Bu haber kez okundu.

Eğitim Sistemini Özetleyen Hayvan Hikayesi!..

Bireysel farklılıkları dikkate almayan eğitim sistemimizin tek tip insan yetiştirme çabası kuşakları heba etmeye devam ediyor. Genç Beyin dergisi bir hayvan hikâyesiyle eğitim sistemimizin müfredat garabetine dikkat çekti… İşte Fatih KAYNAK'ın derlediği o hikâye:

Ormanlar kralı aslana orman konseyi toplanıp şöyle dediler: “Bu insanlar çok oldular. Artık onlardan kaçacak bir eğitim mutlaka vermeliyiz vatandaşlarımıza. Aksi halde bu gidişle yok olacağız!” ve daha birçok şey söyleyip bir eğitim programı gerekli olduğuna kralı ikna ettiler. Bunun üzerine ormanlar kralı emirler yağdırdı ve ferman yayınladı: “ Derhal ormanın en bilginlerinden oluşan bir grup insanlardan kaçmayı bütün orman sakinlerine öğreteler!”

Hemen bilginler toplandı.

İçlerinden tavşanların en bilgesi, sincapların en bilgesi, köstebeklerin en bilgesi seçildi.

Çünkü her biri insanlardan kaçmada kendi alanlarında uzmandı.

Birde aklıyla çok meşhur ve dünyada çok dolaşmasıyla ünlü somon balığı yine aynı grup tarafından seçildi.

Çünkü “çok gezen çok bilir”di! Şimdi sırada görülmesi zorunlu müfredatı konularıyla seçmek ve ders kitaplarını hazırlamak gerekti.

İlk sözü büyük bir saygı ile en yaşlı bilinen tavşan aldı:

-Değerli arkadaşlar! İnsanlardan kurtulmanın en önemli yolu çok hızlı koşmak ve gözden kaybolmaktır. Müfredata koşma dersleri konulmasını teklif ediyorum. Konuları öğretmen olarak bir yardımcımla ben hazırlayacağım.

Teklif büyük alkışla kabul edildi.

Ve hemen sözü bilge sincap aldı:

-Çok saygı değer ve kendilerini ilme vermiş arkadaşlarım! Ormanlarımızda hayli fazla büyük ve dallarından sayısız yuva yapılabilecek, uzunluğu gökdelenler kadar olan ağaçlar var. Biz ekseriya ormanlarımızda insanlardan ağaçlara iyi tırmanmakla kurtuluyoruz. Onun için zorunlu derslerden biri mutlaka tırmanma dersleri olmalı.

Ekipten büyük sevinç ve kabul sesleri yükseldi. Dersi verecek ağaca tırmanma uzmanı bir öğretmen sincap teklif edilerek iş bitirildi.

Sıra köstebek bilgine gelmişti. Hemen söz aldı. Yaşadıklarını, tecrübelerini anlattı; kazdığı toprağın içinde kaybolabilmenin altında tüneller oluşturabilmenin şart olduğuna herkesi ikna etti ve hemen müfredata kazı dersleri ile öğretmeni eklendi.

Bu defa ekip nehir kenarındaki somon balığına döndü ve söz hakkı verdi. Somon balığı ülkeleri gezmenin bilgeliği ile konuştu:

-Ey kendini, akıllarını ve her şeyini orman halkına feda eden saygıdeğer, takdire layık bilginler! Bilirsiniz benim gezmediğim memleket, görmediğim saklanma şekli kalmamıştır.  Ben derim ki, diyelim ki bir arkadaşımız çok güzel koşmayı öğrendi ve kaçarken suya rastladı. Ne yapacak? Ya da ağaca çıktı, bir nehir kenarına veya sele rastladı. Sel sonrası her taraf su, ne yapacak? Ya da toprağı kazıp kaçarken nehre rastladı, ne olacak?” 

Bilge sincap lafı uzattığı için hemen somon balığına söylendi:

-Lütfen meclisimizde açık konuşalım! Lafı uzatmayalım!” 

Somon balığı nefesini suda tekrar yenileyerek heyecanla dedi:

Mutlaka yüzme dersleri olmalı! Tabi gayet mantıklı ve akla uygun örneklerle herkesi ikna etti. Ayrıca herkesin takdirlerini ve hayran bakışlarını kazanarak alkışları aldı. Hızlı şekilde yüzme öğretmeni de ayarlandı.

Belli sürede her şey tamamlandı. Sırada deneme uygulaması vardı. Heyecanla ormanlar kralı aslana gittiler. İkna etmeleri çok kısa sürdü. Bütün orman konseyine müfredat açıklandı, dakikalarca alkışlandı. Artık sırada derslerin uygulaması kalmıştı.

Fakat o da ne!

İnanılmaz şeyler olmaya başladı. Harika müfredatı uyguladılar.

Harika koşma kabiliyetine sahip tavşan koşu dersinde birinci geliyordu, hem de her zaman. Fakat ağaca çıkma derslerinde o kadar başarısızdı ki, artık kendini zorlamaya başladı. Defalarca ağaçtan düştü. Kafasını yerlere çarpıp ayaklarını kırmaktan bırakın koşmayı, yürüyemez oldu. Artık tavşan ne koşabilir, ne ağaca tırmanabilir, ne yüzebilir, yani özelliği olmayan kabiliyetsiz biri olmuştu.

Sincap başta ağaçlara inanılmaz tırmanıyordu ama o da yüzme ve özellikle kazı dersleri sebebiyle tırnak ve dişlerini kaybetti. Yani o da artık kabiliyetsizin tekiydi. Köstebekse kazı derslerinde çok başarılı oluyordu ama tırmanma dersleri sebebiyle düşüp dişlerini kırdı, beyin travması geçirdi. Artık o da kabiliyetsizdi.

Zavallı maymun tırmanma sınavlarında çok iyiydi ama koşuda, yüzmede, toprakta kazı ve tünel kazmada hep sınıfta kalıyordu. Hele zamanla iyice rahatsızlanıp bazen tırmanmayı da kaybediyordu.

Fakat okul birincisi bir tek canlı olmuştu: Yılan Balığı. Çünkü o biraz koşabiliyor, nehirde biraz toprağı kazıp kendini gizlemeye çalışıyor, yüzebiliyor ve biraz nehir kenarındaki ağaca tırmanabiliyordu. Hatta hepsinden en iyi biraz yapabilen oydu.

Diğerleri onun kadar en iyi biraz yapamıyordu(!). Ah, hele sincap bir keresinde yüzme dersleri sebebiyle neredeyse boğuluyordu ve o sırada beynine oksijen gitmediğinden şuurunu aylarca toparlayamadı.

Durumu görmeye başlayan orman konseyi baktılar ki, herkes telef olacak.  Hemen içlerinden sözcü seçip ormanlar kralına gönderdiler. Sözcü krala dedi:

-Hayret! En başarılı yılan balığı çıktı. Bizse kabiliyetleri öldüren katil!

Durumu anlatarak ormanlar kralını ikna edip şu emri her yere duyurdular:

-Artık çok amaçlı karma eğitim modeli yasaklanmıştır. Herkes kendine uygun özellikteki alana göre ve hür olarak eğitim görüp kendini geliştirecektir.

Elbette insanlar farklıdır.

Çünkü hayvanlar daha dünyaya gelir gelmez hayatın bütün şartlarını Allah'ın ilham etmesiyle bilerek gönderilir.

Örümcek doğar doğmaz ağ yapmayı, sivrisinek kan almayı, arı bal yapmayı, kuşlar yuvalarını örmeyi, ördek yüzmeyi, köstebek eşmeyi bilir.

Bu sebeple insanların temel eğitim alması şarttır. Faka temel eğitim dışında insanlar imece usulü buluş yapmamıştır.

Yani eğitim bakanlığı “Haydi millet! Ampulü buluyoruz!” deyip ampul bulunmamıştır. Aksine “geri zekâlı” denilerek defalarca okuldan atılan Edison “Ampul yanmaz!” diyenlere inat binlerce deneyler yaparak ampulü bulmuştur.

Albert Einstein da benzer hikâyeye sahiptir. Neredeyse bütün çığır açanların benzer hikâyeleri vardır.

Hiçbir ÖSYM ya da üniversite birincisini hiçbir buluşta ve tarihte göremeyiz ama üniversite terk Bill Gates, Steven Paul Jobs bilişim dünyasında çığır açtı.

İlkokul mezunu bile olamayanlara iş müracaatı yapmaya çalışan nice üniversite mezunları, hatta birincileri az değil.

Yani “beşikten mezara” eğitim ve kendimizi geliştirme işi sadece örgün eğitime bağlı değil.

Farklılıkları düşman değil, zenginlik olarak görmeli; ideolojik basmakalıp kafalardan kurtulmalıyız.

Herkesin matematiği mükemmel olacak diye bir kural yok.

Ya da herkes edebiyatçı olmak zorunda değil. Hiçbir çocuğumuzu bu dersleri kötü diye silmemeliyiz.

Her insan ayrı bir âlemdir, bu yüzden herkes kendi çocuğuna -merkeze onun isteklerini koymak şartıyla- uygun bir ya da birkaç alan, meslek seçmeli ve yönlendirmelidir.

Yoksa hikâyedeki gibi hayatımızdaki bütün alanlarda ve mesleklerde sadece “en iyi birazlar” olur ve oluyor.”

   (Genç Beyin, Sayı: 119)

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber