Bu haber kez okundu.

Eğitim Sistemindeki Değişlikler Mağdur Etmeye Devam Ediyor

Eğitim sistemimizde yaşanan sorunlar çözüm beklerken, üstüne üstlük yapılan sistem değişikliklerine ayak uydurmakla geçen süre, eğitimi sistemini dahada derinden etkilemeye devam ediyor.

1967-1968 yıllarında çıkartılan bir kanunla tornavida tutmasını bilmeyen, testerenin nasıl takılacağını bilmeyen, bir ürünün imal edilebilmesi için gerekli olan teknik resim bilgisi olmayan düz lise öğrencilerine meslek liselerine geçiş hakkı tanınmıştı. Fakat yoğun tepkilerden sonra bu kanun maddesi bir sene sonra değiştirilmişti. Bir diğer örnek ise 1964-1965 eğitim öğretim yılından evvel yapı sanat liselerinden mezun olan öğrenciler, o dönem tek inşaat mühendisliği bölümü bulunan Yıldız Teknik Üniversitesi’ne sınavsız geçebilirken, 1965-1965  eğitim öğretim yıllarından itibaren mezun olanlara bu hak tanınmamış ve bu tarihlerden itibaren sınava tabi tutulmak zorunda bırakılmışlardır. Devletin personele ihtiyacı olduğunda sınavsız geçiş hakkı tanınmış, personel ihtiyacı bittiğinde ise öğrencilerin önüne pat diye sınav konu verilmiştir. Yani nüfus artıkça sınav şartları bir anda daha da ağırlaştırılırken, öncesinde  ilköğretim ve ortaöğretimdeki bu ağırlaştırılan sınavlara yönelik müfredatta ciddi çalışmalar yapılmamıştır. 

 

Bu yüzden sınavlara hazır olamayan birçok gencimiz mesleki kariyer anlamında yok olmaya mahkum bırakılmıştır. Daha sonraları uzun yıllar 5+3+3 sistemi iyi bir şekilde ilerlerken 1990 yıllardan itibaren eğitim sistemimizle bütüncü yapısından uzak ve tamamen politik çıkarlar uğruna değişiklikler yapılmaya başlanmıştır. 2000’li yıllara gelindiğinde Küresel Eğitim Modeli adı altında Dünya Bankası Ülkelere bir takım krediler vermeye başlamıştır. Burada amaç 3 mart 1924 yılında yasalaşan Tevhidi Tedrisat Kanunuyla ulusun en önemli yapı taşı olarak kabul edilen ‘’eğitimin birliği’’ kavramını yok etmektir. Bu kanun kimilerine göre devletin sürekli gözetiminde olan eğitim sistemimize bir engel teşkil etmekte ve farklı bakış açılarını, eğitim fırsatlarını engellemekteydi. Bu amaçla tasarlanan Kamu Yönetimi Temel Kanunu Taslağı ile eğitim sistemi Tevhidi Tedrisat Kanunu yasalaşmadan önceki bir çok Sivil Toplum Kuruluşu (STK), vakıflar, siyasi partiler ve şer odakları gibi kurumlar tarafından kontrol edilebilecektir. Dolayısı ile bu taslak yasalaştığında tüm eğitim kurumları yerel idarelere devredilecektir.  Öğretmenler artık kadrolu devletin öğretmeni değil, STK’ların, vakıfların, özel şirketlerin, misyonerlerin, belediyelerin öğretmenleri olacaklardır. Kendi görüşüne uymayan öğretmeni bu kuruluşlar kapının önüne koyabilir durumdadır.

 

4+4+4 eğitim sistemine geçiş şu andaki hükumet tarafından getirilmiş ve büyük bir tartışmanın da fitili ateşlemişti. Bu sistemin çok daha faydalı olacağını savunan hükumet birkaç yıl sonra, yani bu sıralar tekrar 5+3+4 sistemine geçmeye hazırlanmaktadır. Gerekçe olarak da norm fazlasına düşen 40 bin öğretmene okul bulabilme gösterilmektedir. Katsayı mağduru öğrenciler, Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS)  ve Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) hırsızlarından dolayı hiç bir yere yerleşemeyen insanlar, okul öncesi yaş değişiklikleri,  sınavla müdürlük hakkı kazanmış olanların, sınavsız müdür atamaları yapılması, gibi yüzlerce yerine oturmayan taşlar bulunmaktadır. Yıllardır süren bu eğitim sistemindeki değişikliklere bir son verilerek, anayasanın ilk üç maddesiyle ilgili "Değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez" hükmü bulunuyorsa, "Eğitim birliği ulusun birliğidir, yasalarda belirtilen şekliyle değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez’’ hükmünün konulması zorunluluğunun gelmesi gerekmektedir.

 

 

Meb Medya - Özel Haber

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber