Bu haber kez okundu.

Dershaneye ihtiyaç yoksa okullarda neden kurs açılıyor?

BURCU ÖZTÜRK-ZAMAN Sektör temsilcileri, “Eğer dershaneler ihtiyaç değilse, neden okullarda kurs veriliyor. Madem ihtiyaçsa niye kapatıyorsunuz?” diye soruyor. Özel Dershaneler Birliği (Öz-De-Bir), Güven Dershane Sahipleri Derneği (Güven-Der) ve Türkiye Özel Okullar Birliği önceki akşam Point Otel Barbaros’ta dershanelerin son dönemdeki durumunu değerlendiren bir basın toplantısı düzenledi. Öz-De-Bir Başkanı Faruk Köprülü, Güven-Der Başkan Yardımcısı Eyyüp Kılcı ve Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği EşBaşkanı Cem Gülan’ın katılımı ile gerçekleşen toplantıda Öz-De-Bir Başkanı Faruk Köprülü, dershaneler için Anayasa Mahkemesi’nin olumlu kararını beklediklerini söyledi. Dönüşüme inanmadıklarını ifade eden Köprülü, bunun başından beri planlı ilerleyen bir kapatma girişimi olduğunu belirtti. Köprülü, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın verdiği son rakamla dönüşüm için başvuran dershane sayısının 225 olduğunu belirterek, ilginin azlığına dikkat çekti. Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği EşBaşkanı Cem Gülan da yapılan son düzenlemelerle özel okulların sıkıyönetim altına alındığını dile getirerek, “1983 yılından 2014 yılına kadar hiç kimse özel okullara böyle haksızlık yapmadı.” diye konuştu. Önceki akşam gerçekleşen basın toplantısında konuşan Öz-De-Bir Başkanı Faruk Köprülü, dershanelere olan ihtiyacın azaltılmadan kapatmanın doğru olmadığını vurguladı. Köprülü, Anayasa Mahkemesi’nden müjdeli kararı beklediklerini ifade etti. Bakanlığın, halk eğitim merkezleri bünyesinde takviye kurs açma çalışmaları ile ilgili de şunları söyledi: “Eğer dershaneler bir ihtiyaç değilse neden okullarda ve halk eğitim merkezlerinde çalışmalar yapıyorsunuz? Madem ihtiyaçsa niye kapatıyorsunuz?” Güven-Der Başkan Yardımcısı Eyyüp Kılcı da yapılan düzenlemelerin sadece dershaneleri değil, tüm özel öğretim kurumlarını zarara uğratacağını belirtti. Yeni düzenleme ile bahçesiz dershane binalarına ilkokul 1. ve 2. sınıf öğrencilerinin alınamayacağını söyleyen Kılcı, dershanelerin sadece ortaokul ve lise 3 ve 4. sınıflarının her birinden kontenjanın yüzde 30’u öğrenci alabileceğini kaydetti. 400 kontenjanlı bir dershanenin özel okula dönüşümünde ikili öğretim yaptığında bile en fazla 480 öğrenci alabileceğini ifade eden Kılcı, bu sayının okulun maddi açıdan ayakta durabilmesi için yeterli olmayacağını söyledi. Dershaneler dönüştüğünde ilk geçecek öğrenciler, imkânı olan özel okul öğrencileri olacağını dile getiren Kılcı şöyle devam etti: “Böylece özel ortaokul ve liselerin 3 ve 4. sınıflarından yaklaşık 200 bin öğrenci ayrılma riski taşıyor. Ortalaması 10 bin TL üzerinde 200 bin öğrenciyi kaybetmenin, devletin özel okullara boş kontenjanı için 3 bin 500 TL’den 100 bin öğrenci vermesi ile kazanç elde edilemeyecek.” Yine etüt eğitim merkezlerindeki 12 yaş sınırını hatırlatan Kılcı, “Bu merkezlerden 12 yaş üstü 27 bin öğrenci ilişkisini kesmek zorunda kalacak.” dedi. Türkiye Özel Okullar Birliği EşBaşkanı Cem Gülan da özel öğretim yönetmeliğinde yapılan değişikliklerin özel okulları yok etme noktasına getireceğine dikkat çekti. Gülan, “Dönüşen dershanelere arsa, ucuz kredi, bu binalarda 4 sene daha devam etme avantajlarının hiçbirine bir şey demedik. Çünkü bu insanların işi elinden gidiyordu. Ama bunların yanında bu okullara sanki diğer okullar yan okulmuş gibi ‘temel lise’ adının verilmesi, ikili öğretime izin verilmesi ve bir nevi 4 yıl boyunca diploma verme gücünü haiz dershane eğitimini okul gibi yapmalarına fırsat verilmesi mevcut özel okulculuğu çok ciddi anlamda zorlayacak.” diye konuştu. Eğitimde, 1980 darbe yönetmeliğine dönüldü Yeni yönetmeliğin 80’lerdeki darbe zihniyetinin hazırladığı yönetmeliğe benzediğini dile getiren Cem Gülan, “Örneğin, Anadolu liselerinin mevcudu bu yıl 45-50’yi bulacak. Ama özel okullar için sınıf kontenjanı bir gecede 30’dan 24’e düşürülüyor. Bunu hiçbir şekilde açıklamanın imkânı yok.” cümlelerini kullandı. Bu haliyle ‘özel okullarda ölen ölsün, kalan da benim istediğim şartlarda çalışsın’ mantığında bir yönetmelik çıkarıldığını ekleyerek, “Kaç saat ders yapacağıma, neyi nasıl anlatacağıma devlet karar verecek. Müdürümü, öğretmenimi devlet atayacak. Bunlara ne kadar maaş vereceğime karışmıyor ama saatlerime karışıyor. Kendi öğrencime takviye ders vermek istediğimde ücretsiz bile olsa valilikten izin almam gerektiğini söylüyor. O zaman lavaboya giderken de izin alalım. Böyle özel okulculuk olmaz.” ifadelerini kullandı.

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber