Öğretmen Diyarı

Eğitim İzleme Raporu 2016-17 Yayınlandı!

10 yıldır eğitimi izleyen ve eğitim alanında yaşanan gelişmeleri Eğitim İzleme Raporları aracılığıyla değerlendiren Eğitim Reformu Girişimi (ERG), geçtiğimiz eğitim-öğretim yılına ilişkin ülkemizdeki gelişmeleri ele alan Eğitim İzleme Raporları’nın onuncusunu yayınladı.
ERG, Eğitim İzleme Raporu 2016-17’de “güncellenen” öğretim programlarını, Öğretmen Strateji Belgesi 2017-2023 bağlamında öğretmen politikalarını; özel okullardaki artışı ve teşvikleri; eğitim harcamalarını; eğitim ortamlarını, Suriyeli çocukların eğitimine ilişkin gelişmeleri ve eğitimin çıktılarını değerlendiriyor. Ayrıca, kapsayıcı eğitim politikalarına duyulan gereksinimi ve “çocuğun iyi olma hali” yaklaşımının politika ve uygulamalara rehberlik etmesinin önemini vurguluyor.
Avrupa Roman Hakları Merkezi Türkiye Gözlemcisi ve Roman Hakları Forumu Kurucusu Hacer Foggo’nun önsözü ve Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. H. Giray Berberoğlu’nun sonsözü ile yayımlanan rapor, güncel bilimsel çalışmalardan yararlanılarak ve ulusal ve uluslararası veriler analiz edilerek hazırlandı; ayrıca akademisyenlerin, eğitimcilerin, ebeveynlerin, kamuda ve sivil toplumda çalışan uzmanların görüşleri alınarak son haline getirildi.
Raporda öne çıkan bulgular şöyle:
● Türkiye, bir yandan yeni sanayi devrimini, diğer yandan sürdürülebilir büyümeyi tartışırken
yeni öğretim programlarında üst düzey becerilerin kullanılmasını gerektirecek, bilişsel
alanın bilme basamağının üstüne çıkan kazanım ifadeleri sayıca azdır. Bir önceki öğretim
programlarının temel vurgusu “beceri kazandırmak” iken, yeni öğretim programlarının
temel vurgusu “milli ve manevi değerleri” kazandırmak olarak belirtildi.
● Öğretim programları eğitimin omurgasını oluşturur ve ulusal bir uzlaşmayla hazırlanması
geniş kitleler tarafından sahiplenmesi açısından önemlidir. Ancak, programa dair
kimler tarafından hazırlandığı, düzenlenen toplantılara kimlerin davet edildiği gibi bilgiler
kamuoyuyla paylaşılmamış, katılımcılık “görüş almakla” sınırlandırılmış ve farklı paydaşlar
arasında bir ortaklaşma çabası gösterilmemiştir.
● Türkiye, 2017’de genel bütçeden eğitime ayırdığı %13,2 oranında payı önümüzdeki yıllarda, zorunlu okul öncesine geçiş, ikili öğretimin sonlanması, Öğretmen Stratejisi’nin etkin biçimde
uygulanması için gerekli harcamaları da içerecek şekilde artırmalıdır.
● PISA 2015 verisine dayanan araştırmalar, kamu kaynaklarının sosyal adaleti gözeterek
kullanılmasının eğitimin iyileşmesine katkıda bulunduğunu gösteriyor. Eğitimi özelleştirme
ve bu süreci teşviklerle destekleme gibi politikaların şu haliyle eşitliğe katkı yaptığını iddia
etmek güçtür. Onun yerine, okullara doğrudan gönderilen eğitim bütçesinin artırılması,
dezavantajlı okullarda öğretmenlerin ortalama görev süresini artıracak önlemler alınması ve
ücretsiz öğle yemeği verilmesi gibi eşitlikçi politikalar uygulamaya alınmalıdır.
● Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı 4 – 6 yaş kurslar ile belediyelerce ve derneklerce açılan
kreşleri kapsayan “toplum temelli kurumlar”ın payı geçen yıla göre %1,7’den %3,6’ya çıktı.
Toplum temelli programların büyümesi ancak bu programların çocuğun iyi halini ve gelişimini
destekleyen ortamları sunabilmesi durumunda olumlu olarak değerlendirilebilir. Henüz, bu
programların içeriğine dair bilgi paylaşımı çok sınırlıdır.
● Ortaöğretimde kız çocukların okullulaşmasında gelişme devam ediyor. Kız çocukların
okullulaşma oranı Güneydoğu Anadolu’da ve Orta Doğu Anadolu’da arttı. Aynı zamanda,
içerik açısından da yeni programın, ders materyallerinin ve okul içi pratiklerinin toplumsal
cinsiyet eşitliğini desteklemesi önemlidir.
● Okul çağındaki 833.039 Suriyeli çocuğun yaklaşık %60’ı, çoğu geçici eğitim merkezlerinde
olmak üzere eğitim alabiliyor. Çocukların önümüzdeki iki yıl içerisinde kademeli olarak devlet
okullarına geçmesi planlanıyor.
● Dezavantajlı bölgelerdeki öğretmen ihtiyacını gidermek için sözleşmeli öğretmenlik
uygulamasından daha sürdürülebilir, hem öğretmen hem de öğrenciyi odağa alan
ve ihtiyaçlarına cevap veren çözümlere gerek duyuluyor. Öğretmen Strateji Belgesi 2017-2023’te bu konuda yeterli eylem bulunmuyor.
● Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin zorunlu tutulması ve içeriğinde “din eğitimi” yapılması
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal etmeye devam ediyor.
● PISA 2015 sonuçlarına göre, Türkiye, yaşam memnuniyet ölçeğinin uygulandığı 28 OECD
üyesi ve 20 partner ülke ve ekonomi içinde öğrencilerin ortalama yaşam memnuniyetlerinin
en düşük olduğu ülkedir. Türkiye’deki öğrencilerin %28,6’sı, 0 ile 10 arasındaki yaşam
memnuniyeti ölçeğinde 0 ile 4 arasını seçiyor.
● PISA 2015’te öğrenciler arasındaki başarı farkının %9’unu yalnızca çocuğun sosyoekonomik
durumu, %26’sını ise hem çocuğun hem okulun sosyoekonomik durumu birlikte açıklıyor.
TEOG yerine gelecek olan uygulamanın bu durumu göz önüne alması önemlidir. Batı
Marmara ile Ortadoğu Anadolu’daki öğrenciler arasındaki PISA başarı farkı, yaklaşık olarak
iki okul yılına denk geliyor.
● TIMSS 2015 sonuçlarına göre, Türkiye’deki 8. sınıf öğrencilerinin fen başarısı TIMSS’e katılan
ülkelerin ortalamasını yakaladı.
 

Raporun tamamını okumak veya indirmek için: http://www.egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2017/03/EIR2016-17_28.09.17.web-1.pdf

Raporun özeti değerlendirmesi için: https://indd.adobe.com/view/dfb4e60c-86b7-4f7f-9755-9044333ad164

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol