Bu haber kez okundu.

Dilenen Yönetici mi?-Direnen Yönetici Mi?

Eğitim kurumu yöneticilerinin heyecanla ve minicik bir umutla bekledikleri, yöneticilerin görevlendirilmesi ile ilgili yönetmelik nihayet birkaç gün önce Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Malumunuzdur ki, bu süreç deshanelerin kapatılmasının da içinde bulunduğu yasa tasarısının meclis genel kurulundan geçip, bilahare cumhurbaşkanının onayı ve resmi gazetede yayımı ile başlamıştı. Oluşturulan yasal zeminin, yayımlanacak olan yönetmelik ile nasıl inşa edileceğine dair eğitim camiasında çeşitli söylentiler hızla yayılmakta idi. Gelinen noktada, görülüyor ki, camiada oluşan gerilimli hava, yönetmeliğin yayımı ile birlikte daha da gerilimli ve işkilli bir hal almıştır. Herkes, yönetmeliğin yasal zeminine, nasıl oturduğunu da böylelikle görmüş bulunmaktadır. Yasanın ıcığını cıcığını ortaya koyan yönetmelik ile MEB de, nihayetinde eteğindeki taşları dökmüştür. MEB'in söz konusu yönetmelik ile siyasi ve sendikal yolları açık eğitim kurumu yöneticilerine takındığı yaklaşıma karşılık, belki de üvey evlat muamelesi görecek olan eğitim kurumu yöneticilerinin de haksız-hukuksuz yere olası görevden alınmaları durumunda ellerinin armut toplamayacağını Türk Eğitim Sen genel başkanı Sayın Koncuk, aşağıya aynen aktardığım şu açıklaması ile dile getirmiştir: ‘AYM MEB kanununun yönetici atamaları ile ilgili bölümüne yürütmeyi durdurma kararı vermedi.Gerekçe, şartlar oluşmamış.Beyler, hangi şartlar oluşmamış, binlerce insanın yöneticiliği ellerinden alınıyor, bunlara yöneticilik hakkını ne sizin babanız, ne de siyasi iltidardakilerin babası verdi.Siz ağzınızı açtığınızda hukuk devletinden bahsediyorsunuz, bu mudur hukuk anlayışınız, bu kafayla giderseniz bu iktidar nasıl olsa kanun çıkararak herşeyi hallediyorum, şu Anayasa Mahkemesini de kaldırayım der ve bakar kalırsınız.Yazık size,yazık böyle hukuk anlayışına.Esastan AYM MEB kanununun yönetici atamaları ile ilgili bölümüne yürütmeyi durdurma kararı vermedi.Gerekçe şartlar oluşmamış.Beyler hangi şartlar oluşmamış, binlerce insanın yöneticiliği ellerinden alınıyor, bunlara yöneticilik hakkını ne sizin babanız ne de siyasi iltidardakişerin babası verdi.Siz ağzınızı açtığımızda hukuk devletinden bahsediyorsunuz, bu mudur hukuk anlayışınız, bu kafayla giderseniz bı iktidar nasıl olsa kanun çıkararak herşeyi hallediyorum, şu Anayasa Mahkemesini de kaldırayım der ve bakar kalırsınız.Yazık size yazık böyle hukuk anlayışına.Esastan iptal ettiğinizde binlerce insan şahsi davalar açmak zorunda kalacak, yani binlerce insana yeni bir çile yaşatacaksınız.Bu mudur öngörünüz, Allah size feraset versin, vicdan versin.Yazıklar olsun, milleti umutlandırıp ters köşeye yatırmak budur, işte.Sizin vereceğiniz karar sizin olsun.'

Bu süreçte Anayasa Mahkemesi ümidi de, söz konusu mahkemenin malum yasaya ilşkin Y.D. talebinin reddi ile her ne kadar suya düşümüş olsa da, haklarında haksız ve hukuksuz işlemlerle görevleri sonlandırılarak karar verilecek olan eğitim kurumu yöneticileri, bireysel olarak ilk derece idare mahkemelerinin kapılarını aşındıracaklardır. Bu durumda, mahkeme ile okul arasında mekik dokunacaktır. 13 Haziran 2014 günü itibariyle öğrencilerin karnelerini dağıttıktan sonra 70 bin eğitim kurumu yöneticisini kapının önüne koyacak olan MEB'in, bu yöneticilerden hak arayışına girecek olanları da mahkeme kapılarında süründüreceğini öngörebilmek müneccimliğe ve falcılığa girmez sanırım. Bazı yöneticiler, mahkeme kapılarında sürüneceğime okulumda ya da başka bir okulda görevime devam etmek için puan dilenirim yoluna gireceğini düşünmek ise eğitim kurumu yöneticilerinin ilke, prensip ve en önemlisi kişilik gibi değerlerden çok uzak olacağına dair bizleri endişelendiriyor. Bilinmelidir ki, mahkeme kapılarını aşındırmak mihnet olarak görüleceği için daha kısa ve meşakkatsiz yol yeğlenerek, yayımlanan yönetmeliğe göre yöneticilerin görevlerinde devamı ile ilgili puan verecek olan kişilerin kapıları çalınacaktır ve aşındırılacaktır... Belki de, değerlendirmede puan payı yüksek olanlara ulaşmak için sendikal ve siyasi yolları her tür kılığa girerek, takla atıp zorlayacak eğitim kurumu yöneticileri türeyecektir... Elbette ki, onların bu dilenişini fırsata çevirecek sarı malum sen olacaktır... Malum sen, böylelikle eğitim kurumu yöneticilerine kendisine ‘her minnet kabulüm yeter ki sayım azalmasın...' diyip minnet ettirerek, çıkarları doğrultusunda onlara işlerini gördürecektir... Tüm bunlar olup biterken, eğitim kurumu yöneticilerinin bir tarafı dilene dilene kazanacağız diyerek mesleki onurlarını yerle yeksan etmiş olacaktır, diğer tarafı ise direne direne kazanacağız diyerek mesleki itibarları için zorlu yolda mücadeleye gireceklerdir... Ama direnenler, kısa vadede olmasa da, uzun vadede kazananlar olacaktır... Bu bağlamda, yüksek olasılıklıdır ki, ilkeli, prensipli, kişilikli, değerlerini ve mesleki etiği ön plana alan eğitim kurumu yöneticileri türünün son örneği olarak HAKSIZ-HUKUSUZ-İLTİMAS OLANA KARŞI DİRENECEKTİR...

Ayrıca, denilebilir ki, eğitim kurumu yöneticileri, bu kişilerin puan paylarına göre önlerinde farklı sürümlerle ve sayılarda takla atmaya zorlanmaktadır. Ne kadar çok takla atarsan o kadar çok puan alacaksın mesajı alttan altta verilmektedir aslında. Malum, bir dönemin İç İşleri Bakanı İdris Naim ŞAHİN'in, yerinde incelemeleri sırasında bir vatandaşa ‘takla at da görelim...' sözleri ile takla atmaya zorlaması hala kulaklarımızda çınlıyor. Bu çınlamanın, eğitim kurumu yöneticilerinin görevlerine devamında büyük puan payına sahip olan MEB'in taşradaki üst düzey yöneicilerini, bu yönlü tetikleyebileceği olasılığı yüksektir. Bu olasılığın gerçekleşmesi durumunda, minnet edip boyun eğmekten dolayı MEB'in mevzuatını adil ve hakkaniyet çerçevesinde uygulamaktan yoksun eğitim kurumu yöneticileri gitgide nicel olarak da çoğalacaktır. El etek öper, diz çöker bir eğitim kurumu yöneticisinin ise otoriterisi, itibarı, değeri sıfırlanmış olacaktır. Ne yazık ki, SIFIRLA sözü yasa gibi algılanıp her tarafa yayıldı... Bunun içindir ki, bu söz uyarınca tüm kurum ve kuruluşlar, BENİM GİBİ OLMAYA HAİZ OLMAYANLARI sıfırlamaya koyuldu...

Konunun diğer bir boyutu ise şöyledir ki;

Söz konusu yasa ile ilgili kararın, adli yargıdaki paralel korkusunun, Anayasa mahkemesine az da olsa korku sirayeti ile verilmiş bir karar olmaması kanaatini taşımak istiyorum. Yoksa adli yargı üzerindeki paralel olma riski ile göze alınamadığı için bazı konularda verilecek kararların, bu yönü ile tıpkılarının idari yargıya da sirayet edebilmesi yüksek kuvvetle ihtimaldir. Adli yargıya olan güvensizlik bilahare eğitim çalışanları aleyhinde verilecek olan idari yargı kararlarıyla, idari yargıda da baş gösterebilir ki bu eğitim camiasının iyiden iyiye hukuka olan güvenini derinden sarsabilir. Bilinmelidir ki, bireysel derin sarsıntılar, milli eğitimin kimyasını bozabilir. Bu bağlamda, diyebiliriz ki, emniyette, yargıda, TUBİTAK'ta çeşitli nedenlere bağlı kılınarak görevden almalarda kullanılan hallaç pamuğu gibi atılma yöntemi, MEB'de daha değişik bir şekilde uygulanmaktadır. Bu gidişat, işleri şirazeden çıkarır, işleri çığrından çıkarır, işlerin suyunu ve çivisini çıkarır... Bir noktadan sonra kol kırılır yen içinde kalır telkinine hiç kimse kulak vermeyecektir ve gemileri yakma pahasına sendikaların da kazan kaldırma eylemlerine girişeceğinin kaçınılmaz olacağını öngörüyorum. Gidişatın, kısa-orta ve uzun vadedeki öngörülerinden hareketle, gerekli adımların bir an evvel atılıp, eğitim kurumu yöneticilerinin hallaç pamuğu gibi atılmasının önüne bariyerler çekilmelidir... Yoksa, özellikle içinde bulunduğumuz dönemde, fırsatçıların, rantçıların çıkarları uğruna MİLLİ EĞİTİM kadrolarını peşkeşe yeltenmesi de su götürmezdir.

Gidişatın bu yöne evrilmesi için MEB çıkardığı söz konusu yönetmelik hükmünü adil ve eşitlikçi bir şekilde uygulamak üzere var gücüyle uğraşvermelidir... Yönetmeliğin adil ve eşitlikçi bir biçimde uygulanması önünde engel olabilecek milletvekillerine, sivil toplum kuruluşlarına ve eğitim sendikalarına gerekirse ültimatom verilmelidir. Herkes, adil ve eşitlikçi bir tutum takınıp kendine çekidüzen vermelidir... Yoksa, yönetmelik hükümleri fırsatçıların ve rantçıların emelleri uğruna delik deşik edilmiş olunur... Unutulmamalıdır ki, söz konusu yönetmeliğe dayanak olan yasa çıkar çıkmaz üye devşirmek için bunu istismar eden ‘al müdürlüğü ver üyelik formunu...' anlayışına karşı gerekli barikatlar kurulmalıdır. Yoksa, eğitim camiası, yöneticilerin haksız ve hukuksuz atama ve yer değiştirme işlemlerine göz yumulmasına, gözleri fal taşı açık bir şekilde tepki verir ki, bu eğitim tarihinin şaibeli sayfalarına yazılır ve unutulmaz...

HAKSIZLIKLARI, HUKUKSUZLUKLARI

ÇIKARILAN YASALAR, YÖNETMELİKLER TEMİZE ÇIKARABİLİR...

HATTA; SUÇU SUÇ OLMAKTAN BİLE ÇIKARABİLİR ÇIKARILANLAR...

BELKİ DE, PARALEL DİYE BAĞLANAN HUKUKTA AKLAR...

AMA GEL GÖR Kİ ,

VİCDANLAR BUNUN AZABINI HEP YAŞARLAR, BU AZAP İLE MÜEBBET HAPSE MAHKUM OLURLAR...

Saygılarımla...

Yahya ASLAN

kamuajans.com/

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber