Bu haber kez okundu.

Eğitim bir kez daha sil baştan!

Eğitimde sular bir türlü durulmuyor.

 

Sanırsınız ki 12 yıldır iktidarda olan parti gitti, yerine bir başkası geldi.

 

Oysa, iktidar aynı iktidar, bakan aynı bakan.

 

Peki o zaman, bu denli büyük değişim niye?

 

Adliyedeki, polisteki paralel değişimin bir parçası mı yoksa farklı bir oluşum mu, yakında anlaşılır.

 

Resmi ve gayri resmi görüşler, çok yakında orada, burada yayınlanmaya, söylenmeye başlar.

 

MEB, ardı arkası kesilmeyen kadro değişikliklerinden çok çekti.

 

Bırakın iktidar değişimlerini, aynı iktidar döneminde, hatta şimdi olduğu gibi aynı bakan döneminde bile kadrolar sürekli değişti.

 

Ve her defasında da gelen, gideni arattı.

 

Umarız bu kez öyle olmaz ve taşlar yerli yerine oturur.

 

Çünkü, çözülmesi gereken devasa sorunlar var...

 

Yeni kadrolar oluşturulurken, umarız, birinci öncelik, sadakat değil, liyakat olur...

 

Yoksa yeni gelenler de fazla kalıcı olmaz.

 

Bunun faturası da, her zaman olduğu gibi yine öğretmen ve öğrenciye çıkar.

 

Eğitimde kaybedilen yıllara yenileri eklenir...

 

 

 

Tıp Bayramı

 

Önceki gün, Tıp Bayramı’ydı.

 

Hani şu yılda bir hatırladığımız ya da ancak hasta olduğumuzda önemlerini kavradığımız doktorların bayramıydı.

 

Lafı hiç uzatmadan, işte size çok çarpıcı bir durum tespiti:

 

“Ortaokulu Anadolu Lisesi’nde, Liseyi Fen Lisesi’nde okumuş, üniversite sınavında ilk 500’e girmiş,

Tıp eğitimini ülkemizin en iyisi olarak bilinen Hacettepe Üniversitesi’nde tamamlamış,

Tıpta Uzmanlık Eğitimi’ni bu alanda iyi kurumlardan birisi olan Dokuz Eylül Üniversitesi’nde tamamlamış ve

şu anda da bu alanda en iyi üniversitelerimizden birisinde görev yapıyorum.

 

Aldığım maaş ile bir aile babası olarak hayatımı idame ettirmekte zorluk çekiyorum.

 

Mesleğimi çok severek yapmama rağmen maddi kaygılar nedeniyle mesleği bırakarak daha iyi gelir

elde edebileceğimi düşündüğüm farklı mesleklere yönelebileceğimi belirtmek isterim (Örneğin; Emlakçılık vb.)

 

Öğretim üyelerinin maaşlarının iyileştirilmesi için konuyu gazetenizdeki köşe yazınızda gündeme getirirseniz bizi sevindirirsiniz...”

 

Gelin de üzülmeyin, gelin de artık en iyi öğrenciler niye tıbbı seçmiyor diye hayıflanmayın ve en önemlisi de doktorlar niye eski doktorlar değil diye hayıflanmayın.

 

“Saksı” edebiyatı yapanlar, keşke biraz da doktorların sorunlarıyla ilgilenseler...

 

 

 

Sınava hazır mısınız?

 

Sınavların en büyüğü, haftaya bugün gerçekleşecek.

 

Üniversiteler arası giriş sınavlarından ilki olan YGS’ye iki milyona yakın aday girecek.

 

Adayların, nerede, hangi salonda sınava girecekleri açıklandı.

 

Bir an önce gidip sınava gireceğiniz ortamı görmenizde sonsuz yarar var. Örneğin bugün gidebilirsiniz...

 

Peki artık sayılı günlerin kaldığı şu günlerde, en önemli ayrıntı ne?

 

Giderek artan heyecanı frenlemek dersek hiç yanıltıcı olmaz.

 

Adaylar en çok bu konuda sıkıntılı.

 

Heyecanı, tümüyle yok etmek mümkün olmasa da dozunu azaltmak, he zaman için mümkün.

 

Peki bu nasıl olacak?

 

Adaylara ilk hatırlatmamız, bu aşırı heyecanın, sadece kendilerinde değil, tüm adaylarda olduğunu kesinlikle unutmamaları.

Yani heyecanın yarattığı olumlu ya da olumsuz etki, herkes için geçerli.

 

Asıl önerimiz ise önümüzdeki hafta içinde, önceki yıllara ait YGS sorularını tek tek çözmeleri.

 

Hatta konu bazında ayırmaları ve son 5 yıl içinde hangi konulardan ne tip sorular geldiğini inceleyerek

ÖSYM’nin soru sorma mantığını anlamaya çalışmaları. Eğer bunu başarabilirlerse, başarı kendiliğinden gelecektir.

 

Önceki yılların sorularını çözdüklerinde görecekler ki, o kadar da zor değil. 8, 10 soru yaparak yüz binlerce kişiyi geride bırakabilirler...

 

Ve en önemli önerimiz, hedefi belli olan adaylar çok daha başarı oluyor, bu yüzden hedefinizi ve

çıtanızı bir an önce belirleyin ve çalışma temponuzu ona göre yükseltin.

 

Ve bu arada sakın hasta olmayın, çünkü bu sınavın tekrarı, en erken, bir yıl sonra!

 

 

 

Niye açıklanmıyor?

 

ÖSYM bu yıl soruları açıklamayacakmış. Önce sadece yüzde 10’u açıklanacak deniyordu, şimdi bu oranı yüzde 20’ye çıkartacaklarmış. Peki tamamı niye açıklanmıyor? Çünkü yeterince soru üretilemiyormuş! Böylesi bir mantığı kabul etmek mümkün değil.

 

Peki sorular açıklanmazsa, yanlış sorular nasıl tespit edilecek? Adaylar bu konuda nasıl ikna edilecek?

 

ÖSYM, bugüne kadar yanlışsız sınav yaptı mı ki şimdi böylesi bir garanti verebilsin!

 

Çok daha önemlisi, soruların açıklanmaması şaibeleri de beraberinde getirir. Tümünün birden açıklanması, en doğru yol olacaktır!..

 

Özetin özeti: Güven erozyonunun doruğa çıktığı şu günlerde, bu kervana yenilerini eklemeyelim..

 

 

Abbas Güçlü

 

mebpersonel.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber