Bu haber kez okundu.

İşte eğitimdeki çöküşün karnesi

ÖSYM’nin verilerine bakıldığında baraj puanını geçemeyen öğrenci sayısında ciddi bir artış göze çarpıyor. Sınava giren öğrencilerden 180 baraj puanını geçenlerin oranı 2014 YGS’de yüzde 75 iken bu oran 2015’te yüzde 70’e geriledi. Puanı hesaplanan 1 milyon 944 bin 933 öğrenciden 575 bin 786’sı barajı geçemedi. 1 milyon 369 bin 147 öğrenci 180 puanı geçse de matematik, fen bilimleri ve Türkçe ortalamalarında ciddi bir düşüş söz konusu.


2011’de Türkçe sorularının sınav ortalaması 21,9 iken, bu rakam 2015 YGS’sinde 15,8’e geriledi. 40 soru bulunan matematik testinin ortalamasında da şok düşüş yaşandı. 2010 YGS’de 11,4 olan matematik sınav soru ortalaması 2015’te 5,2’ye geriledi. 2010’da 4,6 olan doğru ortalaması 2015 YGS’de 3,9’e düştü. Eğitimciler, YGS’nin ortaya koyduğu bu düşündürücü tabloyu, sınav sisteminin 10 yılda 5 kez değiştirilmesine ve milli eğitim sisteminin adeta yapboz tahtasına çevrilmesine bağlıyor. Uzmanlar, eğitimde kalitenin öğrencilere sadece tablet dağıtmakla sağlanamayacağı uyarısında bulunuyor. 1997-1998 doğumlu öğrencilerin bulunduğu kuşak adeta sınav sistemi ve müfredat değişikliklerinin kurbanı oldu.

 

ÖSYM’nin internet sitesinde geçmiş yılların YGS istatistiklerine bakıldığında başarı oranındaki düşüş açıkça görülüyor. Buna göre genel ortalamada 180 barajını geçen öğrencilerin oranı 2010 yılında yüzde 82,93, 2011’de yüzde 79,6, 2012’de yüzde 73,40, 2013’te yüzde 68,3, 2014’te yüzde 74,90 iken 2015 yılında yüzde 70,40’a düştü. Puanı hesaplanan 1 milyon 944 bin 933 adaydan herhangi bir puan türünde 140 barajının altında kalan aday sayısı ise 165 bin oldu. 140 üstü alan aday sayısı 1 milyon 779 bin 850. 2014 YGS’de 140 barajının altında kalan öğrenci sayısı 138 bin 739’du. Aynı şekilde son yıllardaki düşüş, sınav sorularının ortalamalarında da devam etti. En çok başarılı olunan ders Türkçe iken  başarının en düşük olduğu alan fen bilimleri.


SON 4 YILIN EN DÜŞÜK TÜRKÇE ORTALAMASI: Türkçede adayların tamamını kapsayan ve toplam 40 sorudan doğru cevaplanan soru ortalamasında ciddi düşüş yaşandı. 2011’de Türkçe sorularının sınav ortalaması 21,9 iken, bu rakam 2015 YGS’sinde 15,8’e geriledi. Eğitim sisteminin yapboza dönmesi anadil sınavı olarak nitelendirilen Türkçeye bile düşüş olarak yansıdı. 2012 yılında 18 olan ortalama, 2013’te 16,8’e düştü. 2014’te 18,72’ye yükselen ortalama, bu sene yine tersine döndü ve 15,8’e indi. İstatistiklere göre bu oran son 4 yılın en düşük Türkçe soru ortalaması anlamına geliyor.

MATEMATİK ORTALAMASI 5,2’YE DÜŞTÜ: Karamsar tabloyu gösteren verilerden biri de matematik sınav soru ortalamalarında yaşandı. 40 soru bulunan matematik testinin ortalamasında 2010’a kıyasla yarıdan fazla düşüş oldu. ÖSYM’nin verilerine göre; 2010 YGS’de 11,4 olan soru ortalaması 2015’te 5,2’ye geriledi. Bu rakamlar 2011’de 7,5, 2012’de 6,92, 2013’te 7,52, 2014’te de 6,1 olmuştu. Son sınav sonuçları ve rakamlar, özellikle OECD ortalamaları açısından Türkiye eğitim sisteminde zayıf halka olarak nitelenen matematik eğitiminin yetersizliğine işaret ediyor.


FEN BİLİMLERİNDE DE TABLO İÇ AÇICI DEĞİL: YGS sınav ortalama ve standart sapmalarına bakıldığında adayların en başarısız olduğu alanın fen bilimleri olduğu görülüyor. 2010’da 4,6 olan doğru ortalaması 2015 YGS’de 3,9’a düştü. Geçen yıla göre ufak bir artış yaşansa da rakamlar bu alandaki eğitimin de sorunlu olduğunun göstergesi.


‘Deneme yanılma yöntemiyle millî eğitim olmaz’


YGS’nin gözler önüne serdiği vahim tabloyu yorumlayan Eğitim-Sen Genel Başkanı Kamuran Karaca, “12 yılda 5 bakanın değiştiği bir süreci yaşadık. Son dönemdeki düşüş sistemle sürekli oynanmasından kaynaklanıyor.” diye konuştu. ÖSYM sorularını hazılayan komisyonun takvimli ve programlı bir çalışma ortaya koymadığını belirten Karaca, soruların her seferinde yeni bir yönelimle hazırlanmasının sağlıklı olmadığını aktardı. MEB’in deneme yanılma yöntemiyle yönetilemeyeceğini ifade eden Karaca, “Geçen yıl TEOG sisteminde öğrenci yerleştirmede A ve B kategorisinde yanlış olduğunu söylemiştik. Bu sene, geçen yıl bunu uygulayan Bakanlık sorun yaşandığını gördü. ‘B kategorisi yanlış oldu, kaldırıyoruz’ diyerek belli sayıda okul seçtirerek yaptıracağını açıkladı. MEB, deneme yanılma yöntemiyle çalışacak bir bakanlık mıdır?”


Sınav sistemi 10 yılda 5 kez değiştirildi


Türkiye’de son 10-12 yıl içerisinde neredeyse 5 ayrı yöntem ve sınav metodu denendi. Liseye geçişte LGS ile başlayan sistem, 2005’te OKS’ye dönüştürüldü. 2008’de ise SBS adı verilen sistem uygulandı. 2009’dan itibaren öğrenciler, içerisinde üç ayrı sınav yöntemini barındıran OGES ile tanıştı. 2010’da ise düz liseler Anadolu liselerine dönüştürüldü. Son olarak TEOG sistemi uygulamaya konuldu. 


Anadolu liselerine darbe vuruldu


Aktif Eğitim-Sen’in hazırladığı bir raporda, TEOG sonrasında, nakil uygulamasıyla birlikte ilk dönem Anadolu liselerinde çok farklı puanlara sahip öğrencilerin aynı sınıfta eğitim gördüğü belirtildi. Bütün liselerin Anadolu lisesi statüsüne dönüştürülmesiyle seçkin bir okul durumundaki Anadolu liselerinin eğitim-öğretim kalitesini kaybettiği vurgulandı.


Sistem çöktü, Bakanlık dershanelerle uğraşıyor


Eğitimdeki kan kaybının devam etmesine rağmen Milli Eğitim Bakanlığı tek sorun dershanelermiş gibi bu kurumları kapatma çabasına girdi. Devletin verdiği eğitim kalitesinin yetersizliği sonucu kurulan dershaneler aracılığıyla, Doğu ve Güneydoğu’daki birçok öğrenci iyi bir üniversitede eğitim görme fırsatı yakaladı. Buna rağmen dershanelerin fırsat eşitsizliği oluşturduğunu iddia eden Bakanlık, dershaneleri kapatma çabasına girdi.


‘Bir tabletle eğitimde kalite sağlanamaz’


2015 YGS sonuçlarına göre fen bilimleri hariç tüm testlerde ortalamanın düştüğüne dikkat çeken FEM Yayınları Rehberlik Koordinatörü Faruk Ardıç, bu sonuçların soruların çok çelişkili ve zor olduğunu gösterdiğini belirtti. Özellikle bazı puan türlerinde barajı aşan öğrenci sayısının geçen yıla göre 100 binin üzerinde azaldığını hatırlatan Ardıç, “Bu durumda bazı bölümlerin taban puanlarının yükselmesi söz konusu olabilir. Çünkü aynı puan dilimindeki öğrenci sayıları ciddi oranda azaldı. Örneğin, YGS-2’de geçen sene 180 barajını aşan öğrenci sayısı 714 bin 553 iken bu sene bu sayı 635 bin 839 oldu. Diğer bir sorun ise birçok bölümün boş kalacağıdır.” şeklinde konuştu.



ÖSYM’nin son 5 yıldır soru sisteminde ve sistem üzerine çalıştırdığı elemanlarda değişiklik yaptığını hatırlatan Ardıç, “Bu soru hazırlayan kişilerin, Milli Eğitim’deki müfredatla uyumunda sıkıntı yaşadığı gözlemleniyor. Müfredat ile soruları hazırlayanların bakış açıları tamamen farklı. Özellikle matematikte bu kadar düşüş yaşanmasının sebebi de aslında bu. Okulda hocaların kitaptan anlattığı konular ile YGS’de çıkan sorular aynı mantıkla çözülemez nitelikte.” tespitinde bulundu.


Hükümetin okullardaki tablet bilgisayar projesini hatırlatan Faruk Ardıç, eğitimde kalitenin, sırf tablet dağıtarak sağlanabilecek bir şey olmadığına dikkat çekti. Eğitim sisteminde sık sık yapılan değişikliklerin öğrencileri olumsuz etkilediğini vurgulayarak şunları dile getirdi: “Milli Eğitim’in siyasallaşmaktan çıkıp tamamen eğitime adanması gerekir. Aynı zamanda nitelikli elemanların uzaklaştırılması ile sistemde bir boşluk yaşanıyor. Buradaki boşluk da eğitime ve öğrenciye yansıyarak başarısızlık olarak dönüyor. Eskiden, gecesini gündüzüne katarak daha nasıl iyileştirebiliriz diye kafa yoran çalışanlar vardı. Ama şimdi bazı şeyler giderek görmezden geliniyor. Örneğin sıfır çeken öğrenci sayıları konuşulmuyor.”


Kaynak: zaman


BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber