Bu haber kez okundu.

Dikkat! Dershaneler okula, okullar dershaneye dönüşüyor!

Dershaneler okula dönüşüyor konusu daha yeni gündem hâline geldi. Oysa bir seneden beri yazdığım yazılarla kamuoyunun dikkatini çekmeye çalıştığım çok hayati bir sorun bu.

Dershanelerin sadece kapatılması çözüm değil. Okula dönüşümleri de kâğıt üstünde olduğu gibi ve göründüğü kadar kolay değil! Henüz hazır olunmayan onlarca sorunu da beraberinde getirecek. Söylüyoruz ama kervan yolda dizilir mantığı maalesef ağır basıyor.


Bu bir kültür meselesi, önce bozup sonra çözüm bulmaya çalışılıyor.


Sınavlar olduğu sürece ve bunlara hazırlanmak gerçeği bulunduğu sürece iyi niyetli de olsa yapılan girişimleri çok iyi sorgulamak gerekir.


Hastaya verilen ilaç gibi yan etkileri hesaba katmak akıl ve alışkanlık meselesi. Al ilacı, iyileştiğini düşünürken başka bir yerden farklı bir rahatsızlıkla tanış, sonra onun için de başka bir ilaç ara! Bunun adı kolaycılıktan başka bir şey değil.


Çözüm sistemin kendisinde. Bütüncül bakmadıktan ve asıl sorunlarla yüzleşmedikten sonra böylesine büyük bir konu çözümlenemez. Kısa vadeli ve geçici uygulamalar beraberinde başka sorunları da getirecektir.


Okullarda, eğitim ve öğretim birlikte yapılır. Öncelik eğitimdir çünkü içerisinde birçok disiplin bulunur ve gelişme çağındaki insan için bunlar tüm yaşamını ilgilendiren konulardır. Öğrenci, öğrenmeye hazır hâle getirildikten sonra öğrenme süreci başlar. Bu süreçte öğrencilerin yaratıcılıklarını ve meraklarını ortaya çıkartmaları için birçok etkinlik, araştırma, gezi, tartışma, yazı çalışması, münazara, yarışma ve ders yapılır. Tüm bu süreci dört seçeneğe indirgeyerek en iyi soruları sorsanız bile sorunları ÇÖZEMEZSİNİZ!


Dershaneler, okulda belirli disiplinleri almış, öğrenmeyi tam veya kısmen gerçekleştirmiş öğrencilerin, alt yapıları üzerine en kısa zamanda yaptıkları tekrarlar ve sınav odaklı test çalışmaları ile değer katmaya çalışırlar.


Bu süreçlerinde, sınavları teorik yapmadıkları için öğrencilerin yaptıkları hataları okumazlar. Değerlendirmeler, testlerin optik okuyuculardan geçirilerek sadece doğru ve yanlış üzerinden bakılarak grafiklerle raporlanması ile anlaşılmaya çalışılır. Elbette bunun için yeterli zaman olmadığı söylemi de anlayışla karşılanır veya daha doğru bir deyişle bugüne kadar böyle karşılanmıştır. Ancak iş o kadar kolay değildir, okullarda öğretmenler, sınavları okuduktan sonra bunları öğrencilere dağıtarak bir de bunların üzerinde tekrar değerlendirme yaparlar. Zaman onlar için de değerlidir ancak bunu yapmazlarsa işin “eğitim” kısmının eksik olacağını bilirler ve bir şekilde buna zaman ayırırlar.


Ortalık toz duman!


Dershaneler okula dönüşüyor! Hangi alışkanlıklar, deneyim ve altyapıyla?


Bilmem ne kadar yıldan beri bu işi en iyi yaptıkları söylemleriyle okulculuğu da en iyi yapacaklarını iddia ediyorlar! UMARIM!


Okullar da dershane olma-olmama ikilemini yaşayarak dershanelerin yaptıklarını yapma çabasında. Herkeste bir telaş! Ya öğrenciler dönüşen okullara giderse ne olur?


Devlet okulları için pek sorun yok gibi çünkü devlet zaten yükünü hafifletmeye çalıştığı için onlara hesap soracak kimse yok gibi…


Özel okullarda ise durum biraz daha farklı çünkü öğrenci kaybı tolere edilecek bir şey değil. Kaçışın engellenmesi için talebin karşılanmasına çalışılıyor. Talep? Sınavlara hazırlık yapılması… “Bir taşla iki kuş vurmak” isteyen velilerin beklentilerine cevap vermek…


Dershanelerle anlaşarak, işi yani hafta sonu kurslarını bunlara ihale ederek çözüm üreten okulların olduğunu duyduk. Bu, onlar için en kolay yol ancak süreç içerisinde ne kadar çok sorun çıkacağından haberleri yok. İlk önce şunu hatırlatmak isterim ki okullarda, öğrencilerle bırakın ders yapmayı, etkinlik bile yapmak için Millî Eğitim Bakanlığından izin almak gerekir. Yani ders yapacak öğretmen kim olursa olsun onunla sözleşme yapılmalı, prosedür yerine getirilmeli ve ders ücretli de olsa yasal dayanaklar oluşturulmalıdır. Bunlar yapılmadan, öyle “Birileri ile anlaştık, işi ihale ettik.”, “Bizim adımıza yapacaklar.” demekle olmuyor.


Bir başka yöntem de okulların kadrolarını genişleterek veya düzenleyerek dershane deneyimli öğretmenlere görev vermeleri olabilir. Bu, şu an için çözümdür. Ancak bu konuya da dikkat çekmekte yarar var çünkü okullarda eğitim-öğretim arasında denge olmalıdır! Yani farkında olmadan dershaneye dönüşen okul olunabilir ki işte bu en tehlikelisidir.


Özet:


Kullandığımız eşyaları tamir döneminden kullan at dönemine geldik. Pazar filesinden ve bez torbalardan, petrolden yapılan kullan at poşetlere sahip olduk. İşimizi gördük ama israfı, yok etmeyi, aidiyeti ve değer bilmeyi unuttuk!


En kısa yolları öğrendik, yüzlerce testi en kısa zamanda çözdük, “en iyi” okullara girdik ama yeteneklerimizin neler olduğunu asla öğrenemedik. Hangi mesleğin bizim için en iyisi olduğunu bilemedik. Sonra ya okulları terk ettik ya da başka mesleklere yöneldik. Binlerce kişiden oluşan diplomalı mutsuzlar ordusu yarattık.


Buraya kadar olan kısım zaten yanlıştı. Buna direnen birkaç okul vardı, şimdi bu okulları da bozarak eğitimi hiçe sayarak en büyük yanlış yapılacak!


Çözüm:


Veliler eğitimden asla vazgeçmemeli! Okul diplomasının ileriki hayatta önemli olduğu unutulmamalı.


Öğrenciler, yeteneklerini ortaya çıkartacak, eğitim öğretimi dengeli yapan okullara yönelmeli!


Okullar, dershane olmamalı!


Dershaneler, kalıcı olmak istiyorlarsa okulculuğu öğrenmeye çalışmalı!


Bakanlık, tüm süreci masaya yatırmalı, “eğitimden” vazgeçilecek uygulamalara izin vermemelidir!

 

 

Kaynak:  Ömer ORHAN - Okul Müdürü- egitimajansi.com

 


BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber