Bu haber kez okundu.

Düşük asgari ücret eğitimi de vuruyor

aydinlikgazete.com-Tarık Tekgözli

Asgari ücretin, 1 Ocak 2016’dan itibaren 1300 liraya çıkacak olması çalışanları heyecanlandırdı ama bu miktar 4 kişilik bir ailenin asgari geçim düzeyinin yine de oldukça altında... Genel Maden-İş Sendikası, Zonguldak’ta yaşayan 4 kişilik bir ailenin asgari geçim düzeyini araştırdı. Buna göre, 4 kişilik bir ailenin gıdanın yanı sıra kira, yakacak, giyim, ulaşım, sağlık, eğitim, kültür ve eğlence gibi zorunlu harcamalarını da kapsayan asgari geçim düzeyi 3 bin 280 TL oldu. 
Çalışanların aldığı ücretlerin, asgari geçim düzeyinin altında olması aslında çeşitli sorunları da beraberinde getiriyor. Sigortalı 5 milyon 400 bin kişinin düşük asgari ücretle geçindiği Türkiye’de aileler çocuklarını ne sağlıklı gıdalarla besleyebiliyor ne de onlara iyi bir eğitim olanağı sağlayabiliyor. Ama bu durum sadece çalışanları değil işverenleri de etkiliyor. Son yıllarda işverenlerin sıkça dile getirdiği nitelikli çalışan bulamama sorunu tam da bu noktada kendini gösteriyor. 
Konuya ilişkin olarak Aydınlık’a değerlendirmelerde bulunan Eğitim-İş Sendikası İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Ali Saraç, açlık sınırının altında olan asgari ücretle geçinmeye çalışan aile çocuklarının, sağlıklı beslenememesi nedeniyle algılama yetilerinin zayıf olduğuna dikkat çekerek, zaten mevcut eğitim sisteminin bilimsel olmamasından dolayı da nitelikli eleman yetiştirme hedefine ulaşılamadığını belirtti.

‘ALGILAMA YETİLERİ ZAYIFLAR’
“Açlık sınırı altında bir ücret veriyorsanız o ailenin çocukları dengeli beslenmeyi bırakın yaşamlarını sürdürebilecek gıdayı bile alamaz. Aç olan insanın da algılama yetileri zayıf olur” diyen Saraç, bu durumun nitelikli eleman yetiştirmeyi engelleyen unsurlardan biri olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Tabii nitelikli eleman yetiştirmek için sadece asgari ücreti artırmak yeterli değil. Ama bir ön koşul olduğunu söyleyebiliriz. Eğitim alacak kişinin, açlık gibi yaşamsal sorunu olmaması gerekir. Gelişmiş ülkelerde nitelikli elemanın, geri kalmış ülkelere göre daha iyi yetişiyor olması, eğitimin niteliğinin yanında bu ülkelerdeki emek ücretlerinin kişinin temel gereksinimlerini çok rahat bir şekilde karşılıyor olabilmesiyle de ilgilidir. Öte yandan siz ilköğretimden başlayarak eğitim sisteminizde bilimsel eğitim yerine dinsel eğitimi yaygınlaştırıyorsanız, hatta son yıllarda olduğu gibi neredeyse zorunlu hale getiriyorsanız, eğitimi özelleştiriyorsanız, devlet okullarına katkıları azaltıyorsanız ve eğitimi yazboz tahtasına çeviriyorsanız var olan niteliği de geriye götürüyorsunuz demektir. Sorgulayan insan yerine ita-at eden insan yetiştiren sistemi dayattığınız sürece, nitelikli ve donanımlı insanların oluşturduğu bir toplumsal yapıyı beklemek hayal olur.”

İŞVEREN, STAJYERİ KEŞFETTİ!
Saraç, işverenlerin bazı tutumlarını da eleştirdi. Bugün piyasada farklı bölümlerden mezun olmuş ancak iş bulamayan yüzlerce mühendis olduğuna dikkat çeken Saraç, “İşverenler tabii hiç emek harcamadan sokaktan aldıkları insanı hemen tezgahın başına getirip şirket içi eğitime tabi tutmadan hemen çalışmaya başlamasını istiyor. İşverenlerin son dönemlerde şöyle bir yaklaşımı da var. Birçok işyeri, meslek liselilerden çok miktarda staj-yer alarak işçi açıklarını bu yolla kapatma yoluna gidiyor. Meslek liselerindeki çocukların sigortalarını devlet ödüyor. Sadece onlara haftanın 3 günü işe gitmeleri karşılığında 300 lira civarında bir para ödüyorlar. Bu uygulama çok yaygınlaştı. Bu sene küçük işletmeler tarafından okullara inanılmaz talep var” ifadelerini kullandı. 

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber