mevzuata hâkim olmalı.

*İnisiyatifini kullanabilmeli, teftişten - müfettişten korkmayacak kadar cesur olmalı.

*Adil olmalı, bir kişiye nasıl davranıyorsa herkese de aynı şekilde davranmalı, birisini idare ettiği kadar bir diğerini de idare etmeli.

*Her personelin fikrine saygı duymalı.

*Saygılı ve saygın olmalı.

*”Aman bugün Müdür Bey'in kafası bozuk yaklaşmayın!” tiplerinden olmamalı, kişisel sorunlarını eğitim ortamlarına yansıtmamalı.

*Sorumlu olduğu kurum çalışanlarına “küsmemeli.”

*İyi bir dinleyici olmalı.

*Günü kurtaran değil, proje geliştiren olmalı.

*Çalıştığı kişileri kendisi tanımalı, başkalarının söylediğine direkt inanmamalı.

*Kendi çıkarına göre değil, kurum çıkarlarına göre hareket etmeli.

*Eleştiriye açık ve özeleştiri yapabilen bir kişilik olmalı.

*Aşırı esnek veya otoriter olmamalı, ikisi arasında iyi bir denge kurabilmeli.

*Sorun üreten değil, çözüm üreten kişi olmalı.

*Kendini vali, milletvekili veya başbakan gibi görmemeli, “küçük dağları ben yarattım” cinsinden bir müdür hiç kimsenin çalışmak isteyeceği bir müdür modeli değildir, “iyi müdür” nihayetinde bir öğretmen olduğunu aklından çıkarmamalı.

*”Ahbap - çavuş ilişkilerinden” uzak durmalı.

*Personeline kendini “öcü” gibi göstermemeli.

*Eğitim adına risk almalı, elini taşın altına koymalı bütün işi ve sorumluluğu astlarına yıkmamalı.

*Oturduğu koltuğun emanet olduğunu bilip kurumu “babasının malı” gibi görmemeli ama elbette çalıştığı kurumu sahiplenmeli.

*Öğretmeninden selam almamak, öğretmene selam vermemek gibi uç davranışların öncelikle kendi kurumuna zarar verdiğinin farkında olmalı.

*Öğretmenleri “kamplaştırmamalı”

* Mevzuatı ve teamülleri iyi bilmeli.

*”Ben” yerine kurum içinde “biz” olgusunu oluşturmalı.

*Okula öğretmenlerden önce gelip sonra gitmeli.

* Okulun mali işlerinden, idare iş ve işlemlerine kadar her anlamda açık, şeffaf ve net olmalı.

*Ek ders yazılması noktasında herkese kendisine davrandığı gibi davranabilmeli.

*”Müdürün mesai kavramı olmaz” gibi yasal temeli olmayan argümanlara dayanıp, öğretmenlerden dakik olmalarını beklememeli, önce kendisi dakik ve mesaisine sadık olmalı.

*Öğretmenlerinden başarı, performans ve fedakârlık beklemeden evvel bütün bunları öncelikle kendisi çalışmalarında göstermeli.

*Kurumundaki her personelle aynı ciddiyet ve samimiyetle iletişim kurmalı, bir grupla samimi diğer bazılarıyla mesafeli olmamalı, hiçbir eğitim çalışanını ötekileştirmemeli.

*Okula ilk geldiği anda okulun eğitim ve öğretimdeki başarı düzeyini tespit edip, başarı grafiğini hep yükseltmeye çalışmalı.

*Gelişmeleri yakından takip etmeli, kendini yenilemeli, güncellemeli - yeniliğe kapalı olmamalı.

*Soran, soruşturan - araştıran bir kişiliğe sahip olmalı, hiç kimsenin fikri veya yönlendirmesiyle hareket etmemeli.

*İyi bir lider olmanın yanı sıra, iyi bir eğitimci, iyi bir veli olmalı.

*Okulda her olup bitenin kendi sorumluluğu altında gerçekleştiğini bilmeli, başarısızlıkları öğretmenlere, başarıyı kendine atfetmemeli.

            Dedim ya zor iştir “iyi müdür” olmak diye, anlatmak da bir o kadar zor “iyi müdürlüğü”. Ama çocuklarımızın ve ülkemizin yarınlarını emanet ettiğimiz okullarımız da müdürlere emanet. İşte tam da bu yüzden okul müdürlüğü çok önemli, çok değerli. Bu yazıyı okuduktan sonra belki bir müdür özeleştiri yapmıştır, bir başkası saydığım kriterlerden birisi üzerinde az da olsa kafa yormuştur, işte o zaman yarım kalmış olması kuvvetle muhtemel yazım ziyadesiyle amacına ulaşmış demektir.

Bütün okullarımızda işini bilen, işini hakkıyla yapan, koltuğunu hak eden “iyi müdürler” görmek dilek ve temennilerimle, bütün eğitim camiasının yeni eğitim - öğretim yılını yürekten kutluyorum.

 

 

                                                                    Gürdal KARABIYIK

                                                              [email protected]

                                                                     Kamuajans.com/ÖZEL

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber