Bu haber kez okundu.

Eğitimde Finlandiya Olamayız, Neden mi?

Bir ideoloji uğruna 5 yaşına gelen bebekleri okula başlatmaya zorlayan sistemimiz sayesinde sabahın kör karanlık ve soğuğunda servislere koyup, daha o yıllarda yapmaya çalıştıkları şeye anlam bile veremeden okula yollamaya çalışıyoruz...

Hem de ne için, iyi bir eğitim almaları için...

Finlandiya’da okula başlama yaşı 7…

Bakalım biz de durum gerçekten böyle mi?

Çocuklarımız kendi mahallelerinde ki okullara gitmiyor, gidemiyor neden?

En iyi eğitimin kendilerinde olduğunu iddia eden okullara inanan veliler, okulun uzaklığına bakmadan, elektrik direklerine asılan vurucu sloganlarla, tv reklamlarıyla hatta son zamanda karşımıza çıkan “Kabul sınavı” mantığıyla, aman da çocuğum "Kabul" edildi diyerek, bir de diğer velilere bunun havasını atarak, uzaklığına bakmadan çocuğunu evinden 40 km uzakta ki bir okula  gönderebiliyor.

Ne için iyi bir eğitim alabilmesi için…

Halbuki böyle mi?

Her yıl çarşaf çarşaf verilen ilanlarda gördüğümüz, şehrin her tarafını donatan Teog ve Üniversite başarısı afişleri, bilmem kaç tane çıkarılan birinciler gerçekten o okulun öğrencisi mi?

Hayır!

Yapılan Kabul sınavında başarısı tescillenmiş öğrenciler, okul tarafından sağlalan burs imkanlarıyla başka okullardan, son dakika transferleri olmasın sakın…

Sizin çocuğunuz gerçekten başarılıysa o okula girebilir. Hem de iyi bir burs imkanıyla…

Deneyin sevgili veliler; sizin öğrencinizin okul başarısı o okula girmeye yetmiyorsa zaten giremiyor.

Yapılan kabul sınavları, başarılı çocukları almak için yapılıyor.

Şimdi soruyorum bu başarı gerçekten o okulun başarısı mı?

Zeki ve başarılı çocukları alan okullar, "Sınavlarda başarılıyız aslında biz" mantığıyla reklam yapıyorlar.

Özel okulların sahip oldukları gelişmiş imkânların onlara iyi bir eğitim verebilir mi?

Sadece binalara yapılan yatırımlarla iyi bir eğitim sistemi yakalayacağımızı, çocuklarımızın dünya standartlarında eğitim aldıklarını sanıp, yapılan okul içi sınavlarda aldıkları notları başarı olarak değerlendiriyoruz. Sonra sadece yakınıyoruz, neden dünya sıralamasında değiliz biz?

Binalara ve tanıtıma harcanan bütçelerin eğitime harcanması gerektiğinin kimse farkında değil…

Eğitimde kalite standartı oluşturamadık.

Finlandiya`da göze çarpan önemli detay, çocuklar okullarına kendi imkanlarıyla gitmek zorunda. Aileler bile bu işe karışmazken, bizde durum hayli vahim… En iyi okul en yakın okuldur sloganı yerine kilometre başına servis bedeli tartışıyoruz.

Her yıl devlet eliyle açıklanan servis ücretleri, velilerin sınav yarışı, okul mu beş yıldızlı otel mi belli olmayan içi boş kurumlar…

Türkiye’de birinci sınıftan itibaren  öğrenci velileri kıyasıya not rekabetine girişiyor. Hatta durum öyle bir tradeji halini alıyor ki, değme yarışçılar geride kalır bizim çocuklarımızın not yarışında…

Finlandiya eğitim sisteminde resmiyette not verilmiyor. Öğretmenler kendi inisiyatiflerinde testler hazırlıyor ve çocukları sınav dolu bir geleceğe hazırlıyorlar. Finlandiyada`ki öğrencilere okulun ilk altı yılında not verilmiyor. Buradaki öğrenciler ilk olarak 16 yaşına geldiklerinde ülke genelinde bir sınava giriyorlar. 

Öğrencinin rahatı düşünülerek tasarlanmış binalar

Finlandiya’daki okullar öğrencilerin rahat edebileceği şekilde tasarlanmış. Sınıflarda yaparak - yaşayarak öğrenme modeline uygun ortamlar her alanda uygulanmış.

Binaların fiziksel özellikleri öğrencilerin evdeymiş gibi rahat etmelerini sağlayacak şekilde düşünülüyor ve buna gore inşa ediliyor.

Türkiye’de ise öğrenciler en güzel ve gösterişli bina da rahatları ve kullanıma uygunluğu düşünülmeden  tasarlanmış 20 metre kare sınıflarda, 40 kişi ile 40 dakikaya sığdırılmış dolu dizgin bir eğitim sistemine yıllardır mahkum.

Öğretmen sınıfa girince ayağa kalkmak zorunda, rahat deyinde rahat, hazır ol deyince hazır olda durmaya da mecbur.

Ders saatleri, öğretmenlerin hizmet içi eğitimi dikkat çekici…

Dünya eğitimindeki  sıralamamıza baktığımızda, en çok dersi alan bizler, en gerideyiz.

8 saatlik ders yetmediği için okul çıkışında etütler, hafta sonu kursları özel dersler kanayan yaramız.

Finlandiya’da ise günlük ortalama ders saati 4.

 

Türkiye’de öğretmelerin mesleki gelişimleriyle ilgili düzenli bir çalışma yok.

Öğretmen hep haklı, çok haklı, hep başarılı…

Saygıyı sadece kendisinin hakkettiğini düşünüp öğrencisine her tür saygısızlığı yapan öğretmenler, akademik unvanını kullanarak yere göğe sığamayan akademisyenler... 

Çocuklarımızın bir çoğunda öğrenme güçlüğü var. Tembel ya da çalışmıyor.

Bu da eve verilen ödevlerle ölçülüyor.

Finli öğretmenler ise haftada en az 2 saat hizmet içi eğitim almak zorunda.

 

Türkiye’de okuldan çok evde öğrenme modeli uygulanıyor hala…

8-10 saatlik dersin ardından evde bitmeyen uzayan ödevler,  ödevler…

Finlandiya’da öğrencilere ödev verilmiyor.

Öğrenmenin yeri okul olarak görülüyor.

Finlandiya’da, çocuğunun proje ödevini yaparken çocuğunla arası kötü olan veli de pek yok.:)

Okul sonrası aile ile geçirilen kaliteli süre, çocuğun okuluna ve ailesine karşı pozitif etki ile yaklaşmasını  sağlıyor.

Oysa bizde, her akşam ödevini bitir diye uzayıp giden tartışmalar. 

Okula uygun kıyafetle gelmedi diye  okuldan eve göderilen, velisi aranan öğrenci yok.

Öğrenciler okulla istedikleri kıyafetlerle gidebiliyor.

Pantolan ya da etek mecburiyeti yok.

Aslında her şey huzur için de…

 

Öğrenci, veli, eğitimci, gözetmeksizin

Birbirlerine saygı konusunda toplumsal bir mutabakat var.

Ve;

Dünya sıralama sınavlarında tüm ülkelerin gerisindeyiz.

Neden sınavlarda başarılı olamıyoruz ?

Halbuki;

Söyle bir araştırma yaptığımızda, başarısız öğrenci ve okulumuzun olmadığını kolaylıkla gözlemleyebiliriz.

Çekinmeyin, araştırın okulların not ortalamalarını sorun.  Şöyle; en kötü okula da sorun, en iyi isim yapmış okula da…

%90 ın altında olmadığını kolaylıkla öğrenebilirsiniz.

Ben yaptım.

Çevremede ki tüm özel ve devlet okullarının öğrenci not ortalamalarını gidip birebir sordum.

Ülke genelinde okul başarımız %90...

Dolayısıyla neden Finlandiya olamayız?

Hep bir ağızdan, Cinsel İstismar yasasını tartıışırken, Sabiha Gökçen Havalimanının, Malaysia Airports Holdinge satıldığını kaç kişi duydu? Avrupa Parlamentosunda müzakerelerin geçici olarak dondurulması kararı oy birliği ile kabul edildi. Ülke olarak "Karar yok hükmünde" saydık mı? Saydık. Her gün Dolar Euro kuru karşısında fakirleşirken Amerika`nın sorunu dedik mi? Dedik. Yapılan tüm haksızlıkları, hukuksuzlukları sadece kınadık mı? Kınadık.  Eğitim de tüm kurumlar "başarılıymış" gibi davranıyor mu? Davranıyor. Eğitimde Fırsat Eşitliği sağlandı, hiç bir sorunumuz yok diye açıklamalar yapılıyor mu? Evet.

Biz tüm olumsuzlukları, haksızlıkları, hukuksuzlukları görmezden geliyor muyuz? Evet.

“Atı Alan Üsküdarı Geçmiş”

Geçmiş olsun 

Sevgiyle…

Müge ARDA

Eğitim ve Eğitim Editörü


Kaynak: http://www.egitimveegitim.com/

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber