Bu haber kez okundu.

EĞİTİM UZMANLARINA HUKUK ŞOKU MU GELİYOR?

Anayasa Mahkemesinin 13/7/2015 Tarihli ve E: 2014/88, K: 2015/68 Sayılı Kararı üzerine Yine Anayasa Mahkemesi, gerekçeli kararını açıkladı ve gerekçeli karar 24/07/2015 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlandı.
Anayasa Mahkemesinin 13/7/2015 Tarihli ve E: 2014/88, K: 2015/68 Sayılı Kararı üzerine Yine Anayasa Mahkemesi, gerekçeli kararını açıkladı ve gerekçeli karar 24/07/2015 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlandı.

Bunun üzerine il milli eğitim müdür yardımcıları, ilçe milli eğitim müdürleri ve merkez şube müdürleri bekleyişe geçtiler. Bu arada MEB nedendir bilinmez merkez şube müdürlerini eski kadrolarına atadı ancak il milli eğitim müdür yardımcıları ve ilçe milli eğitim müdürüyken şahsa bağlı eğitim uzmanı yapılanlarla ilgili herhangi bir tasarrufta bulunmadı.

Ancak aşağıda da verdiğimiz üzere AYM kararı son derece net olup MEB’in iptal edilen şahsa bağlı eğitim uzmanlığı kadrolarını hala varmış kabul edip herhangi bir işlem yapmaması büyük bir hukuk garabeti olarak ortadadır.

Yüzlerce şahsa bağlı eğitim uzmanı il milli eğitim müdürlüklerine göreve dönüş isteği içeren dilekçelerini sundular ve tüm dilekçeler İnsan Kaynakları Genel müdürlüğüne gönderildi. Bu arada İKGM de MEB Hukuk Müşavirliğinden konuyla ilgili görüş talebinde bulundu.

Bakanlıktan ulaştığımız bilgilere göre Hukuk Müşavirliği görüşünü yazarak İKGM’ye iletti. Ulaştığımız görüş yazısını incelediğimizde süresi içerisinde dava açanların müstesna tutulduğunu görüyoruz. Diğer yöneticiler içinse ‘AYM kararlarının geriye işlememesi’ ilkesinin işletileceği anlaşılıyor.

Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye doğru işlemesiyle ilgili SİTEMİZDE YAYINLANAN HABER: TIKLAYINIZ

Ne gariptir ki Hukuk Müşavirliğinin yazısı kendi içerisinde çelişkilerle doludur. Aslında yazının son iki paragrafına kadar okunduğunda çok iyi hazırlandığı sonucu çıkıyor. Ancak son iki paragrafta adeta tüm görüş yazısı birden bire anlamsızlaşıyor.

Örneğin: Danıştay'ın bir kararında da "Bu hüküm ile iptal kararından evvel idarece tesisi olunmuş işlemler sonunda üçüncü kişiler için husule gelen sübjektif hakların ihlaline mani olunarak kamu düzeninin korunması maksadının izlendiği açıktır... Anayasaya aykırı bu konuma dayanılarak tesis olunan tasarrufların daima ve tabii olarak iptal kararından önce yapılmış olmaları nedeniyle verilecek iptal kararı hukuki sonuçtan yoksun kalacaktır ki bu görüşü kabule imkân yoktur. Bu itibarla anayasanın 152 nci maddesinin son fıkrasının hükmünü ancak kazanılmış hakları saklı tutmaya yönelik olarak kabul etmek gerekmektedir."

Cümlesi başlı başına “AYM kararları geriye doğru işlemez.” Cümlesinin ne demek olduğunu duyan kulaklara adeta haykırmış. Bilindiği gibi Danıştay kararları aynı zamanda içtihattır. Yukarıdaki paragrafta diyor ki: “…Anayasaya aykırı bu konuma dayanılarak tesis olunan tasarrufların daima ve tabii olarak iptal kararından önce yapılmış olmaları nedeniyle verilecek iptal kararı hukuki sonuçtan yoksun kalacaktır…” dolayısıyla AYM kararı ileriye doğru işletilmeyecekse nereye doğru işletilecektir. Peki, Sayın Hukuk Müşavirim siz işletin haydi! Nereye işletirseniz eğitim uzmanları razıdır. Koskoca AYM’nin gereksiz yere aylarca çalışıp günlerce uğraşıp sayfalarca gerekçe yazıp açıkladığını mı iddia ediyorsunuz? Allah aşkına bu paragraftan sonra son iki paragrafı nasıl ve ne için yazdınız. Ve yine Allah aşkına siz yazdığınıza inanıyor musunuz?

Danıştay’ın bu içtihadından “Süresi içerisinde idari dava açanlar” hükmünü nasıl çıkarıyorsunuz?

Nitekim süresi içerisinde ve yetkisi olduğu için Ana muhalefet partisi CHP’nin açtığı “şey” dava değil de nedir?

Tüm MEB yöneticileri ve hukukçuları adları gibi biliyorlar ki şahsa bağlı eğitim uzmanları kendilerine olumsuz cevap verilir verilmez dava açacaklardır ve yine tüm MEB mensupları adları gibi biliyorlar ki tüm uzmanlar açtıkları davaları kazanacaklardır. Bu iki kere iki dört kadar basit ve yalındır.

 

İşte Hukuk Müşavirliğinin İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğüne gönderdiği görüş yazısı:
İNSAN KAYNAKLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE

ilgi: 06/08 2015 tarihli ve 41289672/641,04-E,7830743 sayılı yazısı

İlgi yazı ve eki belgeler incelenmiştir.

18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Anayasamızın 153 üncü maddesinde iptal kararlarının geriye yürümeyeceği hüküm altına alınmıştır.  30/03/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 62 nci maddesinde “Mahkeme kanıtları kesindir. Mahkeme kuralları Devletin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar. İptal kararları geriye yürümez.” denilmektedir Söz konusu hükümler herhangi bir istisnaya yer vermeksizin iptal kararlarının geriye yürümeyeceğini hükme bağlamışlardır.

İptal katarlarının geriye yürümezliği kuralı, Anayasaya aykırılığı saptanan ve bu nedenle iptal edilen hükmün karar yayımlanıp yürürlüğe girene kadar geçerliliğini koruduğu ve hukuk dünyasında sonuç doğurduğu anlamına gelmektedir.

Ancak anayasadaki salt ve katı ifade biçimine karşın Anayasa Mahkemesi kararlarının bazı durumlarda geriye yürüdüğü görülmektedir. Anayasa’nın 152 nci maddesinde " ... Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bu kanun veya kanun hükmümle kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır.

Mahkeme, Anayasaya aykırılık iddiasını ciddi görmezse bu iddia, temyiz merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır.

Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır.

Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği red kararının Resmi Gazetede yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe ayıtı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz" denilmektedir.

Danıştay'ın bir kararında da "Bu hüküm ile iptal kararından evvel idarece tesisi olunmuş işlemler sonunda üçüncü kişiler için husule gelen sübjektif hakların ihlaline mani olunarak kamu düzeninin korunması maksadının izlendiği açıktır... Anayasaya aykırı bu konuma dayanılarak tesis olunan tasarrufların daima ve tabii olarak iptal kararından önce yapılmış olmaları nedeniyle verilecek iptal kararı hukuki sonuçtan yoksun kalacaktır ki bu görüşü kabule imkân yoktur. Bu itibarla anayasanın 152 nci maddesinin son fıkrasının hükmünü ancak kazanılmış hakları saklı tutmaya yönelik olarak kabul etmek gerekmektedir."

denilmektedir. Buna göre idari yargıda iptale konu olmuş işleme dayanak hükme karşı anayasaya aykırılık iddiası ile dava açılması ve dava sonuçlanmadan hükmün iptal edilmesi durumunun, Anayasanın 153 üncü maddesindeki geriye yürümezlik kuralının istisnası olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır.

 

Yukarıda alıntılanan mevzuat hükümleri, yargı kararları ve açıklamalar dikkate alındığında Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümeyeceğinin, ancak Anayasanın 152 nci maddesine ilişkin hallerin bu durumun istisnası olduğu değerlendirilmektedir

Takdiri Genel Müdürlüğünüze ait olmak üzere bilgilerinize arz ederim.

Hayati CANKALOĞLU

I.Hukuk Müşaviri

 

Anayasa Mahkemesinin Gerekçeli Kararının ilgili bölümü:
H- Kanun'un 25. Maddesiyle, 652 Sayılı KHK’ye Eklenen Geçici 10. Maddenin (3) Numaralı Fıkrasının İncelenmesi

 

1- İptal Talebinin Gerekçesi

 

156. Dava dilekçesinde özetle 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 3. maddesiyle belirli kadrolarda bulunanların görevlerine son verilerek maddede belirtilen kadrolara atanmış sayılacakları öngörülmüş iken aradan iki buçuk yıl geçmeden dava konusu kuralla yine benzer bir tasarrufta bulunulduğu, 30.4.1999 tarihinden bu yana Millî Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında şube müdürlüğüne atanabilmek için bu amaçla yapılan sınavlarda başarılı olma koşulunun bulunduğu, daha üst görevlere atanmak için ise nesnel kriterler öngörüldüğü, kariyer ve liyakat ilkelerine göre atananların görevlerinden dava konusu kuralla hukuken ve fiilen geçerli bir sebep olmaksızın alındıkları, bu konuya ilişkin olarak Anayasa Mahkemesinin son yıllarda vermiş olduğu kararların kamu görevlilerinin kadro/görev unvanlarına ilişkin haklarının ve hukukî güvenliklerinin bulunmadığı anlamına geldiği, Anayasalın 70. maddesinde yer alan ve hizmete alınmada görevin gerektirdiği niteliklerden başka bir ayrımın gözetlemeyeceği hükmü ile liyakat ilkesinin kabul edildiği, daha önce tesis edilmiş bulunan işlemlerle kişiler lehine ortaya çıkan hukukî sonuçların gözetilmesinin liyakat ilkesi ile hukuk devleti ilkesinin gerektirdiği bir zorunluluk olduğu, bu sonuçları ortadan kaldıracak şekilde yasama tasarrufunda bulunulmasının hukuki güvenlik ilkesine aykırılık oluşturacağı, yasama yetkisinin genelliği ilkesinin belirtilen nitelikte bir tasarruf imkânı vermediği, şube müdürü görevine atananların mevzuatın öngördüğü sınavları kazanarak ve liyakatlerini nesnel olarak ispat ederek söz konusu görevlere atandıkları, üst yönetim görevlerine atananların da nesnel kriterler bağlamında söz konusu görevlere atandıkları, bu görevlerin kendileri açısından kazanılmış hak olduğu, liyakat ilkesinin kamu görevlileri yönünden hukukî güvenliğin sağlanmasına ve yönetim açısından istikrara hizmet ettiği, daha alt bir göreve atanarak statü kaybına uğranılmasının hukuk güvenliği ve liyakat ilkesine aykırı olduğu, bu kişilerin yasama tasarrufuna karşı dava açma haklarının bulunmadığı belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2., 36. ve 70. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

 

2- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

 

157. Dava konusu kural, Millî Eğitim Bakanlığı merkez teşkilatında Talim ve Terbiye Kurulu Üyesi, Müsteşar Yardımcısı, Genel Müdür, İnşaat ve Emlak Grup Başkanı ve Grup Başkanı kadrolarında bulunanlar ile Bakanlık taşra teşkilatında İl Müdürü, İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı ve İlçe Millî Eğitim Müdürü kadrolarında bulunanların görevlerinin bu maddenin yayımı tarihinde hiçbir işleme gerek kalmaksızın sona ereceğini, bunlardan Talim ve Terbiye Kurulu Üyesi, Müsteşar Yardımcısı ve Genel Müdür kadrolarında bulunanların ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Bakanlık Müşaviri kadrolarına, Grup Başkanı ve İl Müdürü kadrolarında bulunanların ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Grup Başkanı ve İl Müdürü kadrolarına, diğerleri ile geçici 3. maddeye istinaden şahsa bağlı Şube Müdürü kadrolarında bulunanların ise ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Eğitim Uzmanı kadrolarına, hâlen bulundukları kadro dereceleriyle hiçbir işleme gerek kalmaksızın atanmış sayılacaklarını, ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen kadroların herhangi bir sebeple boşalması hâlinde ise bu kadroların hiçbir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılacağını hükme bağlamaktadır.

 

158. Hukukî güvenlik ilkesi, hukuk devletinin gereklerinden biridir. Hak arama hürriyeti de adil yargılamanın ön koşulunu oluşturur.

 

159. Kamu personeli olarak görev yapan kişilerin bulundukları görevlerden alınmalarını gerektiren haklı bir neden olmadıkça görevlerine son verilememesi, hukukî güvenlik ilkesinin bir gereğidir. Kamu personelinin bulundukları görevden alınma ve başka bir göreve atanmalarının, haklarında bu yönde idari işlem tesis edilmesi ile gerçekleşmesi kural olmakla birlikte, hukukî ve fiilî zorunluluk hallerinde bu hususlarda yasal düzenlemeler yapılabileceği de kabul edilmektedir. Söz konusu zorunluluklar nedeniyle getirilen ve ilgililerin kazanılmış haklarını ihlal etmeyen düzenlemeler, hukukî güvenlik ilkesine aykırılık oluşturmaz.

 

160. Kanun koyucu Anayasaya uygun olmak kaydıyla, kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin koşulları belirleyerek kadro düzenlemesi yapabilir ve bu kapsamda, kamu hizmetinin gerekleri yönünden ve kamu yararı amacıyla yeni kadrolar ihdas edebileceği gibi mevcut bazı kadroları da kaldırabilir. Ayrıca, kamu idareleri ile kamu görevlileri arasındaki ilişkiler, kural tasarruflarla düzenlendiğinden, kamu görevlilerinin statülerine ilişkin yeni kurallar koyabilir ya da var olan kuralları değiştirebilir.

 

161. Kamu kurum ve kuruluşlarının yeniden yapılandırılmaları kapsamında, teşkilat yapısı değiştirilen kurum ve kuruluşların bazı kadrolarında görev yapan kamu görevlilerinin görevlerinin sona erdirilerek başka kadrolara atanmalarının öngörülmesi, söz konusu hukukî ve fiili zorunluluklar nedeniyle getirilen yasal düzenlemelerin bir örneğini oluşturmakta ve hak arama özgürlüğünün ihlaline yol açmamaktadır.

 

162. Bu durumda, ilgililerin başka kadrolara atanmalarının sebep unsuru, ilgili kurumun ya da kuruluşun yeniden teşkilatlandırılması olup, yürürlükte bulunan kanunlara dayanılarak ve kamu görevlisinin öznel durumu dikkate alınarak idarece tesis edilen naklen atama işlemlerinden farklıdır. Söz konusu hukuki ve fiili zorunluluklar nedeniyle kazanılmış haklar korunarak başka kadrolara atama yapılması, kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındadır.

 

163. Öte yandan, dava konusu kuralla tek bir kişi hakkında bireysel nitelikte bir yürütme işlemi tesis edilmeyip, aksine genel ve soyut bir kural getirilmektedir. Soyut bir kuralın gerçekte tek bir kişiyi ya da sınırlı sayıda kişiyi ilgilendiriyor olması onun soyut niteliğini ortadan kaldırmaz. Bireysel nitelikte bir işlemden söz edilebilmesi için somut olarak bir kişinin hukukî durumunda değişiklik yapan bir irade açıklamasının bulunması gerekir. Dava konusu kuralla doğrudan bazı kişilerin hukukî durumunda değişiklik yapılmasına yönelik bir irade açıklamasında bulunulmadığından bireysel işlemin varlığından söz edilemez. Kuralda belirtilen kadrolarda görev yapan kişilerin hukukî durumlarının düzenlemenin sonucundan etkilenmiş olması bu neticeyi değiştirmez.

 

164. Dava konusu kural Milli Eğitim Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatında yer alan bazı kadrolarında bulunanların görevlerinin sona ermesini, bu kişilerin atanacakları kadroları ve atandıkları kadroların şahsa bağlı kadrolar olmasını düzenlemektedir.

 

165. 6528 sayılı Kanun'la Millî Eğitim Bakanlığı teşkilatında yapılan değişiklikler incelendiğinde Bakanlığın hizmet birimleri kapsamında iki yeni genel müdürlük (Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürlüğü) kurulduğu. “Bilgi işlem Grup Başkanlığı" ile ''İnşaat ve Emlak Grup Başkanlığı" adlarının "Bilgi İşlem Daire Başkanlığı” ve "İnşaat ve Emlak Daire Başkanlığı" şeklinde değiştirildiği ve Bilgi İşlem Daire Başkanlığının görevlerinin sayıldığı bentlerden birinde de değişiklik yapıldığı anlaşılmıştır. 6528 sayılı Kanun'la yapılan bir diğer değişiklik, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının Bakanlığın "karar organı" olmaktan çıkarılarak "inceleme organı"na dönüştürülmesidir. Bu değişiklik paralelinde anılan Başkanlığın görevlerinde de değişikliğe gidilmiştir. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı ve üye kaynaklarının belirtildiği fıkrada yapılan değişiklikle ise "eğitim ile ilgili atanlarda öğretim üyeleri" kaynağının yer aldığı bent "öğretim üyeleri" şeklinde değiştirilerek, bu kişilerin eğitim ile ilgili alanlardan olması koşulu kaldırılmıştır.

 

166. Madde gerekçesinde, "...Bakanlıkta hâlihazırda yürütülmekte olan yeniden yapılanma çalışmalarına paralel olarak, belirli kademelerdeki yönetici kadrolarında bulunanların ihdas edilen kadrolara atanmaları ve malî haklarının korunması öngörülmektedir" denilmekte ise de 6528 sayılı Kanunla 652 sayılı KHK’de yapılan değişiklikler bir bütün olarak incelendiğinde, Bakanlık teşkilatında yapılan ve yukarıda açıklanan değişiklikler. Talim ve Terbiye Kurulu üyesi, müsteşar yardımcısı, genel müdür, İnşaat ve Emlak Grup Başkanı, il müdürü, il millî eğitim müdür yardımcısı ve ilçe milli eğitim müdürü kadrosunda bulunanların görevlerinin sona ermesini, şahsa bağlı şube müdürü kadrosunda bulunanların ise bir başka kadroya atanmalarını gerektiren hukukî ve fiilî zorunluluk olarak değerlendirilemez. Bu nedenle dava konusu kural, söz konusu kişiler yönünden hukukî güvenlik ilkesinin ihlaline yol açmaktadır.

 

167. "Grup başkanı" kadroları ise Kanun’la iptal edilmiş ve bu kadroda bulunanlar "şahsa bağlı grup başkanı" kadrosuna atanmışlardır. Bulunduğu kadro iptal edilmiş olan grup başkanlarının görevlerine son verilmesi, yapısal değişikliğin bir sonucu olarak ortaya çıkan hukukî ve fiili zorunluluklar kapsamında bulunduğundan, "şahsa bağlı” ihdas edilen "grup başkanı" kadrolarına atanan ve malî hakları korunan bu kişilere ilişkin kısmı yönünden kuralın hukukî güvenlik ilkesine aykırılık oluşturduğu söylenemez.

 

168. Açıklanan nedenlerle fıkranın;

a- Birinci cümlesinde yer alan "...Talim ve Terbiye Kurulu üyesi, Müsteşar Yardımcısı, Genel Müdür, İnşaat ve Emlak Grup Başkanı ve..." ibaresi ile " ..bulunanlar ile Bakanlık taşra teşkilatında İl Müdürü, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı ve İlçe Milli Eğitim Müdürü kadrolarında... ” ibaresi Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır. İptalleri gerekir.

 

b- İkinci cümlesinde yer alan “Bunlardan Talim ve Terbiye Kurulu Üyesi, Müsteşar Yardımcısı ve Genel Müdür kadrolarında bulunanlar ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Bakanlık Müşaviri kadrolarına....", “...ve İl Müdürü... ", “...ve İl Müdürü....” ile "... diğerleri ile geçici 3 üncü maddeye istinaden şahsa bağlı Şube Müdürü kadrolarında bulunanlar ise ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Eğitim Uzmanı kadrolarına. " ibareleri Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdır. İptalleri gerekir.

 

c- Kalan kısım Anayasa’nın 2. ve 36. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.

 

……

 

VI- İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ

B- 652 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Karamame'nin geçici 10. maddesinin (3) numaralı fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerindeki iptal edilen ibareler nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan aynı maddenin (5) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...ve İl Müdürü...", "...ile geçici 3 üncü maddeyle istinaden şahsa bağlı Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı ve İl Müdürü kadrolarına atanmış sayılanlar..." ibareleri ile ikinci, üçüncü ve dördüncü cümlelerinin de 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptali gerekir.

VI- HÜKÜM

 

1.3.2014 tarihli ve 6528 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;

G- 25. maddesiyle 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen geçici 10. maddenin;

1- (3) numaralı fıkrasının;

a- Birinci cümlesinde yer alan “... Talim ve Terbiye Kurulu Üyesi. Müsteşar Yardımcısı. Genel Müdür. İnşaat ve Emlak Grup Başkanı ve..." ibaresi ile “...bulunanlar ile Bakanlık taşra teşkilatında İI Müdürü, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı ve İlçe Milli Eğitim Müdürü kadrolarında... ” ibaresinin İPTALLERİNE, OY BİRLİĞİYLE,

 

b- İkinci cümlesinde yer alan “Bunlardan Talim ve Terbiye Kurulu Üyesi. Müsteşar Yardımcısı ve Genel Müdür kadrolarında bulunanlar ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Bakanlık Müşaviri kadrolarına....", "...ve İl Müdürü... ", “...ve İl Müdürü... " ile "..., diğerleri ile geçici 3 üncü maddeye istinaden şahsa bağlı Şube Müdürü kadrolarında bulunanlar ise ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Eğitim Uzmanı kadrolarına....” ibarelerinin İPTALLERİNE OY BİRLİĞİYLE,

 

c- Kalan bölümünün Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, OY BİRLİĞİYLE.

2-            (3) numaralı fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerindeki iptal edilen ibareler nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan (5) numaralı fıkranın birinci cümlesinde yer alan "...ve İI Müdürü... ”, “...ile geçici 3 üncü maddeye istinaden şahsa bağlı Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı ve İl Müdürü kadrolarına atanmış sayılanlar... ” ibareleri ile ikinci, üçüncü ve dördüncü cümlelerinin de 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALLERİNE, OY BİRLİĞİYLE.

 

3-            (7) numaralı fıkrasının;

 

 

13.7.2015 tarihinde karar verildi.

Kaynak: personelmebhaber.net

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber