Bu haber kez okundu.

EĞİTİM VE KALKINMA....
 
Orta Gelir Tuzağı, kişi başı milli geliri belli bir seviyeye ulaşan gelişmekte olan bir ülkenin, geleneksel iş yapış modellerine bağlı kalması nedeniyle  kısır döngüye girmesi ve kolay kolay gelişmiş ülke kategorisine ulaşamamasıdır. 

Ülkemizin de, inovasyon ve bilgiye dayalı yeni dünyada rekabet edebilmesi, yarattığı katma değeri artırması, inovasyon ve Ar-Ge’ye dayalı bir sanayi yapısına geçebilmesi ve bunların sonucunda kişi başına milli gelirini artırabilmesi için bu dönüşümü sağlayacak nitelikli iş gücüne ihtiyacı var. 

Bu katma değeri getirecek işgücü, eğitim alanına yapılacak, niceliğin yanında niteliği de artırmaya yönelik, planlı ve uzun vadeli yatırımlar neticesinde mümkün olabilir.

Eğitim, bir ülkenin kalkınmasına olanak sağlamakta ve bu kalkınma beşeri sermaye ile olmaktadır.

Araştırmalara göre; Türkiye’nin kişi başına gelirine yakın düzeyde geliri olan ülkelerin vatandaşlarının ortalama eğitim süresi 7,2 ile 11,7 yıl arasında seyrederken Türkiye’deki yetişkinlerin ortalama eğitim süresi sadece 6,5 yıldır. Dolayısıyla, Türk insanı benzer zenginlikteki ülkelere kıyasla daha az eğitimlidir.

Ülkeler, eğitim düzeylerine göre sıralandığında ise; Türkiye’nin aynı ortalama eğitim düzeyindeki ülkelere göre yaklaşık üç kat daha zengin olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu veriler, Türkiye’nin eğitim düzeyine göre fazla zengin, zenginlik düzeyine göre ise oldukça düşük eğitimli olduğunu göstermektedir. Son yıllarda Asya Kaplanları’nın yüksek performansının dikkat çektiği PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) sınavında, Türkiye’nin puanı artmasına rağmen katılımcı ülkeler arasındaki sıralaması aynı kalmıştır.

Orta gelir tuzağını aşmış ülkeler içerisinde Hong Kong, İrlanda, Japonya, Kore, Singapur, İspanya ve Tayvan gibi eğitimde uluslararası bir gösterge olan PISA’da yüksek performans gösteren ülkelerin bulunması, bunun tesadüf olmadığını ortaya koymaktadır.

Türkiye’nin genç nüfusunu kaliteli bir şekilde eğiterek diğer ülkelerin gençleriyle rekabete hazırlayabilmesi, hatta rekabet halinde olduğu ülkelerin bir adım önüne geçebilmesi için nitelikli bir eğitim sistemi uygulaması gerekiyor.

Güney Kore’nin ortalama eğitim düzeyi 11,6 yıl ve ihracatı içinde ileri teknoloji ürünlerin payı yüzde 30. Malezya’nın ortalama eğitim düzeyi ise 9,5 yıl ve ileri teknolojinin payı yüzde 45. Asya ülkelerinin başarısında,  özellikle iki alana verilen önem göze çarpmaktadır:
Öğretmen kalitesi ve okul öncesi eğitim Hong Kong-Çin, Şangay-Çin, Güney Kore ve Singapur gibi ülke ve ekonomiler eğitim politikalarında öğretmen kalitesini 
artırmaya yönelik uygulamalara odaklanmışlardır.
Özellikle Şangay-Çin, Singapur ve Güney Kore öğretmenlerin performanslarıyla birlikte maaşlarını da artırmış ve başarılı öğrencilerin bu mesleği tercih etmesi gibi bir amaca yönelmiştir. 
Son yıllarda ekonomistlerin sıkça tartışır olduğu “orta gelir tuzağı”ndan çıkış için daha çok sermaye yatırımından ziyade Ar-Ge, eğitim ve kurumsal inovasyona 
dayalı teknolojik ilerleme gerekmektedir.

Araştırmalar, bir ülkede nüfusun ortalama eğitimi bir birim arttığı zaman  o ülkenin kabaca yüzde 0,7 büyüdüğünü gösteriyor. Bu büyümenin yarısı eğitimin doğrudan katkısı olarak gündeme gelirken, diğer yarısı ise eğitim ile ekonomi arasındaki karşılıklı etkileşim sayesinde oluşuyor. 
Önce eğitim kalkınmayı, sonra kalkınma eğitimi, tekrar eğitim kalkınmayı olumlu etkiliyor. 
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
eğitim kalkınma

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber