Bu haber kez okundu.

İyi bir öğretmeni nasıl tanırsınız ?

Yapılan pek çok çalışma öğrencinin okul başarısının ve okul hayatı içindeki mutluluğunun en temelde  doğru kurulan bir öğrenci-öğretmen ilişkisinde yattığını söylüyor. Elbette yeterli kaynakları ayırmadan, verimli ve huzurlu bir çalışma ortamı sağlamadan tüm sorumluluğu öğretmenlere yüklemek haksızlık olur.


Yine de pek çoğumuz hayatının en az bir döneminde, gerçekten iyi bir öğretmenin imkansızlıklar içinde olsa bile nasıl mucizeler yaratabildiğine tanık olmuşuzdur. Onları saygıyla anıyoruz ve soruyoruz: Bir öğretmenin iyi bir öğretmen olup olmadığını nasıl anlayabiliriz? Kendi branşı ile ilgili bilgi düzeyi bu değerlendirmenin tek kriteri olabilir mi?


Şimdilik bu soruyu okul içindeki huzuru ve etkili bir eğitim-öğrenim ortamını sağlamaktan sorumlu olan okul yöneticilerinin gözünden soralım. Özgeçmişini okuyup davet ettiğiniz bir eğitimcinin “iyi” bir eğitimci olduğunu nasıl anlayabilirsiniz? Yapacağınız kısa görüşme size ne kadar yardımcı olabilir?


Başvuru sonrası görüşmeleri yapan eğitimci yöneticilerin en büyük sıkıntısı, pek çok görüşmenin aslında birbirine ne kadar çok benzediğidir. Evet, akademik yeterliliğini anlamak için elimizde bir özgeçmiş var. Peki ya öğrenci-öğretmen iletişiminde en temel olan insani özellikler? Çoğu zaman görüşmeye çağrılan kişinin kendi hakkında söylediği pek çok şey aslında görüşmeyi yapan kişiye pek fazla yardım etmez. Örneğin başvuruda bulunan kişi, “çocukları çok sevdiğini”, “mükemmeliyetçi bir karaktere sahip olduğunu”, “özgüveninin yüksek olduğunu” söyleyebilir ama bunlar görüşmeyi yapanda yüzeysel bir izlenim oluşturmaktan öteye gidemez. Sınırlı bir zaman içerisinde edineceğiniz her zaman yeterli olmayabilir.


İngiltere’de öğretmen/okul yöneticisi seçim sürecine dahil olmuş pek çok okul yöneticisi, müdür ve öğretmenin katılımıyla bir araştırma yapılmış.  Yapılan araştırmanın sonucunda özgeçmiş ve bire bir görüşme dışında, başvuruda bulunan eğitimcinin  tutum, davranış ve profesyonel alışkanlıklarını gözlemlenebileceği  üç farklı teknik önerilmiş. Biz de sizinle paylaşalım dedik.


SINIF GÖZLEMLERİ


Yapılan bir deneyde, başvuran adayların okulda belirli sayıda sınıfı ziyaret etmeleri istenmiş ve daha sonra gözlemlerini aktarması istenmiş. Daha sonradan aktarılan bu gözlemler başvuran hakkında bize yapılan sıradan bir görüşmeden çok daha fazla bilgi verebilir. Örneğin;


-Eğitimci adayı o sınıfa özgü neleri fark etmiş olabilir?


-Öğrenciler arasında kendini ne kadar rahat hissetmiş?


-Olduysa, beklenmedik durumlara veya sorulara nasıl tepki vermiş?


Özellikle yönetici adayları sınıf ortamında gözlemlendiğinde, birebir görüşmede söylenmiş “çocukları çok severim” cümlesinin gerçek hayatta neye denk düştüğünü anlamak mümkün olabiliyor.


Eğitimci adayının öğrenci ve sınıf ortamına yaklaşımı da önemli bir kriter. Örneğin;


-Ssınıf ortamı, eğitim programı gibi eğitimci veya yöneticilerin değiştirebileceği konular üzerine konuştu mu?


-Özellikle başarısız görünen  ya da uyum sorunu yaşayan öğrencilerin durumuna yaklaşımı nedir?


Ya da öğrenciyi ne kadar iyi anlıyor? Yeterince empatik yaklaşabiliyor mu?


Eksik bıraktığı noktalar olsa da sınıf gözlemleri birebir görüşmeye oranla bize çok daha fazla fikir verecektir. Sırada bir başka ilginç teknik var.


VERİ ANALİZİ


A.B.D’de bir müdür başvuranların görüşmeye bir saat erken gelmelerini rica etmiş ve onlara “çok başarılı” ve “çok başarısız” iki ayrı sınıfın aldıkları eğitim ve notlarına dair çok ayrıntılı dosyalar vermiş. Daha sonra yapılan görüşmede eğitimci adaylarından bu iki sınıfı karşılaştırmaları istenmiş.


Başvuruda bulunanların çoğu başarısız çocukların ekonomik düzeylerinden, muhtemel ailevi sorunlarından bahsetmiş. Ancak çok azı iki sınıfa uygulanan müfredat ve değerlendirme teknikleri üzerine yoğunlaşmış.


İlk bakışta “başarısız” atfedilen bir çocuk hakkında yapılan “elbette başarısız olur, kim bilir evinde nasıl problemlerle uğraşması gerekiyordur” yorumu kulağa empatik gelse de, aslında bu sorunları anlayıp çözmeye odaklanmayan  sadece sempati duyan bir yaklaşımdır.


Çocukların sosyo-ekonomik durum vb. gibi demografik ya da kişisel özelliklerinden çok onlara uygulanan eğitim programına odaklanan eğitimci adaylarının “her çocuk öğrenebilir” prensibine daha yakın olduğunu söyleyebiliriz. En azından öğrenciden ümidi kesmek yerine okulun yaklaşımları üzerine kafa yoracağı kesin. En azından bu bile onu diğer adaylar arasında bir adım öne çıkaracaktır.


Oysa herhangi bir görüşmede sorulduğunda hemen hemen herkes “evet, her çocuk öğrenir” yanıtını verecekti.


ÖĞRENCİ ÖDEVLERİ


Bir başka ilginç metod da, eğitimci adaylarına gerçek öğrenci ödev veya projelerinden örnekler verilmesi. Bu yöntemde her eğitimci adayına bir öğrenci çalışması örneği veriliyor ve bu çalışmayı çalışmanın yapıldığı okula, okulun bulunduğu şehre, bölgeye ve genel geçer akademik standartlara göre değerlendirmeleri isteniyor.  Başlı başına bu bile eğitimci adayının okulunuzun düşünce yapısına ne kadar uygun olduğuna dair birebir görüşmeden çok daha derin bir izlenim sağlayacaktır.


Sadece öğrenciye ve onun içinde bulunduğu koşullara mı odaklanıyor? Yoksa öğrencinin sosyo-ekonomik altyapısından bağımsız olarak sadece  genel geçer akademik kıstaslara göre mi değerlendiriyor? Ödevleri değerlendirmesini rica ettiğinizde hangi kriterlere göre not veriyor, öğrenciye nasıl notlar düşüyor?


Elbette bu soruların hiçbirinin tek bir cevabı olamaz. Herhangi bir başvuru görüşmesinde de çoğu zaman tek bir “mutlak iyi” aday yoktur. Ancak bu teknikler  sayesinde sıradan bir görüşmeye göre çok daha derinlikli bir izlenim edinilebilir, okulunuzun perspektifine daha uygun bir seçim yapabilirsiniz.


Önemli olan doğru okul ve doğru eğitimciyi birleştirebilmek.  Biz burada birkaç örnek verdik, bundan sonrası yaratıcılığa ve sezgilere kalmış.

 

Kaynak: http://egitimpedia.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber