Bu haber kez okundu.

Dünya değişiyor, eğitim sistemi yerinde sayıyor
E-Posta: [email protected] / [email protected]

 Yoksa geleceği yakalamamız mümkün değil.
Eğitim, yaşayan bir varlık.
Çocuklar ve gençler geliştikçe, değiştikçe, farklı arayışlar içerisine girdikçe, o da kendini yenilemek zorunda.
Birkaç yüzyıl öncesine kadar, köklü ve sistematik bir eğitim geleneği yoktu.
Sonra, sonra 3 yıllık temel eğitim verilmeye başlandı. Ardından da 5, 8 derken 12 yıla kadar çıktı ve zorunlu hale geldi.
Çünkü bugünün insanına 8 yıllık eğitim yetmedi. 12 yıl da yetmeyecek!
Peki, süreyi artırmakla sorun çözüldü mü?
Kesinlikle hayır.
Çünkü hâlâ 80 yıllık müfredat ve yüzlerce yıllık geleneklerle yola devam ediliyor!..
Arada bir, her okula bir bilişim sınıfı açarak, her çocuğa bir tablet vererek ya da okulları akıllı tahtalarla donatarak çağı yakaladığımızı sanıyoruz.
Oysa yanlışların en büyüğü bu!
Teknoloji üreten değil, tüketen bir toplum olduğumuz için, teknolojinin nimetlerinden çok, sorunlarıyla didişiyoruz...
Örnek mi, alın size çok çarpıcı bir tespit!
Dijital bağımlılık
3. Uluslararası Teknoloji Bağımlılığı Kongresi’ne katılan Emine Erdoğan, teknolojinin bir fırsat olmaktan çıkıp, bağımlılık haline geldiğine dikkat çekti..
Doğru, hem de çok doğru tespit.
Dijital bağımlılığın, sigara, alkol, hatta uyuşturucu bağımlılığından daha beter hale geldiğini, çünkü erişiminin çok kolay olduğunu sık sık dile getirdik. Devletin bu konuya eğilmesini istedik...
İlgili kurumlardan çıt çıkmadı.
Görünen o ki hâlâ tehlikenin farkında bile değiller...
Emine Erdoğan’ın duyarlılığı ise takdire şayan ve umarız sürdürülebilir hale gelir. Yani bu işin takipçisi olur ve çocuklarımızı bu büyük tehlikenin etkilerinden koruyucu önlemlerin hamisi olur!..
İşte bu konudaki görüşleri:
“İnternet, cep telefonu, akıllı telefon uygulamaları ve dijital oyunlar hayatımızın merkezine yerleşiyor. Teknolojik aletlerin uzun süreli kullanımı sağlığımızı yakından etkiliyor. Etrafımızı çepeçevre kuşatan sinyallerin, beyin hücrelerinde hasarlar oluşturduğunu biliyoruz. Fakat boyutlarının henüz yeterince farkında değiliz. Aslında büyük bir biyolojik deneyin parçası olduğumuz söylenebilir. Yoğun radyasyona maruz kalıyor, manyetik dalgalar arasında bir ömür geçiriyoruz. Bu noktada, ölçülü bir teknoloji kullanımı son derece önemlidir. Etkilerini ileride göreceğimiz teknolojik gelişmeler karşısında temkinli ve tedbirli olmak durumundayız. Özellikle çocuklarımızı bu etkilerden olabildiğince korumalıyız. 
Zamanı öldüren...
Nitelikli insanın temel göstergesi, vaktini nasıl kullandığıyla yakından ilgilidir. Ne yazık ki insanımız zamanının büyük bir bölümünü teknolojik aletler başında öldürüyor. Zamanı öldüren, hayatı da öldürür. Teknoloji başında geçirdiğimiz zamanı çok daha verimli kullanmak, kitaba hayatımızda yer açmak durumundayız. Okur-yazar bir toplum olmanın kriteri sadece alfabeyi bilmek değildir. Kitap okuma oranları, okur-yazarlığımızın niteliğini belirler. Ne yazık ki ülkemizde bu oran istediğimiz seviyede değil. İnsanımız sürekli ekran karşısında olmayı, kitap okumaya, nitelikli vakit geçirmeye tercih ediyor...”
Amaç değil, araç!
Zaman yönetimi, çağımızın en önemli bilgeliği.
Zamanı iyi kullanan, diğerlerinden bir adım daha öne çıkıyor.
O halde okullarda öğrencilere, her şeyden önce zamanın önemini ve yönetimini öğretmek zorundayız.

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYIN!
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber