Bu haber kez okundu.

Eğitim Fakültelerinin En Önemli Sorunları
 

[email protected]

25 Kasım 2015 tarihinde kamuoyu ile paylaşılan 64. Hükümet programında eğitim, reformların yoğunlaştırılacağı öncelikli alanlardan biri olarak yer almıştır. Eğitim reformu, insani kalkınma vurgusu kavramı ile ilişkilendirilmiştir. Özellikle, eğitim paydaşlarının ısrarla önemini vurguladığı “eğitimde nitelik” konusunun programda öncelikli olması heyecan vericidir. Eğitime ilişkin belirlenen hedefler ve eylemler planı içinde dikkat çeken bir konu da “Eğitim Fakültelerinde Dönüşüm”dür. Öğretmenlik mesleğinin algı ve statüsünü yükseltmek ve öğretmen niteliğini artırmak amacıyla öğretmenlik ve alan yeterlilikleri ile ilişkilendirilmiş “Ulusal Öğretmenlik Strateji Belgesi” düzenlenmesine ve acilen hayata geçirilmesine karar verilmiştir. Bu bağlamda yükseköğretimde kalite ve akreditasyon çalışmalarını düzenlemek üzere “Yükseköğretim Kalite Kurulu” oluşturulması ve eğitim fakülteleri bölüm ve anabilim dallarının, nitelik göz önüne alınarak yeniden yapılandırılması hedeflenmektedir. Özellikle öğrenci kontenjanlarının belirlenmesinde bakanlık ve sektörle işbirliği yapılarak gerekli tedbirlerin alınacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda Eğitim Fakültesi öğrenci veya mezunları için eğitim fakültesi dışındaki fakültelerde çift ana dal veya yan dal yapma olanağının sağlanacağı belirtilmiştir.  Öte yandan eğitim fakültelerinde verilen eğitim ile formasyon programlarına MEB ve YÖK işbirliği ile devam edileceği eklenmiştir. Üstelik tüm bu hedefler için 6 aylık bir sürenin öngörülmüş olması, konunun eğitim kamuoyunun özellikle özen göstermesi gereken bir öneme sahip olduğunun kanıtı olarak yorumlanabilir.
Bu amaçla bildiride öğretmen yetiştirme ve istihdamına ilişkin sayısal veriler ışığında mevcut durum tartışılacaktır.
  1. Eğitim fakültelerine giriş puanlarında, kayda değer ölçüde farklılıklar bulunduğu, söz konusu farkın 250-300 puan gibi kabul edilemez düzeyde olduğu anlaşılmaktadır.  Bu durum eşitlik, hakkaniyet, bilimsellik gibi ilkelere aykırı olduğu gibi mesleğin saygınlığını ve statüsünü de olumsuz yönde etkilemektedir. İlgili tablolardan (tablo 1, 2) görüldüğü gibi örneğin Boğaziçi Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliğine 404 puanla girilirken, aynı program için yakın doğu üniversitesi puan açıklayamamaktadır.
 
Tablo 1. Fen Bilgisi Öğretmenliği Bölümü 2015-2016 Taban Puanları
Üniversite Program Adı En küçük puan En büyük puan
Boğaziçi Üni. Fen Bilgisi Öğretmenliği (İngilizce) 364,66912 404,99820
Orta Doğu Teknik Üni.(ODTÜ) Fen Bilgisi Öğretmenliği (İngilizce) 333,84184 408,50689
Düzce Üni. Fen Bilgisi Öğretmenliği 244,72154 263,91710
Kafkas Üni. Fen Bilgisi Öğretmenliği 209,53817 260,87093
Yakın Doğu Üni. Fen Bilgisi Öğretmenliği (%75 Burslu)    
Kaynak: www. osym.gov.tr
Öte yandan Ege Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği bölümüne 463 puanla öğrenci kabul ederken adı geçen programa Doğu Akdeniz Üniversitesi 252 puanla öğrenci almaktadır.
Tablo 2. Türkçe Öğretmenliği Bölümü 2015-2016 Taban Puanları
Üniversite Program Adı En küçük puan En büyük puan
Ege Üni.. Türkçe Öğretmenliği 420,92982 463,76534
İstanbul Üni. Türkçe Öğretmenliği 417,19041 470,98342
Muş Alparslan Üni. Türkçe Öğretmenliği 373,34180 417,78064
Girne Amerikan Üni Türkçe Öğretmenliği 217,14219 256,72091
Doğu Akdeniz Üni. Türkçe Öğretmenliği 198,70578 252,40221
Kaynak: www. osym.gov.tr
 Benzer puan farkları matematik ve sınıf öğretmenliği için olduğu gibi bütün öğretmenlik programları için de geçerlidir. Bu amaçla eklerde ayrıca matematik ve sınıf öğretmenliği programlarına giriş puanlarına ilişkin örnek tablolar sunulmuştur (İlgili Ek_1-Tablo 3 ve 4). Dolayısıyla YÖK’ ün tıp, mühendislik ve hukuk fakültelerine girişte asgari taban puan uygulaması, ivedilikle eğitim fakülteleri için de geçerli kılınabilir.
  1. Eğitim fakültelerine giriş koşulları mesleki yeterlik ve yatkınlık, kariyer vb. ilkeler ışığında gözden geçirilerek kabul sınavları yeni bir içeriğe kavuşturulmalıdır. Bu amaçla YGS ve LYS puanlarına ek olarak eğitim fakülteleri kısmen güzel sanatlar fakültesine girişte olduğu gibi bir mesleki yeterlik testiyle güçlendirilmelidir. Bu kapsamda adayların yazılı ve sözlü iletişim becerileri, örnek ders sunuları, makale yazma ve kollegyum gibi tekniklerle test edilmelidir.
  2. Öncelikle eğitim fakültelerinin giriş koşulları akredite edilmeli bu doğrultuda kalite güvence sistemi anlayışıyla hem seçme hem de öğrenme-öğretme süreci, mesleğe kabul standartları ışığında karşılıklı ilişkileri de göz önünde bulundurularak bir bütün olarak yeniden düzenlenebilir.
  3. KPSS sınav sonuçlarıyla YGS-LYS sınavları arasında gözlenen ilişki düşündürücü ve öğreticidir. Buna göre nispeten daha yüksek puanla öğrenci kabul eden fakültelerin KPSS’ de başarısız olması başka bir anlatımla beklenenin aksine düşük üniversite giriş puanlarına rağmen yüksek KPSS sonuçları sınav güvenliği açısından olduğu gibi mesleğin statüsü ve saygınlığı açısından da kaygı vericidir.
 Tablo 5. İller bazında KPSS Puan Ortalamaları
 
 
 Kaynak: www. osym.gov.tr

Tablo 5’te görüldüğü gibi genel kültür ve eğitim bilimleri testinde ilk 10 da yer alan iller nispeten düşük YGS-LYS puanlarıyla görülen illerdeki eğitim fakültelerinde gerçekleşmektedir. Buna göre genel kültürde ilk 3 te Siirt Bingöl, Kırşehir; eğitim bilimleri testinde ise Erzincan, Bayburt, Siirt illeridir; genel yetenek açısından ise Ankara 1. sırada onu izleyen iller Kırıkkale ve Kırşehir olarak gerçekleşmektedir. Özetle YGS+LYS puanlarıyla KPSS sonuçları arasında eğitimin doğası ve niteliğiyle paralel olmayan bir sonuç gözlenmektedir. Bu amaçla atanma süreci, mesleğe kabul sınavları bağlamında, giriş sınavlarında önerildiği gibi yeni bir yapı ve içeriğe kavuşturulabilir.
  1. YÖK ve MEB öğretmen yetiştirme ve istihdam konularındaki görev ve sorumlulukları kapsamında mümkünse iş birliği yaparak mevcut politikaları bir bütün olarak gözden geçirilmelidir. Bu amaçla öğretmenlik mesleki yeterliklerinin yeniden tanımlanacağı Ulusal Öğretmen Strateji Belgesi ivedilikle kamuoyuna açıklanmalıdır.  Taslak halinde olduğu düşünülen söz konusu belgenin bu haliyle akademik dünyanın ve eğitim kamuoyunun bilgisine sunularak tartışmaya açılması yararlı olacaktır. Bu doğrultuda 64. Hükümetin ilk altı aylık eylem planına aldığı öğretmen yetiştirme politikaları program yapıları, müfredat içerikleri gibi konular sistem bütünlüğü içinde tartışılabilecektir. Sonuç olarak böylece mesleki yeterliklerle müfredat içeriklerinin öğrenme öğretme ortamlarının, ölçme değerlendirme yaklaşımlarının ve benzer bir dizi bileşenin yeniden değerlendirilmesi daha gerçekçi ve tutarlı bir biçimde yapılabilecektir (İlgili Ek –6 ve 7).
  2. Mesleğe kabulde hiç bir akademik ölçme ve değerlendirme sürecine tabi tutulmayan kamu yararı, arz-talep dengesi, insan gücü planlaması ya da hayatın doğal akışına, ayrıca eşitlik, bilimsellik, hakkaniyet gibi temel ilkelere aykırı olan Pedagojik Formasyon Programları derhal kapatılmalıdır.
Tablo 6. KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı Başvuran Aday Sayısı


Kaynak: www. osym.gov.tr
 
Tablo 6’da görüldüğü gibi 2011 den bu yana yaklaşık 150 bin dolayında artmıştır. Bu sayıya 2015-2016 öğretim yılında 100 bin formasyon programı mezunu ve yaklaşık 60 bin eğitim fakültesi mezunu eklendiğinde 2016 KPSS eğitim bilimleri sınavına yaklaşık 700 bin öğrencinin gireceği tahmin edilebilir. Özetle mevcut öğretmen yetiştirme politikalarının sürdürülebilir nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır.
 
Tablo 7. ÖABT Ortalamaları
  
 
   

 Kaynak: www. osym.gov.tr

Son üç yılın öğretmenlik alan bilgisi test ortalamalarına bakıldığında öğretmen eğitiminin niteliğinin giderek düştüğü anlaşılmaktadır. 50 soruluk alan bilgisi test ortalamalarının branşlar düzeyinde incelendiğinde ise en yüksek ortalamanın 30.8 ile Türkçe öğretmenliğinde, en düşük ortalamaların ise 12.8 ile biyoloji, 14. 5 ile kimya programlarında olduğu anlaşılmaktadır. Özetle öğretmen eğitimi sadece genel kültür ve genel yetenek boyutlarında değil, öğretmenlik alan bilgisi testlerinde de alarm vermektedir. Ayrıca KPSS ortalamaları ve standart sapmalarıyla ÖABT başvuran aday sayılarına ilişkin tablolar Ek_4 ve 5’te verilmiştir.
  1. Öğretmenlik mesleği bir kariyer mesleği olarak düşünülmeli ve bu amaçla öncelikle mesleğe kabul koşullarının standartları kabul edilebilecek bir zaman dilimi içinde yükseklisans düzeyine yükseltilmelidir.
  2. MEB tarafından isabetli bir şekilde Şubat 2016 atamalarında uygulamaya konan altı aylık aday öğretmen eğitimi eğitim fakültelerinin girdi kalitesini yükseltmek amacıyla kabul aşamasına çekilebilir. Böylece YGS + LYS + Mesleki Yeterlik Sınavı kapsamında önerilen seçme sisteminin bir bileşeni olarak da düşünülebilir. Ayrıca atanma aşamasında aday öğretmen eğitimi de MEB eğitim fakülteleriyle (tercihen uygulama okulu bulunan eğitim fakülteleriyle) işbirliği içinde programlanmalıdır(İlgili Ek –6 ve 7).
  3. Öğretmen Liseleri yeniden açılarak mezunlarının geçmişte olduğu gibi eğitim fakültelerine girişleri özendirilmeli, ayrıca YÖK ve MEB kaynaklarından sağlanan burslarla ilk 50 bine giren adayların eğitim fakültelerine girişleri özendirilerek girdi kalitesi yükseltilmelidir.
  4. Eğitim fakülteleri 2+3 yıllık periyotlardan oluşan; ön lisans, lisans ve yüksek lisans şeklinde bütünleşik bir program yapısına kavuşturulabilir. Böylece öğretmen adaylarının genel kültür ve genel yetenek düzeylerini artırmak amacıyla ön lisans eğitimlerini üniversitelerin farklı bir dizi fakültesinden  (fen-edebiyat, hukuk, iletişim, iktisat, güzel sanatlar vb.) alarak yetişmeleri ve daha sonra söz konusu aday havuzundan ön lisans ortalaması+mesleki yeterlik sınavı gibi ölçütlerle seçilen adaylar son 3 yılını eğitim fakültelerinde tamamlamaları sağlanabilir. Bu dönemin 5. Yılı yüksek lisans programı olarak yapılandırılabilir. Ayrıca MEB’in aday öğretmen eğitimi için öngördüğü 6 aylık yetiştirme programı da ek eğitim programı olarak bu sürenin sonunda ek uygulama eğitimi olarak da değerlendirilebilir. 6 aylık adaylık eğitimi mesleki oryantasyon amacıyla ön lisans eğitiminin devamı olarak değerlendirilebilir. Böylece farklı bir dizi fakülteden 2 yıllık ön lisans eğitimi alan adaylardan mesleki yeterlik ve mesleğe uygunluk testleriyle ayrıca örnek ders sunuları, kollegyum, makale yazma, yazılı ve sözlü anlatım vb. testlerle seçilerek eğitim fakültelerinin ilgili bölümlerine yönlendirilebilirler. Böylece eğitim fakülteleri daha nitelikli bir evrenden kalite odaklı yaklaşımlarla seçilebilir ve bu şekilde daha seçkin bir öğrenci profiline sahip olabilir. Ayrıca, Eğitim fakültelerine girişte adaylara bir yıllık mesleki hazırlık eğitimi verilebilir ve bu eğitimin sonunda başarılı olan adaylar lisans eğitimine başlama hakkını elde ederler.
Son söz olarak Rogers’ın Yarının İnsanı adlı kitabındaki öğretmen eğitimine ilişkin şu cümlelerine yer verelim:
“…ilişkilerindeki sahicilik, takdir ve empatiye dayalı anlama niteliklerine ilişkin yüksek bir potansiyeli olan adayları seçmek, şuan tamamıyla mümkündür. Dolayısıyla, öğretmen adaylarını şimdi kullanılanlardan farklı ölçütlere göre seçebiliriz.”
 
Tablo 3. Matematik Öğretmenliği Bölümü 2015-2016 Taban Puanları
Üniversite Program Adı En küçük puan En büyük puan
Boğaziçi Üni. Matematik Öğretmenliği (İngilizce) 438,07042 464,80580
Orta Doğu Teknik Üni.(ODTÜ) Matematik Öğretmenliği (İngilizce) 418,49491 441,80234
Balıkesir Üni. Matematik Öğretmenliği 359,33032 447,56072
Dicle Üni. Matematik Öğretmenliği 309,03071 386,73710
Yüzüncü Yıl Üni. Matematik Öğretmenliği 289,54129 355,50314
Kaynak: www. osym.gov.tr
Tablo 4. Sınıf Öğretmenliği Bölümü 2015-2016 Taban Puanları
Üniversite Program Adı En küçük puan En büyük puan
İstanbul Üni. Sınıf Öğretmenliği 365,72389 396,04626
Ege Üni. Sınıf Öğretmenliği 362,48957 397,44087
Gaziosmanpaşa Üni. Sınıf Öğretmenliği 325,05814 359,22518
Azerbaycan Devlet Pedagoji Üni. Sınıf Öğretmenliği 199,23964 222,25312
Uluslararası Kıbrıs Üni. Sınıf Öğretmenliği    
Kaynak: www. osym.gov.tr



Kaynak: www. osym.gov.tr
 
 
 
 
Ek_5

Kaynak: www. osym.gov.tr
 

12 Kasım 2015 Tarihli Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programları Hakkında Açıklama
“Konu alanı uzmanlarıyla yapılan çalışmalar sonucu, başta eğitim fakülteleri olmak üzere istihdam sıkıntısı çekilen bazı programların kontenjanlarında tedrici olarak bir azaltmaya gidilmesi ve eğitim fakültelerinin ikinci öğretim programlarının da tamamen kapatılması konusunda bir mutabakat oluşmuştur.
Milli Eğitim Bakanlığının öğretmen ataması yaptığı pek çok alanda ihtiyacın çok üstünde öğretmen adayının atanma talebinde bulunduğu da kamuoyunun malumudur.
Kurulumuz, yükseköğretimi planlama görevinden hareketle, gelecekle ilgili olarak popülist yaklaşımlardan uzak şekilde olabildiğince rasyonel planlamalar yapmayı şiar edinmiştir.
Ülkemizin geleceğinin teminatı olan çocuklarımızı ve gençlerimizi yetiştirecek öğretmen adaylarının niteliği, mesleğe bağlılık ve yatkınlığı, mesleki yeterlilik ve yetkinliklere sahip olmaları gibi hususlar göz önünde bulundurulması gerekirken diğer yandan isteyen hemen herkese pedagojik formasyon belgesi vermek suretiyle gençlerimizi gereksiz bir beklenti içine sokmak da doğru bir yaklaşım değildir.
Bu nedenlere bağlı olarak halen yürütülmekte olan Pedagojik Formasyon Programlarının lisansüstü düzeyde uygulanması konusunda Öğretmen Yetiştirme Çalışma Grubumuzca çalışmalar yapılmaktadır. Öğretmen Strateji Belgesi de bize bu konuda yol gösterici olacaktır.
Söz konusu çalışmalar sonuçlanıncaya kadar bu programların istihdam odaklı olarak daha sınırlı bir kontenjanla uygulanmasına karar verilmiştir.
Bu dönem, pedagojik formasyon programı açma yeterliliğine sahip üniversitelere tahsis edilen toplam kontenjan 15.000 olarak belirlenmiş olup söz konusu kontenjanın alanlara göre dağılımı, talep ve istihdam dengesi de gözetilerek üniversitelerin ilgili kurulları tarafından yapılacaktır.” (YÖK, 2015).
 

Eğitim Fakülteleri Dekanlar Konseyi Duyurusu 2014
“a) Öğretmenlik,  niteliği/doğası gereği açık öğretim ve uzaktan eğitimle kazandırılabilecek bir meslek değildir.
b) Bir koordinasyon kurulu olması gereken YÖK’ün, asıl görevi öğretmen yetiştirmek olan eğitim fakültelerinin görüşlerini almadan, toplumun geleceğini ilgilendiren bu tür stratejik konularda tek başına karar vermesi, istediği zaman eğitim fakültelerindeki bazı bölümleri diğer fakültelere aktarması, bunu yaparken diğer fakültelerin görüşünü alırken eğitim fakültelerinin görüşünü almaması asla kabul edilemez.
c) Toplumun en çok öğretmenin niteliğinden yakındığı ve yüz binlerce adayın atanmak için sırada beklediği bir dönemde, niteliği artırmaya dönük herhangi bir ölçüt olmaksızın, yukarıda bazılarını zikrettiğimiz bugüne kadar aldığı kararları yok sayarak, neredeyse üniversiteye devam eden ya da üniversite mezunu olan herkese pedagojik formasyon sertifikası vermeye dönük böyle bir karar, en hafif ifadeyle, öğretmenliği bir meslek olarak kabul etmemek, öğretmen yetiştirme ve eğitim bilimleri alanını yok saymaktır.
d) YÖK’ün pedagojik formasyon sertifika programını,  bir döneme sığdırma yönünde üniversitelere yapmış olduğu baskı yanlış olduğu gibi, bu son kararla pedagojik formasyon sertifika programlarını yasal zorunluluk nedeni ile adeta yasak savma kabilinden yapılmasını istemesi, bilim adına, ülkenin yarınları ve geleceği adına, kaygı verici bir durumdur.” (EFDEK, 2014).
 
 KAYNAKÇA 
Aydın, A. (2015). Eğitim politikası. Ankara: Pegem Akademi.
Aykaç, N., Kabaran, H., & Bilgin, H. (2014). Türkiye’de ve bazı Avrupa Birliği ülkelerindeki öğretmen yetiştirme uygulamalarının karşılaştırılmalı olarak incelenmesi (Almanya, Finlandiya, Fransa, İngiltere ve Türkiye Örneği). Turkish Studies9(3), 279-292.
EFDEK (2014). Eğitim Fakülteleri Dekanlar Konseyi Duyurusu. http://hayef.istanbul.edu.tr/?p=7984 (erişim tarihi 29 Şubat 2016).
European Commission/EACEA/Eurydice  (2015).  The European Higher Education Area in 2015: Bologna        Process Implementation Report. Luxembourg: Publications Office of the European Union
Mete, Y. A. (2013). Güney Kore, Japonya, Yeni Zelanda ve Finlandiya’da öğretmen yetiştirme ve atama politikaları. Turkish Studies-International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic8, 12.
OSYM (2011). KPSS Sonuçları. www.dokuman.osym.gov.tr…2011/KPSS. (Erişim tarihi  29 Şubat 2016).
OSYM (2012). KPSS Sonuçları. www.dokuman.osym.gov.tr…2012/KPSS. (Erişim tarihi  29 Şubat 2016).
OSYM (2013). KPSS Sonuçları. www.dokuman.osym.gov.tr…2013/KPSS. (Erişim tarihi  29 Şubat 2016).
OSYM (2014). KPSS Sonuçları. www.dokuman.osym.gov.tr…2014/KPSS. (Erişim tarihi  29 Şubat 2016).
OSYM (2015). KPSS Sonuçları. www.dokuman.osym.gov.tr…2015/KPSS. (Erişim tarihi  29 Şubat 2016).
Yüksek Öğretim Kurulu (2014).Büyüme, Kalite, Uluslararasılaşma: Türkiye Yükseköğretimi İçin Bir Yol Haritası'. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi. https://yolharitasi.yok.gov.tr/docs/YolHaritasi.pdf (erişim tarihi 11 Ağustos 2015)
Yüksek Öğretim Kurulu (2015). Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programları Hakkında Açıklama.http://yok.gov.tr/documents/10279/19836547/Pedagojik_Formasyon_Egitimi_Sertifika_Programlari_Hakkinda_Aciklama.pdf(erişim tarihi 29 Şubat 2016).
Yüksek Öğretim Kurulu (2015). Yükseköğretim  İstatistik. http://istatistik.yok.gov.tr [erişim tarihi 11 Ağustos 2015].
Rogers, C. (2012) Yarının İnsanı. İstanbul: Okuyan Us.
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber