Bu haber kez okundu.

Eğitim Reformu Nasıl Olmalı?

Bunun ötesinde Sayın Davutoğlu’nun, eğitim meselesini kendine dert edindiği konusunda da elbette şüphe yoktur.

Ancak, ülkemizin kronikleşen eğitim sorunları ile ilgili olarak nerdeyse her dönem bir şeyler yapılmaya çalışılmasına rağmen, gelinen noktada hep “eğitim sorunları nasıl çözülür?” sorusu tekrarlanmış ve sürekli sorun çözme döngüsü ile cebelleşen bir ülke haline gelmiş durumdayız.

Döngü içinde bocalamamıza neden olan sebepleri öğrenmeden varacağımız bir yer pekte mümkün görülmemektedir. Bununla ilgili temel bir kaç ana sebebi sıralayıp, bildirgede yapılması düşünülen reformlarla ilgili düşüncelerimi kısaca açıklamak istedim.

1-Eğitimin ne olduğu ile ilgili olarak toplum katmanları, yöneticiler ve düşünürlerin müşterek bir tavrı ve önerisi olmaması…

Eğitim sistemimiz nasıl bir felsefi temel üzerine oturması gerekir?

Eğitimli insan nedir? Sorusuna vereceğimiz cevap eğitim sistemimizde nasıl bir reforma gideceğimizin anahtarını oluşturacaktır. Bir yandan evrensel gerçekler, bir yandan ulusal duyarlılıklar arasında tercih önceliğinin kime verileceği ya da nasıl bir denge üzerinde politika üretileceği hep tartışma konusu olmuştur. Modern demokrat devletin en temel özelliği tüm kesimlere eşit mesafede olmasıdır. Anadolu coğrafyasında ekseriyeti oluşturan hakim kültürel değerlerin benzer olmasına karşın, farklı kimlik ve ideolojik tercihler içerisinde nasıl bir yol izleneceği konusu aslında asıl tartışmaların kaynağıdır. Evrensel değerler ve birey kimliğinin inşa edilmesinde tartışma yaşanmaz da; kültürel kimlik konusunda her politik ve ideolojik görüş kendi safından hadiseyi değerlendirmektedir.

Bu konunun çözümü diğer sorunların çözümünü kolaylaştıracaktır. 2- Eğitim reformu adına şu ana kadar ki yapılan uygulama ve örneklerin, ülke kimliği ve gerçeğiyle bağdaşmayan çalışmalar olduğu rahatlıkla söylenebilir. Eğitim sistemi olarak herhangi bir ülkenin başardığı model uygulamanın, ülkemiz için de geçerli olabilmesi için, imkân, altyapı, insan unsuru ve zihinsel açılardan benzer şartları taşıması gerekir. Bırakın reform niteliğindeki çalışmaları, en basit usullere bağlı yenileşmelerin bile ince elenip sık dokunduktan sonra uygulama sürecine konulması başarmak için temel koşuldur. Ne yazık ki bu usullere uyulduğu çokta söylenemez.

 3-Eğitim reformuyla yapılması planlanan işlerle ilgili, olumlu ve doğru kararlar alınsa bile, istenilen sonucu doğrudan etkileyecek ve hatta var olan olumlu sonuçlardan bile sapmalara sebep olacak önemli bir neden var. Yapılan yenileşme ve reform çalışmalarından çalışanların haberdar olmaması, düşüncelerinin alınmaması ve bu çalışmalara tüm paydaşların aktif olarak katılmaması. Üst yöneticiler bu konunun ne kadar önemli olduğunu çoğu kez fark edememekteler.

Bu sorun, Türk demokrasi serüveninde “halka rağmen demokrasi ile halk için demokrasi” prensibinin tıpa tıp aynısıdır. Halk/sistem için bir iyilik düşünülecekse, düşünülen halkın ya da işgörenlerin yapılacak olan faaliyetin içinde tüm süreçleriyle birlikte olması gerekir. Her nedense bu konuya hiç dikkat edilmemektedir. Eğitimin atölyesindeki tüm çalışanlar, karar süreçlerinde kendilerinin olmadığı hiçbir reform çalışmasına gönüllü katılmazlar ve hatta direnç gösterirler. Karar süreçlerine katılma(yönetişim) hem modern, hem kültürel bir uygulama ve hem de çalışanı adam hesabına almanın bir göstergesidir. Otoriter zihinler ve buna bağlı uygulamalar zaten hep halk için faydalı şeyleri düşündükleri için “demokrasi” ile bağdaşamadılar.

Dünün hatası tekerrür etmemeli. İşin esası, sistem için yapılacak doğru şeyler varsa; bunun kararını yetkili organlar ve uygun yöntemler vasıtasıyla çalışanlar vermelidir. Ne yazık ki üst yönetim, informal yönü ağır olan eğitim sistemindeki reform çalışmalarına öncelikle işin örgütsel davranış noktasında bakamamaktalar. Böyle olunca, yapılan hiçbir şey başarıya ulaşamamaktadır. Yönetişim ve karar süreçlerine katılım işi gündeme gelmediği takdirde, okullarda görev yapan öğretmenlerin politik tercihlerine bağlı kamplaşmanın oluşumuna katkı sağlanmış olur ki, farklı düşünenler yapılan çalışmaların eğitimin bir gereğidir anlayışıyla değil de, bir siyasi tercih olduğu zannı ile davranış geliştirmeye başlarlar. En nihayetinde yapılması planlanan tüm doğru çalışmalar istenilen sonucu getirmez.

4-Yapılması gereken eğitim reformu çalışmaları bir devlet projesi olarak kısa, orta ve uzun vadeli dönemler halinde, mevcut piyasa ve dünya şartları dikkate alınarak, bilimsel veriler çerçevesinde her kesimi kapsayacak şekilde, tüm işgörenlerin(öğretmen, müdür, müfettiş, üst yönetici, vs.) ve alanında yetkin tüm akademisyenlerin de katılım sağladığı çalıştaylar marifetiyle yapılması en doğru uygulama olacaktır.

Beyannamedeki ana başlıkları kısaca değerlendirirsek: Görüldüğü kadarıyla her türdeki lisede, 11'inci ve 12'inci sınıfların, öğrencinin devam etmek istediği yükseköğretim programına geçiş için hazırlık yapmasını sağlayacak veya bir mesleğe hazırlayacak derslerden oluşan modüller halinde düzenlenmesi doğru bir uygulama olabilir ama pratiğe dönüşmesi uzun vadeli bir süreç gerektirir.

"Üniversite giriş sistemini gözden geçirecek, öğrencilerimizin gerçek performansını dikkate alan ve sınav stresini en aza indirecek bir yaklaşımla tekrar formüle edeceğiz" denilmesi, güzel bir temenni olmasının yanında mevcut piyasa koşulları yani çok yönlü faktör ve istihdam alanlarının çok iyi analiz edilerek orta vadeli bir plan çerçevesinde uygulamaya konulması gerekir.

Öğretmen istihdamında daha önce sadece 16 alanda, alan sınavı yapılıyordu. Bu sayı, 109 alanın tümüne yaygınlaştırılacak. Böylece öğretmenler atanmak için kendi alanı dışında sınava girmeyecek olması da güzel bir öneri olmasının yanında, öğretmen eğitimi ve yeterliği konusunda daha radikal ve işlevsel kararlar alınması gerekecektir.

Kaliteli öğretmen yetiştirme ve istihdamı konusunda isabetli uygulamaların gündeme alınması gerekir. Örneğin, öğretmen alımında yazılı sınav, kaliteyi belirlemede tek ölçüt olmamalı. Bildirgede, 'Eğitim Kalite Endeksi' hazırlanacağı, bu endeks aracılığıyla sınıf, okul türü, ilçe, il ve bölgeler düzeyinde Türkiye'nin eğitim kalitesi haritasının ortaya çıkarılacağı ifade edildi.

Bu harita aracılığıyla, Türkiye'deki okul türleri ve bölgeler arasındaki "başarı farklılıklarının" azaltılması konusunda nelerin yapılması gerektiği net olarak belirlenmesinin ötesinde, belirlemeden sonra ne yapılacağı da düşünülmeli. Bildirgede, “İlk ve ortaöğretimde okul bazlı bütçe yönetimine geçilmesine yönelik çalışmalar yapacağız" düşüncesi özellikle eğitime kafa yoranların hep dile getirdiği bir husus. Ancak, okullar kendi çapında “özerk” yapılar olamadığı sürece bu uygulamada sıkıntılar oluşacaktır.

Profesyonel yönetim ve okul odaklı bir yerel yapılanma tartışmanın zeminini oluşturur. Tam gün eğitime geçiş, okul öncesi eğitimde okullaşa oranını artırma zaten hep bir temenni olmuştur. Üniversite özerkliği meselesi, hep gündemde olduğu halde mesafe kat edilemeyen bir konu olarak kalmıştır. Bahsedildiği gibi, bildiri kendi içinde herkesçe kabul gören ve dillendirilen konuları içermektedir. Asıl mesele ise bu düşüncelerin pratiğe dönüşebilmesi için, nelerin, hangi usullerle yapılacağı meselesidir. Selam ve muhabbetle.  

Zafer Özer, Eğitim Yönetimi Uzmanı  

KAMUDANHABER.COM

 

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
eğitim reformu olmalı

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber