Bu haber kez okundu.

EĞİTİM FAKÜLTESİ MEZUNU MEMURLAR NE İSTİYORLAR

Değerli yöneticilerimiz değerli büyüklerimiz. Öncelikle çalışmalarınızda başarılar dileriz. Bizler 1 milyona yakın çalışanı olan, Milli Eğitim Bakanlığında görevli eğitim fakültesi mezunu personelleriz. Bizim çalışanlarımızın neredeyse tamamına yakını öğretmen olan kesimden oluştuğu için kimse bizim sesimizi duymaz. Sendikalarımıza üye oluruz ancak hiç birisi öğretmenlerin haklarını savunmak varken bizim hakkımızı savunmaz. Çünkü ülkemizde sendikacılık haksızlığa uğrayan kişilerin hakkını savunmaktan ziyade üye sayısını artırmak derdinde oldukları için sendikalar içinde de pek bir anlam ifade etmeyiz. Bizim sorunlarımızın bizlerde yarattığı acı büyük ancak sayısal olarak baktığımız zaman bu sorun ve haksızlığa maruz kalan kişi sayısı az olduğu için kimse bizi önemsemez. Öğretmen temelli sorun olduğu zaman tüm sendikaların eli ayağına dolaşır ama bizim için böyle bir telaşa girmezler çünkü bizim varlığımız veya yokluğumuz onlar için neredeyse hiç anlam ifade etmez. Bu nedenle uğradığımız haksızlığı dile getirmek ilk önce parmaklarımıza düştü. Yazımı sizlerde okuyun eğer bizlere da hak verirseniz bu sorumluluktan lütfen sizlerde bir pay alınız. Çünkü ortada yapılan bir haksızlık var ve bu haksızlık halen devam etmektedir.

İslam dininde adalet, en önemli ve öncelikli ilkedir. Kuran'ı Kerim'de "Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendiniz, anne babanız ve akrabanız aleyhinde olsa bile Allah için şahitlik eden kimseler olur. Haklarında şahitlik ettikleriniz zengin olsunlar, fakir olsunlar, Allah onlara sizden daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten sapmayın" ve "Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder" ayetleri bunun en açık delilleridir.

1.    2015 yılında Milli Eğitim Bakanlığında memurlara yönelik olarak yapılan unvan değişikliği sınavında 16 branşta arkadaşımız Mimar, Mühendis, Avukat, İstatistikçi, Çözümleyici, Hemşire, Psikolog, Fizyoterapist, Grafiker, Mütercim, Şehir Plancısı, Teknik Ressam, Tekniker, Programcı, Sosyal Çalışmacı, Teknisyenlik açılmış bunlardan tamamına yakını 2 yıllık üniversite mezunu arkadaşlarımız kendi alanında uzmanlaşırken 4 ila 5 yıllık eğitim fakültesi mezunu olan bizlere bu noktada bir hak tanınmamıştır. Ayrıca 16 branşta 4667 personele lisansları ölçüsünde memurluktan unvan değişikliği ile uzmanlığa geçiş imkanı tanınırken, yine aynı bakanlığın personeli olan ama eğitim fakültesi mezunu olan bizlere, zaten sizin işiniz var onca atanamayan öğretmen varken sizi öğretmen yapamayız demek ne derece doğrudur?

 

2.    Kendi bakanlığımız Adalet ve Aile ve Sosyal Politikalar bakanlığında görevli eğitim fakültesi mezunu memurları unvan değişikliği sınavına sokarak o kurumların ilgili kadrolarına öğretmen yaparken, kendi bakanlığımızın aynı uygulamayı kendi personeline uygulamaması ne derece hakkaniyet içermektedir?

 

3.    Milli Sporcular ve Üniversitede akademisyenler her yıl 500 e yakın kadro ile KPSS siz öğretmen olurken, biz bakanlık çalışanlarına KPSS’yi tek yol olarak göstermek ne derece hakkaniyet içermektedir?

 

4.    Dershanelerin kapatıldığı dönemde 3200 dershane öğretmeni KPSS’ye girmeden öğretmen olarak atanması planlanırken ve buna hiç kimse itiraz etmezken bizlere KPSS’yi tek çıkar yol olarak göstermek ne derece hakkaniyet içermektedir?

 

5.    EKPSS ile öğretmen olarak atanan engelli öğretmen arkadaşlarımız sadece Genel Kültür ve Genel Yetenek sınavına girerek başvuran herkes öğretmen olarak atanırken, bu kadrolara minimum 90 puanla atanan bizlere yeniden KPSS’ye girin atanın demek ne derece hakkaniyet içermektedir ?

 

6.    Siz eğitimin idari kısmındasınız öğretmenlik eğitim kısmı. Dolayısı ile ikisi arasında geçiş olmaz diyorsunuz. Okul Müdürlerimiz ve Şube Müdürlerimiz işin idari kısımlarını yaparken bizim eğitim kısmına geçmememiz ne derece hakkaniyet içermektedir?

 

7.    Kendi personelini kurumlar arası geçiş isteyen personellerle bir tutup top yekun önümüzü kapatmak, bu bağlamda 4 ila 5 yıllık emeği hiçe saymak ne derece hakkaniyet içermektedir?

Bizler, Milli Eğitim Bakanlığı emrinde çalışan eğitim fakültesi mezunu personeller olarak 2012 yılından bu yana mağdur edilmekteyiz. Her bakanlık kendi kurumu içerisinde görev yapan personelinin lisan eğitimi ölçüsünde görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavına sokarak hem personelinin daha verimli hizmet yaparak işleyişini daha mükemmel hale getirirken hem de personelinin mutlu olmasını sağlamaktadır. Asıl çalışan kadrosu öğretmenlik olan bakanlığımızda bizler öğretmen olamıyoruz. Bizim sayımız az olduğu için sesimiz gür çıkmıyor. Sendikalarımız yetkili sendika olsalar dahi onlar da öğretmen sendikası olduğu için bizim hakkımızın hiç kimse savunmuyor. Bu noktadan Bakanlığımız emrinde görev yapan eğitim fakültesi mezunları ne yazı ki sahipsiz kalmışlardır.

Bakanlığımız sorun istersen 1000 tane sorun bulur bizim geçişimiz için. Ama emsal uygulamalara bakıldığı zaman çözüm tektir. Bizler ister kurum içi %3’lük alıma, ister unvan değişikliği sınavına tabi tutularak bir geçiş sistemi ile öğretmenliğe geçirilmemiz hususunda bir düzenlemenin artık yapılmasını arz ediyoruz. Lütfen sesimiz duyulsun.

Bilindiği üzere Adalet bakanlığı ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kendi kurumunda görev yapan eğitim fakültesi mezunlarının lisans eğitimlerinin boşa gitmemesi ve görevde yükselmeleri sağlamak ve ayrıca kendi kurumundaki öğretmen ihtiyacını da karşılamak için Bakanlığımızın bizzat yapmış olduğu unvan değişikliği sınavı ile memurluktan öğretmenlik branşına geçirerek onların kendi mesleklerini icra etmelerinde öncülük yapmaktadır.  Bu bağlamda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 12 Aralık 2015 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan düzenleme ile, görevde yükselme yönetmeliğini değiştirdi. Bu düzenlemeye göre, öğretmenlik kadroları için açılacak unvan değişikliği sınavına daha önce sadece eğitim fakültesi ve fen edebiyat fakültesi bölümü mezunları başvurabiliyordu. Yeni düzenlemeye göre, 4 yıllık lisans mezunu olup pedagojik formasyon alanlar da başvurabilecek.  Söz konusu bakanlık kendi personelinin huzur ve mutluluğunu sağlama noktasında daha da esnek hale getirirken asıl kadrosu öğretmenlerden oluşan Milli Eğitim Bakanlığımız kendi kurumunda görev yapan çok az sayıdaki eğitim fakültesi mezunu personeline bu noktadan hiçbir düzenleme yapmamaktadır.

Bakanlığımız çalışanları için uygulanan görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavı ile 40’a yakın lisans bazında 2 ve 4 yıllık üniversite mezunu memur arkadaşımız 4667 kadro ile Mimar, Mühendis, Avukat, İstatistikçi, Çözümleyici, Hemşire, Psikolog, Fizyoterapist, Grafiker, Mütercim, Şehir Plancısı, Teknik Ressam, Tekniker, Programcı, Sosyal Çalışmacı, Teknisyen, olabilirken biz eğitim fakültesi mezunlarına bu noktadan hiçbir imkan tanınmamıştır.

Şubat ayında 30.000 öğretmen ataması yapılacak. 150 tane de engelli öğretmen alımı yapılacakken kuruma hizmet eden 300 civarındaki eğitim fakültesi mezunu memurun da önündeki engeller lütfen artık kaldırılsın.

Bizler başka bakanlığın personelleri değiliz. Bizler sizin bakanlığınızın personelleriyiz. Bizler aynı ailenin fertleriyiz. Biz tavassut değil liyakatimiz ölçüsünde kendi kurumumuzda kendi devletimize hizmet etmek istiyoruz.  Sayın büyüklerimiz değerli amirlerimiz.  Bizler bakanlığımız emrine çok yüksek KPSS puanları ile yerleştik. Bu kadrolara atanmak için minimum 90 puan aldık. Bizleri tekrardan KPSS’ye sokup öğretmen olun demekten ziyade kurum içi yeterlilik sınavları ile veya %3’lük alım dilimine dahil ederek öğretmenlik branşına almanızı istiyoruz. Lütfen bu noktadaki heyecanımızı kırmayınız. Arz ederiz

 

 

 

 
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber