Bu haber kez okundu.

Eğitimin Çözülemeyen Denklemi: Bedelli Matematik Çıksın İstiyoruz!

4+4+4 ‘ün eğitim hayatımıza yansımaları, SBS, OGS, ÖSS, YGS, LYS derken TEOG, topyekün sınava hazırlanan bir eğitim sisteminde milyonlarca sınavzedenin matematik sorularına dokunmaması…
Serimizin dokuzuncu bölümünde “Yılın en önemli üç olayı nedir?” sorumuzu yanıtlayan okurumuz Merve Özçelik, eğitim sistemimizdeki değişiklikleri kendi bakış açısıyla anlatıyor.
Son on yıldır, eğitim sisteminde yönetmelik, müfredat ve sınav sitemi derken eğitim alanında birbirini takip eden sürekli değişim sürecini yaşıyoruz. Bir eğitimci olarak not verme kriterleri, sözlü sınavın kaldırılması, öğrencilerin devamsızlık sürelerinin kısıtlanması, sınavlar ve geçer not ile ilgili öğrencileri ilgilendiren meselelerden tutun da; okul müdürlerinin görev sürelerinin kısıtlanması ve öğretmenlerin rotasyonu gibi eğitim kadrosunu ilgilendiren meselelere kadar birçok alanda hızlı ve radikal değişiklikler yaşadık ve yaşıyoruz. Eğitim sistemimiz daha hangi değişikliklere gebedir bilinmez ama şimdilik benim gözüme çarpan değişikliklerden sizin için hazırladığım potpuri.
Kademeli Eğitimin Basamakları
Öğrenciyken ilkokul 5 sene, ortaokul 3 sene, bazı liseler 3 sene, süper liseler 4 sene derken kafam epey karışıyordu. Sonra bunu 8 sene ilköğretim, 4 sene lise yaptılar ama hala canımı sıkan bir dengesizlik vardı. En sonunda 4+4+4 yaptılar da içim rahatladı. Ayrıca evren bir simetriye, bir uyuma ulaştı, tüm sorunlarımız bir anda çözüldü.
Şöyle orta yaşlarda olanlar bilir:  Arada mutlaka gıcık bir arkadaş veya akraba çıkar neymiş efendim çok zekiymiş, çok çalışkanmış da 5,5 yaşında ya da 6 yaşında okula başlamış, hem de hiç sene kaybetmeden üniversiteyi de bitirmiş diye hava atarlardı. Neyse ki bunlarla böbürlenen insanlar kalmasın diye artık 66 ayını dolduran tüm çocuklar okula gidecek. Ama veliler rapor alırsa çocuklarını bir sene daha geç okula gönderebiliyor.
Bu düzenlemeyle okula başlayan 66 aylık yavrulardan bir tanesi lavaboda elini yıkamaya çalışıyor, parmaklarının ucuna basarak yükselmiş ama bir türlü musluğa erişemiyor, uğraşıyor da uğraşıyor. Bazı çocuklarımız var; gürbüz ve iyi beslenmiş. Ama bir tane yavrucak var zayıf, ufak tefek. Bu yavrucak zil çaldıktan bir müddet sonra merdiven köşesinde bekliyor, etraf biraz sakinleşince pire gibi pır uçuyor. Yazık yavrucak küçücük boyuyla etrafını saran çocukların bacakları arasında sıkışıp kalmaktan korkuyor, bir yandan da sınıfa geç kalmamak için kaybettiği süreyi telafi etmek için koşturuyor.
Fiziki alt yapı çalışmaları ve hazırlık yapılmaksızın yürürlüğe giren bu kanunla özellikle sosyo-ekonomik seviyesi düşük bölgelerde sınıflar doldu taştı. Okul öncesi eğitim alması gereken dikkat ve konsantrasyon seviyesi düşük çocuklar bir anda örgün eğitimle tanıştı. Kimi öğretmenimiz bu yaş grubundaki çocuklara nasıl yaklaşacağı konusunda acemi. İşte burada Cem Karaca’nın şarkısını söylemeye başlayalım:
Bindik bir alamete gideyoz kıyamete/Yol dediğin yol gibi ulaşmalı bir yere
Biz dön baba dönelim geliyoz aynı yere /Bu döngü kısır döngü başı varda sonu yok
Dönüyom dönemiyom sonunda bir çıkış yok 
Bir yandan çocuklarımız 5,5 yaşında okula başlayacak diğer yandan bazı derslerin müfredattaki yerleri attırıldı böylece ders saati 36ya yükseldi. Çocuklarımıza Türkçe, Matematik, Fen Bilgisi, Tarih derslerini öğretiyoruz ama sanki hep bunları bir sınavı geçsinler diye yapıyoruz. Maalesef yaratıcı, yenilikçi, girişimci çocuklar yerine en kısa sürede en çok soruyu çözen çocuklar yetiştiriyoruz.
Devşirme Okullar
Hazır Cem Karaca’nın şarkısı dilimize dolanmışken bir konuya daha parmak basalım.
Dershanelerin kapatılması meselesi, gündemde epey bir yer tuttu ve çeşitli açılardan birçok tartışmaya neden oldu. SBS, OGS, ÖSS, YGS, LYS, TEOG derken her sürekli yenilenen ve her seferinde sınav sistemi kaldıracak derken daha farklı farklı isimlerle karşımıza çıkan sınavla ölçülen başarı sistemi bizi döndürüyor dolaştırıyor, yine aynı yere, yani dershane kapısına getiriyor. Öğrencilerimizin başarısı sürekli olarak hız ve teknik gerektiren test usulüyle değerlendirildikleri için daha hızlı daha başarılı olmak için hep dershanelere gitmek zorunda kalıyorlar.
September 4, 2013
Test kitapları içinde boğulan ve giderek anti-sosyal olan çocukların ailelerce kıyaslanma konuları da artık bu konular üzerinde yoğunlaşıyor: “Bak Fatma teyzenin oğluna günde 1000 tane soru çözüyormuş.” “Bir de Ayşe Hanımın kızı var ki sormayın haftada 2 tane test kitabı çözüyormuş. Tü tü tü maşallah.” diyerek aileler oğullarına kızlarına bunları örnek gösterir oldu.
Ben bir Anadolu ve Fen Liselerine Giriş Sınavına girdiğimi hatırlıyorum. Sınavın adı oldukça uzun ama yine de hatırlıyorum. 1996 doğumlu kardeşim 6, 7 ve 8. sınıflarda SBS’ye girdi. Ben ÖSS sınavına ve alanım yabancı dil olduğu için YDS sınavına girdim. Kardeşim ise üniversiteye girebilmek için iki aşamalı YGS ve LYS sınavına girdi.
Eğitim hayatına devam edebilmek için insan bu kadar sınava tabii tutulunca dershaneye gitmek de şart oluyor. Fakat dershaneler artık kapatılacak ve onlarında özel okula dönmeleri için destekte bulunulacakmış. Şimdi veliler  liseyi, üniversiteyi kazansın diye çocuklarını nereye göndereceği konusunda şaşkın. Şimdi de bazı özel kolejler reklamlarını hafta içi okul hafta sonu dershane eğitimi veriyoruz diye yapmaya başladılar. Cem Karaca dedi ya “Bu döngü kısır döngü başı varda sonu yok.”
Bedelli Matematik Çıksın İstiyoruz!
Dershanelerden ve sınavlardan bahsetmişken üniversite sınavıyla ilgili gerçeklerden de kısacık bahsedelim.
12 sene boyunca matematik dersi işleyip en son YGS sınavına giren 1 milyon 100 bin öğrencinin 900 bini hiç matematik sorusu çözememiş. Ya ÖSYM, müfredattaki matematik konularıyla ilgili sorular sormuyor ya da bizim bilgi sınırlarımızın çok daha ötesinde üst düzey sorular soruyorlar ve bu 900 binin dışındaki diğer çocuklar üstün zekâlı çocuklar.
Her sene sınav sonrasında Matematik’ten sıfır net çıkaran öğrencilerin sayısı duyuruluyor. Eğitim sistemimizde nerede sorun var neden bu öğrenciler sıfır net yapıyor diye medyada soruluyor sorgulanıyor ve her sene yine benzer sorularla karşı karşıya kalıyoruz.
Bu ülkede milyonlarca öğrenci artık bedelli Matematik çıksın istiyor. Bedeli neyse ödeyip kurtulalım 12 sene sonunda yine sıfır alıp üniversiteye elveda demek zorunda kalmak istemiyoruz diye haykırıyor. Zaten ÖSYM’den de açıklama gelmiş; ellerinde yeterince soru kalmamış bu yüzden aynı sorular ileriki yıllarda tekrar sorulacakmış.
Eğitim Türkiye 2014Merve Özçelik Kimdir?
İngiliz Dili ve Edebiyatı üzerine eğitim almış bu alanda Yüksek Lisansını tamamlamış ve şimdi de doktoranın peşine düşmüş, sürekli okuyan-araştıran-yazan ayrıca online eğitimlere katılarak kendini geliştirmeye çalışan Merve Özçelik, isminin yayınlandığı sadece bir tane kitap bulunmasına rağmen freelance çevirmenlik yapar. Cambridge sınavları, TOEFL ve TOEIC gibi sınavlara hazırlık eğitimi veren sertifikalı bir eğitmen ayrıca Teacher Trainer olarak farklı farklı konular üzerine seminer ve workshoplar düzenleyen, bu nedenle sadece öğrencilerinin değil ayrıca meslektaşlarının da sevdiği neşeli, kıpır kıpır, konuşkan mı konuşkan sevimli bir insan.

EĞİTİMPEDİA

Kaynak: egitimpedia.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber